YAYINLAMA 16 Ekim 2026 12:24
GÜNCELLEME 16 Ekim 2026 12:57
Ekonomist Mahfi Eğilmez, internet sitesinde yayımladığı yazıda, Türkiye’de ekonomik büyüme verileri ile vatandaşların günlük hayatta deneyimlediği ekonomik koşullar arasındaki farkı ele aldı. Millî gelir ve GSYH artışına rağmen birçok kişinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğine dikkat çeken Eğilmez, bu tablonun nedenlerini değerlendirdi.
Büyüme ile toplumsal refah artışının aynı anlama gelmediğini vurgulayan Eğilmez, üretimin miktarından fiyat artışlarına, döviz kurundan gelir dağılımına kadar birçok unsurun günlük yaşamı belirlediğine dikkat çekti.
Cari fiyatlar ve reel büyüme farkı
TÜİK’in 2025 yılı verilerine göre Türkiye ekonomisi cari fiyatlarla yüzde 41,6 büyürken reel büyüme yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. Eğilmez, parasal büyüklükteki artışın üretim miktarındaki artışla aynı anlama gelmediğine dikkat çekti. Mahfi Eğilmez’e göre ekonomik büyümenin doğru değerlendirilebilmesi için yalnızca parasal göstergelerdeki artışa değil, reel üretimdeki gerçek genişlemeye de odaklanılması gerekiyor.
Enflasyon satın alma gücünü aşındırıyor
Nominal gelirler artsa da fiyatların daha hızlı yükselmesi vatandaşın alım gücünü düşürüyor. Örneğin, geliri yüzde 30 artan bir kişinin harcamaları yüzde 50 yükseldiğinde reel satın alma gücü geriliyor.
Hayat pahalılığı herkesi aynı etkilemiyor
Eğilmez, enflasyonun haneler üzerindeki etkisinin farklılaştığını vurguladı. Gelirinin büyük bölümünü kira, gıda, enerji ve ulaşıma ayıran vatandaşlar, temel ihtiyaçlardaki fiyat artışlarından daha fazla etkileniyor. Bu nedenle ortalama enflasyon, herkesin yaşadığı hayat pahalılığını tam olarak yansıtmayabiliyor.
Hizmet sektöründeki büyümede fiyatların etkisi
Mahfi Eğilmez ticaret, turizm ve dijital hizmetler gibi alanlarda yaşanan büyümenin bir bölümünün fiyat artışlarından kaynaklanabildiği belirtti. Nominal gelirlerdeki yükseliş, her zaman aynı oranda üretim ve katma değer artışı anlamına gelmediğini vurguladı.
Dolar bazında milli gelir artışı refah göstergesi değil
Mahfi Eğilmez, Türk lirası cinsinden nominal GSYH’nin döviz kurundaki artıştan daha hızlı yükselmesinin, millî gelirin dolar bazında büyümesini sağlayabildiğini belirtti. Ancak bu yükselişin, tek başına reel üretimdeki artışı veya vatandaşların refah seviyesindeki iyileşmeyi ortaya koymadığının altını çizdi.
Ekonomik büyümenin getirisi nasıl dağılıyor?
Mahfi Eğilmez, GSYH’nin ekonomide yaratılan toplam katma değeri gösterdiğini ancak gelirin toplumun farklı kesimleri arasında nasıl dağıldığını ortaya koymadığını belirtti. Ücretlerin fiyat artışlarının gerisinde kalmasının, ekonomik büyümeye rağmen vatandaşın satın alma gücünü azaltabileceğini ve ekonomik güvencesini zayıflatabileceğini vurguladı.
"Önemli olan yalnızca ne kadar büyüdüğümüz değil"
Ekonomist Mahfi Eğilmez’in değerlendirmesine göre, Türkiye’de milli gelir ve GSYH’deki artış, vatandaşların refah seviyesinin de aynı oranda yükseldiği anlamına gelmiyor. Enflasyonun satın alma gücünü azaltması, döviz kurundaki değişimler ve gelir dağılımındaki eşitsizlikler, ekonomik büyümenin günlük yaşama yansımasını sınırlıyor. Eğilmez, ekonomik başarının yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, bu artışın vatandaşların gelirine ve yaşam standartlarına ne ölçüde yansıdığıyla değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Gelir Artışını Niçin Hissetmiyoruz? Yeni yazım: https://t.co/IX6S78Y37n
— Mahfi Eğilmez (@mahfiegilmez) October 16, 2026
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.