22 Ekim 2026, Perşembe · 02:13 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Uyum politikaları, Türk sanayisinin global rekabette önünün açacaktır

İMES OSB ile EKONOMİ Gazetesi iş birliğinde düzenlenen 6. Ekonomi Zirvesi'nde, "Jeopolitik Dönüşüm Çağında Türkiye Sanayisinin Geleceği" teması kapsamında sanayicilerin rekabet gücü, ihracatın geleceği ve küresel ticaret…

YAYINLAMA 22 Ekim 2026 00:00

GÜNCELLEME 22 Ekim 2026 00:45

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın.

Takip Et

ADEM ADIGÜZEL / KOCAELİ

İMES Organize Sanayi Bölgesi tarafından, Ekonomi Gazetesi iş birliğiyle düzenlenen 6. Ekonomi Zirvesi 2026, “Jeopolitik Dönüşüm Çağında Türkiye Sanayisinin Geleceği” temasıyla gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü EKONOMİ Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın üstlendiği etkinlikte; EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürü Tarık Sönmez konuşmacı olarak yer aldı. Zirvede, artan maliyetler, Çin rekabeti, Avrupa Birliği’nin yeni ticaret düzenlemeleri ve Türkiye’nin hizmet ihracatındaki potansiyeli değerlendirildi. Sanayicilerin küresel rekabet koşullarında karşılaştığı sorunların yanı sıra üretim, ihracat ve lojistik alanlarında atılması gereken adımlar da gündeme geldi.

Zirve’nin açılışında konuşan İMES OSB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tokkan, “İMES Organize Sanayi Bölgemizde 371 işletme ve fabrikada 23 bin 500 kişi istihdam ediliyor. Yıllık ihracatımız 1,7 milyar dolara ulaşıyor. Bölgemizde 40’a yakın yabancı firma ve savunma sanayisine doğrudan çalışan yaklaşık 37 firmamız bulunuyor. Yüzde 100 doluluk oranına ulaşan bölgemizin ilave alanı için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dört-beş kilometre kuzeyde, 770 dönümlük alanda altyapısını tamamladığımız ilave sanayi bölgesinde arsaları üyelerimize teslim ettik. Burada fabrikaların kurulmasıyla en az 5 bin kişilik yeni istihdam oluşacak. Bu tablo, İMES OSB’deki sanayicilerimizin Türkiye ekonomisine katkısını açıkça ortaya koyuyor” dedi.

Mükemmeliyet Merkezi’nin sanayicilere sunduğu imkânlara da değinen Tokkan, “Merkezimizden yalnızca bölgemizdeki sanayiciler değil, Türkiye’nin 48 ilinden gelen işletmeler de yararlanıyor. Burası, klasik bir örnek fabrikanın sunduğu imkânların çok ötesinde bir yapıya sahip. CNC tezgâhlarından testere makinelerine, ölçüm ve test ekipmanlarından yazılımlara kadar pek çok donanımımız bulunuyor. Sanayicilerimize hem eğitim veriyor hem de kendi işleyişini sürdürebilen örnek bir mükemmeliyet merkezi modeli sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

“Made in Europe Türk üreticisine engel oluşturmamalı”

Kocaeli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, sanayicilerin kur baskısı ve uluslararası rekabet nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini belirterek, “Sanayiciler olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz. Ana sorunlarımızdan biri, Türk lirasının değerli olması nedeniyle ihracatta ve üretimde yaşadığımız sıkıntılar. Bu konuyu hükümet yetkilileriyle de paylaşıyoruz. Türkiye olarak önemli sorunlarla karşı karşıyayız ve işimiz hiç kolay değil” şeklinde konuştu.

Avrupa Birliği’nin “Made in Europe” yaklaşımının Türk üreticileri açısından yeni engeller oluşturabileceğine dikkat çeken Zeytinoğlu, “Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 1996’dan bu yana Gümrük Birliği var. İhracatımızın yüzde 42’si Avrupa Birliği’ne gidiyor ve bu pazar bizim için çok önemli. Buna rağmen Türk üretiminin büyük bir bölümünün ‘Made in Europe’ uygulaması nedeniyle ek bir engelle karşılaşması kabul edilebilir değil. Ticaret Bakanımız bu konuda önemli çabalar gösteriyor. Önümüzdeki günlerde bu engeli de kaldırmış oluruz” diye konuştu.

Çin’in ihracatçılarına sağladığı desteklerin rekabet koşullarını zorlaştırdığını ifade eden Zeytinoğlu, “Çin ihracatçılarına yüzde 34 oranında destek uyguluyor. Bu koşullarda işletmelerimizin Çin rekabetiyle baş etmesi mümkün değil. İstanbul Sanayi Odası ve Kocaeli Sanayi Odası olarak bu konuda bir çalışma başlattık. Yaptığımız hesaplamalara göre Çin, yaklaşık 20 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 4,4’ünü ihracatçılarına sübvansiyon olarak veriyor. Bu olağanüstü bir rakam. Büyüklüğünü anlatmak gerekirse söz konusu tutar, Türkiye’nin 2020 yılındaki gayrisafi yurt içi hasılasına denk geliyor. Sanayiciler olarak bu tabloyu dikkate alarak hareket etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Jeopolitik gelişmeler sanayinin geleceğini etkiliyor”

Bu yılki zirvenin “Jeopolitik Dönüşüm Çağında Türkiye Sanayisinin Geleceği” mottosuyla düzenlendiğini belirterek, sanayicilerin gündeminde kur ve faiz gibi ekonomik başlıkların yanı sıra jeopolitik gelişmelerin de yer alması gerektiğini söyleyen İMES OSB Bölge Müdürü Onur Kesici, “Daha önce yeşil dönüşüm ve dijitalleşme gibi konuları ele aldık, jeopolitik gelişmelere ilişkin programlar da gerçekleştirdik. Bu yıl ise ‘Jeopolitik Dönüşüm Çağında Türkiye Sanayisinin Geleceği’ başlığını belirledik. Sanayicilerimizle bir araya geldiğimizde kur ve faiz gibi konular sıkça gündeme geliyor. Ancak dikkat çekmek istediğimiz farklı bir alan var; o da jeopolitik gelişmelerin sanayimize ve ticaretimize etkisi” dedi.

Karadeniz’de ticari gemilerin karşı karşıya kaldığı güvenlik risklerine dikkat çeken Kesici, “Karadeniz’de bir ay içerisinde Türk bayraklı 45 geminin bulunduğu ve bu gemilerin saldırılara maruz kaldığı bir süreçten söz ediyoruz. Saldırıların kim tarafından gerçekleştirildiği konusunda da belirsizlikler yaşanıyor. Ukrayna ve Rusya, Türkiye için önemli pazarlar. Sanayicilerimiz bu bölgelere ciddi ihracat yapıyor. Dolayısıyla bölgede yaşanan gelişmeler yalnızca siyasi ve askeri açıdan değil, ticaretin güvenliği ve sanayimizin geleceği açısından da önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Sanayinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde sürdürülebilir üretimin önemine de değinen Kesici, “Yeşil OSB anlayışını sanayinin geleceği açısından önemli bir dönüşüm olarak görüyoruz. Enerji tüketiminin azaltılması, kaynakların verimli kullanılması, sera gazı emisyonlarının düşürülmesi, yenilenebilir enerji uygulamaları ve atık yönetimi gibi alanlarda çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız, üretim faaliyetlerimizi sürdürürken çevresel etkileri en aza indiren bir sanayi yapısını güçlendirmek” şeklinde konuştu.

Yeşil OSB yaklaşımının üretim süreçlerinin yanı sıra sanayi bölgelerinin altyapı ve yönetim anlayışını da kapsadığına dikkat çeken Kesici, “Sürdürülebilir sanayi için çevreye duyarlı uygulamaların üretimin ayrılmaz bir parçası hâline gelmesi gerekiyor. Kaynak verimliliğini artıran, doğal kaynakları koruyan ve çevresel etkileri azaltan çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz. Sanayinin rekabet gücünü korurken gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzu da yerine getirmeyi önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Hizmet ihracatı açığın kapanmasına katkı sağlıyor”

“Jeopolitik Dönüşüm Çağında Türkiye Sanayisinin Geleceği” başlıklı panelde konuşan Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürü Tarık Sönmez, Türkiye’nin ekonomik büyüklüğüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sönmez, “Milli gelirimiz son dönemde ciddi bir atılım sağladı. Geldiğimiz noktada 1,7 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasılaya ve 18 bin doların üzerinde kişi başına milli gelire ulaştık. Türkiye, 24 çeyrektir kesintisiz büyüyen bir ülke konumunda. 2020-2025 dönemindeki yıllık ortalama büyümemiz de yüzde 5,35 seviyesinde gerçekleşti” dedi.

Mal ihracatının yanı sıra hizmet ihracatının da Türkiye’nin dış ticaret dengesi açısından kritik bir yere sahip olduğunu ifade eden Sönmez, 2025 yılında hizmet ihracatının 124,9 milyar dolar olarak gerçekleştiğini kaydetti. Mal ticaretinde verilen açığın hizmet ihracatından elde edilen fazla sayesinde önemli ölçüde karşılandığını belirten Sönmez, “Geçen yıl mal ihracatımız yaklaşık 272 milyar dolar, ithalatımız ise 340 milyar dolar seviyesindeydi. Böylece 70 milyar doların üzerinde bir dış ticaret açığı ortaya çıktı. Hizmet ihracatından elde edilen yaklaşık 63 milyar dolarlık fazla, bu açığın yaklaşık yüzde 90’ının karşılanmasını sağladı” diye konuştu.

Türkiye’nin hizmet ihracatında turizm, lojistik, fuarcılık, iş hizmetleri, bilişim ve yazılım, sağlık turizmi, eğitim, kültür ve eğlence hizmetleri ile yurt dışı müteahhitlik sektörlerinin önemli bir yer tuttuğunu dile getiren Sönmez, bu alanların uluslararası pazarlarda daha etkin hâle gelmesi için Ticaret Bakanlığı olarak çeşitli destekler sunduklarını söyledi.

“Lojistik ihracatı 42,5 milyar dolara ulaştı”

Lojistiğin yalnızca başlı başına bir hizmet sektörü olmadığını, mal ihracatının rekabet gücünü de doğrudan etkilediğini belirten Sönmez, sektörün Türkiye’nin dış ticareti açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı. Sönmez, “2002 yılında 2,7 milyar dolar olan lojistik ihracatımız bugün 42,5 milyar dolar seviyesine ulaştı. Lojistik, hizmet sektörleri içerisinde en fazla gelir sağlayan ikinci sektör olmasının yanında diğer sektörleri de kesen ve mal ihracatında önemli rol oynayan bir alan” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin uluslararası taşımacılıkta süreyi ve maliyetleri azaltmaya yönelik koridor çalışmalarına da değinen Sönmez, Orta Koridor’un Çin’den başlayarak Orta Asya, Hazar Denizi, Güney Kafkasya ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan stratejik bir doğu-batı güzergâhı olduğunu belirtti. Bu hatta taşımacılık süresinin 15 güne indirilmesinin hedeflendiğini aktaran Sönmez, sınır geçişleri, liman hizmetleri ve demir yolu bağlantılarının eşgüdümlü çalışmasının önemine işaret etti. Kalkınma Yolu ve Zengezur koridorlarına yönelik çalışmaların da Türkiye’nin ticaret bağlantılarını geliştirme hedefi kapsamında sürdürüldüğünü kaydetti.

“Kocaeli’nin ihracatında lojistik altyapısı belirleyici”

Sönmez, kentin yıllık mal ihracatının yaklaşık 35-36 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu söyledi. Sanayi ve üretim altyapısının yanı sıra limanlarıyla da önemli bir ticaret merkezi olan Kocaeli’nin hizmet ihracatında gelişme fırsatlarına sahip olduğunu belirten Sönmez, kentin lojistik, taşımacılık ve sağlık turizmi alanlarında daha fazla uluslararası gelir elde edebileceğine dikkat çekti. Sönmez, “İzmit Körfezi’nde yer alan limanlar, güçlü sanayi ve üretim altyapımızın dünya pazarlarıyla bağlantı kurması açısından önemli. Kocaeli’nin lojistik ve taşımacılık altyapısı zaten mevcut. Ancak bu alanların daha da geliştirilmesi gerekiyor. Altyapının iyi işlemesi, ihracatın tam kapasiteyle yapılabilmesi açısından belirleyici” diye konuştu.

Kocaeli’de 48 sağlık tesisinin bulunduğunu da aktaran Sönmez, bu tesislerin uluslararası hastalara yönelik hizmetlerinin geliştirilmesinin sağlık turizmi gelirlerini artırabileceğini ifade etti. Kentin sanayi gücünün hizmet sektörleriyle desteklenmesinin, uluslararası ticaretteki konumunu daha da güçlendirebileceğini kaydetti.

“Hizmet ihracatına da 12 milyar TL destek söz konusu”

Sönmez, “Mal ve hizmet ihracatına yönelik destekleri Ticaret Bakanlığı olarak biz veriyoruz. Bu yıl mal ihracatına 33 milyar TL, hizmet ihracatına da 12 milyar TL olmak üzere toplam 45 milyar TL, yaklaşık 1 milyar dolarlık destek söz konusu” dedi. Hizmet ihracatına yönelik 12 milyar TL’lik desteğin 11,2 milyar TL’sinin ödendiğini, kalan 800 milyon TL için sürecin devam ettiğini kaydeden Sönmez, mal ihracatında ise 26-27 milyar TL’lik ödemenin gerçekleştirildiğini ifade etti.

Türkiye’nin ihracat performansının değerlendirilmesinde hizmet ihracatının da hesaba katılması gerektiğini vurgulayan Sönmez, 2023 yılı için belirlenen 500 milyar dolarlık ihracat hedefi üzerinden yapılan eleştirilerin mal ihracatıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Sönmez, “Hizmet ihracatımız da var. Bugün yaklaşık 125 milyar dolarlık hizmet ihracatını da dikkate almak gerekiyor. Dünya mal ihracatından aldığımız pay yüzde 1,07, hizmet ihracatındaki payımız ise yüzde 1,29 seviyesinde” ifadelerini kullandı.

“Türk gemileri için güvenli güzergâh üzerinde çalışıyoruz”

Rusya ve Ukrayna arasında Karadeniz üzerinden gerçekleştirilen deniz taşımacılığının güvenliğini sağlamak amacıyla Türkiye’nin ilgili bakanlıkları arasında görüşmeler yürütüldüğünü belirten Tarık Sönmez, Türk sahipli ve Türk işletmeciliğindeki gemiler için güvenli sefer güzergâhı oluşturulması üzerinde çalışıldığını söyledi. Sönmez, “Dışişleri Bakanlığımız, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız ile Ticaret Bakanlığımız arasında ortak toplantılar yapıldı. Türk sahipli ve Türk işletmeciliğindeki gemilerin güvenli bir güzergâhta sefer yapması ve bu gemilere müdahale edilmemesi amaçlanıyor. Çünkü bu gemiler ağırlıklı olarak yaş meyve, sebze ve diğer gıda ürünleri gibi insani amaçlı yükler taşıyor” dedi.

Sönmez, “Trabzon ve Samsun limanlarından Rusya’nın Novorossiysk ve Tuapse limanlarına yapılan taşımacılığa ilişkin bir mutabakat metni taslağı üzerinde çalışıyoruz. Düzenlemenin hem Türk sahipli hem de Türk bayraklı gemileri kapsaması planlanıyor. Süreç, iki ülkeyle yürüttüğümüz görüşmeler çerçevesinde devam ediyor. Ancak Rusya ve Ukrayna’nın Türkiye’yi kendi taraflarına yakınlaştırmaya yönelik adımları, süreci zaman zaman zorlaştırıyor” şeklinde konuştu.

“AB’nin karbon düzenlemesi 8 milyar euroluk ihracatı ilgilendiriyor”

Avrupa Birliği’nde karbon emisyonu takibine ilişkin düzenlemenin kapsamının genişletilmesinin Türkiye’nin ihracatı açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirten EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, “Başlangıçta alüminyum ve demir-çelik başta olmak üzere imalat sanayisinde 180 ürün için öngörülen karbon ayak izi ve emisyon takibinin kapsamı, Avrupa Parlamentosu’ndaki oylamanın ardından 457 ürüne çıkarıldı. Bu düzenleme, Türkiye açısından yaklaşık 8 milyar euroluk ihracatı ilgilendiriyor. Dolayısıyla kapsamın genişlemesi, ihracatçılarımızın önünde yeni bir uyum süreci ve maliyet başlığı oluşturuyor” dedi.

Avrupa Birliği içinde düzenlemenin kapsamı konusunda farklı yaklaşımlar bulunduğuna işaret eden Güldağ, “Fransa, teşviklerin ve üretim odaklı uygulamaların Avrupa Birliği ülkeleriyle sınırlı tutulmasını savunurken Almanya, Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Japonya ve Kanada gibi güvenilir ticari ortakların da bu sürece dahil edilmesini istiyor. Bu noktada Avrupa Birliği içinde bir görüş ayrılığı yaşanıyor. Ancak kapsamın 457 ürüne kadar genişletilmesi, Türkiye’nin ihracatı açısından konunun önemini artırıyor. Bu nedenle düzenlemenin nasıl uygulanacağı ve Türk ihracatçısına etkilerinin ne olacağı yakından takip edilmeli” ifadelerini kullandı.

“Lojistikteki sorunlar ihracat için ciddi risk oluşturuyor”

Türkiye’nin sanayi ürünlerinin güvenli ve kesintisiz biçimde pazarlara ulaştırılmasının üretim kadar önemli olduğunu belirten Güldağ, “Lojistik, sanayi ürünlerimizin güvenli şekilde hedef pazarlara ulaşması açısından kritik öneme sahip. Ancak bugün şoförlerimiz Romanya’da sınır dışı edilme sorunlarıyla karşılaşıyor. 180 günlük süre içinde 91’inci güne gelindiğinde sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalınabiliyor” dedi.

Güldağ, “Organize sanayi bölgelerimiz Türkiye’nin üretim gücünü taşıyan temel yapılardan biri. Ülkemizde 68 binin üzerinde fabrika ve milyonlarca kişiye ulaşan bir istihdam gücü bulunuyor. Bu potansiyelin ortak bir stratejiyle birleştirilmesi gerekiyor. Üretimden lojistiğe, ihracattan insan kaynağına kadar bütün unsurları kapsayan bir yol haritası oluşturulmalı. Türkiye sanayisinin geleceğinin daha güvenli olması için bu gücü ortak bir stratejiye dönüştürmemiz gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“İhracatta güçlenmek için işletmeler birleşmeli”

Sanayideki istihdam kaybının ciddi boyutlara ulaştığını belirten Güldağ, “Türkiye’de 480 bin imalat sanayi işletmesi bulunuyor ve bunların 418 bini mikro ölçekli, yani 1 ila 9 kişi arasında istihdam sağlayan işletmeler. Yaklaşık 45 bin küçük işletmenin yıllık ortalama cirosu 2 milyon dolar, 12 bin orta ölçekli işletmenin 12 milyon dolar, 2 bin 500 büyük firmanın ise 160 milyon dolar seviyesinde. Bu tablo, sanayimizin büyük ölçüde küçük işletmelerden oluştuğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.

Mobilya sektörünün de benzer bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Güldağ, “Türkiye’de yaklaşık 49 bin 800 mobilya şirketi var. Beş yıl önce 28 bin civarında olan firma sayısı bugün 50 bine yaklaştı ve bunların yaklaşık 45 bini mikro ölçekli işletmelerden oluşuyor. Sektörün toplam ihracatı 5,2 milyar dolar seviyesinde. Mobilya ithalatı da son beş yılda 600 milyon dolardan 1,4 milyar dolara yükseldi. Irak, sektörün en önemli pazarlarından biri. Geçen yıl yaklaşık 6 bin 700 firma Irak’a toplam 700 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Çok sayıda küçük işletmeye sahip olmak tek başına yeterli değil. Bu işletmelerin ölçeklerini büyütmesi, güçlerini birleştirmesi ve ortak hareket edebilecek yapılar oluşturması gerekiyor. İhracatta kalıcı başarı elde etmek ve küresel rekabette güçlenmek için işletmelerimizi bir araya getirecek modeller üzerinde durmalıyız” diye konuştu.

“Savunma sanayisinin gelişmesi Türkiye’nin üretim kapasitesini ihracata taşıyabilir”

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Türkiye açısından ekonomik ve ticari sonuçlarına değinen Güldağ, bölgede güvenlik koridorlarının oluşturulmasının ticaretin gelişmesine katkı sağlayabileceğini belirterek, “Türkiye, savaşın yaşandığı bölgelerde güvenli ticaret koridorlarının oluşturulması için rol üstlenebilir. Güvenlik koridorları açıldıkça Türkiye ile ticaret de doğal olarak gelişiyor. Türkiye, çevresindeki ülkelerle ilişkilerini ticaret üzerinden kurduğunda bundan ekonomik olarak kazançlı çıkıyor. Bu nedenle sanayi üretim kabiliyetimizi korumamız ve geliştirmemiz büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.

Savaşların savunma sanayisine yönelik talebi artırdığına dikkat çeken Güldağ, Türkiye’nin üretim kapasitesinin bu süreçte önem kazandığını ifade etti. Güldağ, “Türkiye’nin savunma sanayi ihracatı bu yıl 10,5 milyar dolar seviyesinde ve bunun 3 milyar dolarlık bölümünü tek bir Türk firmasının satışları oluşturuyor. Dünya çelik üretiminin yüzde 58’ini Çin gerçekleştiriyor; Türkiye de önde gelen çelik üreticileri arasında yer alıyor. Savunma sanayisinin gelişmesi, Türkiye’nin mevcut sanayi altyapısının ihracata daha fazla katkı sunmasını sağlayabilir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Ekonomim
İlgili Haberler
Borsa E-ihracatta lojistiğin önemi ve fırsat alanı Ekonomim · 2 saat önce Borsa Beyaz eşyada artan birim fiyat, ihracatta gelir kaybını önleyemedi Ekonomim · 2 saat önce Borsa Küresel ticarette talep hangi alanlarda büyüyor? Ekonomim · 2 saat önce Borsa İplikte rekabeti verimlilik ve katma değer belirleyecek Dünya Gazetesi · 2 saat önce Borsa Lazika, yeşil çay kapasitesini üç katına çıkaracak yatırıma start verdi Ekonomim · 3 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.