13 Ekim 2026, Salı · 07:28 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Ortadoğu'da yönetilen yıpratma

Hürmüz’ün Şubat 2026’dan itibaren fiilen kısıtlanması, Körfez enerji akışını Kızıldeniz’e kaydırdı. Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı boru hattı ve Yanbu kapasitesi bu kaymayı mümkün kıldı; ancak aynı hareket, Babülmendeb’i H…


Yapısal itici güç

Coğrafya ve teşvik çakışması belirleyicidir. Hürmüz kısıtlı kaldığı sürece Suudi ihracatının önemli kısmı Kızıldeniz üzerinden akmak zorundadır. Husilerin kıyı ve ada kontrolü, bu akışı hem denizden hem de Suudi derinliğinden (havaalanı, enerji tesisleri, boru hattı) vurabilir hâle getirdi. İran açısından avantaj açıktır: Doğrudan Hürmüz riskini artırmadan ikinci boğaz üzerinden aynı baskıyı üretebiliyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Suudi Arabistan açısından ise durum varoluşsaldır. Vision 2030 ve enerji gelirleri bu rotanın güvenliğine bağlıdır. Hava gücü ve Yemen hükümet güçleri hızlı Husi ilerleyişini durduramadı; istihbarat ve kara kapasitesi zayıf kaldı. Bu yüzden Mekke hattı (Türkiye-Pakistan) ve ABD istihbarat desteği aranmaktadır.

ABD ve İsrail tarafında ise zaman kısıtı öne çıkar. İsrail seçimleri 27 Ekim, ABD ara seçimleri 3 Kasım’dır. Petrol fiyatlarının 100 dolar civarında seyretmesi, Trump’ın iç siyasi maliyetini yükseltir. Doğrudan yeni cephe açmak hem mühimmat stoklarını hem de seçim hesaplarını zorlar.

İsrail güvenlik kuruluşu da aynı mantıkla hareket eder: Ana cephe İran’dır, seçim yakındır, yeni yıpratma cephesi hem kaynak dağılımını hem de Husilerin İsrail’e yönelik kapasitesini yeniden harekete geçirme riskini taşır. Sonuç, ortak düşman olmasına rağmen açık işbirliğinin sınırlı kalmasıdır. Hem İsrail şöyle de düşünebilir: Bölgedeki istikrarsızlığın sürmesi, onun daha avantajlı kalması manasındadır; hem savaşanlar Müslümanlardır.


Aktör hesapları

Husi sözcüsü açıklama yapıyor:

Şeytan [İsrail] ile işbirliği yapan Suudilere taarruzumuz sürecek.


Olay bu kadar mı?

İran-Husi tarafı zaman avantajını asimetrik güçte görür. Düşük maliyetle uzun süre baskı sürdürebilir. Beklenti, müzakere masasında kaldıraç ve direniş ekseninin deniz ayağını kurumsallaştırmaktır. Sürdürülebilirlik, Suudi Arabistan ve müttefiklerinin yıpratma dayanıklılığına bağlıdır. Fazla tırmanma, Suudi hava gücünün doygunluk riskini artırabilir; bu yüzden aralıklı, maliyet odaklı vuruşlar tercih edilir.

Suudi Arabistan hem kayıp yaşar hem riske itilir. Kısa vadede maliyet yüksektir (ihracat, imaj, Vision 2030). Uzun vadede ABD bağımlılığı derinleşir (F-35, nükleer işbirliği). Hava gücü vardır; kara ve istihbarat zayıftır. Yemen’de terörle mücadele zordur, üstelik Husilere karşı başarı elde edilse bile oradaki insanların idaresi zordur. Ki bunu uzunca süre kim üstlenir? Mekke Anlaşması üzerinden denge arar ama somut taahhüt düzeyi için henüz erkendir. Türkiye ve Pakistan için hat test edilir. Türkiye’nin sınır komşusu olmama avantajı ve savunma sanayisi kapasitesi vardır; Yemen’e kara unsuru çekilmesi risklidir. Pakistan için anlaşma ve enerji bağımlılığı daha doğrudan itilme yaratır. Yine de Suudi Arabistan’a anlaşmalar kapsamında İHA ve uzman desteği verilebilir.

ABD (Trump), ara seçim öncesi petrol fiyatı ve iç siyasi maliyet nedeniyle doğrudan saldırıdan kaçınır, istihbarat verir. Seçim sonrası hesap değişebilir. Enerji hâkimiyeti söylemi devam eder ama kısa vadeli iç kısıtlar dış askerî genişlemeyi sınırlar. İsrail de benzer kısıt altındadır. Ortak düşman vardır ama açık işbirliği Suudi siyasi maliyetini yükseltir. Hem Trump, Rusya-Ukrayna hattında olmadık yere bir diyaloğa girdi; taraflar içinde Avrupalı müttefikleri de var. Enerji savaşı üzerinden Trump’ın yaptıkları artık bir sınıra geldi. Şimdi küresel enerji arzında ihale Suudilere kaldı ise bu, başka yönlerde sonuçlar doğurur gibi görünmekte.


Önümüzdeki dönem

Ekim sonu-Aralık 2026 aralığında seçim takvimleri tırmanmayı sınırlar. Suudi hava operasyonları ve Yemen hükümet güçlerinin kıyı karşı taarruzu devam eder; Husi mevzilerini tamamen geri almak zordur. Husi tarafı Riyad ve güney Suudi hedeflerine aralıklı asimetrik vuruşları sürdürür. Kızıldeniz trafiği yüksek riskli kalır ama tamamen kapanmaz. Enerji primi kalıcı olur.

Ocak-Nisan 2027’de seçimler geçtikten sonra pencere açılır. ABD’de Cumhuriyetçiler Kongre’yi kaybederse Trump, gerilimi azaltma veya odaklanmış vuruşlar arasında sıkışır; kazanırsa daha sert bir çizgi mümkün olur. İsrail’de koalisyon kurulması zaman alır; yeni hükümet İran ana cephesini önceliklendirir. Suudi Arabistan yıpratma dayanıklılığını test eder. Vision 2030 ve enerji gelirleri baskı altında kalırsa diplomasiye daha açık olur. Husiler elde ettikleri coğrafi kaldıracı korumaya çalışır.


Sonuç

6 ay içinde klasik zafer veya tam normalleşme beklenmemelidir. Muhtemel senaryo yönetilen yıpratmadır. İran henüz çıkmazda görünmekte ve toparlanmak için zaman kazanmakla ilgilenmektedir. Husi-İran düşük maliyetle baskıyı sürdürür; Suudi Arabistan hava gücü ve sınırlı müttefik desteğiyle dengelemeye çalışır; ABD ve İsrail seçim sonrası daha net hesap yapar. Kırılma noktaları, Suudi Arabistan’ın kara kapasitesini artırması (düşük ihtimal), ABD’nin seçim sonrası doğrudan vuruşa geçmesi (orta ihtimal) veya İran-Suudi Arabistan arasında dolaylı diyaloğun ilerlemesidir (yüksek ihtimal). En yüksek risk, Husilerin bir Suudi hedefinde ağır sivil kayıp yaratması veya Suudi Arabistan’ın Yemen’de büyük kara operasyonuna zorlanmasıdır. Bunu kim yapar ki? Sorun sürer gider…

Yönetilen yıpratma, elbette bir zafer üretmez. Coğrafi kısıt (Hürmüz baypasının hedefe dönüşmesi), teşvik yapısı (İran’ın düşük maliyetli ikinci cephe) ve zaman kısıtı (seçim takvimleri) üzerinden okunan bir çerçevedir. Bu kısıtlar değişmedikçe cephe genişler ama durum değişikliği devam eder.

Neyse, durum şu: Yönetilen yıpratma! Bundan kim ne anlar, ne sonuç elde eder, göreceğimiz şey…

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA OKU

Hakkında daha ayrıntılı: ORTADOĞUGürsel Tokmakoğlu

DAHA FAZLA HABER OKU

röportaj

TÜRKİYE'DEN SESLER

Cahide Hayrunnisa Çiçek "Afrikalı bir çocuğu evlatlık almak ister misiniz?"

TÜRKİYE'DEN SESLER

Zeki Sarıhan Kapıdan yetişme tosun memleket ziyaretinde

TÜRKİYE'DEN SESLER

Celalettin Can Akil İnsanlar Heyeti'nin 26 Haziran 2013 tarihli son toplantısı; Sayın Başbakan ile uzun diyalog... (1)

TÜRKİYE'DEN SESLER

Cihad İslam Yılmaz İrfan istihbaratı

İlgili Haberler
Makroekonomi Yılmaz: 44 bin yatırımcıya ara ödeme yapıldı Yeni Asır Ekonomi · 37 dk önce Makroekonomi ‘Altında 6 bin 700 TL direnci kapıda’ Yeni Asır Ekonomi · 37 dk önce Makroekonomi KYK burs başvuruları başladı Yeni Asır Ekonomi · 37 dk önce Makroekonomi Asgari ücrete enflasyon ayarı Yeni Asır Ekonomi · 37 dk önce Makroekonomi İş Geliştirme Çağrısı’nın son başvuru tarihi açıklandı Yeni Asır Ekonomi · 37 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.