13 Ekim 2026, Salı · 12:46 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

MHP lideri Bahçeli'den Suudi Arabistan'a askeri destek çağrısı: Her türlü imkan sağlanmalı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'deki grup toplantısında Suudi Arabistan'ın savunmasına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kutsal yerlere yönelik saldırılara sessiz kalamayacaklarını belirten Bahçeli, Türk…

MHP lideri Bahçeli'den Suudi Arabistan'a askeri destek çağrısı: Her türlü imkan sağlanmalı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'deki grup toplantısında Suudi Arabistan'ın savunmasına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kutsal yerlere yönelik saldırılara sessiz kalamayacaklarını belirten Bahçeli, Türkiye'nin askeri destek vermesi gerektiğini söyledi.

13 Ekim 2026 11:15 13 Ekim 2026 11:18 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kutsal mekanlara yönelik saldırılara tepki gösteren Bahçeli, Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın savunmasına askeri destek sağlaması çağrısında bulundu.

Mescid-i Aksa, Kâbe ve Hazreti Muhammed'in kabrinin bulunduğu kutsal mekana yönelik saldırılara sessiz kalamayacaklarını vurgulayan Bahçeli, Mekke İttifakı kapsamında Suudi Arabistan'a mümkün olan her türlü askeri desteğin verilmesi gerektiğini ifade etti. Bahçeli, uluslararası hukuku ihlal eden yaklaşımlara karşı kararlı bir tutum sergilenmesi gerektiğini belirtti.

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

Terörsüz Türkiye, birlikle ve dirlikle yaşama iradesi, gönül ve kültür coğrafyamızla beraber insanlığa adaletli bir nizam vaaz eden, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet inşasının şuurudur.

Milletimizin özgün iradesi ile tesis edilmekte olan Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge girişimi, Türkiye aşımlarını ve bölgede hâkimiyet kurma heveslilerini endişeye sürüklerken tarihimizin her döneminde olduğu gibi Türkiye'yi zayıflatmaya dönük sistemli çabalar da devreye sokulmaktadır.

Nasıl geçmişte kimi zaman ekonomik, kimi zaman siyasi ve sosyal, kimi zaman da terör ve şiddeti esas alan yollarla milletimiz ayrıştırılmak, ekonomimiz istikrarsızlaştırılmak, devletimiz güçsüzleştirilmek istendiyse yakaladığımız huzur ve güven ortamını sabote etmek isteyenler de yine devrededir.

"Terörsüz Türkiye adımları en kısa zamanda nihayete erdirilecektir"

Peşinen söylemeliyim, Türkiye yolundan, Türk milleti kararından geri dönmeyecektir. Terörsüz Türkiye adımları ciddiyetle ve samimiyetle atılmaya devam edecek, en kısa zamanda nihayete erdirilecektir.

Aynı zamanda Terörsüz Bölge yolunda önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde ise İsrail'in bölgeye dönük saldırganlıkları, yaklaşan seçimlerde bahane edilerek devam etmekte, kışkırtıcılık seviyesi artmaktadır. İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa'ya yönelik provokasyonlar, İsrail barbarlığının geldiği seviyeyi göstermektedir.

Diğer yandan kutsal topraklara yönelik Husi saldırıları, bölgeyi istikrarsızlaştırma hedefinin aynı amaca hizmet eden farklı bir unsurudur. Söylenenler farklı olsa da hizmet ettikleri şey farksızdır.

"Suudi Arabistan'a mümkün olan her türlü askeri destek verilmeli"

Milliyetçi Hareket Partisi olarak ne ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya ne kıblemiz Kâbe'ye ne de Hazreti Resulullah'ın kutlu mabedine yönelik saldırılara göz yumamayız. Sessiz kalamayız. Tahammül göstermeyiz.

Türk milletinin tarihinde, kültüründe, inancında, imanında ve devlet geleneğinde mahfuz bu topraklara yönelik saldırılara hiçbir şekilde duyarsız kalamayız. Ne gerekiyorsa da onu yaparız. Bu yönde diplomasinin imkânları yetmiyorsa caydırıcı güç kullanılmalıdır.

Mekke İttifakı kapsamında ülkemizin Suudi Arabistan'ın savunmasına mümkün olan her türlü askerî desteğin verilmesi, uluslararası hukuku da ihlal eden yaklaşımlara karşı hassasiyetle ve kararlılıkla mukabele edilmesine imkân sağlanmalıdır.

Bilindiği gibi dost ve müttefikimiz olan Suudi Arabistan'a yönelik artan Husi saldırıları ağır sivil kayıplara yol açmıştır.

Sivillere ve sivil altyapıya saldırmanın uluslararası hukuk ve insancıl hukuk açısından büyük bir suç teşkil ettiği açıktır. Yemen'den Suudi Arabistan'a yönelik bu tür saldırıların en sert şekilde kınanması gerektiği de tartışmasızdır.

Nitekim 10 Ekim'de Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na gerçekleştirilen saldırıda 13 kişi hayatını kaybetmiş, 309 kişi yaralanmıştır. Ertesi gün aynı havalimanına düzenlenen yeni bir saldırıda ise bir kişi daha hayatını kaybetmiş, 11 kişi yaralanmıştır.

Bu menfur saldırılar kuşkusuz bütün bölgenin huzur ve istikrarını hedef almaktadır. Yemen'de uzun yıllardır devam eden çatışmaların yeniden şiddetlenmesi, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'nın güvenliğini tehlikeye atmakta, uluslararası ticaret, enerji arz güvenliği ve bölgesel ekonomik istikrar bakımından ciddi riskler doğurmaktadır.

"Türkiye, taahhütlerine bağlı kalacaktır"

Orta Doğu'nun içinde bulunduğu bu zor dönemde bölge ülkeleri arasındaki husumetleri derinleştirecek, yeni çatışma cepheleri açacak ve sivillerin hayatına mal olacak hiçbir eylem mazur görülemeyecektir. Hangi gerekçeyle gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, sivilleri hedef alan saldırılar hiçbir surette meşru görülemeyecektir.

Suudi Arabistan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik tehditler karşısında Türkiye, Mekke savunma anlaşmasından kaynaklanan taahhütlerine bağlı kalarak ve İslam âleminin mukaddes beldelerine ev sahipliği yapan bu müttefikimizle dayanışmasını kararlılıkla sürdürecektir.

Temennimiz, Husilerin saldırılarına derhal son vermesi, Yemen'de kalıcı bir siyasi çözümün tesis edilmesi ve bölgesel ihtilafların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesidir. Bölgedeki herkes itidal içerisinde hareket etmeli, akl-ıselimden şaşmamalıdır. Daha fazla Müslüman kanı akmamalı, tüm bölgemiz huzur ve güven ortamında yaşayabilmelidir.

Mezhep farklılıklarını çatışmanın gerekçesi hâline getiren, Müslüman toplumları birbirine düşüren ve bölgenin kaynaklarını savaşlarda tüketenlere, nifak tohumları ekenlere, kardeş kavgası çıksın diye Tel Aviv'de el ovuşturanlara karşı müşterek bir duruş sergilenmelidir. İslam dünyası bir ve bütün olmalı, kardeş kavgası derhal son bulmalıdır.

Parti olarak arzumuz, bölge ülkelerinin birbirlerinin güvenliğine katkı sunduğu, ihtilaflarını müzakereyle çözdüğü ve geleceklerini ortak iradeyle inşa ettiği, huzur ve barış içerisinde bir Orta Doğu ve İslam dünyasıdır.

"Yunanistan'ın İsrail'e güvenmesi ciddi bir hata olacaktır"

Diğer yandan Yunanistan yönetiminin İsrail'e yakınlaşarak kendisini daha güçlü ve güvenli hissedeceğini zannetmesi, Türkiye'nin deniz yetki alanlarındaki hak ve menfaatlerine dönük ihlallere dur dediğimizde İsrail'in kendisini koruyabileceğini umması, tarihten ve günümüzden hiçbir ders almadığı anlamına gelecektir.

Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında geliştirilmek istenen elektrik bağlantısı projesi, deniz yetki alanlarına ilişkin ihtilafları yeniden gündeme taşımıştır. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı'nın projeye desteğini açıklaması ve Atina'nın deniz tabanı araştırmalarını yeniden başlatma girişimi, meselenin uluslararası boyutunu da ortaya koymaktadır.

Türkiye'nin güzergâha ilişkin önceden koordinasyon gerektirdiği yönündeki tutumu ortadayken üçüncü ülkelerin desteğini almakla Ankara'nın itirazlarını aşabileceğini sanmak, Atina için ciddi bir hata olacaktır. Yunanistan bölgemizde kalıcı huzur ve barış istiyorsa bunun yolunun komşularla dostane ilişkiler tesis etmekten geçtiğini unutmamalıdır.

Yunanistan, Türkiye'nin haklarını ve Kıbrıs Türk Devleti'nin egemenliğini tanımadıkça, kimle ittifak kurarsa kursun, kiminle ne anlaşmayı imzalarsa imzalasın ve hangi silahları alırsa alsın kendisini güvende hissedemeyeceğini artık anlamalıdır.

"Bizden korunmak için silahlanıyorsa Türk barışına sığınsın"

Şayet Yunan hükümeti bizden korunmak için silahlanıyorsa Türk barışına sığınmasını, bizleri korkutmak için silahlanıyorsa hiçbir gücün bizi korkutamayacağını asla aklından çıkarmamasını kendilerine tavsiye ederiz.

Bizim arzumuz ve tercihimiz, Yunan-Rum ekseninin gereksiz kışkırtmalardan ve husumetlerden uzaklaşması, diyalog ve diplomasi ile sorunlarını çözme iradesi sergilemesidir.

Atina'daki acemi siyasetçiler, Türkiye'nin besleyeceği saygı ve dostluğun İsrail'in satacağı silah ve mühimmattan daha güçlü olduğunu artık idrak etmelidir.

"Türkiye, arınma ve aklanma dönemindedir"

Uluslararası hukuku ihlal ederek egemenlik haklarımıza yönelik yapılan bazı saldırılarla birlikte, ülkemizi istikrarsızlaştırmaya, milletimizi kutuplaştırmaya ve birçok konuda umutsuzluğa sevk etmeye yönelik girişimler eş zamanlı olarak devam etmektedir.

Türkiye güçlendikçe, kardeşliğini pekiştirdikçe huzurumuzu sabote etmeye yönelik fitne ve nifak da yaygınlaşmakta; Türkiye'nin hasımlarıyla birlikte içerideki taşeronlar da hareketlenmektedir.

Devlet-millet dayanışması güven iklimi oluşturdukça, geleceğin güçlü Türkiye'sine yönelik ortak irade güçlendikçe provokasyon girişimleri artmaktadır.

Türkiye, kamuda, siyasette ve diğer birçok alanda arınma ve aklanma dönemindedir. Köklü sorunlarını çözüme kavuşturabileceği uygun bir iklimdedir.

Bununla beraber, yapılan operasyonları ve devletin kamu menfaatlerinin istismarına yönelik hukuksuzlukları açığa çıkarma yolunda attığı adımları yeni bir kuşatma ve istikrarsızlaştırma sürecine çekme; bir kısım siyaset ve medya aracılığıyla toplumsal hareketlilik yaratma arzusu da dikkat çekmektedir.

Türkiye, yükselme, millî birlik ve kardeşlikte buluşma evresindeyken içeriden ve dışarıdan toplumu tahrik edici olaylar karşısında tüm kurumlarıyla birlikte duyarlı ve hazırlıklı olmalıdır.

"Yolsuzlukların boyutu vatandaşlarımızın bilgisine sunulmalıdır"

Belediyelerde yaşanan yolsuzluk ve ahlaksızlıkların ülke genelinde yayıldığı bir dönemde, siyaset adına bunların üzerinin örtülmesine yahut olduğundan farklı gösterilmesine; kamu malına zarar verenlerin ve yetim hakkına el uzatanların masumlaştırılmasına fırsat verilmemelidir.

Devletimizin ilgili kurumları; olan biteni, çalanı, talan edeni kamuoyuna açıklamalı, doğru bilgilerle kamuoyunu aydınlatmalıdır.

Somutlaşmış mahkeme kararları, hukuk önünde belirli hâle gelmiş konular milletimizle paylaşılmalı, yolsuzlukların boyutu vatandaşlarımızın bilgisine sunulmalıdır.

Haklıyla haksızı, doğruyla yanlışı fark etmeyi mümkün kılacak etkili bir iletişim stratejisiyle toplumsal kafa karışıklığı önlenmelidir.

Ülkemizin Terörsüz Türkiye sürecinde yönlendirilmiş sanal meselelerle odağını kaybedeceği bir yöne sürüklenmesine izin verilmemelidir.

Kaynak: HABER MERKEZİ

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Borsa Savunma sanayisinde yabancı elektrikli araçlara güvenlik önlemi Dünya Gazetesi · 1 saat önce Borsa Rusya’dan Ukrayna’nın Mykolaiv Limanı’na saldırı: Askeri yük taşıyan gemi vuruldu Ekonomim · 1 saat önce Şirket Akıllı araçlarda casusluk riski: ABD o markaların elektrikli araçlarını yasakladı NTV Otomobil · 2 saat önce Makroekonomi Anthropic: Küçük yapay zeka modelleri kendi kendini kopyalamaya yaklaşıyor Bloomberg HT · 3 saat önce Borsa Rusya, Ukrayna'ya askeri yük taşıyan bir gemiyi vurduğunu açıkladı Foreks · 3 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.