YAYINLAMA 13 Ekim 2026 11:50
GÜNCELLEME 13 Ekim 2026 11:56
Ekonomist Dr. Mahfi Eğilmez, siyasetin ekonomi, hukuk, kamu kurumları ve bireysel özgürlükler üzerindeki etkisini değerlendirdiği yazısında, iktidar gücünün sınırlandırılmasının demokratik toplumlar için zorunlu olduğunu vurguladı.
Merkez bankaları ve düzenleyici kurumların siyasi müdahalelerden uzak, liyakat ve bilimsel verilerle çalışması gerektiğini belirten Eğilmez, “Siyaset kuralları koymalı, oyuncu olmamalıdır” mesajı verdi.
Devletin rolünü futbol hakemine benzeten Eğilmez, “Hakem oyunculardan biri hâline geldiğinde oyunun adaleti ve dengesi bozulur” ifadelerini kullandı.
Ekonomist Dr. Mahfi Eğilmez, kişisel blogunda yayımladığı “Siyasetin Sınırları: Güç Nerede Durmalı” başlıklı yazısında, siyasi iktidarın ekonomi, hukuk, kamu yönetimi, din ve bireysel özgürlükler karşısındaki konumunu ele aldı.
Siyasetin toplumsal düzeni sağlamak ve ortak sorunlara çözüm üretmek için gerekli olduğunu ancak yetki sınırlarının aşılmasının toplumsal refaha ve özgürlüklere zarar verebileceğini belirten Eğilmez, asıl meselenin siyasetin ne kadar güçlü olduğu değil, nerede durması gerektiğini bilmesi olduğunu ifade etti.
Ekonomiye siyasi müdahale güveni zayıflatabilir
Siyasetin ekonomideki temel görevinin adil rekabetin ve güvenilir kuralların geçerli olduğu bir ortam oluşturmak olduğunu belirten Eğilmez, kısa vadeli siyasi çıkarlar doğrultusunda piyasa dengelerine müdahale edilmesinin ekonomik güveni ve öngörülebilirliği zayıflatabileceğine dikkat çekti.
Merkez bankaları ile düzenleyici kurumların liyakat ve bilimsel veriler doğrultusunda çalışması gerektiğini vurgulayan Eğilmez, mülkiyet hakkının ve yatırım güvencesinin korunmasının önemine işaret etti.
Devletin ekonomide tamamen pasif kalamayacağını da belirten Eğilmez, piyasa aksaklıklarının giderilmesi, tüketicinin korunması, emeğin desteklenmesi ve gelir dağılımındaki adaletsizliklerin azaltılmasının kamunun sorumlulukları arasında bulunduğunu ifade etti.
Eğilmez'e göre belirleyici olan, ekonomik müdahalelerin keyfî siyasi tercihler yerine kamu yararına ve adil kurallara dayanması.
“Seçimle iş başına gelmek sınırsız yetki anlamına gelmez”
Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığına da dikkat çeken Eğilmez, demokratik sistemlerde hiçbir gücün hukukun üzerinde olamayacağını vurguladı.
“Seçimle iş başına gelmek, sınırsız bir yetki anlamına gelmez” diyen Eğilmez, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve etkili denetim mekanizmalarının iktidarın keyfî kullanımını önleyen temel güvenceler olduğunu belirtti.
Devlet kurumlarının ve kamu kaynaklarının herhangi bir siyasi partinin mülkü olmadığını ifade eden Eğilmez, bunların toplumun ortak emaneti olduğunun altını çizdi.
Kurumlar siyasi çekişmelerin aracı olmamalı
Yargı, eğitim, akademi ve kamu yönetimi gibi kurumların günlük siyasi tartışmalardan uzak tutulması gerektiğini belirten Eğilmez, bu alanlarda liyakat, tarafsızlık ve kurumsal bağımsızlığın esas alınması çağrısında bulundu.
Siyasi iktidarların değişebileceğini ancak devletin topluma karşı sorumluluklarının devam ettiğini vurgulayan Eğilmez, güçlü devlet anlayışını şu sözlerle açıkladı:
“Güçlü devlet, bütün kurumları tek merkezden yöneten değil, kurumlarının görevlerini adil ve öngörülebilir kurallar çerçevesinde yerine getirmesini sağlayan devlettir.”
“Siyaset bireyin yaşam tarzına müdahale edemez”
Eğilmez, bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasının da siyasetin temel sınırlarından biri olduğunu belirtti.
Siyasetin bireyin vicdanına, inancına, düşüncesine ve yaşam tarzına keyfî biçimde müdahale edemeyeceğini ifade eden Eğilmez, sanatın, bilimin ve düşüncenin gelişebilmesi için özgürce sorgulayan ve eleştiren bireylerin varlığına ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.
Toplumsal barışın herkesin aynı düşüncede olmasıyla değil, farklılıkların bir arada yaşayabilmesiyle sağlanacağını belirten Eğilmez, siyasetin görevinin toplumu tek tipleştirmek değil, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almak olduğunu vurguladı.
Din ve siyaset birbirinin aracı hâline gelmemeli
Din ile siyaset arasındaki ilişkinin de sınırlarının bulunması gerektiğini belirten Eğilmez, siyasetin dini kendi gücünü pekiştirmek için kullanmaması, dinî otoritelerin de inancı siyasi güç elde etmenin aracına dönüştürmemesi gerektiğini ifade etti.
Demokratik toplumlarda devletin belirli bir inancı dayatmak yerine herkesin inanç ve vicdan özgürlüğünü korumakla yükümlü olduğunu belirten Eğilmez, hiçbir inancın başkalarının temel haklarını sınırlandırmak için gerekçe gösterilemeyeceğini kaydetti.
Eğilmez, “Siyaset insanların vicdanını yönetmeye çalışmamalı, din de siyasal çıkarların aracı hâline getirilmemelidir” ifadelerini kullandı.
“İyi niyetli yöneticilere güvenmek yeterli değil”
Siyasi gücün neden sınırlarını aşabildiğini de değerlendiren Eğilmez, iktidarı koruma isteğinin, kısa vadeli siyasi kazançların ve kamu kurumlarını kontrol etme eğiliminin zamanla toplumsal yararın önüne geçebileceğini belirtti.
Bu nedenle yalnızca yöneticilerin iyi niyetine güvenmenin yeterli olmadığını vurgulayan Eğilmez, hukuki güvencelerin, bağımsız kurumların ve hesap verebilirlik mekanizmalarının önemine dikkat çekti.
Eğilmez, “Sağlıklı bir demokrasi, yönetenlerin iyi niyetine değil, yetkilerini kötüye kullanmalarını önleyen güvencelere dayanır” değerlendirmesinde bulundu.
“Hakem oyuncu olursa oyunun adaleti bozulur”
Yazısının sonuç bölümünde siyasetin görevini futbol federasyonu ve hakem örneği üzerinden anlatan Eğilmez, federasyonun kuralları belirlemekle, hakemin ise bu kuralları adil biçimde uygulamakla yükümlü olduğunu ifade etti.
“Hakem oyunculardan biri hâline geldiğinde oyunun adaleti ve dengesi bozulur” diyen Eğilmez, siyasetin ekonomide, hukukta, kamu kurumlarında ve bireysel özgürlüklerde adil kuralları güvence altına alması gerektiğini vurguladı.
Devletin ne ekonomik gücün ne siyasi iktidarın ne de belirli bir inancın ayrıcalıklı aracı hâline gelmemesi gerektiğini belirten Eğilmez, toplumsal refahın yalnızca iktidarın yapabildikleriyle değil, yapmaması gerekenleri bilmesiyle de ilgili olduğunu kaydetti.
“Asıl soru, siyaset toplumu şekillendirmeli mi, özgürlüğün güvencesi mi olmalı?”
Bir toplumun gelişmişliğinin yalnızca ekonomik göstergelerle ölçülemeyeceğini belirten Eğilmez, hukukun bağımsızlığı, bireysel özgürlükler ve kurumların tarafsızlığının da gelişmişliğin temel ölçütleri arasında bulunduğunu ifade etti.
Eğilmez, yazısını şu soruyla tamamladı:
“Sonuçta temel soru şudur: Siyaset toplumu kendi istediği biçimde biçimlendiren bir güç mü olmalı, yoksa demokratik, özgür ve adil bir toplumun güvencesi mi?”
Bu soruya verilecek yanıtın yalnızca bugünü değil, geleceği de belirleyecek önemde olduğunu vurguladı.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.