Sendikalar 2027 bütçesine tepki gösterdi. Çalışandan yine sermayeye transfer yapılacağını savunan işçi örgütleri vergi adaletsizliğine karşı mücadeleyi büyüteceklerini açıkladı.
Güncellenme: 19.10.2026 04:00:00
Elif Özge Yalçın Takip Et:Sendikalar 2027 bütçesine tepki gösterdi. Çalışandan yine sermayeye transfer yapılacağını savunan işçi örgütleri vergi adaletsizliğine karşı mücadeleyi büyüteceklerini açıkladı.
Her yıl olduğu gibi 2027 bütçe teklifi de emek dünyası temsilcilerinin tepkilerine yol açtı. Sendikalar vergilendirme politikasındaki adaletsizliklere karşı mücadeleyi büyüteceklerini açıkladı. “Vergi harcaması” kapsamında gelecek yıl 1.1 trilyon liralık kurumlar vergisinden vazgeçilmesi öngörülüyor. Ücretliler açısından gelir vergisi muafiyeti ise sadece açlık sınırının yüzde 26 altında kalan asgari ücret tutarına uygulanıyor.
Kurumlar vergisinden 2 trilyon 223 milyar lira, yurttaşın ÖTV’sinden ise 3 trilyon 284 milyar lira bekleniyor. Seneye petrol ve doğalgaz ürünlerinden gelecek ÖTV gelirinde yüzde 171 artış öngörülüyor. Yine yurttaşın omuzundaki KDV hanesine de 5 trilyon 681 milyar lira yazılıyor. Sendikaların yoksulluk sınırının altında kalan ücretlerin vergiden muaf tutulmasıyla vergi dilimlerinde düzenlemeye yönelik taleplerine ilişkin ise yeşil ışık yok.
Bütçe teklifine ilişkin görüşlerini paylaşan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, “Halk söz konusu olduğunda vergi ve ceza, patronlar söz konusu olduğunda teşvik, ihale ve vergi muafiyeti devreye giriyor” dedi. Kamu kaynaklarının ve bütçe oluşturmanın amacının “sermayeye ayrıcalık yaratmak” haline geldiğini savunan Karagöz, “Anlaşılan o ki geçim sıkıntısındaki emekçilerden, emeklilerden, işsizlerden ve öğrencilerden toplanan kaynaklar, bütçeyi yönetenler eliyle patronlara aktarılacak” diyerek iktidara kamusal sorumluluk çağrısı yaptı.
‘MÜCADELESİZ BEKLEYEMEYİZ’
DİSK Başkan Yardımcısı ve Birleşik Metal-İş Başkanı Özkan Atar ise metal işçisinin 2026’da ortalama brüt ücretinin yüzde 29.9’unun vergi ve SGK kesintisi olarak ödendiğini, yıl içinde işçinin brüt ücreti toplusözleşme zamları ile yüzde 30.2 artarken net ücretinin yalnızca yüzde 13.1 arttığını belirtti. Yıl ortası yüzde 27’lik vergi dilimine girdiklerini vurgulayan Atar, “Bu yüzden net ücret yüzde 11.5 azalmakta. Vergi dilimleri yoluyla dilim dilim soyuluyoruz. Elimizden gelen mücadeleyi vereceğiz “ dedi.
Atar 2025’teki indirimle tahsil edilmeyen 752.9 milyar TL’lik kurumlar vergisinin 4.5 milyon metal işçisinin bir yıl boyunca bordrosundan kesilen vergiye eşit olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Yük, ücretler ve tüketime taşınmakta. Vergi gelirinin yaklaşık üçte ikisi tüketim üzerinden alınmakta. Doğrudan vergilerin payındaki artışın ana kaynağı ise şirket karlarına uygulanan değil bireysel gelire kesilen vergiler ve bunun da büyük bölümü ücretlerden kesilen stopajdan oluşmakta. İşsizlik Sigortası Fonu’ndan bile işverenler çalışanlardan daha çok fayda sağlıyor.”
Karayolları Taşıma İşçi Sendikası (KATAŞ-SEN) Başkanı Şahin Başraner de bütçenin teknik bir hesaplama değil, siyasi tercih olduğunu vurguladı, “Asgari ücretliyi açlık sınırının altında yaşamaya, emekliyi 23 bin lirayla geçinmeye mahkûm eden anlayıştan emek lehine bütçe beklemek gerçekçi değil. Adil vergi ve insanca yaşam ancak emekçilerin örgütlü mücadelesiyle kazanılabilir. Sokak eylemleri ve birleşik bir emek odağının yaratılması zorunlu” dedi.
‘AMAÇ YETER Kİ SERMAYE GELSİN!’
PROF. Dr. Uğur Emek ise yatırım teşvikleri ve krediler, KDV, ÖTV, damga, gümrük ve üzerine kurumlar vergisi muafiyetiyle bir fabrikanın neredeyse “bedavaya geldiğini” savundu, “Ama örneğin üretilen araba galeriye geldiği anda araba fiyatı kadar ÖTV, ÖTV’den de KDV alınıyor. Radyo dinleme ihtimaline karşın TRT bandrolü alıyorlar. Benzine yeniden ÖTV ve KDV alınıyor, üstüne MTV’ler” diye açıkladı.
2027 için vergi harcamasının 2026 enflasyonundan 8 puan fazla artırıldığına dikkat çeken Emek, Türkiye OECD ülkelerine göre GSYİH’nin 10’u kadar daha az vergi toplarken bunun da tüketim ve sosyal güvenlik paylarına bağımlı olduğuna değinerek şöyle konuştu:
“Yüzde 12.5 kurumlar vergisi yükselen piyasalarda en rekabetçi vergi oranlarından biri. Bu da ‘yatırımı bedavaya yapın, biz ürettiğiniz maldan vergiyi tüketiciden alırız’ demek. Rekabetçi vergi politikaları sayesinde şirketler OECD’ye göre 198 milyar 400 milyon dolar daha az vergi ödüyorlar. Türkiye’deki yerleşiklerden gelen servet vergisi ise OECD’ye göre 33 milyar 600 milyon dolar daha az.”
İlgili Konular: #vergi #sendika #Bütçe
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.