17 Ekim 2026, Cumartesi · 02:05 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Erdoğan: Safradan kurtarırken sağlam organları tahrip etmeyelim

Fon piyasasındaki gelişmelere ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Tıpkı bir cerrah titizliğiyle operasyonu yürütüyoruz” dedi. Bu konuda üç öncelikleri olduğunu dile getiren Erdoğan, “Fon meselesi üzerind…

Erdoğan: Safradan kurtarırken sağlam organları tahrip etmeyelim

Fon piyasasındaki gelişmelere ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Tıpkı bir cerrah titizliğiyle operasyonu yürütüyoruz” dedi. Bu konuda üç öncelikleri olduğunu dile getiren Erdoğan, “Fon meselesi üzerinden topyekun sermaye piyasalarımızın kriminalize edilmesini hoş karşılayamayız” dedi.

17 Ekim 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tür­kiye İhracatçılar Mec­lisi (TİM) tarafından Ticaret Bakanlığı'nın desteğiyle Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleş­tirilen TİM 13. İnovasyon Hafta­sı Programı'nda konuştu. Cum­hurbaşkanı Erdoğan, fon piya­sası soruşturmalarına ilişkin, "17 Eylül'den itibaren attığımız kararlı adımlarla sorunu kont­rol altına aldık. Tam yetkiye sa­hip Fon Koordinasyon Kurulu­muzu süratle oluşturduk. Tıpkı bir cerrah titizliğiyle operasyo­nu yürütüyoruz. Kararlı, dikkatli ve çok hassas adımlarla mesele­yi hakkaniyete en uygun şekilde çözüyoruz" dedi.

Bu konuda üç öncelikleri ol­duğunu belirten Erdoğan, şöy­le konuştu: "Birincisi, tasfiye­sine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırım sahipleri­ne mümkün olan en kısa sürede ödenmesi. Geçen hafta olağan tasfiyede ödemeler başladı, so­runsuz devam ediyor. Olağanüs­tü tasfiyelerde ise TBMM'ye sunulan kanun teklifimizin ya­salaşmasına müteakip ara öde­meler başlayacak. İkinci önce­liğimiz, manipülasyon yaparak haksız kazanç elde edenlerle hu­kuk önünde hesaplaşmak. Bu­nunla ilgili yargı süreçleri dik­kate alınarak icra ediliyor, yeni bilgiler ve itiraflar ışığında soruş­turmalar derinleştiriliyor. Kim­se kusura bakmasın.

Benim ih­racatçı kardeşim bir konteyner daha fazla ürün satmak için ül­ke ülke dolaşırken, benim sanayi­ci kardeşim etrafımızı saran ateş çemberine rağmen büyük bir öz­veriyle çalışırken, benim tüccar kardeşim, esnaf kardeşim hela­linden kazanmak için adeta kılı kırk yararken, piyasa düzenbaz­lıklarıyla 3 lirasını sadece 3-5 ay­da 10'a, 20'ye, 30'a katlayana as­la tolerans göstermeyecek, sağ­ladığı fahiş kazancının bedelini ona mutlaka ödeteceğiz. Üçüncü önceliğimiz, bu sürecin sermaye piyasalarımıza zarar vermeden yönetilmesidir. İlk günden beri konuda da çok özenli davrandık. Fırsatçılar ile yatırımcılar arası­na net bir çizgi çekerek sorumlu bir tutum içinde olduk."

"Sermaye piyasalarımızın kriminalize edilmesini hoş karşılayamayız"

Aynı itinalı yaklaşımı muha­lefette ve “tetikçi” basın organ­larında göremediklerini dile ge­tiren Erdoğan, "Sırf kendilerine ekmek çıksın diye insanların iti­barlarıyla oynadılar. Bize zarar vermek uğruna Türk ekonomi­sinin zora girmesi için utanma­dan kriz tellallığı yaptılar. Bizi siyaseten köşeye sıkıştırma adı­na önünü arkasını düşünmeden sermaye piyasalarımıza ateş et­mekten çekinmediler. Neticede aileleriyle birlikte milyonlarca insanımızı etkileyen bu hadise­de gerçekten çok kötü bir sınav verdiler. Her zaman yaptıkları gibi yine sapla samanı birbirine karıştırarak böyle bir konuda da­hi ülkenin hayrına olacak isabet­li bir politika üretemediler" ifa­delerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ko­nuşmasını şöyle sürdürdü: "Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan bu sorunu görmez­den gelmek nasıl doğru bir yön­tem değilse, bu sorunu siper alıp Türk sermaye piyasalarına ateş etmek, yatırımcıyı ürkütmek, korkutmak, hatta uzaklaştır­mak da doğru bir yaklaşım de­ğildir. Fon meselesi üzerinden topyekun sermaye piyasaları­mızın kriminalize edilmesini hoş karşılayamayız.

Her şeyden önce böyle bir yaklaşım sade­ce sermaye piyasalarımızı de­ğil, reel sektörümüzü de sıkın­tıya düşürecektir. Zira sermaye piyasaları tasarruf sahipleri ile reel sektör arasında bir finans köprüsü kurarak çok hayati bir görev icra etmektedir. Üstelik bu köprü borç oluşturmadan, ortaklığa dayalı ve faizsiz bir şe­kilde kurulabildiği için ayrıca kıymetlidir. Bilhassa 2008 kü­resel finansal krizi sonrasında bankacılık sisteminin finans­man temininde önceki dönem­lere göre daha isteksiz oluşu se­bebiyle sermaye piyasalarının reel sektörü desteklemedeki ro­lü daha kritik hal almıştır."

Sermaye piyasalarının strate­jik değerinin görüldüğü alanların en başında teknoloji ve inovasyo­nun bulunduğunu belirten Erdo­ğan, "Teknoloji yatırımları yük­sek AR-GE maliyetleri ve uzun proje geliştirme süreleri sebebiy­le diğer yatırım alanlarına göre daha farklı dinamiklere sahip­tir. Dolayısıyla teknoloji ve ino­vasyonun finansmanı bankacılık sektöründen ziyade sermaye pi­yasalarına daha fazla hitap eden bir alandır. Sermaye piyasaları sunduğu esnek ve risk paylaşımı­na dayalı çözümlerle inovasyon ekosisteminin gelişimine büyük katkı sağlıyor. Sermaye piyasa­larını, teknoloji ve inovasyonun fikir aşamasından ticarileşme­ye kadar birçok safhadaki gelişi­mine imkan tanıyan bir finansal vasıta olarak nitelemek yanlış ol­maz" diye konuştu.

“Girişim sermayesi yatırım fonları Milli Teknoloji'yi destekliyor”

Erdoğan, Milli Teknoloji Ham­lesi'nin en önemli finansal des­tekleyicilerinden birini girişim sermayesi yatırım fonlarının oluşturduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: "Hal böyleken, toplam fon sayısının yalnızca yüzde 4,6'sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm ser­maye piyasası araçlarını terörize etmek -bakın açık konuşuyorum- Türkiye ekonomisinin altını oy­mak olur. Ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur. Buna ister siyasetçi ister ga­zeteci hüviyeti olsun kimsenin hakkı yoktur.

Biz de zaten böy­le bir fırsatçılığa izin vermeyiz. Tekrar söylüyorum, tamahkarla­ra ve sahtekarlara karşı hep bera­ber kararlılıkla mücadele edelim ama sermaye piyasalarımızı saf­ralarından kurtarırken bünye­deki sağlam organları tahrip et­meyelim. Daha önemlisi, işte bu salondaki kardeşlerim gibi gece gündüz ülkesi için çalışan, üre­ten, ihraç eden, istihdam sağla­yan reel sektörümüzün finansal nefes borularını tıkamayalım."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda herkesten, bilhassa da mesuliyet makamında olanlar­dan daha özverili üslup kullan­malarını beklediğini ifade ede­rek, "Onlar ne yaparsa yapsın, biz devlet ciddiyeti ve sorumlu­luk çerçevesinde hareket etme­yi sürdüreceğiz. Milletimizin hak ve hukukunu, milletimizin sela­metini her türlü hesabın üstünde tutmaya devam edeceğiz" dedi.

"Tekno-oligarklar dünyayı hedef alıyor”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tekno-oligarkların sadece belli ülkeleri değil, tüm dünyayı hedef aldığını belirterek, "Nisan ayında savunma, istihbarat ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bir veri analiz şirketinin yayınladığı 22 maddelik bildiri, insanlık olarak bizi bekleyen tehlikeyi gözler önüne sermiştir. 100 milyarlarca dolarlık devasa bütçelere hükmeden, dünyayı istedikleri şekilde oynayabilecekleri bir yap-boz tahtası olarak gören bu zihniyetin, insana, hayata ve topluma bakış açısını böylece anlamış olduk" dedi.

Yakın dönemde 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planıyla gelecek vizyonunu paylaştıklarını söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti: "Buna göre, veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zeka altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz.

Türkiye'nin genel ihracatında kilogram başı değer 1,5 dolar civarındayken savunma sanayisinde hacimli ürünler dahil kilogram başı ihracat oranımız 65 dolara yaklaşıyor. Hatta SİHA'larımızda kullandığımız kameraların kilogram başı değeri 20 bin dolar civarında. O kameraların içindeki dedektörlerin kilogram başı değeri ise 50 bin dolar. Bunlar bize aslında şunu anlatıyor, Türkiye için ileri teknolojiye yatırım yapmak tercihten öte mecburiyettir. Yüksek katma değerli üretime geçişi de hızlandırmak zorundayız. Elbette bu süreçte geleneksel olarak güçlü olduğumuz sektörleri ihmal etmeyecek, onları da desteklemeye devam edeceğiz."

Arındırılmış ihracat birim değeri 2,11 dolar

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, geçen yıl ortalama kilogram değeri 1 dolar 53 sent olan ihracat birim değerinin eylül sonu itibarıyla 1 dolar 73 sente yükseldiğini belirterek, "Çimento, mermer gibi tonajda çok büyük ama daha düşük değerde olan ihracat kalemlerini düştüğümüzde kilogram ihracatımız 2 dolar 11 sente yükselmiş oldu" dedi. Bakan Bolat, bu yıl 13'üncüsü düzenlenen Türkiye Innovation Week'te sadece yeni teknolojilerin, ürünlerin ve iş modellerinin konuşulmadığını, dünyanın nereye gittiğini ve Türkiye'nin bu dünyanın neresinde olacağının da konuşulduğunu söyledi.

Bakan Bolat, son birkaç yılın en popüler konuları arasında yer alan yapay zekanın insan hayatını çoktan değiştirmeye başladığını, bilgiye ulaşmanın ve erişimin çok hızlandığını belirterek şöyle devam etti: "Yapay zekanın 2040 yılına kadar küresel ticareti yüzde 40 artırabileceği düşünülmektedir. Teknolojik dönüşüm ve yapay zeka yatırımları çok hızlanırken tedarik zincirleri değişiyor."

Yüksek teknolojinin payı %43,7

Ticaret Bakanı Bolat, şu değerlendirmede bulundu: "Burada inovasyonun, teknolojinin, AR-GE'nin katkılarını en çok görebileceğimiz alan orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız olmaktadır. 2002'de yüzde 30,4 olan orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının toplam mal ihracatındaki payı 10 milyar dolardı. Bu rakam geçen yıl sonunda 112 milyar dolara geldi. Bu yıl da ilk 9 ay itibarıyla 86,5 milyar dolara yükseldi. Pay olarak da yüzde 43,7'ye ulaştık. Amacımız geleneksel, emek yoğun ve Türkiye'nin rekabet gücü olan ürünlerdeki ihracatımızı artırma hedefimizi bir kanadımızla devam ettirirken bir kanadımızla da katma değeri, marka değeri, inovasyon değeri ve yüksek teknolojik değeri olan ürünleri artırmak."

İnovaLİG Ödülleri sahiplerini buldu

Türkiye Innovation Week 2026'da (Türkiye İnovasyon Haftası-TIW26) "İnovaLİG Ödülleri" sahiplerini buldu. Törende konuşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, bugün inovasyonu üretime taşıyan firmaların ödüllendirileceğini belirterek, artık ürünü bir kez geliştirmenin yeterli olmadığını, onu her gün yeniden düşünmek ve iyileştirmek gerektiğini söyledi. Gültepe, "Biz de kalıcı rekabet için değişimin hızına ayak uydurmak zorundayız.

Çünkü müşteri her zaman bir öncekinden daha iyisini bekliyor. Daha yenisini, daha hızlısını, daha inovatif olanı ve uygun fiyatla istiyor. Dolayısıyla kendimizi sürekli yenilemeliyiz. Yüksek teknolojiyi, AR-GE'yi, inovasyonu daha çok işin içine katmalıyız" diye konuştu. TİM Başkanı Gültepe, Türkiye'nin sanayi ürünleri ihracatının değer bazında yüzde 40'ını orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin oluşturduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu iki kategoride iyi bir yerdeyiz. Yüksek teknolojide ise katedeceğimiz daha uzun bir yolumuz var.

Bu bilinçle teknolojiyi üreten ve kullanan firmalarımızın sayısını artırmak, geliştirdiğimiz yenilikleri rekabetçiliğimizi güçlendirmek için kullanmak istiyoruz. Biz inovasyonu tek seferlik başarıdan ibaret görmüyoruz. Yenilenmeyi firmalarımızın çalışma kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getirmek istiyoruz. İnovaLİG tam da bunu yapıyor. Firmalarımız inovasyon kapasitelerini düzenli olarak ölçüyor. Başarı üründen çok inovasyon yönetimi üzerinden değerlendiriliyor. Firmalarımız kapsamlı bir yaklaşımla stratejilerinden kültürüne kadar kendisini ölçebiliyor ve yıldan yıla gelişimlerini takip edebiliyor."

70 ilden 2 bin 641 firma başvurdu

Gültepe, bu yıl yarışmaya başvurulardaki artışa işaret ederek şu bilgileri paylaştı: "İnovaLİG'e 2014'te 460 firmayla başlamıştık. Bu yıl ise 70 ilimizden 2 bin 641 firma başvurdu. Burada 70 ilin altını çizmek isterim. İnovaLİG bu anlamda Türkiye'nin her köşesine yayılan bir inovasyon seferberliğine dönüştü. Artık inovasyonun yalnızca büyük şehirlerimizde değil Anadolu'nun dört bir yanındaki firmalarımızda da karşılık bulduğunu görüyoruz. Katılan her firmamız çok kıymetli bir değerleme raporu almaya hak kazanıyor. Dolayısıyla İnovaLİG'in kaybedeni hiçbir zaman olmadı." Gültepe, ödüllerini alacak şampiyonların inovasyonu üretimin bir parçasına dönüştürerek fark yarattığını belirterek, bu yolda firmaların yanında olmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Makroekonomi 31 bin 54 sağlık personelinin istihdamına ilişkin karar Resmi Gazete'de yayımlandı Independent Türkçe · 23 dk önce Borsa 31 bin 54 sağlık personeli alımına ilişkin karar Resmi Gazete’de Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Türkiye ile Kamboçya arasında "Askeri Çerçeve Anlaşması" imzalandı Dünya Gazetesi · 4 saat önce Borsa 2027 yılı bütçe teklifi TBMM’ye sunuldu: Görüşmeler 21 Ekim’de başlayacak Ekonomim · 6 saat önce Makroekonomi 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi TBMM'ye sunuldu Bloomberg HT · 6 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.