ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yapay zekâ yatırımlarının finansal sistem için büyük bir risk oluşturduğu görüşüne karşı çıktı. Teknoloji şirketlerinin değerlemeleri ve borçla finanse edilen veri merkezleri tartışılırken gelen açıklama, yatırımcıları ikiye bölen soruyu yeniden gündeme taşıdı.
Murat Ali Oral 22 Ekim 2026 07:15 22 Ekim 2026 07:22 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yapay zekâ yatırımlarında oluşabilecek bir balonun finansal sistemi tehdit edeceği yönündeki endişelere katılmadığını belirtti. New York'ta 21 Ekim'de düzenlenen ve dünyanın önde gelen yatırımcılarını bir araya getiren kapalı toplantıda konuşan Bessent, yapay zekâ sektöründeki büyümeyi 2000'li yılların başındaki internet balonuyla karşılaştırmanın doğru olmadığı görüşünü savundu. Açıklama, teknoloji şirketlerinin yüksek piyasa değerleri ve veri merkezi yatırımlarında artan borçlanmanın finans çevrelerinde giderek daha fazla tartışıldığı bir dönemde geldi.
Bessent'in değerlendirmeleri, JPMorgan Chase ile yoksullukla mücadele kuruluşu Robin Hood tarafından düzenlenen yıllık yatırımcı konferansında yapıldı. Basına kapalı gerçekleştirilen toplantıda büyük fon yöneticileri, finans kuruluşlarının üst düzey temsilcileri ve yatırımcılar yer aldı. Amerikan Hazine Bakanı'nın bu ortamda yapay zekânın uzun vadeli ekonomik potansiyeline dikkat çekmesi, sektörün geleceğine ilişkin iyimserlikle finansman riskleri arasındaki tartışmayı yeniden öne çıkardı.
İnternet balonuyla karşılaştırmaya itiraz etti
Bessent, Bridgewater Associates Üst Yöneticisi Nir Bar Dea ile gerçekleştirdiği yaklaşık yarım saatlik görüşmede, yapay zekâ yatırımlarının finansal sistem açısından büyük bir sorun oluşturacağı düşüncesine karşı çıktı. Toplantıya katılan kişilerin aktardığına göre Hazine Bakanı, günümüzdeki yapay zekâ şirketlerini internet balonunun simgelerinden Pets.com ile aynı kategoride değerlendirmenin yanlış olduğunu savundu. Böylece sektörün yüksek değerlemelerine yönelik eleştirilerle teknolojinin ekonomik potansiyelinin birbirinden ayrılması gerektiğine işaret etti.
1990'lı yılların sonlarında internet şirketlerine yönelen yoğun yatırım, birçok işletmenin sürdürülebilir gelir elde edemeden yüksek piyasa değerlerine ulaşmasına neden olmuştu. Teknoloji hisselerinde 2000 yılında başlayan sert düşüş, çok sayıda internet şirketinin piyasadan silinmesiyle sonuçlanmıştı. Ancak internetin ekonomide yarattığı dönüşüm devam etmiş ve ayakta kalan şirketlerin bir bölümü sonraki yıllarda dünyanın en değerli işletmeleri arasına girmişti.
Bugünkü yapay zekâ tartışmasında da benzer bir ayrım öne çıkıyor. Teknolojinin verimlilik, üretim ve hizmet sektörlerinde önemli değişiklikler yaratabileceği geniş ölçüde kabul edilirken, bu dönüşümün şirketlere ne kadar gelir sağlayacağı konusunda belirsizlik sürüyor. Yatırımcıların üzerinde durduğu temel sorun, teknolojiye yönelik beklentilerin gerçek ekonomik kazançlardan daha hızlı büyüyüp büyümediği.
Bessent, yapay zekâya büyük miktarda yatırım yapan kişilerin önemli bir bölümünün sektörün uzun vadeli geleceğine inandığını da vurguladı. Buna karşılık yapay zekâ şirketleri ile veri merkezi işletmecilerinin teknolojinin sıradan Amerikalılara nasıl fayda sağlayacağını yeterince iyi anlatamadığını belirtti. Bu değerlendirme, sektörün yalnızca finansal performansını değil, kamuoyundaki kabulünü de güçlendirmesi gerektiğine işaret ediyor.
Veri merkezlerindeki borçlanma risk yaratıyor
Yapay zekâ yatırımlarına yönelik endişelerin merkezinde, teknolojinin geliştirilmesi için ihtiyaç duyulan büyük veri merkezlerinin finansmanı bulunuyor. Gelişmiş işlemciler, elektrik altyapısı, soğutma sistemleri ve veri depolama kapasitesi için milyarlarca dolarlık harcama gerekiyor. Şirketlerin bir bölümü bu yatırımları güçlü nakit akışlarıyla karşılarken, özellikle yeni veri merkezi işletmecilerinin borçlanmaya daha fazla bağımlı olması finansal risk tartışmasını büyütüyor.
Yapay zekâ alanında faaliyet gösteren bazı işletmeler, gelirlerinin önemli bölümünü büyük teknoloji şirketleriyle yaptıkları uzun vadeli sözleşmelere dayandırıyor. Veri merkezlerinde kullanılan işlemciler ise yüksek maliyetli varlıklar olmasına rağmen teknolojik gelişmeler nedeniyle görece kısa sürede değer kaybedebiliyor. Beklenen talep gerçekleşmediğinde veya finansman maliyetleri yükseldiğinde, bu iş modelinin sürdürülebilirliği sorgulanabiliyor.
Uluslararası finans kuruluşları da yapay zekâ yatırımlarının finansman yapısını yakından izliyor. Uluslararası Ödemeler Bankası'nın ekim ayı başında yayımladığı değerlendirmede, yapay zekâ yatırımlarının giderek daha yoğunlaşmış ve yeterince şeffaf olmayan finansman yapıları üzerinden gerçekleştirildiğine dikkat çekildi. Bankacılık sistemi dışındaki kredi kuruluşlarının ve birbirleriyle bağlantılı yatırım araçlarının büyümesi, olası bir değer kaybının etkilerinin daha geniş finansal kesimlere yayılabileceği endişesini artırıyor.
Bununla birlikte bir sektörde şirket değerlemelerinin aşırı yükselmesi, tek başına finansal sistem çapında kriz yaşanacağı anlamına gelmiyor. Böyle bir krizin ortaya çıkması için şirket zararlarının bankalara, fonlara ve diğer finans kuruluşlarına geniş ölçekte yayılması gerekiyor. Bessent'in değerlendirmesi de yapay zekâ hisselerinin hiç düşmeyeceği yönünde bir güvence olarak değil, mevcut gelişmelerin finansal sistem açısından büyük bir tehdit oluşturmadığına ilişkin görüşü olarak öne çıkıyor.
Piyasalarda ise daha temkinli değerlendirmeler yapılıyor. Büyük fon yöneticilerinin bir bölümü, yapay zekânın uzun vadede ekonomiyi dönüştüreceğini kabul ederken teknoloji hisselerinde aşırı fiyatlamalar oluşabileceği uyarısında bulunuyor. Citadel'in kurucusu Ken Griffin'in yapay zekâ yatırımlarında balon niteliği taşıyan alanlar bulunduğuna dikkat çekmesi, aynı teknolojiye ilişkin iyimserlikle değerleme endişelerinin birlikte var olabildiğini gösteriyor.
Kapalı toplantı finans dünyasında tartışma yarattı
Bessent'in açıklamalarının içeriği kadar bunları yaptığı toplantının niteliği de tartışma konusu oldu. JPMorgan Chase ve Robin Hood tarafından düzenlenen konferansın biletleri yüksek tutarlardan satılırken, etkinliğe gazetecilerin katılmasına ve konuşmaların kaydedilmesine izin verilmedi. Programda yalnızca Bessent değil, Stanley Druckenmiller ve Steven Cohen gibi büyük fon yöneticileri de yer aldı.
Etkinliği düzenleyen kuruluş, toplantının yatırımcıların görüş alışverişinde bulunduğu ve elde edilen gelirlerin New York'taki yoksullukla mücadele çalışmalarına aktarıldığı bir organizasyon olduğunu belirtiyor. Konferansın on dört yıllık geçmişinde bu amaçla yaklaşık 72 milyon dolar toplandığı bildiriliyor. Bununla birlikte görevdeki bir Hazine Bakanı'nın piyasaları etkileyebilecek değerlendirmelerini basına kapalı bir toplantıda paylaşması, bilginin yatırımcılar arasında eşit dağılıp dağılmadığına ilişkin soruları gündeme getiriyor.
Bessent'in selefi Janet Yellen da maliye politikası ve finans piyasalarıyla ilgili konuşmalarında gazetecilerin bulunmasına özen gösterdiğini belirtti. Yellen'ın yaklaşımı, kamu görevlilerinin piyasalarda önem taşıyan değerlendirmelerinin yalnızca belirli yatırımcı gruplarına ulaşmaması gerektiği düşüncesine dayanıyor. Bununla birlikte Amerikan Hazine Bakanlarının özel toplantılarda piyasa katılımcılarıyla görüşmesini genel olarak yasaklayan bir düzenleme bulunmuyor.
ABD Hazine Bakanlığı ise Bessent'in toplantıda kamuoyuna daha önce açıklanmamış önemli bir bilgi paylaşmadığını savundu. Bakanlık, Hazine Bakanı'nın finans piyasalarındaki deneyimine dikkat çekerek görüşmede dile getirilen değerlendirmelerin daha önce kamuya açık biçimde de ifade edildiğini bildirdi. Böylece tartışma, açıklamanın ekonomik içeriğinin yanı sıra kamusal görevde bulunan kişilerin yatırımcılarla iletişiminde şeffaflık konusuna da uzandı.
Yapay zekâ yatırımlarının geleceği açısından bundan sonraki belirleyici unsur, şirketlerin artan harcamalarını sürdürülebilir gelir ve kârlılığa dönüştürüp dönüştüremeyeceği olacak. Veri merkezlerine yönelik finansman talebinin büyümesi, yatırımcıların yalnızca teknoloji hisselerinin değerlemelerini değil, bu projelere kredi sağlayan kuruluşların taşıdığı riskleri de izlemesini gerektiriyor. Türkiye dahil gelişmekte olan piyasalar açısından ise ABD teknoloji hisselerinde yaşanabilecek sert fiyat hareketleri, küresel risk iştahı ve uluslararası fon akımları üzerinden önem taşıyor.
Bessent'in açıklamaları, Amerikan yönetiminin yapay zekâ yatırımlarına ilişkin iyimser yaklaşımını yansıtıyor. Ancak bu iyimserlik, sektördeki bütün şirketlerin yüksek değerlemelerini koruyacağı veya borçla finanse edilen projelerde zarar yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Yapay zekânın ekonomik potansiyeli ile bu potansiyele ulaşmak için üstlenilen finansal riskler, yatırımcıların önündeki iki ayrı değerlendirme konusu olmaya devam ediyor.
Kaynak: HABER MERKEZİ
New York borsası ABD
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.