YAYINLAMA 20 Ekim 2026 11:24
GÜNCELLEME 20 Ekim 2026 11:32
Küresel piyasalardaki son gelişmeleri ele alan Dr. Sarak, S&P 500 endeksinin 53 seans boyunca %1’den fazla değer kaybetmeyerek Ocak 2020’den bu yana en uzun sakin dönemini geçirdiğini ifade etti. Bu serinin %1,1’lik düşüşle sona erdiğini ve devamında da geri çekilmelerin görüldüğünü belirten Dr. Sarak, piyasa sigorta primi olarak tanımlanan VIX (korku) endeksindeki pozisyonların 2024 yazındaki seviyelere yaklaştığını vurguladı. Bu durumun, yatırımcıların dışarıdan sakin görünen piyasada olası bir fırtınaya karşı şemsiye açıp önlem almaya başladığını gösterdiğini söyledi.
Yapay zeka bir balon mu?
Piyasadaki endişelerin merkezinde yer alan yapay zeka ve "balon" tartışmalarına açıklık getiren Dr. Sarak, balon kavramını bir varlık fiyatının ürettiği değerden koparak yalnızca yükseliş inancıyla beslenmesi şeklinde tanımladı. Tarihsel ortalamaların üzerindeki değerlemeler, yükselişin kısıtlı sayıda şirkette toplanması ve yatırımların borçla finanse edilmesi gibi belirtilerin kısmen yapay zeka tarafında görüldüğünü kaydetti. S&P 500’ün yaklaşık beşte birinin üç şirketten oluştuğunu ve finansmanda borç payının arttığını dile getiren Dr. Sarak, buna karşın şirket karlarında da güçlü büyümeler yaşandığını, bu nedenle mevcut tablonun 2000 yılındaki dot-com balonundan farklılaştığını ve doğrudan bir ‘balon’ iddiasında bulunulamayacağını aktardı.
Geçmiş veriler ne söylüyor?
1950 yılından bu yana S&P 500’deki benzer 53 seanslık sakin dönemlerin ardından piyasanın nasıl tepki verdiğini inceleyen Dr. Sarak, sakinliğin bitmesinin ardından ilk ayın genellikle zayıf geçtiğini belirtti. Tarihsel olarak incelenen yaklaşık 50 dönemin yalnızca üçte birinde endeksin ilk ay sonunda yükseldiğini, üç aylık süreçte ise kazanımların yarı yarıya kaldığını bildirdi. Bir yıllık vadede vakaların üçte ikisinde piyasanın toparlandığını ekleyen Dr. Sarak, geçmiş örüntülerin önümüzdeki birkaç ayın piyasalar açısından daha dalgalı geçeceğine işaret ettiğini savundu.
Yapay zeka tartışmasında faiz ve borçlanma etkisi
Gelişmelerin yalnızca hisse senetleriyle sınırlı kalmadığını dile getiren Dr. Sarak, ABD’de yükselen uzun vadeli faizlere ve devletler ile teknoloji şirketlerinin aynı yatırımcı havuzundan borçlanma yarışına girdiğine dikkat çekti. Yapay zekanın halihazırda günlük hayatın ve üretimin bir parçası haline geldiğini belirten Dr. Sarak, asıl tartışılması gereken konunun ‘balonun yapay zeka mı, yoksa devletlerin son dönem ekonomileri mi olduğu’ sorusu olduğunu vurguladı. Dr. Sarak, enflasyon, faiz kararları ve küresel risklerle birlikte bu başlıkların bir süre daha gündemde kalmaya devam edeceğini ifade etti.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.