21 Ekim 2026, Çarşamba · 09:47 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Hukukun meşruiyeti ve ekonominin güveni

Hukukun meşruiyeti ve ekonominin güveni

Ukrayna’nın Roma Statüsü’ne taraf olmadan 11 yıl önce, Statü’nün 12/3 maddesi uyarınca “özel amaçlı beyan” vermiştir. Beyanında; 20.02.2014 tarihinden başlayarak suç işlendiğini iddia etmiştir. Bu beyan; suçların bitiş tarihini belirtmeden ucu açık bırakıldığı için 24 Şubat 2022’de başlayan ve hala devam eden Rusya-Ukrayna sert güç sürecini de kapsamaktadır.

UCM de zamansal yargı yetkisinin kapsamını, Ukrayna’nın statüye taraf olmasından 11 yıl önceki olaylara ve bugüne hatta neredeyse sonsuza kadar uzatmıştır.

Rusya tutuklama kararına karşı ve kararı veren makamın yetkililerine karşı diplomatik hamle geliştirmiştir. 08.10.2026 tarihinde Japonya’dan UCM Başkanı Tomoko Akane ve 8 mahkeme yetkilisinin iadesini talep etmiştir. Japonya da ertesi gün sert protestolarla Rusya’ya karşılık vermiştir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) son yıllarda verdiği ve küresel ölçekte tartışma yaratan kararlar, ilk bakışta yalnızca ceza hukuku veya uluslararası ilişkiler alanını ilgilendiriyormuş gibi görünmektedir.

Uluslararası yargı yetkisinin öngörülemez hâle gelmesi hukuki riskleri artırır; artan hukuki risk zamanla ülke riskine dönüşür ve yatırımcı davranışlarını doğrudan etkileyerek sermaye akımlarını, yatırım kararlarını ve ekonomik büyümeyi şekillendirir.

Oysa hukuk ile ekonomi arasındaki bağ teorik değil, ölçülebilir bir politika ve diplomasi meselesidir Türkiye açısından mesele, küresel güç merkezleri arasındaki rekabeti seyretmek veya bir bloktan diğerine yönelmek veya uluslararası hukukun etkisizleştirilmesi meselesi olmamalıdır.

Hukukun meşruiyeti ile ekonominin güveni arasındaki bağ, devletlerin kurallara bağlılığı, kurumların tutarlılığı ve yatırımcıların geleceği öngörebilme kapasitesiyle şekillenir. Uluslararası hukuk üzerinden yapılan tartışmalar ve güç dengeleri karşısında ülkemizin hukuki, diplomatik ve ekonomik dayanıklılığı artırılmalıdır. Hem bürokrasinin hem özel sektör ve yatırımcıların karşılaşabileceği riskleri yönetebilecek bütüncül bir kapasite oluşturmalıdır.

Bu kapasite ulusal kapasite planlaması kapasitesidir.

Hukuki öngörülebilirlik, ekonomik istikrarı, enerji güvenliğini ve diplomatik hareket alanını güçlendirmektedir. Bu nedenle; uluslararası hukukta yetki, usul güvenceleri ve hesap verebilirlik tartışmalarını sona erdirecek, tutarlı ilkeli duruş önemlidir.

Egemen eşitlik ilkesini merkeze alan, dış politika ve diplomasi hamleleriyle güçlenen, ekonomik stratejiler ve yatırım güvenliğini artıran, sözleşme ve mülkiyet haklarını güçlendiren, kurumsal istikrarı yükselten reformlarla kapasite artırılabilir.

Türkiye'nin küresel belirsizliklerden kazanç sağlamasının ön koşulu, dışarıdaki güven krizini içerideki kurumsal güveni güçlendirmek için bir fırsata dönüştürmesidir. Sermayenin yön değiştirmesini beklemek değil; hukuki öngörülebilirliği, sözleşme güvenliğini ve kurumsal istikrarı güçlendirerek sermayenin kalıcı adreslerinden biri hâline gelmesidir.

Türkiye'nin gerçek stratejik özerkliği, farklı güç merkezleriyle aynı anda ilişki kurabilmesidir. Ayrıca bu ilişkileri öngörülebilir hukuk düzeni ve güvenilir kurumlarla destekleyebilmesine de bağlıdır.

Tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dünyada Türkiye; Avrupa pazarına erişimini, üretim altyapısını, limanlarını, demir yolu bağlantılarını ve gümrük kapasitesini birleştirerek yalnızca bir geçiş ülkesi değil, güvenilir bir üretim ve dağıtım merkezi olabilir.

Türkiye, enerji geçiş hatlarını ve depolama kapasitesini bölgesel finansman, ticaret sigortası ve tahkim hizmetleriyle birleştirebildiği ölçüde, jeopolitik konumunu ekonomik katma değere dönüştürebilir.

Alternatif ödeme sistemleri ve yerel para birimleriyle ticaret arayışları Türkiye için tek bir finansal bloğa yönelme çağrısı değil; dış ticaretin dayanıklılığını artıracak seçenekleri, maliyetleri ve riskleri birlikte değerlendirme gereğidir.

Türkiye'nin hedefi; uluslararası hukukta öngörülebilirliği savunan, dış politikada stratejik özerkliğini güçlendiren, ekonomide ise hukuki güvenlik ve kurumsal istikrar sayesinde yatırım çekme kapasitesini artıran bütünleşik bir devlet politikası oluşturmaktır.

İlgili Haberler
Makroekonomi EPDK’dan teminat usul ve esaslarında değişiklik: Vadesi geçen borçlara yeni düzenleme Sabah Ekonomi · 21 dk önce Makroekonomi Yunanistan krizini unutun! Avrupa’yı bekleyen daha büyük tehlike ne? Sözcü Ekonomi · 22 dk önce Makroekonomi İngiltere'de enflasyon hızlandıkça hızlanıyor: Son 11 ayın zirvesi CNBC-e · 22 dk önce Makroekonomi Fransa'da 3 bin işletme zarar gördü: Sigorta şirketleri hasarı hesaplayamıyor CNBC-e · 23 dk önce Makroekonomi Altın fiyatları güne düşüşle başladı: Gram, çeyrek ve Cumhuriyet altını bugün ne kadar oldu? Güncel altın fiyatları 21 Ekim 2026 Çarşamba... Cumhuriyet Ekonomi · 23 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.