Kapadokya Üniversitesi öncülüğünde düzenlenen 3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması’nda, teknolojinin ekonomik değere dönüştürülmesi, veri güvenliği ve iş gücünün dönüşümü masaya yatırıldı. Rektör Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, “Sorumluluk makineye devredilemez” derken, iş ve akademi dünyası Türkiye’nin yapay zekâ yol haritası için ortak öncelikleri tartıştı.
20 Ekim 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Hayati ARIGAN/ÜRGÜP
hayati.arigan@dunya.com
“Sorumluluk insanda kalmalı”
Yapay zekâ çağında veri güvenliğinin stratejik önem taşıdığına dikkat çeken Karasar, özellikle kritik alanlarda verilerin korunmasının öncelik olduğunu ifade etti. Teknolojinin birkaç büyük şirketin elinde yoğunlaşmasının ülkelere yeni sorumluluklar yüklediğini belirten Karasar, “Sonuçta bir makinenin analiz gücü ona verilen veriye dayanır. Bu verilerin korunması en önemli önceliklerden biri” dedi. Karasar, yapay zekânın etik ve insani boyutunun da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, “Sorumluluk makineye devredilemez. Her teknolojiyi kullananın bir sorumlusu vardır ve bu sorumlu mutlaka insan olmalıdır” diye konuştu.
“Yapay zekâ küçük yatırımlarla büyük kazanımlar sağlayabilir”
Kapadokya Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan ise yapay zekânın yalnızca geliştirilmesinin yeterli olmadığını, farklı ölçekteki işletmelerde kullanılabilir hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Üniversitede bilişim alanındaki bölümlerin Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri Fakültesi çatısı altında toplandığını belirten Aktan, lisans ve önlisans düzeyinde 17 teknoloji programıyla sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağının yetiştirildiğini ifade etti. Nevşehir Belediyesi ile teknoloji geliştirme bölgesi kurulmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıklayan Aktan, planlanan teknoparkın tarım teknolojileri, sürdürülebilir turizm ve sürdürülebilirlik teknolojilerine odaklanmasının öngörüldüğünü bildirdi. Aktan, “Yapay zekâ, çok küçük yatırımlarla çok önemli kazanımlar sağlanabilecek bir teknoloji” dedi.
Meslekler dönüşecek, roller değişecek
Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu da yapay zekânın meslekler üzerindeki etkisinin teknolojinin yayılma hızı nedeniyle daha fazla tartışıldığını belirtti. Yapay zekânın meslekleri tamamen ortadan kaldırmaktan çok iş yapış biçimlerini değiştireceğini dile getiren Karakullukçu, radyoloji örneği üzerinden hekimlerin yalnızca görüntü değerlendirmediğini, teşhis ve hasta iletişimi gibi farklı sorumluluklar üstlendiğini anlattı. 10 panelden oluşan programda Koç Holding, Eczacıbaşı Holding, Garanti BBVA, Pegasus, Yapı Kredi Teknoloji, Beko Global ve Migros Yemek temsilcileri, yapay zekânın iş süreçlerindeki uygulamalarını ve ölçeklenme sorunlarını ele aldı. Veri güvenliği, algoritmik şeffaflık, istihdamın dönüşümü ve girişimlerin küresel pazarlara açılması da gündemdeydi.
Yapay zekâda her kelimenin bir bedeli var
Türkiye Yapay Zekâ Platformu (AITR) temsilcisi Prof. Dr. Altan Çakır, yapay zekânın ekonomik değerini belirleyen altyapı ve maliyet unsurlarına dikkat çekti. Yapay zekâ sistemlerinin yalnızca dil modelleri ve uygulamalardan ibaret olmadığını vurgulayan Çakır, çiplerden bulut altyapısına, model eğitiminden kurumsal uygulamalara kadar uzanan teknolojik zincirin ciddi kaynak gerektirdiğini söyledi. Yapay zekâ altyapısını farklı katmanlardan oluşan bir yapı olarak ele alan Çakır, ilk aşamada işlem gücünü sağlayan silikon ve çip teknolojilerinin bulunduğunu belirtti. CPU, GPU ve TPU gibi işlemci türlerinin yapay zekâ sistemlerinin çalışması için temel oluşturduğunu ifade eden Çakır, bu donanımın üzerinde bulut altyapısının, ardından temel yapay zekâ modellerinin ve kurumsal uygulamaların yer aldığını anlattı. Her katmanın kendine özgü maliyetler doğurduğunu kaydeden Çakır, donanım yatırımlarının yanı sıra elektrik tüketimi, bulut kaynakları ve model eğitiminin de toplam maliyet içinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yapay zekâ geliştirmek isteyen şirketlerin yalnızca bir uygulama oluşturmanın maliyetini değil, bu uygulamayı çalıştıracak altyapıyı da hesaba katması gerektiğini vurguladı.
Girişimciye büyüme reçetesi: Hisseni koru, finansman bul
Garanti BBVA Girişimci Bankacılık Başkanı Selin Öz, teknoloji girişimlerinin pilot uygulamadan büyüme aşamasına geçerken finansman, insan kaynağı ve kurumsal satın alma süreçlerinde desteğe ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Girişimcilerin kendi hisselerini vermeden finansmana ulaşabilecekleri alternatif mekanizmaları artırmalıyız” dedi. Öz, girişimlerin kurulmasının büyütülmelerinden daha kolay olduğunu belirterek, özellikle pilot uygulamadan ticari ölçeklenmeye geçişte yaşanan finansman açığına dikkat çekti. Girişimlerin teknik açıdan başarılı bir pilot uygulama gerçekleştirmesinin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Öz, büyük kurumların satın alma süreçleri tamamlanana kadar geçen dönemde şirketlerin ciddi finansman ve insan kaynağı ihtiyacıyla karşılaştığını söyledi. Bu sürecin girişimler açısından kritik bir eşik olduğunu vurgulayan Öz, finansman desteğinin yalnızca kredi sağlamakla sınırlı kalmaması gerektiğini kaydetti.
Hisseleri devretmeden finansman
Girişimlerin büyüme aşamasında sıklıkla risk sermayesine yöneldiğini belirten Öz, kurucuların finansman sağlamak amacıyla şirket hisselerini devretmek zorunda kalabildiğini söyledi. Şirketlerin ilerleyen dönemde daha yüksek bir değerlemeye ulaşması halinde bu kararların yeniden değerlendirilebildiğine işaret eden Öz, alternatif finansman araçlarının önem kazandığını dile getirdi. Bu kapsamda, BBVA Grubu bünyesinde geliştirilen venture debt finance modeline dikkat çeken Öz, bu yöntemin girişimlerin hisselerini devretmeden borç finansmanına erişmesini amaçladığını belirtti.
Kurumlar girişimcilerle ortak çalışmalı
Yapay zekâ teknolojilerinin ekonomik değere dönüşmesinde kurumsal işbirliklerinin de belirleyici olduğunu vurgulayan Çakır, büyük şirketlerin teknoloji girişimleriyle daha yakın çalışması gerektiğini belirtti. Kurumların kendi ihtiyaçlarını girişimcilere doğru aktarabilmesi ve iki taraf arasında ortak bir çalışma dili oluşturulması gerektiğini ifade eden Çakır, bu amaçla özel ekipler kurulmasının önemine dikkat çekti. Çakır, girişimlerle kurumlar arasında kurulacak güçlü bağların hem başlangıç aşamasında hem de pilot uygulamaların ardından ticari ölçeklenme sürecinde kolaylaştırıcı rol oynayacağını belirtti.
Teknoparklarla iş birliği güçlenmeli
Türkiye’de teknopark sayısının 115’i aştığını ve bu yapılarda yaklaşık 14 bin teknoloji firmasının faaliyet gösterdiğini aktaran Çakır, girişimcilik ekosisteminin büyümesi için teknoparklarla işbirliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çakır, bankacılık hizmetlerinin yanı sıra teknoloji girişimleriyle geliştirilebilecek ortak çalışma modelleri üzerinde de durduklarını ifade etti. Çakır, kamu, üniversite, finans kuruluşları ve teknoloji şirketleri arasındaki işbirliğinin yapay zekâ alanındaki ekonomik potansiyelin değerlendirilmesine katkı sağlayacağını kaydetti.
Token maliyeti yeni hesap kalemi
Yapay zekâ ekonomisinde token maliyetinin giderek daha fazla önem kazandığını belirten Çakır, token kavramının sistemlerin işlediği metin ve diğer veri parçalarının kullanımını ölçmek için kullanılan birim olduğunu anlattı. Token tüketiminin kullanılan modele ve içeriğe göre değiştiğini ifade eden Çakır, yapay zekâ hizmetlerinin belirli kullanım limitleri üzerinden sunulabildiğini, bu limitlerin aşılması halinde ek ücretlerle karşılaşılabildiğini söyledi.
KGF desteğiyle teminat engeli aşılıyor
Garanti BBVA’nın Kredi Garanti Fonu (KGF) ile işbirliğine de değinen Öz, teknoloji girişimlerinin finansmana erişiminde teminat sorununun önemli engellerden biri olduğunu söyledi. Öz, KGF desteğiyle teknoparklarda faaliyet gösteren teknoloji girişimlerine 3 milyon TL’ye kadar, teknopark dışında faaliyet gösteren girişimlere ise 10 milyon TL’ye kadar teminat destekli kredi imkânı sunduklarını belirtti. Bu tür mekanizmaların girişimlerin büyüme aşamasındaki finansman açığını azaltabileceğini kaydeden Öz, bankaların yanı sıra diğer finansman sağlayıcılarının da ortak çözümler geliştirmesinin önemine işaret etti. Girişimcilerin şirketlerini büyütürken hukuki süreçlere ve finansal yönetime de odaklanmaları gerektiğini belirten Öz, ortaklık sözleşmeleri ve şirket hisselerinin devri gibi konuların kuruluş aşamasından itibaren doğru yönetilmesinin önemine dikkat çekti.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.