21 Ekim 2026, Çarşamba · 19:04 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

İsrail'de etnik ayrışma, Netanyahu ve seçimlerin bölgesel etkileri

İsrail'de 27 Ekim 2026 tarihinde yapılması öngörülen seçimler, yalnızca İsrail’in siyasi geleceği açısından değil, 7 Ekim 2023'te başlayan Aksa Tufanı sürecinin ortaya çıkardığı askerî, toplumsal ve siyasal sonuçlar bakı…

Hamas'ın 7 Ekim sabahı başlattığı Aksa Tufanı operasyonu, İsrail'in 1917 ve sonrasında 1948’den bu yana Yahudi toplumu için inşa etmeye çalıştığı ve yıllar içerisinde neredeyse tartışılmaz bir söyleme dönüştürdüğü "güvenli yurt" anlayışını derinden sarstı.

Güçlü bir orduya, gelişmiş istihbarat kapasitesine ve ileri teknolojiye dayalı güvenlik sistemlerine sahip olmanın mutlak güvenliği sağlayacağı yönündeki kabul, 7 Ekim'de yaşanan gelişmelerle ciddi biçimde sarsıldı ve değişti.

Bu süreç, İsrail toplumunda yalnızca askerî ve istihbarî kurumların yeterliliğine ilişkin bir tartışma doğurmakla kalmamış; aynı zamanda devletin kendi vatandaşlarını koruma kapasitesine ve siyasi yönetimin sorumluluğuna yönelik kapsamlı bir güven krizini de ortaya çıkarmıştır. İşgal edilmiş toprakların Yahudiler için dünyanın en güvenli toprakları olduğu yönündeki tarihsel Siyonist iddia, Aksa Tufanı sonrasında sorgulanır hâle geldi.

İsrail, kurulduğu günden bu yana dünyadaki tüm Yahudileri İsrail’e taşımanın çeşitli yollarını arıyor. Bunun için hem psikolojik kampanyalar hem de reklam kampanyaları yürütüyor. 7 Ekim 2023 sonrasında İsrail'in karşı karşıya kaldığı güvenlik krizinin önemli yansımalarından biri de ülkeden yurt dışına göç hareketliliğindeki artış olmuştur. Öyle ki işgal edilmiş toprakları terk eden işgalci sayısındaki ciddi artışlar, tersine göç mü yaşanıyor sorusunu gündeme getirmiştir. İsrail’in resmî rakamlarına göre 50 bin civarında olan bu göç, çeşitli araştırmalarda 700 bine kadar ulaşmıştır.

Öte yandan, 7 Ekim Aksa Tufanı sonrasında Siyonist İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü soykırım, kitlesel yerinden edilmeler ve ağır insani yıkım nedeniyle uluslararası kamuoyunda büyük tepkilere neden olmuştur. Gazze’de başlayan ve sonrasında tüm bölgelere yayılan insani felaket, İsrail'in uluslararası alandaki meşruiyetine ilişkin tartışmaları büyütürken, ülkenin diplomatik ilişkileri ve küresel kamuoyundaki konumu üzerinde de ciddi baskılar oluşturmuştur.

Böylece Siyonist İsrail, birbirini besleyen iki temel krizle karşı karşıya kalmıştır:•

• İçeride güvenlik algısının çökmesi,
• Dışarıda ise askerî politikalarının ve uluslararası meşruiyetinin sorgulanması.

Bu iki krizin gölgesinde gerçekleştirilecek seçimler, sadece kimin iktidara geleceğini belirleyen geleneksel bir demokratik seçim olmanın ötesinde, oy kullanacak kitlenin 7 Ekim sonrasında ortaya çıkan güvenlik, kimlik ve gelecek sorunlarına nasıl bir siyasi cevap vereceğini ve etki edeceğini gösterecektir.

İsrail, kuruluşundan bu yana yalnızca Filistinlilere yönelik soykırımcı politikalarıyla değil, kendi toplumsal yapısında varlığını sürdüren etnik ve kültürel ayrışmalarla da dikkat çekmektedir. Kendini Yahudi ulus devleti olarak tanımlayan ırkçı İsrail'de, Avrupa kökenli Aşkenaz Yahudileri ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika kökenli Mizrahi ve Sefarad Yahudileri arasındaki tarihsel farklılıklar, siyasi ve toplumsal güç ilişkilerinin şekillenmesini de sağlamıştır.

1948 yılında İsrail'in işgal ettiği topraklarda devlet olarak ilan edilmesiyle birlikte siyasi, askerî ve bürokratik yapılanmasında Aşkenaz kökenli Yahudilerin belirgin bir etkisi oluşmuştur. Başbakanlık makamının tarihsel olarak Aşkenaz kökenli siyasetçilerin elinde bulunması, bu güç dağılımının en dikkat çekici unsurlarından biridir. Bununla birlikte, zaman içerisinde Mizrahi Yahudilerinin özellikle sağ partilerde artan siyasi etkinliği, İsrail siyasetindeki etnik dengelerin daha karmaşık bir yapıya dönüşmesine ve İsrail içerisindeki ayrışmaların derinleşmesine neden olmuştur.

27 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilecek seçimlere bu tarihsel arka plan üzerinden bakıldığında, Binyamin Netanyahu'nun yeniden iktidara gelmesi ihtimalini değerlendirmek için yalnızca yapılan anketlere odaklanmak yeterli değildir. Netanyahu'nun siyasi tecrübesi, Likud'un örgütlü seçmen tabanı, dinî ve milliyetçi partilerle kurduğu ittifaklar ve savaş merkezli siyasi söylemi, seçim sürecinin belirleyici unsurları arasında yer almaktadır.

Netanyahu'nun Aşkenaz kökeni, İsrail'in tarihsel siyasi unsurlarıyla ilişkisi bakımından önem taşımakla birlikte, asıl dikkat çekici unsur farklı toplumsal kesimleri aynı siyasi ittifak içerisinde bir araya getirebilmesidir. Özellikle Mizrahi seçmenler arasında tarihsel olarak destek bulan Likud hareketi, Aşkenaz kökenli bir liderin farklı Yahudi topluluklarının siyasi desteğini kazanabildiği bir örnek oluşturmaktadır.

Netanyahu açısından bir diğer önemli unsur ise ABD Başkanı Donald Trump ile geliştirdiği siyasi ilişkilerdir. Washington yönetiminin Biden ile başlayıp Trump ile devam eden diplomatik ve askerî desteği, Netanyahu'nun dış politika söyleminde ve eylemlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Bununla birlikte, ABD’nin İsrail’e sunduğu bu desteğin İsrail seçmenlerinin seçim tercihleri üzerinde ne ölçüde etkili olacağı ayrı bir değerlendirme konusudur.

Siyonist inanca göre hareket ettiğini her seferinde öne süren Netanyahu, gireceği bu seçimlerde de güçlü görünen adaylar arasında. Kaybetmesi durumunda yargılanma, ceza alma gibi ihtimalleri de göz önünde bulunduran Netanyahu, seçimlerde 1. çıkmak için tüm kozlarını oynuyor. Son olarak Trump ile yaptığı telefon görüşmesini de paylaşan Netanyahu, İsrail’de anketler öyle söylemese de seçimlerin galibi olacağına emin gibi duruyor.

İsrail’de başbakanın kim olduğunun Filistin meselesine bakışı değiştirmeyeceği gerçeğini unutmadan yapılacak bu seçimlerin bölgede yeni bir süreci başlatacağı aşikâr.

Bu nedenle seçimlerin asıl önemi, sandıktan çıkacak isim kadar, İsrail'in 7 Ekim sonrasında içine girdiği siyasi ve güvenlik krizinden sonra bölgenin yeni dönemde nasıl şekilleneceği ile de ilintilidir.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

Hakkında daha ayrıntılı: İsrailbinyamin netanyahuisrail seçimleriSelim Akduman

DAHA FAZLA HABER OKU

TÜRKİYE'DEN SESLER

Mesut Değer Annem yoksa şimdi büyüdüm…

TÜRKİYE'DEN SESLER

Hatice Keltek Cennetin Doğusu: İnsan geçmişinden başka biri olabilir mi?

TÜRKİYE'DEN SESLER

Sare Şanlı Bir güzel adam… Dayım Cevat Özkaya

TÜRKİYE'DEN SESLER

Hasan Kanaatlı İslam'ın müthiş daveti: "Düşünme/tefekkür"

İlgili Haberler
Makroekonomi Merkez Bankası faizi düşürecek mi? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Ses ürünleri pazarında yeni iş birliği CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi ABD’nin faiz faturası 1 trilyon doları aştı: Borç yükü büyüyor CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi 1261 gün kuralı | Emeklilikte son 7 yıla dikkat! Maaşınızı bu kural belirleyebilir CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Cevdet Yılmaz’dan 2027 bütçesi sunumu: Ekonomide dikkat çeken hedefler CNN Türk Ekonomi · az önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.