19 Ekim 2026, Pazartesi · 11:45 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Batı'nın göreli yeniden konumlanması

Uluslararası sisteme ilişkin son 20 yılın yaygın anlatılarından biri, "Batı battı, Doğu yükseldi" veya "Rusya dünyaya meydan okudu ve kazandı" biçiminde formüle edilen keskin ikiliklerdir. Bu okumalar, çok kutupluluk söy…

Sosyal bilimlerin "zamanın eleştirisi" kolaylığı, çok boyutlu ve etkileşimli süreçleri tek taraflı yüklemelere indirgemeye yol açabilir. Gerçeklik, kendi içinde ve karşılıklı etkileşimler doğrultusunda evrimsel bir ilerleme olarak tarif edilmelidir; bu ilerleme hem pozitif hem negatif sonuçlar üretebilir.

Batı kendini revize edebilir, yükselen güçler kendi iç düzenlemelerini yapabilir, Küresel Güney daha aktif oyuncu hâline gelebilir. Her şeyi bir tarafa yükleyip diğerini yok saymak veya bir tarafı parlatıp diğerleriyle ilgilenmemek, analitik yetersizlik doğurur (Tokmakoğlu 2026).

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bu çerçevede "Batı" ve "Doğu" kavramları tarihî-coğrafî sınırlar değil, gücü oluşturan parametrelerin bileşkesi olan kültür ve değerler bütünü olarak anlaşılmalıdır. Batı sistemi bir coğrafi tarif demek değildir. Özgür, aktif ve rekabetçi toplum, hukukun üstünlüğü, piyasa ekonomisi, teknolojik inovasyon ve stratejik ittifak kapasitesi etrafında şekillenen bu bileşke, örneğin Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkeleri de Batı çekirdeğinin parçası kılar. G7 ise bu değerler bileşkesinin en net ifadesidir. Coğrafî indirgemecilik, güç dağılımındaki göreli kaymaları mutlak "batış" veya "yükseliş" olarak okumayı kolaylaştırır; oysa yapısal süreklilikler ve adaptasyon potansiyeli, bu ikiliği geçersiz kılar (Tokmakoğlu 2026).

Güç dağılımı klasik tek kutupluluk, iki kutupluluk veya çok kutupluluk şablonlarına tam oturmaz. Brooks ve Wohlforth (2023), "çok kutupluluk miti" tezinde ABD'nin göreli olarak daha az baskın hâle geldiğini kabul etmekle birlikte, doğru metriklerle (teknolojik kapasite, askerî projeksiyon, yapısal avantajlar) sistemin kısmi tek kutupluluk (partial unipolarity) durumunda kaldığını savunur.

Linsi ve de Graaff (2026), uluslararası politik ekonomi perspektifinden ticaret payındaki Çin'e yönelen kaymayı teyit ederken üretim ağları ve finans alanındaki yapısal gücün Batı'nın elinde etkileyici (formidabl) düzeyde sürdüğünü gösterir. Acharya'nın (2017, 2025) "multiplex" dünya kavramı, tek hegemonun yokluğunda "çok katmanlı", çok aktörlü bir düzenin mümkün olduğunu ortaya koyar. Mearsheimer ise yaklaşık 2017'den itibaren çok kutuplu bir sistemde ABD'nin hâlâ en güçlü, Çin'in eşdeğer rakip (peer competitor), Rusya'nın ise en zayıf büyük güç olduğunu belirtir. Bu görüşlerin ortak noktası, mutlak yok oluş anlatısının ampirik zayıflığıdır.

Glenn Diesen (2024, 2025) bu tabloya daha keskin bir hegemonya sonu tezi ekler. 500 yıllık Batı hegemonyasının sona erdiğini, dünyanın tek kutupluluktan çok kutupluluğa geçişin ara döneminde (interregnum) bulunduğunu savunur. Ukrayna Savaşı hem bu geçişin semptomu hem de hızlandırıcısıdır; liberal hegemonya hem güç hem meşruiyet açısından iflas etmiştir.

Batı'nın rakiplerini zayıflatarak 1990'ların düzenini restore etme ısrarı, Avrupa'yı daha bağımlı ve ilgisiz hâle getirirken Rusya'yı Büyük Avrasya (Greater Eurasia) yönelimine ve jeoekonomik "bağımlılık dengesi" (balance of dependence) arayışına itmiştir. Diesen'e göre Batı'nın siyasi hayal gücü eksikliği, çok kutuplu (multipolar) bir düzende kendine rol biçememesidir. Bu görüş, Brooks-Wohlforth ve Linsi-de Graaff'ın yapısal süreklilik vurgusundan daha kesin bir "hegemonya bitti" çizgisi çizer; ancak kapasite ölçümleri ve adaptasyon potansiyeli hesaba katıldığında mutlak batış iddiası yine sınırlanır.

Bu tartışmaların ortasında benim hibrit kutuplaşma (hybrid polarization) açıklamam, sistemin ABD-Çin ekseninde yoğunlaşan çekirdek rekabeti ile orta güçlerin manevra alanı, ağsal bağlantılar ve bölgesel düzenlerin örtüşmesini bir arada tutar. Ne saf bipolarite ne de klasik multipolarite; ne de Diesen'in tam hegemonyanın sonu anlatısıdır. Hibrit yapı, geçmiş 20 yılın göreli kaymasını ve yapısal güç sürekliliğini aynı çerçevede açıklar (Tokmakoğlu 2026).

Zaman boyutu yalnızca geçmiş 20 yılın fotoğrafıyla sınırlandırılamaz. Bugüne bakarken gelecek 20 yılın nasıl şekillenebileceği sorusu da sorulmalıdır. Kapasite ölçümleri ve projeksiyonlar, ideolojik bakışı geçersiz kılarken realist bakışı zorunlu kılar. Aralık 2025'te imzalanan "Ensuring American Space Superiority" kararnamesi (Executive Order 14369) ve takip eden finansman adımları, ABD'nin 2028'e kadar Ay'a dönüş, 2030'a kadar kalıcı Ay üssü unsurları ve Ay yüzeyinde nükleer reaktör hedeflerini ortaya koyar. Bu tür bir kapasite artışı gerçekleşirse teknolojik ve askerî güç parametrelerinin bileşkesi yeniden Batı lehine kayabilir. Böyle bir gelişme, "Batı battı" veya "Doğu yükseldi" türünden iddiaları —Diesen'in hegemonyanın sonu tezi dâhil— ampirik olarak zayıflatır. G7 değerler bileşkesinin (Güney Kore ve Avustralya'yı da kapsayan şekilde G9 ifadesiyle) teknolojik liderliği ve finansal ağları korunursa hibrit kutuplaşma içinde revizyon kapasitesi ortaya çıkar; aksi hâlde göreli gerileme hızlanabilir (Tokmakoğlu 2026).

Süreç, kendi içinde ve etkileşimler doğrultusunda evrimseldir. ABD'nin iç liderlik mücadeleleri, Avrupa'nın yük paylaşımı tartışmaları, Rusya'nın sınırlı kapasitesi ve Çin'in pragmatik politikası bu evrimin parçalarıdır. Slezkine'in (2025) "gerileme ≠ yerinden edilme" (decline ≠ displacement) ayrımı anlamlıdır: Modern dünya büyük ölçüde Batı kökenli bilim, hukuk, finans ve inovasyon mekanizmaları üzerine kuruludur.

Batı akışkan bir değerler bileşkesidir ve yeniden tanımlanabilir. Mahbubani'nin (2018) uyarısı, Soğuk Savaş sonrası kibir yüklü (hubris) göreli kaymayı hızlandırırken adaptasyon ihtiyacını vurgular. Acharya'nın multiplex çerçevesi tek hegemonun yokluğunda çok katmanlı düzenin mümkün olduğunu gösterir. Diesen'in ara dönem (interregnum) uyarısı ise siyasi hayal gücü eksikliğinin riskini ekler. Ancak hiçbir yaklaşım, kapasite projeksiyonlarını ve değerler bileşkesinin dayanıklılığını hesaba katmadan mutlak batış ilan edemez.

Sonuç olarak Batı yok olmadı. Coğrafî-tarihî indirgemeciliğin ötesinde, kültür-değer bileşkesi ve gücü oluşturan parametrelerin toplamı olarak Batı (G7 çekirdeği ve eklentileri) yapısal gücünü büyük ölçüde korumaktadır. Hibrit kutuplaşma, geçmiş 20 yılın göreli kaymasını ve gelecek 20 yılın kapasite bağımlı belirsizliğini birlikte açıklar.

Diesen'in "hegemonya sona erdi, Eurasia merkezli çok kutupluluk geliyor" tezi geçişin şiddetini ve Batı'nın uyum zorluğunu vurgular; ancak uzay ve ileri teknoloji gibi somut projeksiyonlar ile yapısal güç sürekliliği, bu tezi mutlak batış olarak okumaktan alıkoyar. Batı kendini revize edebilir, diğer aktörler kendi düzenlemelerini yapabilir. Bu, klasik zafer/yenilgi değil, stratejik durum değişikliğidir. Analitik çerçeve, tek taraflı yüklemeden kaçınarak evrimsel ilerlemeyi, hibrit kutuplaşmayı, kültür-değer bileşkesini ve kapasite temelli projeksiyonları merkeze almalıdır (Tokmakoğlu 2026).

Kaynaklar:

Acharya, Amitav. 2017. "After Liberal Hegemony: The Advent of a Multiplex World Order." Ethics & International Affairs 31, no. 3: 271–285.
Acharya, Amitav. 2025. The Once and Future World Order: Why Global Civilization Will Survive the Decline of the West. New York: Basic Books.
Brooks, Stephen G., and William C. Wohlforth. 2023. "The Myth of Multipolarity: American Power's Staying Power." Foreign Affairs 102, no. 3: 76–88.
Diesen, Glenn. 2024. The Ukraine War and the Eurasian World Order. Clarity Press.
Diesen, Glenn. 2025. "Conflicts in a Multipolar World." Substack, October 1, 2025.
Linsi, Lukas, and Naná de Graaff. 2026. "Decline of the West? An IPE Perspective on the Multiplex World Order and the ‘Geoeconomic Turn.'" International Affairs 102, no. 2: 363–387.
Mahbubani, Kishore. 2018. Has the West Lost It? A Provocation. London: Penguin.
Mearsheimer, John J. 2023. "Great Power Rivalries: The Case for Realism." Le Monde diplomatique, August.
Slezkine, Peter. 2025. "The West's Three Options in a Multipolar World." The American Conservative, November 11.
Tokmakoğlu, Gürsel. 2026. "Hibrit Kutuplaşma, Kültür-Değer Bileşkesi ve Kapasite Projeksiyonları." Stratejik analiz notu, Ekim 2026.
White House. 2025. "Ensuring American Space Superiority." Executive Order 14369, December 18, 2025.

Not: Tokmakoğlu (2026) referansı, hibrit kutuplaşma, kültür-değer bileşkesi ve kapasite temelli projeksiyon argümanlarını diğer kaynaklarla aynı düzeyde göstermektedir.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA OKU

Hakkında daha ayrıntılı: batıküresel güneyG7Gürsel Tokmakoğlu

DAHA FAZLA HABER OKU

dosya

TÜRKİYE'DEN SESLER

Faik Bulut CIA bağlantılı Kızıl Hücre düşünce grubunun İsrail hakkındaki yeni değerlendirmesi ve Türkiye'nin geçmiş politikalarına ilişkin bazı görüşleri

TÜRKİYE'DEN SESLER

Bayram Ali Akyüz Beşiktaş'ın kaybolan dereleri... Osmanlı'dan cumhuriyete, çocukluğumdan bugüne

TÜRKİYE'DEN SESLER

Dr. Ayça Ferda Kansu Muhalefete ne gerek var? İktidar kendi kendini yıkacak güçte!

TÜRKİYE'DEN SESLER

Dr. Elif Dikmen Diriöz Kentlerimiz sellere neden teslim oluyor? Afet ve iklim dirençli kentlerin yolu

İlgili Haberler
Makroekonomi Türkiye'de mobil abone sayısı 2027'de 105 milyona ulaşacak CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi MERKEZ BANKASI FAİZ KARARI EKİM 2026: Ekim Ayı TCMB Faiz Kararı Ne Olacak? TCMB Ekim Toplantı Tarihi Belli Oldu CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Müjdeyi Bakan Uraloğlu verdi! Ankara-Kayseri arası 1 saat 45 dakikaya düşecek CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Tarımsal girdi fiyatları ağustosta yüzde 30,28 arttı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Ticaret Bakanlığı açıkladı: 4 Bin 890 kaçakçılık operasyonu CNN Türk Ekonomi · az önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.