Bu konuşma, savaşın askeri seyrinden çok siyasi yönünü açığa çıkarıyor. Zelenski, Avrupa’ya "bizi finanse ederseniz hem kendimizi hem de sizin güvenliğinizi savunmaya devam ederim" mesajı veriyor. Avrupa tarafı da "kararlı destek" cevabını verdi; kışa girerken hedef olarak hava savunması ve enerji altyapısı güçlendirmesini öncelik olarak koydu. Ancak 2027 finansman açığı tartışmalı. Avrupa Birliği’nin 90 milyar euroluk kredi çerçevesi devam etse de ek yükün nasıl paylaşılacağı belirsiz.
Aynı günlerde Washington’da farklı bir tablo var. Trump yönetimi, 18 Eylül’de imzaladığı Lindsey Graham Yasası’nın büyük bölümünü 16 Ekim’de "ulusal çıkar" gerekçesiyle erteledi. Yasa, Rusya’nın enerji gelirlerini kesmeye yönelik yüksek tarifeler ve ikincil yaptırımlar içeriyordu. Erteleme, dizel anlaşmasından hemen sonra geldi. Trump, ara seçimler öncesinde enerji fiyatlarını düşürmeyi öncelik hâline getirdi. Aynı süreçte Zelenski’ye yönelik sert üslup arttı; seçim çağrıları ve "Putin’den daha zor" ifadeleri kamuoyuna yansıdı. Zelenski de artık ABD’yi ikna etmeye çalışmak yerine açık eleştiriye geçti. "Ya hep ya hiç" çizgisi görünür hâle geldi.
Askeri cephede ise klasik zafer arayışı yerini yıpratma ve durum değişikliğine bırakmış durumda. 2026 boyunca Rusya’nın net toprak kazancı sınırlı kaldı. Ukrayna’nın Donetsk’teki Operation Vivaldi ile bazı alanlarda inisiyatif aldığı, Sloviansk-Kramatorsk hattındaki kuşatma planının sekteye uğradığı bildiriliyor. Rusya yüksek zayiatla ilerlemeye çalışıyor; ilerleme hızı yavaşladı. Buna karşılık kışa doğru enerji altyapısına yönelik balistik füze ve drone saldırıları yoğunlaştı. Sivil kayıplar arttı. Drone ve hava savunması her iki taraf için de belirleyici hâle geldi. Cephede zafer yok; karşılıklı yıpratma ve stratejik konum mücadelesi var.
Siyasetin yönü ise daha net. Avrupa, Ukrayna’yı kendi güvenliğinin parçası olarak görüyor ve finansman sağladıkça Zelenski savaşı sürdürme kapasitesini koruyor. ABD tarafında ise iç siyaset öne çıktı. Ara seçimler, enerji fiyatları ve "anlaşma" arayışı, Ukrayna üzerindeki baskıyı artırıyor. Trump, Zelenski’yi sorun olarak konumlandırırken Zelenski de Avrupa’ya yaslanarak karşılık veriyor. Bu ayrışma, Putin’e alan açıyor. Rusya, Avrupa ile ABD arasındaki boşluğu kullanmaya devam ediyor.
Ortaya çıkan tablo şu: Savaş, askeri olarak bitmiyor; yıpratma ve durum değişikliği üzerinden uzuyor. Siyasi olarak ise Avrupa’nın daha fazla yük almaya zorlandığı, ABD’nin seçim odaklı ve Rusya’ya karşı daha esnek bir çizgiye kaydığı bir dönem yaşanıyor. Zelenski’nin Brüksel’deki çıkışı, bu gerilimi açıkça ortaya koydu. Finansman devam ederse savaş da devam eder; finansman kısıtlanırsa siyasi baskı artar. Her iki durumda da "zafer" değil, "konum ve maliyet hesabı" belirleyici oluyor.
Bu ayrışmanın ne kadar derinleşeceği ve enerji-güvenlik dengelerinin nasıl etkileneceği sorunun bir başka açıklaması. Savaş uzadıkça hem Avrupa’nın hem de ABD’nin öncelikleri değişiyor. Bu değişim, sadece Ukrayna’yı değil, daha geniş bir jeopolitik alanı etkiliyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
DAHA FAZLA HABER OKU
Vahap Aydoğan Sanat, yapay zekâ ve kusurlu özgünlük: Kusursuzluk neyi eksik bırakıyor?
Göktuğ Çalışkan Trump'ın gözü Ankara'da: Erdoğan, Yemen savaşına müdahil olur mu?
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.