Ukrayna yıllardır savaşın içinde; üretim tesisleri, enerji altyapısı ve ulaşım hatları saldırılardan etkileniyor. İran da çatışmalar ve enerji ticaretindeki aksaklıklarla gündemde. Rusya ise savaşın tarafı olmasının yanı sıra dünyanın önde gelen petrol ve doğalgaz üreticilerinden biri. Savaş ve yaptırımlar, Rusya’nın enerji ticaretinin rotalarını değiştiriyor; arz güvenliği kaygılarını ve fiyat dalgalanmalarını artırıyor. Rusya ihracat gelirini sürdürürken enerji ithalatçıları yükselen fiyatların faturasını ödüyor. Türkiye de bu fiyat artışlarından etkileniyor.
Türkiye savaş alanı dışında olsa da enerji fiyatlarındaki yükselişten kaçamıyor. Petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bölümünü dışarıdan karşılayan ülkenin ithalat faturası büyüyor. Akaryakıttan ulaşıma, tarımdan sanayiye kadar maliyetler artıyor. Ancak enflasyon etkisini yalnızca enerji ithalatıyla açıklamak mümkün değil.
Asıl fark, ekonominin kırılganlıklarında aranmalı. Döviz kurunun fiyatlara yansıması, enflasyon beklentilerinin bozulması ve geçmiş zamların yeni artışlara gerekçe yapılması süreci besliyor. Ücretler, kiralar ve hizmet fiyatları da yükseldiğinde maliyet şoku kalıcı hale gelebiliyor.
Fiyatların eski seviyesine dönmesi beklenemez
Enerji şoku ithalatçının faturasını büyütüyor; Türkiye’de enflasyonun fiyatlamaya yerleşmesi bu etkiyi artırıyor.
Savaşın yarattığı maliyet baskısı geçici olsa bile fiyatların eski seviyelerine dönmesi beklenemez. Enerji fiyatları gerilese de bir kez yükselen fiyatlar kolay kolay geri gelmiyor. Asıl mesele, geçici bir dış şokun neden kalıcı bir enflasyon sorununa dönüştüğüdür.
Savaşı enflasyonun açıklaması olarak sunmak kolay. Zor olan, aynı savaşın Türkiye’de neden bu kadar büyük bir fiyat baskısına dönüştüğünü anlatmak. Dışarıdaki savaşı bitirmek Türkiye’nin elinde olmayabilir. Ama savaşın içeride neden bu kadar büyük bir enflasyon etkisi yarattığını anlamak ve önlem almak ekonomi yönetiminin sorumluluğundadır.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.