İstanbul’da deprem riskine karşı hem hafiflik, hem de kentsel dönüşümün hızlanması için inşa edilecek konutların çelik olması gerektiğini savunan TUCSA Başkanı Selami Gürel, “Zemin yükü taşımakla yükümlü. Beton bina 1000 tonsa, çelik bina 500 ton” dedi. Gürel, çelik konutların, sanıldığının aksine maliyeti artırmayacağını, yapım maliyetinin betonla aynı olduğunu belirtti.
22 Ekim 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Hamide HANGÜL
Bilim insanları, fay hatlarına yakınlığıyla olası İstanbul depremine karşı uyarılarda bulunurken, geçtiğimiz günlerde İstanbul Maltepe’de 7 katlı binanın ilk üç katının çökmesi tüm dikkatleri yeniden, riskli yapı stokuna çevirdi. Bugün Türkiye’de her iki konuttan birinin dönüşümü İstanbul’da gerçekleştirilirken, bu çalışmaları hızlandırmak için hibe, kredi ve nakliye dahil toplam 1.8 milyon liralık devlet destekli ‘Yarısı Bizden’ kampanyasının süresi de 31 Aralık 2027 tarihine uzatıldı.
Zeminlerde yapı ağırlığı hesaplanmalı
Deprem güvenliği açısından zemin ve yük ağırlığının kritik önemde olduğuna işaret eden Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA) Başkanı Selami Gürel, zeminlerde yapı ağırlığının mühendislik hesaplarıyla ele alınması gerektiğinin altını çizdi. İstanbul’da deprem riskine karşı binalarda hafiflik ve kalite açısından konut inşası ve dönüşümün çelik yapılarla olması gerektiğini savunan Gürel, “Deprem riski varsa mutlaka çelik yapı... Deprem riski yoksa da çelik yapı. Çünkü betonarmeyi yapan işçi o imalatı yerinde, şantiyede yapıyor. Çelik konutlar ise modül yapı tekniğiyle fabrikada üretiliyor. Kalite açısından tartışılmaz” dedi.
Beton bin tonsa, çelik yarısı kadar
Geçmiş depremlerde yaşanan zemin ve sıvılaşma örneklerine de değinen Gürel, çelik yapıların aynı zamanda beton yapılara kıyasla daha hafif olduğuna işaret ederek, “Zemin, yükü taşımakla yükümlü. Zemin zayıfsa buraya koyacağın binanın da hafif olmasını sağlamalısın. Beton 1000 tonsa, çelik bina 500 ton, yani yarısı. Bunda inat etmenin anlamı var mı? diye sordu. Gürel, yapı türünün belirlenmesinde jeologların, zemin mühendislerinin, mimarların ve inşaat mühendislerinin birlikte çalışması gerektiğinin altını çizdi.
Asla maliyet yükselmez
Kentsel dönüşümde çelik konutlarla ilerlenmesi durumunda bunun ev fiyatlarını artırıp artırmayacağına yönelik bir soru üzerine Gürel, “Maliyet asla yükselmeyecek” diye yanıt verdi. Ev fiyatlarında arsa payının etkili olduğuna işaret eden Gürel, “Üst yapıda maliyet değişmez. Çelik de olsa beton da olsa değişmez. Hep 1.250 dolar. Ancak betonda güvenlik riski var” yorumunu yaptı. Gürel, arsa payının bazı yerlerde yüzde 70 olduğunu ifade etti.
TUCSA Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, Türkiye’nin, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinde yer almasına ve dünyanın önemli çelik üreticilerinden biri olmasına rağmen, yapı stokundaki çelik payının hâlâ yüzde 3–5 seviyelerine sıkıştığını söyledi. Bu payı artırmak istediklerini söyleyen Şimşek, “Türkiye’de yapı stokunda çeliğin payını önümüzdeki beş yılda en az yüzde 15’e çıkarmayı hedefliyoruz” dedi. Kentsel dönüşümü yalnızca mevcut yapı stokunun yenilenmesi olarak değil, Türkiye’nin üretim gücünü, mühendislik birikimini ve sanayi kapasitesini harekete geçirecek stratejik bir dönüşüm fırsatı olarak ele alınması gerektiğini dile getiren Şimşek, “Yapı üretimini şantiyelerden modern fabrikalara taşıyıp, modüler çelik ve yapısal çelik sistemlerini yaygınlaştırarak şantiye süresini üçte bire indirebiliriz. ‘Yapı fabrikaları’ yaklaşımıyla, kentsel dönüşümü hızlandırmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Çelik üretiminde Türkiye Avrupa ikincisi
Türkiye, 2025’te 38,1 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın 7’nci, Avrupa’nın 2’nci üreticisi konumunda. TUCSA üyelerinin yıllık çelik konstrüksiyon kapasitesi ise yaklaşık 750 bin ton. Yıllık ihracatı da yaklaşık 450 bin tonlarda. TUCSA’dan edinilen bilgilere göre, yapısal çelik, yapılarda yaklaşık yüzde 5–10 net alan kazanımı sağlayabiliyor.
Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.