15 Ekim 2026, Perşembe · 21:00 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Vakıf üniversitelerinde asıl mesele artık mali sürdürülebilirlik

Vakıf üniversitelerinde asıl mesele artık mali sürdürülebilirlik

Konuya dışarıdan bakan biri değilim. 2013-2019 arasında YÖK Denetleme Kurulu bünyesinde kırkı aşkın vakıf üniversitesinin denetiminde görev aldım, 2019-2023 döneminde bir vakıf üniversitesinin genel sekreterliğini yürüttüm. Bu tecrübeyle baktığımda önümüzdeki dönem önceki on yıldan oldukça farklı görünüyor.

Gelirin artışı sınırlanıyor, giderlerin böyle bir sınırı yok

Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 8 Temmuz 2026 tarihli kararına göre, 2026-2027 yılında hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerde öğrenim ücreti artışı yüzde 25'i geçemeyecek. Ağustos sonunda açıklanan esaslar bununla da kalmadı: Dokuz aya kadar taksitlendirmede vade farkı alınamayacak, tek dersi kalan öğrenciden tam dönem ücreti istenemeyecek, tekrar alınan alt sınıf dersleri için ilave ücret talep edilemeyecek.

Karşılığı somut: Geçen yıl mevcut öğrencisinden 100 lira alan bir üniversite bu yıl en fazla 125 lira alabilecek; üstelik bunu dokuz aya yaydığında finansman maliyetini öğrenciye yansıtamayacak.

Buna karşılık personel, enerji, laboratuvar, hastane ve yatırım giderlerinde böyle bir üst sınır yok; tersine, öğrenci alabilmek için karşılanması gereken asgari yeterlilik şartları var. En büyük kalem olan akademik personelde ise yasal bir taban var: 2020'de 2547 sayılı Kanun’un ek 8'inci maddesine eklenen hükümle, vakıf üniversitesi öğretim elemanlarına unvanlarına göre devlet üniversitelerindeki emsal ücretin altında ücret verilemiyor. Yani gelirde artış sınırı varken en ağır maliyet kaleminde aşağı yönlü hareket alanı dar.

Öğrenci tarafındaki rakamlar da rahat değil

2024 YKS'de vakıf üniversitelerinin genel doluluk oranı yüzde 91,14 idi. 2025'te yüzde 75,8'e düştü, 2026'da yüzde 79,7'ye çıktı. Toparlanma var ama 2024'ün hayli gerisindeyiz. Aynı yıl devlet üniversitelerinde doluluk yüzde 99,52.

Ortalama tek başına okunduğunda bir ayrıntı gözden kaçıyor: 2026'da lisans doluluğu yüzde 78,1'de kalırken ön lisansta yüzde 81,8 oldu. Bunu yalnızca iki yıllık programların ucuz olmasıyla açıklamak zor. Aileler artık "karşılığında hangi meslek var?" diye soruyor; diplomanın karşılığı belirsizse, somut bir meslek yolu gösteren kısa program cazip hale geliyor.

Mali sonuç basit,,. Bütçesini 10 bin ücretli öğrenciye göre kuran bir üniversite fiilen 8 bin öğrenciye ulaşıyorsa öğrenci başına maliyet yükselir. Açığı ücret artırarak kapatma imkânı ara sınıflarda artık sınırlı. Yeni kayıtlarda böyle bir sınır yok; ancak kontenjanın boş kaldığı bir piyasada fiyat artışı gelir artışı anlamına gelmiyor.

Hastanelerde 1 Ocak 2027'de yeni bir hesap başlıyor

7577 sayılı Kanun’la, vakıf üniversiteleri bünyesinde bedel karşılığında sağlık hizmeti veren hastane, tıp merkezi, diyaliz ve rehabilitasyon merkezi gibi iktisadi işletmelerin kurumlar vergisi muafiyeti 1 Ocak 2027'den itibaren kaldırıldı. Aynı tarihte KDV istisnası da sona eriyor.

Hastane gelirinin mali yapıyı desteklediği kurumlarda bu geçiş, fiyatlamadan nakit akışına kadar yeni bir kurgu gerektiriyor.

9 Ağustos düzenlemesi meseleyi faaliyet iznine bağlıyor

2026'nın asıl değişikliği bence burada. 9 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7592 sayılı Kanun, vakıf üniversitelerinin mali yapısına ilişkin denetimi çok daha somut sonuçlara bağladı.

Vergi ve SGK borçlarının zamanında ödenmemesi ile ücret artış oranının mevzuata aykırı belirlenmesi yaptırım sebepleri arasında. Mali tablolarda gelir, gider veya varlıkların eksik gösterilmesi ve gelirlerin akademik faaliyetler ile yatırım ve cari giderlerin finansmanında kullanılmaması ise yeni birim ve program açma taleplerinin askıya alınmasına bağlanmış.

Daha da önemlisi, üniversitenin muaccel ve kısa vadeli borçlarını yıllık eğitim geliriyle veya eğitim alanı dışındaki mal varlığıyla ödeyemediğinin tespiti ve kurucu vakfın da verilen sürede destek sağlayamaması hâlinde faaliyet izni geçici olarak durdurulabiliyor. Bu durumda yönetim, garantöre ya da YÖK'ün belirleyeceği aynı ildeki bir devlet üniversitesine devrediliyor.

Böylece mali sürdürülebilirlik, üniversitenin faaliyetine devam edebilmesinin hukuki şartlarından biri haline geliyor.

Bir de yapay zekâ var

Sorun yalnızca Türkiye'ye özgü değil. OECD'nin Temmuz 2026'da yayımladığı çalışma, üretken yapay zekânın yükseköğretimde öğrenmeyi, öğretimi, ölçmeyi ve kurum yönetimini birlikte değiştirdiğini ortaya koyuyor.

Dünya Ekonomik Forumu'nun 2025 araştırmasına katılan işverenler ise temel becerilerin yüzde 39'unun 2030'a kadar değişeceğini öngörüyor. İşverenlerin yüzde 81'i işe alımda iş tecrübesini, yüzde 48'i beceri değerlendirmesini kullanmaya devam edeceğini söylüyor; diplomayı şart olarak aramaya devam edeceklerin oranı ise yüzde 43.

Bu, üniversitenin gereksizleştiği anlamına gelmiyor. Ancak öğrenci haklı olarak soruyor: "Dört yıl ve ciddi bir maliyet karşılığında bu üniversite bana ne kazandıracak?" Kısa eğitimlerin yaygınlaştığı bir ortamda cevap yalnızca "diploma" olamaz.

Mevcut modelin devam etmesi zor

Vakıf üniversiteleri kâr amacıyla kurulmuş işletmeler değil; ancak yeni mevzuat gelir-gider dengesini gözetmeyi açıkça zorunlu kılıyor.

Bir tarafta ücret artış sınırı ve faizsiz dokuz aylık tahsilat, diğer tarafta aşağı çekilmesi kolay olmayan personel ve işletme giderleri var. Buna düşük doluluk oranları, hastanelerin 2027'den itibaren doğacak vergi yükü ve 7592 sayılı Kanun’la gelen mali yeterlilik denetimi ekleniyor.

Bu nedenle öğrenci gelirine aşırı bağımlı, doluluğu düşük, borçluluğu artmış ve kurucu vakfından düzenli destek alamayan üniversitelerde mevcut modelin sürdürülebilir olmadığını düşünüyorum.

Bundan sonra mütevelli heyetlerinin önüne yalnızca geçen yılın bilançosunu koymak yeterli olmayacak. Üç-beş yıllık gelir projeksiyonu, personel maliyetinin gelire oranı, kısa vadeli borç ödeme kapasitesi ve hastanenin vergi etkisi birlikte izlenmeli.

Çünkü yeni mevzuatta soru artık "üniversite zarar ediyor mu?" değil. Asıl soru, üniversitenin önümüzdeki üç-beş yıl boyunca yükümlülüklerini karşılayarak eğitim faaliyetini sürdürebilecek mali yapıya sahip olup olmadığıdır.

İlgili Haberler
Makroekonomi SON DAKİKA | Borsa perşembe gününü düşüşle tamamladı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi En İyi Biyoteknoloji Hissesi: Guggenheim Surrozen’i Seçti Investing Ekonomi · 8 dk önce Makroekonomi UniCredit’in Commerzbank’taki payını artırmasına ECB onayı Investing Ekonomi · 15 dk önce Makroekonomi Almanya ve Fransa, AB'nin 2035 motor yasağını esnetmek için anlaştı Bloomberg HT · 18 dk önce Makroekonomi Volvo Cars, otonom sürüş teknolojisi için Nvidia ortaklığını genişletiyor Investing Ekonomi · 27 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.