YAYINLAMA 20 Ekim 2026 10:46
GÜNCELLEME 20 Ekim 2026 10:50
İngiliz ekonomi dergisi The Economist, Türkiye'deki yatırım fonu krizini mercek altına aldığı analizinde, Borsa İstanbul'daki olağanüstü hisse yükselişlerinin ardından yaşanan çöküşe ve düzenleyici kurumların müdahalelerine dikkat çekti.
Dergi, 131 yatırım fonunun tasfiye sürecine alındığını, yaklaşık 18 milyar dolarlık varlığın ve en az 450 bin yatırımcının krizden etkilendiğini yazdı.
Türkiye'nin MSCI gelişen piyasalar kategorisindeki yerinin de risk altında olduğuna işaret eden analizde, piyasa güveninin yeniden tesis edilmesinin yalnızca fon yöneticilerine yönelik adli işlemlerle mümkün olmayabileceği vurgulandı.
Türkiye'de yatırım fonları etrafında büyüyen kriz uluslararası ekonomi basınının gündeminde. İngiliz ekonomi dergisi The Economist, “Türkiye'nin yatırım fonu fiyaskosu” başlıklı analizinde, bazı fon ve şirket hisselerinde yaşanan olağanüstü yükselişlerin ardından ortaya çıkan likidite sorunlarını, soruşturmaları ve yatırımcı güvenindeki bozulmayı ele aldı.
Dergi, “Ülke gelişen piyasa statüsünü kaybedebilir” alt başlığıyla yayımladığı değerlendirmede, krizin yalnızca yatırımcıların uğradığı kayıplarla sınırlı kalmadığını, Türkiye'nin uluslararası sermaye piyasalarındaki konumunu da tehdit edebileceğini belirtti.
Üç yılda yüzde 60 bin, 17 ayda yüzde 7 bin yükseliş
The Economist'in analizinde, krizin öncesinde bazı yatırım fonları ve şirket hisselerinde görülen sıra dışı fiyat hareketleri öne çıkarıldı.
Dergiye göre Tera'nın ana yatırım fonlarından biri yalnızca üç yılda yüzde 60 binin üzerinde getiri sağladı.
Destek Finans Faktoring'in hisseleri ise halka arzdan sonraki 17 ayda yaklaşık yüzde 7 bin yükseldi. Bu yükselişin ardından şirket, piyasa değeri bakımından Borsa İstanbul'un en büyük ikinci şirketi konumuna kadar ulaştı.
The Economist, bu büyüklükteki getirilerin sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretlerinin zamanla derinleştiğini ve fonlardan çıkmak isteyen yatırımcıların taleplerinin karşılanamamasıyla krizin görünür hale geldiğini aktardı.
İki günde borsadan 30 milyar dolar silindi
Analizde, bazı portföy yönetim şirketlerinin yatırımcıların nakde dönüş taleplerini karşılayamamasının ardından satış baskısının hızla büyüdüğü belirtildi.
BIST 100 endeksinin 16 Eylül'de yüzde 5'in üzerinde gerilediğini yazan The Economist, krizin yalnızca iki gün içinde borsanın toplam piyasa değerinden yaklaşık 30 milyar dolar sildiğini ifade etti.
Dergi, bazı şirketlerin yürüttüğü iddia edilen işlemlerin bir yetkili tarafından Ponzi benzeri yapılar olarak nitelendirildiğini de aktardı.
Bu ifadeler, söz konusu işlemlere yönelik iddia ve değerlendirmeleri yansıtıyor; ilgili kişi ve şirketler hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu anlamına gelmiyor.
131 fon, 18 milyar dolar ve 450 bin yatırımcı
The Economist'in dikkat çektiği en önemli verilerden biri, tasfiye sürecine alınan yatırım fonlarının büyüklüğü oldu.
Analize göre Türkiye'deki sermaye piyasası düzenleyicisi, toplam 131 yatırım fonunun tasfiyesine yönelik adım attı.
Dergi, söz konusu fonların toplam varlık büyüklüğünün yaklaşık 18 milyar dolar olduğunu ve en az 450 bin yatırımcının süreçten etkilendiğini yazdı.
Yatırımcıların, fon varlıklarının nakde dönüştürülmesi ve kendilerine ödeme yapılması için uzun süre beklemek zorunda kalabileceği, ayrıca varlık satışlarında oluşabilecek kayıplarla karşılaşabileceği belirtildi.
Haberde bazı finans sektörü yöneticilerinin piyasa dolandırıcılığı şüphesiyle gözaltına alındığı, bazı kişilerin mal varlıklarının ise dondurulduğu aktarıldı.
Fonların hisse fiyatlarını yükseltmek için kullanıldığı iddiası
The Economist, krizin aniden ortaya çıkmadığını ve geçmiş dönemde piyasa işlemlerine ilişkin çeşitli uyarılar yapıldığını vurguladı.
Analizde, bazı fonların işlem hacmi düşük hisseleri ve kendi grup şirketleriyle bağlantılı ortaklıkların paylarını satın alarak fiyatları yukarı taşıdığına ilişkin bulguların arttığı ifade edildi.
Derginin aktardığı iddialara göre hisse fiyatlarındaki yükseliş, fonların yüksek getiri açıklamasına ve yeni yatırımcı çekmesine imkân sağladı.
Ayrıca değerlenen hisselerin teminat gösterilerek yeni kaynak yaratılması ve bu kaynaklarla ilave alımlar yapılması da fiyat artışlarını besleyen mekanizmalardan biri olarak gösterildi.
Bu yapının, fiyatlar gerilemeye başladığında hem fonlar hem de yatırımcılar açısından ciddi likidite sorunları doğurduğu değerlendirildi.
SPK'nın müdahalesi satışları hızlandırdı
The Economist, Sermaye Piyasası Kurulu'nun ağustos ayının sonlarında bazı fonların belirli şirket hisselerinde aşırı yoğunlaşmasını önlemeye yönelik düzenlemeler getirdiğini hatırlattı.
Dergiye göre fon yöneticilerinin yeni kurallara uyum sağlamak amacıyla portföylerindeki hisseleri satmaya başlaması, fiyatlar üzerindeki baskıyı artırdı.
Düşüşün hızlanmasıyla yatırımcıların fonlardan çıkmak istediği, ancak artan nakit taleplerinin karşılanmasında sorunlar yaşandığı aktarıldı.
Analizde, düzenleyici kurumların daha erken harekete geçip geçemeyeceği sorusu da gündeme taşındı.
MSCI uyarısı: Türkiye statü kaybedebilir
The Economist, Türkiye'nin uluslararası yatırımcılar açısından konumunu etkileyebilecek en önemli risklerden birinin MSCI sınıflandırması olduğunu vurguladı.
Dergi, küresel endeks sağlayıcısı Morgan Stanley Capital International'ın (MSCI) haziran ayında yaptığı uyarıya dikkat çekti.
Analize göre MSCI, düzenleyici kurumların gerekli adımları atmaması halinde Türkiye'nin gelişen piyasalar kategorisinden sınır piyasalar kategorisine düşürülebileceği mesajını verdi.
Böyle bir değişiklik, gelişen piyasa endekslerini takip eden uluslararası yatırım fonlarının Türkiye'ye yönelik portföy tercihlerini etkileyebilir.
Ancak The Economist'in sözünü ettiği risk, Türkiye'nin piyasa statüsünün kesin olarak düşürüldüğü anlamına gelmiyor.
Mehmet Şimşek: Sistemik risk yok
Dergi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in piyasalardaki endişeleri yatıştırmaya yönelik açıklamalarına da yer verdi.
The Economist'in aktardığına göre Şimşek, 18 Eylül'de yaptığı değerlendirmede krizin kontrol altına alındığını belirtti ve olayların sınırlı sayıda sorunlu aktörden kaynaklandığını ifade etti.
Şimşek, finansal sistem açısından sistemik bir risk bulunmadığını vurguladı.
Analizde, yabancı yatırımcıların da krizin ekonominin geneline yayılacağı görüşünde olmadığına işaret edildi.
Varlık yönetim şirketi Aberdeen'de portföy yöneticisi olan Viktor Szabo, sorunun ekonominin bütününe yayılmadığını belirtti.
The Economist, Türk yatırımcıların borsadan çıkardıkları paranın önemli bölümünü dövize yöneltmek yerine yüksek faizli Türk lirası mevduat hesaplarında değerlendirmeye başladıklarını da yazdı.
Yabancı yatırımcılardan düzenleyici kurumlara güven eleştirisi
Analizde, Türkiye'nin uluslararası finans merkezi olma hedefinin fon krizi nedeniyle zarar gördüğü değerlendirmesine de yer verildi.
Dergi, son yıllarda İstanbul'un küresel finans merkezi olarak konumlandırılmasına yönelik hedeflerin öne çıkarıldığını hatırlattı.
Ancak yaşanan gelişmelerin, özellikle yabancı yatırımcıların Türkiye'deki sermaye piyasası düzenlemelerine duyduğu güven üzerinde olumsuz etki yarattığı belirtildi.
"Yalnızca fon yöneticilerini tutuklamak yeterli olmayabilir"
The Economist, krizin çözümü için yalnızca usulsüzlük şüphesi bulunan fon yöneticilerine yönelik adli işlemlerin yeterli olmayabileceği görüşünü aktardı.
Analizde, düzenleyici kurumların neden daha erken müdahalede bulunmadığının da araştırılması gerektiği belirtildi.
Bazı portföy yöneticilerinin siyasi çevrelerden koruma gördüğüne yönelik iddiaların da incelenmesi gerektiği savunuldu.
Dergi, bu iddialara ilişkin kapsamlı bir soruşturmanın gündemde görünmediğini öne sürdü.
Enflasyondan kaçan yatırımcılar borsada kayıpla karşılaştı
Analizin son bölümünde fon krizinin, Türkiye ekonomisindeki daha geniş sorunlarla bağlantılı olduğu görüşüne yer verildi.
The Economist, Türkiye'de enflasyonun 2022 yılında yüzde 80'i aştığını ve analizde ele alınan dönemde yıllık yaklaşık yüzde 30 seviyesinde seyrettiğini hatırlattı.
Dergiye göre yüksek enflasyon karşısında birikimlerinin değerini korumaya çalışan çok sayıda yatırımcı, yüksek getiri beklentisiyle hisse senetlerine ve yatırım fonlarına yöneldi.
Ancak özellikle yüksek oynaklığa sahip hisselerde yaşanan sert düşüşler, deneyimsiz yatırımcılar açısından ağır kayıplara neden oldu.
The Economist, analizini yüzde 7 bin gibi olağanüstü hisse yükselişlerinin yalnızca kazanç fırsatı olarak değil, aynı zamanda ciddi bir risk işareti olarak değerlendirilmesi gerektiği mesajıyla tamamladı.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.