ABD’de 71 ekonomistin anketi, 10 yıllık tahvil faizinin 2026 sonu tahminini yüzde 4,4’ten yüzde 5,1’e yükseltti. Yüksek borçlanma maliyetlerinin kalıcılaşması Wall Street’te teknoloji hisseleri ve gelişen piyasalarda baskı yaratabilir.
12 Ekim 2026 12:32 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
ABD'de tahvil faizlerinin uzun süre yüksek kalabileceğine ilişkin beklentiler güçleniyor. Wall Street Journal'ın 11 Ekim'de yayımladığı 71 ekonomistin katıldığı anket, uzun vadeli faiz tahminlerinde belirgin artışa işaret etti. Bu görünüm, ABD hisse senetlerinden gelişmekte olan piyasalara kadar yatırımcıların risk hesaplarını etkileyebilir.
Ekonomistler tahminlerini 70 baz puan yükseltti
2-7 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen ankette, ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvili için 2026 sonu faiz beklentisi yüzde 5,1'e çıktı. Temmuz anketinde yüzde 4,4 olan tahmin böylece 0,7 puan yükseldi. Bu değişim, ekonomistlerin borçlanma maliyetlerinin önceki beklentilerden daha yüksek kalacağını düşündüğünü gösteriyor.
ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre 10 yıllık tahvil faizi, 9 Ekim Cuma günü yüzde 5,24 düzeyindeydi. Dolayısıyla yıl sonuna yönelik yüzde 5,1 tahmini, mevcut seviyeden yeni bir yükseliş öngörmüyor. Asıl dikkat çeken gelişme, ekonomistlerin faizlerin düşeceği seviyeye ilişkin beklentilerini yukarı çekmesi.
Yüksek faiz beklentisi 2027'ye taşındı
Ekonomistler 10 yıllık tahvil faizinin 2027 ortasında yüzde 4,96, yıl sonunda ise yüzde 4,78 olmasını bekliyor. Temmuzda aynı dönemler için tahminler yüzde 4,30 ve yüzde 4,26 düzeyindeydi. Yeni rakamlar, faizlerin gerilese bile önceki tahminlerden daha yüksek seviyelerde kalabileceğine işaret ediyor.
Uzun vadeli faizlerin yüksek kalmasında ABD'nin artan borçlanma ihtiyacı, enflasyon endişeleri ve güçlü sermaye talebi etkili oluyor. Yapay zekâ altyapısına yönelik büyük yatırımlar da finansman ihtiyacını artırıyor. Tahvil arzının büyümesi ve yatırımcıların daha yüksek getiri istemesi, faizlerin düşmesini zorlaştırabilir.
Uzun vadeli faizlerin yüksek kalması, gelecekte büyük kazanç sağlaması beklenen teknoloji şirketlerinin bugünkü piyasa değerleri üzerinde baskı oluşturabilir. Özellikle yüksek büyüme beklentileriyle fiyatlanan Nasdaq hisseleri bu değişime duyarlı. Ancak güçlü kâr artışları, yüksek faizlerin olumsuz etkisini dengeleyebilir.
ABD tahvil faizleri, şirketlerin borçlanma maliyetleri açısından temel göstergelerden biri. Uzun vadeli faizlerin yüksek seyretmesi, yeni kredi ve tahvil finansmanını pahalılaştırabilir. Özellikle borcu yüksek veya sürekli dış finansmana ihtiyaç duyan şirketlerde faiz giderlerinin artması, kârlılık üzerinde baskı yaratabilir.
Wall Street'te yüksek faiz mutlaka düşüş getirir mi?
Yüksek tahvil faizi, hisse senetleri için tek başına düşüş anlamına gelmiyor. ABD borsaları, faizlerin yükseldiği bazı dönemlerde şirketlerin güçlü kazançları sayesinde yükselişini sürdürdü. Asıl belirleyici unsur, faizlerdeki değişimin güçlü ekonomik büyümeden mi yoksa enflasyon ve borçlanma endişelerinden mi kaynaklandığı.
ABD tahvil getirilerindeki yükseliş, uluslararası yatırımcıların Avrupa hisse senetlerine yönelik getiri beklentilerini de değiştirebilir. Amerikan tahvillerinin daha cazip hale gelmesi ve küresel finansman maliyetlerinin yükselmesi, özellikle borçlu Avrupa şirketlerinin değerlemelerini etkileyebilir. Bunun şiddeti Avrupa ekonomisinin kendi koşullarına da bağlı.
Gelişmekte olan piyasalarda sermaye riski
ABD tahvillerinin yüksek getiri sunması, gelişmekte olan ülkelerin varlıklarıyla rekabetini artırıyor. Uluslararası yatırımcılar daha düşük riskli Amerikan tahvillerine yönelirse, gelişen ülke borsalarına ve tahvillerine girişler yavaşlayabilir. IMF araştırmaları, sermaye akımlarında uluslararası fonların belirleyici rolünü ortaya koyuyor.
Gelişmekte olan ekonomilerde dolar cinsinden borçlanan şirketler ve kamu kurumları, yüksek ABD faizlerinden etkilenebilir. Yeni borçlanmalarda daha yüksek maliyetlerle karşılaşılması finansman baskısını artırabilir. Doların ayrıca güçlenmesi halinde yerel para cinsinden borç yükü de ağırlaşabilir; ancak faiz artışı her zaman doların yükselmesine yol açmıyor.
Kritik veri 14 Ekim'de açıklanacak
Piyasaların yeni haftadaki en önemli göstergelerinden biri, 14 Ekim Çarşamba günü TSİ 15.30'da açıklanacak ABD eylül enflasyonu olacak. Beklentilerin üzerindeki bir veri yüksek faiz endişelerini güçlendirebilir. Enflasyonun beklenenden düşük gelmesi ise tahvil getirileri ve hisse senetleri üzerindeki baskıyı hafifletebilir.
Kaynak: HABER MERKEZİ
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.