17 Ekim 2026, Cumartesi · 02:41 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Jeoekonomi çağında kalkınma: Türkiye’nin çok yönlü denge arayışı

Jeopolitik rekabet, küresel ekonomide ticaretten finansmana, teknolojiden enerjiye kadar tüm dengeleri değiştiriyor. Türkiye, farklı alanlarda farklı ortaklarla ilişkilerini geliştirerek bu dönüşüm içinde kendine alan aç…

Jeoekonomi çağında kalkınma: Türkiye’nin çok yönlü denge arayışı

Jeopolitik rekabet, küresel ekonomide ticaretten finansmana, teknolojiden enerjiye kadar tüm dengeleri değiştiriyor. Türkiye, farklı alanlarda farklı ortaklarla ilişkilerini geliştirerek bu dönüşüm içinde kendine alan açmaya çalışıyor. UNCTAD da bu yıl Türkiye’ye ayrı bir önem atfetmiş. Ancak bu çok yönlü denge politikası, yerli üretim ve teknoloji kapasitesini güçlendirdiği ölçüde kalkınma stratejisine dönüşebilir.

17 Ekim 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Yönetim Danışmanı BARIŞ SAZAK

Birleşmiş Milletler Tica­ret ve Kalkınma Konfe­ransı (UNCTAD), Ticaret ve Kalkınma Raporu’nun bu yıl­ki sayısını “Kalkınmanın Jeoe­konomisi” başlığıyla yayımladı. Bu mecrada kaleme almama se­bep olan kısmıysa yükselen eko­nomiler alt başlığında Türkiye’ye ayrılan özel bölümdü. Rapor her ne kadar Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıkların petrol varil fiyatla­rını 100 dolar civarına taşıdığını ve enflasyonist baskıların yeni­den arttığını belirtse de küresel ticaret geçen yıl 35 trilyon dolar­la rekor kırarken bu yıl da yüzde 4 büyüdü. Ancak bu dayanıklılık, kanımca, giderek derinleşen bir ayrışmayı gizlemekte. Küresel büyüme yüzde 2,6’ya gerilerken, hızlı büyüyen birkaç Asya ekono­misi dışında gelişmekte olan ül­keler, gelişmiş ekonomilerle ara­larındaki gelir ve kalkınma farkı­nı kapatmakta zorlanıyorlar.

Sanayileşme, mal ticareti ve küresel değer zincirlerine enteg­rasyon, uzun yıllar boyunca ge­lişmekte olan ülkelerin sınıf at­lamak için hizalandığı ana tema­lar oldu. Ancak UNCTAD’a göre bu kalkınma merdiveninin ba­samakları artık eskisi kadar sağ­lam değil. Katma değer üretimi artık yarı iletkenler, yapay zekâ ve temiz teknolojiler gibi başlan­gıç maliyetlerinin çok yüksek ol­duğu stratejik sektörlerde yoğun­laşıyor. Bu alanlardaki yeni ya­tırımların yaklaşık yüzde 70’ini gelişmiş ekonomiler çekiyor. Ge­lişmekte olan ülkeler ise kritik mineraller alanında öne çıkma­larına rağmen, bu kaynakları iş­leyerek daha yüksek katma değer yaratmakta zorlanıyorlar.

Sermaye akımlarında da ben­zer bir ayrışma yaşanıyor. Küre­sel doğrudan yabancı yatırımlar, 2025’te yüzde 6 artarak 1,6 trilyon dolara yükseldi. Ancak gelişmiş ekonomilere yönelen yatırım­lar yüzde 11 artarken gelişmekte olan ülkelere yönelik artış yalnız­ca yüzde 2’de kaldı. Sermaye jeoe­konomik ayrışmayı, sanayi politi­kalarını ve teknoloji rekabetini de giderek daha fazla dikkate alıyor.

Yapay zekâ (YZ) yatırımları da artık makroekonomik ölçek­te belirleyici hale gelmiş durum­da. Yalnızca ABD’de veri merke­zi yatırımlarının iki yılda 1 tril­yon dolara ulaşması bekleniyor. Savunma harcamaları küresel ölçekte 2,7 trilyon doları aşarak resmî kalkınma yardımlarının 13 katına çıktı. Kalkınma yardımla­rı üst üste üçüncü yıl gerilerken gelişmekte olan piyasalara yöne­lik portföy yatırımlarındaki oy­naklık da iki katına yükseldi.

Ticarette ise geniş katılımlı ve çok taraflı modellerden daha se­çici, siyasi koşullara bağlı bir ya­pıya geçiliyor. 2025’te küresel or­talama gümrük tarifeleri, özellik­le imalat sanayisinde, ABD’nin attığı adımların etkisiyle belir­gin biçimde yükseldi. Gümrük ta­rifeleri artık ticaretin ötesinde, müzakerelerde baskı unsuru ve jeopolitik mesaj verme yöntemi olarak da kullanılıyor. Devletler ticareti, finansı ve teknolojiyi gi­derek daha fazla stratejik hedef­leri doğrultusunda kullanıyor­lar. YZ ve dijital teknolojiler her geçen gün ekonomik güvenlik ile ulusal güvenlik arasındaki sınır­ları da belirsizleştiriyor. Rapora göre küreselleşme sona ermiyor. Ancak yeni rekabet alanları ve si­yasi gerilimler doğrultusunda ye­niden şekilleniyor.

Politika önerileri

İlk olarak, sanayi politikaları­nın kısa vadeli sonuçlar üzerin­den değil, onlarca yıllık bir pers­pektifle değerlendirilmesi gere­kiyor. İkinci olarak, finansman politikası sanayi stratejisinin merkezinde yer almalı. Serma­ye hareketlerinin yönetilmesi fi­nansal oynaklığı sınırlarken, yurt içi kaynakların sanayileşme he­deflerine yönlendirilmesini de kolaylaştırabilir.

Üçüncü olarak, küresel değer zincirlerine katılmak tek başına kalkınmayı garanti etmiyor. Ülke­ler, hangi sektörlerde ve hangi aşa­malarda yer alacaklarını belirle­yen politikalar geliştirmedikleri takdirde düşük katma değerli üre­tim döngülerine sıkışıp kalabilir.

Enerji dönüşümüne de bu çer­çevede ayrı bir vurgu yapılmış. Rapora göre yenilenebilir enerji, alternatif yeni fosil yakıt yatırım­larından daha düşük maliyetli. Dolayısıyla yenilenebilir enerji­ye geçiş artık yalnızca iklim poli­tikalarının değil, enerji güvenli­ğinin de temel unsuru.

Bir diğer önemli başlık ise böl­gesel iş birliği. Küresel Güneyin Türkiye gibi yükselen ekonomile­ri, geliştirdikleri altyapıları başka ülkelerle paylaşarak bölgesel öl­çekte etkilerini artırıyor. Hindis­tan, dijital kamu altyapısını 23 ül­keyle paylaşmayı kabul ederken Brezilya, anlık ödeme sistemi Pix’i Güney Amerika genelinde yaygın­laştırmaya çalışıyor. UNCTAD bu çerçevede Türkiye’yi de Türk Dev­letleri Teşkilatı üzerinden bölge­sel iş birliği zemini oluşturan ülke­ler arasında göstermiş ve ayrı bir bölüm ayırmış.

Türkiye: Sektörel çeşitlilik

Raporun bence en dikkat çekici bölümü, Türkiye’yi “sektörel çoklu hizalanma” (sectoral multi-align­ment) kavramıyla ele alması. UN­CTAD’a göre Türkiye, tek bir eko­nomik ve siyasi eksene bağlanmak yerine ticaret, finans, teknoloji ve enerji alanlarında farklı ortaklar­la eş zamanlı ilişkiler geliştiriyor.

Ticari alanda tablo görece net. 1995’te Gümrük Birliği ile kurum­sallaşan Avrupa Birliği bağlantı­sı, üyelik müzakerelerinin tıkan­masına ve 2008 küresel finans krizinin ardından yeni pazarlara yönelme çabalarına rağmen öne­mini korudu. Türkiye’nin mal ih­racatı 2016-2025 döneminde 149 milyar dolardan 273 milyar dola­ra yükseldi. Çin ve Rusya’ya yapı­lan toplam ihracat aynı dönemde 4 milyar dolardan 10 milyar dola­ra çıktı. Buna karşın Asya’nın top­lam ihracat içindeki payı geriledi ve Avrupa açık ara en büyük pazar olmayı sürdürdü. İhracatın yapısı ise hâlâ doğal kaynaklara ve kay­nak yoğun üretime dayalı sektör­lerin ağırlıkta olduğu bir görünüm sergiliyor.

Yüksek teknolojili ürün ihraca­tının iki katına çıkarak 18 milyar dolara yükselmesi olumlu bir ge­lişme. Ancak Asya pazarlarında re­kabet gücünün sınırlı kalması ve dış denge üzerindeki baskılar, Tür­kiye’nin son dönemde geleneksel ticaret ortaklarına yeniden ağır­lık vermesine yol açtı. UNCTAD bu gelişmeyi, pazar çeşitlendirme çabasının kısmen tersine dönmesi olarak yorumlamış.

Finansman tarafı farklı ortaklar arasında denge arayışının en be­lirgin olduğu alan. Türkiye, IMF ile borç ilişkisini 2013’teki kapat­tı ve yeni bir anlaşmaya gitmedi. Bu dönemde Çin ve Körfez ülke­leri; kamu borçlanması, proje fi­nansmanı ve merkez bankaları arasındaki swap anlaşmaları ara­cılığıyla önemli finansman ortak­larına dönüştü.

Türkiye, 2015 yılında Kuşak Yol Girişimi ve Orta Koridor için mu­tabakat zaptı imzalamasının er­tesi senesinde, Asya Altyapı Ya­tırım Bankası’nın (AIIB) kurucu üyeleri arasında yer aldı. AIIB’nin 2018’den bu yana Türkiye için onayladığı finansmanın toplamı 9 milyar doları aştı. Sadece bu yıl için bile onaylanan 2 milyar do­ların üzerinde kredi bulunmakta.

Bunlara Çin, Katar, Güney Ko­re ve BAE ile imzalanan toplam 26 milyar doları aşan swap anlaş­maları ve üç yıl önce Suudi Ara­bistan’ın Merkez Bankası’na ya­tırdığı 5 milyar dolarlık mevduat da eklenebilir. Bu mali ilişkilerin ekonomik şoklar karşısında re­zervleri desteklediği aşikar. Bu­nunla birlikte kronik enflasyon ve kur oynaklığı ortamında borçla­rın geri ödeme yükünün altını çiz­mekte fayda var. İlaveten bu akan fonların küresel rekabetçiliği ge­liştirme bağlamında yerel yetkin­liklere ne oranda ayrıldığı da ayrı bir tartışma konusu.

Teknoloji alanında Türkiye, Batı ve Çin merkezli dijital eko­sistemler arasında denge kurma­ya çalışıyor. Rapor, Türkiye’nin tercihlerini “Çin ağ altyapısı üze­rinde ABD dijital şirketleri” for­mülüyle özetlemiş. Ancak je­oekonomik rekabet, bu denge stratejisinin sınırlarını belirgin­leştirecektir. Türkiye gibi ülkeler, kendi teknolojik kapasitesini ge­liştiremediği takdirde dijital ürün ve hizmetleri tüketen ancak bun­ların temel teknolojilerini üret­meyen bir ülke konumuna sıkışa­bilir. Türkiye’nin dijital uygulama katmanında kendini kanıtlamış başarılı girişimleri bulunuyor. Buna karşılık dijital altyapı, çip­ler ve temel YZ modelleri gibi alanlarda dışa bağımlılığın sür­mesi, kanımca raporun en önemli uyarılarından biri.

Enerjide ise Türkiye’nin fosil yakıt arzının yüzde 70’ten fazla­sı ithalata dayanıyor. Fosil yakıt ithalatı 2000 yılında 3,6 milyar dolarken 2025’te 36 milyar dola­ra ulaştı. Bu süreçte Avrasya’daki tedarikçilere bağımlılık da arttı. Yenilenebilir tarafındaysa ciddi atılım yapıldı. Elektrik üretimde mevcut durumda kapasite fazlası bulunmakta. Daha dikkatli plan­lanabilirdi.

Bence sektörel çoklu hizalan­ma, jeoekonomik kutuplaşma­nın arttığı bir dünyada Türkiye’ye önemli bir manevra alanı sağlıyor. Ancak her sektörde farklı bir orta­ğa dayanmak, kendi teknolojik ve ekonomik kapasitemizi geliştir­mediğimiz sürece kalıcı bir stra­teji olmaktan çıkıp geçici bir gü­venceye dönüşebilir. Sarkaç gibi savrulma riskini göz ardı etme­mek lazım. Raporun da vurguladı­ğı gibi, küresel değer zincirlerine katılmak tek başına yeterli değil. Asıl belirleyici olan, bu zincirle­rin hangi halkalarında yer aldığı­mız ve rekabetçiliği koruyarak ne ölçüde katma değer üretebildiği­miz. Gelen kaynakları doğru mec­ralarda değerlendirmek lazım. Önümüzdeki dönemde Türki­ye’nin en önemli sınavını yüksek teknolojili ihracatta ve dijital alt­yapıda vereceğini düşünüyorum.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Borsa TARIM KREDİ 19 EKİM AKTÜEL KATALOĞU: Tarım Kredi Kooperatifi'nde Gelecek Hafta Neler Var? 19 Ekim Tarım Kredi Kooperatifi Aktüel Ürünler Kataloğu CNN Türk Para · az önce Borsa ŞİMDİ SATIŞTA: İŞTE ŞOK İNDİRİMLİ ÜRÜNLER TAM LİSTE! (ŞOK 17-20 EKİM) Ekonomim · 35 dk önce Borsa Türk Hava Yolları ve CFM, Mutabakat Anlaşması imzaladı Ekonomim · 52 dk önce Borsa Reel sektöre 2027 yılı bütçesinden 658 milyar liralık destek verilecek Ekonomim · 1 saat önce Borsa Yurt genelinde kuvvetli yağış ve fırtına bekleniyor Borsanın Gündemi · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.