17 Ekim 2026, Cumartesi · 02:07 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Türkiye ve Azerbaycan: 35 yılda tek milletten tek ekonomiye

35 yıl önce Türkiye, Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkeydi. Zaman hangi sınavı önümüze koyarsa koysun, Türkiye ile Azerbaycan aynı kökten beslenen, kardeşlik bağlarıyla birbirine sımsıkı kenetlenmiş iki dal gi…

Türkiye ve Azerbaycan: 35 yılda tek milletten tek ekonomiye

35 yıl önce Türkiye, Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkeydi. Zaman hangi sınavı önümüze koyarsa koysun, Türkiye ile Azerbaycan aynı kökten beslenen, kardeşlik bağlarıyla birbirine sımsıkı kenetlenmiş iki dal gibidir. Önümüzdeki 35 yılda hedefimiz, “tek millet, iki devlet” olmanın yanında “tek ekonomi” hâline gelmek; bu birliktelik, ortak coğrafyamızda barış ve istikrarın da kilit taşı olacaktır.

17 Ekim 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

DEİK Türkiye-Azerbaycan İş Konseyi Başkanı TADİV Yönetim Kurulu Üyesi SELÇUK AKAT

Yarın Azerbaycan’ın ba­ğımsızlığını yeniden ka­zanmasının 35’inci yıl dö­nümü. Halkın kararlı talepleri ve Azatlık Meydanı’ndaki mücade­lenin ardından, 18 Ekim 1991’de Azerbaycan’ın bağımsızlığı yeni­den ilan edildi. Bakü’den yükselen bu iradeyi ilk tanıyan ülke Türki­ye oldu. O gün kurulan bağ, mer­hum Haydar Aliyev’in “tek millet, iki devlet” formülüyle bir kimliğe, 2021’de imzalanan Şuşa Beyan­namesi ile de bir müttefiklik hu­kukuna dönüştü.

Bu yıl dönümünün benim için kişisel bir anlamı da var. Ailem Azerbaycan kökenli. Dedem Ca­hangir Zeynaloğlu, Azerbaycan bağımsızlık hareketinin önde ge­len fikir ve aksiyon insanların­dandı; kaleme aldığı Azerbaycan tarihi eserleri bugün hâlâ basılı­yor. Rahmetli babam, ata yurdu­muz bağımsızlığına kavuştuktan sonra Azerbaycan ile iş ilişkile­rini yeniden kurdu. Enerji sektö­ründe önemli işler yaptık; SOCAR ile kurduğumuz ortak girişimler başarılı oldu. Bugün ikinci kuşak olarak bu ilişkileri sürdürüyorum ve Türk dünyasının 1991 sonra­sı dönüşümünü ilk elden gözleme imkânı buldum. Bu satırlar o ta­nıklığın ürünü.

Kardeşlikten ortaklığa

Bugün bu formüle üçüncü bir halka eklemenin zamanı geldiği­ne inanıyorum: Tek ekonomi. Son 35 yılda iki ülke arasındaki ilişki, duygusal bağların ötesine geçe­rek sermaye, enerji, ulaştırma ve sanayi üzerinden kenetlenmiş bir ekonomik ortaklığa evrildi. Önü­müzdeki dönemin görevi, bu or­taklığı kurumsal ve kalıcı bir en­tegrasyona taşımak.

Bu dönüşümü en açık biçimde rakamlar anlatıyor; ortaklığımız iki yönlü işliyor. Azerbaycan’ın Türkiye’deki yatırımları 20 mil­yar doları aştı. SOCAR, ülkemiz­deki en büyük uluslararası yatı­rımcı. Son 20 yılın en büyük sana­yi yatırımı olan STAR Rafinerisi, İSO 500 sıralamasında 3’üncü., ihracatta 6’ncı sırada. Petkim ise Türk sanayisinin lokomotiflerin­den biri olarak Aliağa’da büyüme­ye devam ediyor.

Madalyonun öbür yüzünde 5 bin 800 Türk şirketinin Azerbay­can’da gerçekleştirdiği 12 milyar dolarlık yatırım duruyor. Türki­ye, petrol dışı sektörlerde Azer­baycan’a en fazla yatırım yapan ülke. Müteahhitlerimiz Kara­bağ’ın yeniden inşasında, sana­yicilerimiz “Made in Azerbaijan” programı kapsamındaki sanayi ve teknoloji parklarında yeni üretim alanları buluyor.

Milyar dolarla ifade edilen kar­şılıklı yatırımlar iki ekonominin artık birbirinin büyümesinde doğrudan pay sahibi olduğu anla­mına geliyor. Bir ülkedeki fırsat, diğerinin de fırsatı.

Türkiye-Azerbaycan İş Konse­yi Azerbaycan’ın bağımsızlığın­dan hemen sonra 3 Kasım 1991’de kuruldu. Azerbaycan Ekonomi Bakanlığı ve AZPROMO ile birlik­te karşılıklı yatırımları artırmak ve Azerbaycan’ın petrol ve doğal­gaz dışında çeşitlenen sanayileş­mesine deneyimimizi aktarmak için çalışıyoruz. Son dönemde di­jital ekonomi, yeşil dönüşüm ve gıda güvenliğine odaklandık.

Çelikten bağlar: Enerji ve ulaştırma

Tek ekonomi iddiasının en so­mut zemini, iki ülkeyi fiziken bağ­layan altyapı. Bakü-Tiflis-Cey­han ve Bakü-Tiflis-Erzurum boru hatları, TANAP ve Bakü-Tif­lis-Kars Demiryolu, Hazar’ı Ak­deniz’e ve Avrupa’ya bağlayan bir omurga oluşturdu. Bu proje­ler Türkiye’yi Avrupa’nın enerji güvenliğinde kilit bir transit ülke yaptı; Azerbaycan ise Türkiye’nin arz güvenliğinde güvenilir bir te­darikçi oldu.

Iğdır-Nahçıvan boru hattıy­la Nahçıvan’ın gazı artık Türki­ye üzerinden sağlanıyor. Temeli atılan Kars-Dilucu Demiryolu ve Zengezur Koridoru tamamlan­dığında ise iki ülke tarihte ilk kez demiryoluyla kesintisiz biçimde bağlanacak. Bakü’den yola çıkan bir tren doğrudan Kars’a, oradan Avrupa’ya ulaşabilecek.

Önümüzdeki 35 yılın gündemi

Türk Devletleri Teşkilatı Tür­kistan Zirvesi’nde de teyit edildiği gibi Orta Koridor, Avrupa ile As­ya arasındaki ticaretin Türkiye ve Azerbaycan üzerinden aktığı yeni bir omurgaya dönüşüyor. Bu, iki ülkeye birlikte üstlenecekleri ta­rihi bir rol yüklüyor.

İş dünyası olarak gözümüzü ye­ni ufuklara çevirmeliyiz. Öne çıka­cak alanlar şunlar:

*Üçüncü ülkelerde birlikte büyü­mek: SOCAR’ın küresel genişleme stratejisi, TPAO’nun yurt dışı atı­lımı ve Türk şirketlerinin saha tec­rübesi bir araya geldiğinde Irak’tan Libya’ya, Orta Asya’dan Afrika’ya uzanan bir coğrafyada ortak pro­jeler mümkün. Azerbaycan gazı­nın Ağustos 2025’ten bu yana Ki­lis üzerinden Suriye’ye ulaşması, bu modelin ilk başarılı örneği oldu.

*Suriye’nin yeniden inşası: Enerjiyle başlayan işbirliği; elekt­rik üretimi, şebeke rehabilitasyo­nu, altyapı ve konut projelerine ge­nişleyebilir. Karabağ’da edinilen deneyim, bu alanda eşsiz bir biri­kim sunuyor.

*Karadeniz ve yeni enerji: Kara­deniz’deki gaz keşifleri, SOCAR ile TPAO arasında saha geliştirme ve üretimde yeni bir ortaklık alanı açı­yor. Nahçıvan’daki güneş enerjisi projeleri ve Türkiye’ye yeşil elekt­rik ihracı hedefi, ortaklığımızı gele­ceğin enerjisine taşıyacak. SOCAR Türkiye’nin yeni petrokimya yatı­rımı da Aliağa’yı bölgenin entegre sanayi üssüne dönüştürebilir.

*Savunma, teknoloji ve dijital ekonomi: Savunma sanayiinde or­tak üretim ve bakım merkezleri, ya­pay zekâ ve dijital altyapıda ortak girişimler, Türk dünyasının tekno­loji ekosistemine öncülük edebile­cek alanlar.

Tek ekonomiye giden yol

Bu hedefe ulaşmak için iyi ni­yet yetmez; kurumsal adımlar gerekir. Önceliklerimiz şunlar: Tercihli Ticaret Anlaşması’nın kapsamlı bir serbest ticaret ve ya­tırım anlaşmasına dönüştürül­mesi, yerel para birimleriyle tica­retin yaygınlaştırılması, ortak bir yatırım fonunun kurulması, stan­dartların ve gümrük prosedürle­rinin uyumlaştırılması ve insan kaynağının iki ülke arasında ser­bestçe dolaşabilmesi.

Savaşlar, yaptırımlar ve kırıl­gan tedarik zincirleri, bölgemiz­de ortaklıkların gerçek değerini sınıyor. Böyle bir dönemde eko­nomik bağlarımızın derinliği, iki ülke için en güçlü güvence. Siyasi gündemler değişebilir; ama boru hatları, demiryolları, fabrikalar ve ortak yatırımlar kalıcıdır.

35 yıl önce Türkiye, Azerbay­can’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkeydi. Zaman hangi sınavı önü­müze koyarsa koysun, Türkiye ile Azerbaycan aynı kökten bes­lenen, kardeşlik bağlarıyla birbi­rine sımsıkı kenetlenmiş iki dal gibidir. Önümüzdeki 35 yılda he­defimiz, “tek millet, iki devlet” olmanın yanında “tek ekonomi” hâline gelmek; bu birliktelik, or­tak coğrafyamızda barış ve istik­rarın da kilit taşı olacaktır. Türk ve Azerbaycan iş dünyası bu yol­culuğa hazır.

Azerbaycan’ın yeniden bağım­sızlığının 35. yılı kutlu olsun.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Makroekonomi EKİM 2026 ENFLASYON BEKLENTİSİ: Ekim ayı enflasyonu ne zaman açıklanacak? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi MEMUR MESAİ ÜCRETİ BELLİ OLDU | 2027 Memur saat başı mesai parası ne kadar olacak? İşte zamlı memur mesai ücreti... Yeni Asır Ekonomi · 59 dk önce Borsa Bahis operasyonu: 6,2 milyarlık para trafiğinde 29 şüpheli tutuklandı Ekonomim · 2 saat önce Makroekonomi Babacan: Fon soruşturmasında devletin elindeki kayıtlar açıklanmalı Independent Türkçe · 2 saat önce Borsa Memurların yeni mesai ücretleri belli oldu! İşte 2027'de ödenecek rakamlar Ekonomim · 3 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.