YAYINLAMA 13 Ekim 2026 19:32
GÜNCELLEME 13 Ekim 2026 19:38
Türkiye otomotiv sektöründe alarm zilleri çalıyor. Otomotiv gazetecisi Emre Özpeynirci, daralan iç pazar, artan maliyetler ve üretimde yaşanan kayıplara dikkat çekerek sektörün geleceğini belirleyecek iki kritik kararı değerlendirdi. Çin başta olmak üzere bazı ülkelerden elektrikli araç ithalatını zorlaştıran düzenlemenin kaldırılması ve Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin “Made in Europe” kapsamına alınıp alınmaması, otomotiv sanayisinin geleceği açısından belirleyici olacak. Özpeynirci, otomobil pazarının önümüzdeki dönemde yeniden 1 milyon adedin altına gerileyebileceği uyarısında bulunurken, Türkiye'nin acilen kapsamlı bir otomotiv sanayi stratejisine ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Türkiye otomotiv sektörü, iç pazarda satışların yavaşlaması, yükselen finansman maliyetleri ve uluslararası rekabette değişen dengeler nedeniyle kritik bir dönemden geçiyor. Oksijen TV'de yayımlanan “Otomotivi bekleyen 2 kritik karar | Çin ambargosu ve Made in Europe” başlıklı programında sektörün son durumunu değerlendiren otomotiv gazetecisi Emre Özpeynirci, hem tüketicileri hem de üreticileri yakından ilgilendiren gelişmelere dikkat çekti.
Özpeynirci'ye göre Türkiye otomotiv sektörünün geleceğini şekillendirecek iki önemli başlık bulunuyor. Bunlardan ilki Çin, Japonya ve ABD gibi ülkelerden elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç ithalatına yönelik düzenlemelerin geleceği, ikincisi ise Avrupa Birliği'nin hazırladığı “Made in Europe” düzenlemesinde Türkiye'nin nasıl konumlandırılacağı.
Otomotiv pazarında daralma hızlandı: Satışlar beklentilerin altında
Türkiye otomotiv pazarında temmuz ayından itibaren daralmanın hız kazandığını belirten Özpeynirci, satışlardaki düşüşün yüzde 25'in üzerine çıktığını ifade etti.
Eylül ayında yaklaşık 83 bin adetlik satış gerçekleştiğini aktaran Özpeynirci, bu rakamın sektör beklentilerinin oldukça altında kaldığını belirtti. Yılın ikinci yarısındaki satış performansının 2022 seviyelerine gerilediğine dikkat çekti.
Özpeynirci, pazardaki yavaşlamanın otomotiv markalarının stok ve finansman yönetimini de zorlaştırdığını ifade etti. Muafiyetli araç satışları ve elektrikli araçlara yönelik talebe rağmen birçok markada stokların yükseldiğini, showroom trafiğinin ise belirgin biçimde azaldığını söyledi.
Yüksek faizler nedeniyle araç stoklarının finansman maliyetinin arttığını belirten Özpeynirci, bu durumun distribütörler ve bayiler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu vurguladı.
Yıl sonu satış beklentisi 1,2 milyondan 1,1 milyona geriledi
Otomotiv pazarının ekim ayında da güçlü bir toparlanma göstermesini beklemediğini belirten Özpeynirci, aylık satışların 85 bin ile 90 bin adet arasında kalabileceğini ifade etti.
Bu tahmine göre yılın ilk 10 ayında toplam pazarın yaklaşık 890 bin ile 895 bin adet seviyesine ulaşabileceğini belirten Özpeynirci, geçen yıl aynı dönemde 1 milyon 43 bin adetlik satışla rekor kırıldığını hatırlattı.
Pazardaki daralma nedeniyle sektörün yıl sonu beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiğini ifade eden Özpeynirci, daha önce 1,2 milyon adet olarak öngörülen toplam satışların 1 milyon 100 bin ile 1 milyon 150 bin adet aralığına gerilediğini söyledi.
“Otomotiv pazarı yeniden 1 milyonun altına düşebilir”
Özpeynirci, otomotiv sektöründeki risklerin yalnızca mevcut yıl ile sınırlı olmadığını, önümüzdeki dönemde daha ciddi bir daralma yaşanabileceğini belirtti.
Küresel ekonomik belirsizlikler, savaşlar, petrol fiyatları, lojistik maliyetleri ve üretim giderlerindeki artışın otomotiv sektörünü baskılamaya devam ettiğini ifade etti.
Türkiye'nin 86 milyonluk nüfusuna rağmen otomotiv pazarının yeniden 1 milyon adetlik sınırın altına gerileme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Özpeynirci, sektör temsilcilerinin 880 bin ile 900 bin adetlik pazar senaryolarını konuşmaya başladığını aktardı.
İlk kritik karar: Çin'den elektrikli araç ithalatının önü açılacak mı?
Özpeynirci'nin dikkat çektiği ilk önemli gelişme, Gümrük Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşması (STA) kapsamı dışındaki ülkelerden elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç ithalatını zorlaştıran düzenlemenin geleceği oldu.
Mevcut düzenleme kapsamında ithalatçı firmalardan kendilerine ait 20 servis noktası oluşturmalarının istendiğini belirten Özpeynirci, bu şartın özellikle Çin, Japonya ve ABD menşeli bazı modellerin Türkiye pazarına girişini engellediğini ifade etti.
Özpeynirci, Çin ile Türkiye arasında Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde gündeme gelen hukuki süreçler ve olası tazminat yükümlülükleri nedeniyle söz konusu düzenlemenin kaldırılmasının değerlendirildiğini aktardı.
Koç Holding Otomotiv Grubu Başkanı Haydar Yenigün'ün de düzenlemenin yaklaşık 1 ila 1,5 ay içerisinde kaldırılabileceği yönünde beklentisini dile getirdiğini belirtti.
BYD, Tesla, Toyota ve Japon markalar için yeni dönem başlayabilir
Düzenlemenin kaldırılması halinde Türkiye'deki elektrikli araç seçeneklerinin genişleyebileceğini belirten Özpeynirci, BYD, Tesla, Toyota, Subaru, Honda ve Suzuki gibi markaların bazı elektrikli ve şarj edilebilir hibrit modellerinin ithalatının yeniden mümkün hale gelebileceğini söyledi.
Ancak ithalatın kolaylaşmasının otomobil fiyatlarında aynı ölçüde düşüş anlamına gelmeyebileceğine dikkat çekti.
Özpeynirci, ithal araçlarda yüzde 30 ek vergi ile yüzde 10 gümrük vergisinden oluşan toplam yüzde 40'lık yükün ve ilgili diğer mali koşulların devam etmesinin beklendiğini ifade etti.
Bu nedenle düzenlemenin kaldırılması durumunda ilk aşamada uygun fiyatlı modellerden çok, üst segment elektrikli araçların Türkiye pazarına giriş yapabileceğini değerlendirdi.
İkinci kritik karar: Türkiye “Made in Europe” dışında kalırsa ne olacak?
Türkiye otomotiv sanayisinin geleceğini yakından ilgilendiren ikinci önemli başlık ise Avrupa Birliği'nin hazırladığı Sanayi Hızlandırma Yasası ve “Made in Europe” yaklaşımı.
Özpeynirci, Türkiye'nin söz konusu düzenlemede Avrupa üretim ekosisteminin bir parçası olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin, otomotiv üretimi ve ihracatı açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Türkiye'nin kapsam dışında bırakılması halinde otomotiv sanayisinin Avrupa pazarındaki rekabet gücünün olumsuz etkilenebileceğine dikkat çekti.
Özpeynirci, bu süreçte Türkiye'nin Çin ile sanayi ortaklıklarını güçlendirebileceği veya Avrupa'dan araç ithalatına yönelik yeni adımlar atabileceği yönündeki açıklamaların da gündeme geldiğini aktardı.
Türkiye otomotiv üretiminde maliyet avantajını kaybediyor
Türkiye'nin Avrupa otomotiv sanayisi açısından önemli bir üretim ve tedarik merkezi olduğunu hatırlatan Özpeynirci, son yıllarda yükselen işçilik ve üretim maliyetlerinin ülkenin rekabet gücünü zayıflattığını ifade etti.
Türkiye'deki üretim maliyetlerinin bazı Doğu Avrupa ülkelerinin üzerine çıktığını ve Batı Avrupa seviyelerine yaklaştığını belirten Özpeynirci, geçmiş yıllarda önemli bir avantaj sağlayan düşük maliyetli üretim modelinin artık aynı ölçüde etkili olmadığını söyledi.
Bu durumun Türkiye'nin Avrupa Birliği karşısındaki pazarlık gücünü de etkilediğine dikkat çekti.
Öte yandan Almanya gibi büyük otomotiv üreticisi ülkelerin, Türkiye'den sağlanan parça ve bileşenler nedeniyle Türk otomotiv sanayisinin Avrupa üretim zincirinin dışında kalmasını istemediğini aktardı.
2 milyon TL'nin altında elektrikli otomobil bulmak zorlaşıyor
Otomotiv sektöründeki gelişmelerin tüketiciler üzerindeki etkisini de değerlendiren Özpeynirci, Türkiye'de uygun fiyatlı elektrikli otomobile erişimin giderek zorlaştığını belirtti.
Artan akaryakıt giderleri nedeniyle tüketicilerin elektrikli araçlara yönelmek istediğini ancak ithalat kısıtlamaları, vergi yükü ve fiyat artışlarının seçenekleri daralttığını ifade etti.
Özpeynirci, Türkiye'de 2 milyon TL'nin altında elektrikli otomobil seçeneklerinin oldukça sınırlı hale geldiğini belirterek, araç fiyatlarındaki küçük artışların bile modelleri daha yüksek ÖTV dilimlerine taşıyabildiğine dikkat çekti.
Özellikle yüzde 50'lik ÖTV dilimine geçişin bazı modellerin satış fiyatını 3 milyon TL'nin üzerine çıkarabildiğini ifade etti.
Otomobil üretiminde 109 bin adetlik kayıp uyarısı
Türkiye'nin yalnızca otomobil satışlarında değil, üretim ve ihracat tarafında da ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Özpeynirci, yılın ilk 10 ayında otomobil üretiminde 109 bin adetlik kayıp yaşandığını aktardı.
Otomobil ihracatındaki düşüşün ise yüzde 30 ila yüzde 40 seviyelerine ulaştığını ifade eden Özpeynirci, bu gelişmelerin sektörün uluslararası rekabet gücü açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Üretim maliyetlerinin artması, Avrupa pazarındaki belirsizlikler ve Çinli üreticilerin küresel ölçekte güçlenmesi, Türkiye'nin otomotiv sanayisindeki konumunu korumasını daha da önemli hale getiriyor.
“Otomotiv için acilen bir devlet politikası oluşturulmalı”
Programında Çin'in otomotiv sektöründe ulaştığı konuma da değinen Özpeynirci, bu başarının yalnızca ucuz üretimle açıklanamayacağını belirtti.
Çin'in uzun vadeli devlet politikaları, yazılım yatırımları ve teknoloji geliştirme stratejileri sayesinde küresel otomotiv sektörünün önemli oyuncularından biri haline geldiğini ifade etti.
Türkiye'nin de benzer şekilde uzun vadeli, kapsamlı ve değişen küresel koşullara uyum sağlayabilecek bir otomotiv sanayi stratejisi geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Otomotiv sektörünün doğrudan 400 bin ila 500 bin, dolaylı olarak ise yaklaşık 1 milyon kişiye istihdam sağladığını belirten Özpeynirci, çalışanların aileleriyle birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık 4 milyon kişinin geçiminin sektörle bağlantılı olduğuna dikkat çekti.
“Milyonlarca insanın geleceği söz konusu”
Özpeynirci, Türkiye'nin otomotiv sanayisindeki üretim kapasitesini ve ihracat gücünü koruyabilmesi için yalnızca kısa vadeli vergi veya ithalat düzenlemelerinin yeterli olmayacağını ifade etti.
Elektrikli araçlar, batarya teknolojileri, yazılım, yerli üretim, ihracat ve uluslararası ticaret politikalarını kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektiğini belirtti.
Çin'den araç ithalatına ilişkin düzenlemenin geleceği ve Türkiye'nin “Made in Europe” kapsamındaki konumunun, sektörün önümüzdeki dönemde izleyeceği yolu belirleyecek iki kritik gelişme olduğunu vurgulayan Özpeynirci, otomotiv sanayisinin korunması için gecikmeden stratejik adımlar atılması çağrısında bulundu.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.