Savaşta son durum
Rusya, Ukrayna’nın enerji altyapısı ve şehirlerine yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. 10 Ekim’de Zaporizhzhia’ya yapılan "glide bomb" saldırısında en az 20 kişi (3 çocuk dahil) hayatını kaybetti; önceki günlerde Kramatorsk ve Pryluky’de de yüksek sivil kayıplar yaşandı. Ukrayna Genelkurmayı’na göre 9-10 Ekim civarında günde 195-218 çatışma kaydedildi; en yoğun bölge Pokrovsk yönü. Rusya günde binlerce kamikaze drone ve yüzlerce güdümlü bomba kullanıyor. Ukrayna ise Donetsk’te (Lyman çevresi ve "Operation Vivaldi" benzeri şekillendirme) sınırlı ilerlemeler kaydettiğini ve Rus kayıplarının yüksek olduğunu bildiriyor. Kış öncesi enerji baskısı her 2 taraf için kritik; Ukrayna Rus rafinerilerine drone saldırılarını sürdürürken Rusya sivil altyapıyı hedef almaya devam ediyor.
Diplomatik düzlemde 9 Ekim’de Miami/Florida’da Ukrayna, ABD (Witkoff-Kushner) ve Avrupa temsilcileri arasında "yapıcı" görüşmeler yapıldı. Ancak aynı gün Trump-Putin telefon görüşmesi ve ardından açıklanan dizel anlaşması bu süreci gölgeledi.
ABD pozisyonu ve dizel anlaşması
9 Ekim’de Trump, Putin ile yaklaşık 1,5 saatlik görüşmenin ardından Rusya’nın ABD ve küresel piyasalara hemen 300 bin tonun üzerinde dizel, Kasım’da 500 bin ton, ardından 1 milyon ton ve rafineri koşullarına bağlı olarak ilave 3 milyon tona kadar tedarik edeceğini duyurdu. ABD Hazine Bakanlığı (OFAC) Nisan 2027’ye kadar geçerli geçici bir lisans çıkardı. Trump bunu, İran savaşı kaynaklı yüksek dizel fiyatlarını (galon başına yaklaşık 6,28 dolar civarı) düşürme ve Kasım ara seçimleri öncesi öncelik olarak çerçeveledi.
10 Ekim’de Trump daha da sertleşti: Zelenski’nin Rus rafinerilerine yönelik saldırılarını "dünya sorunu" diye nitelendirdi, "daha iyi kesinlikle durdursun" dedi ve "anlaşma yapabilecek yeni bir lider" çağrısında bulundu. Zelenski’nin savaşı birçok kez sonlandırabileceğini ama tercih etmediğini iddia etti. ABD tarafı, bu adımı Zelenski’nin rafineri saldırılarını durdurma taleplerini dikkate almamasına bağladı.
Hatırlayalım: Ukrayna’ya yeni lider talebi, savaşın başından bu yana Putin’in ileri sürdüğü argümandır.
Avrupa’nın pozisyonu
Avrupa, Zelenski’yi desteklemeye ve Rusya üzerindeki baskıyı sürdürmeye devam ediyor. AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, dizel yaptırımlarının askıya alınmasının Moskova’ya ek savaş geliri sağlayacağını belirterek "baskıyı gevşetmenin zamanı değil, Avrupa bunu yapmayacak" dedi. AB dışişleri bakanları pazartesi günü savaşın başından beri en büyük yaptırım listesini onaylamayı planlıyor. Almanya, Birleşik Krallık ve Finlandiya da benzer şekilde "sarsılmaz destek" ve yaptırımların devamı vurgusu yaptı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in 4 Ekim’deki sürpriz Kiev ziyareti (1,3 milyar euro destek paketi ve 8,5 milyar euro değerinde anlaşmalar) bu tutumu somutlaştırdı.
Kuzey Akım konusunda da Avrupa net: Almanya Ekonomi Bakanlığı yeniden açılmayı istemediğini, alternatif tedarikçiler bulunduğunu ve onay gerekse bile bunu tercih etmediklerini açıkladı. Jared Kushner ile Kirill Dmitriev arasında ABD’li yatırımcı çekilmesi ve savaş sonrası Rus gazı akışı ihtimali konuşulmuş olsa da Beyaz Saray bunu minimize etti; yaptırımlar ve Avrupa direnci engel olarak duruyor.
Rusya’nın pozisyonu
Kremlin, Trump-Putin görüşmesini olumlu karşıladı; Putin, Ukrayna’nın seçim dönemindeki drone saldırılarını gerekçe göstererek üçlü müzakerelerin hemen başlamasını erteledi. Dizel anlaşması Rusya’ya ekonomik nefes sağlıyor. Moskova, ABD ile enerji işbirliğini (dizel ve potansiyel gaz) barış sürecinin parçası olarak sunarken askeri baskıyı sürdürüyor. Putin, müzakerelerde "tüm hedeflerine ulaşana kadar" devam edeceği mesajını koruyor. Ekonomik kolaylaştırmalar, Rusya’nın direncini artırma ve Batı birliğini zorlama aracı olarak işliyor.
İttifak içindeki ayrışma ve Trump’ın tutumu
Dizel anlaşması ve Zelenski eleştirisi, ABD ile Avrupa arasında enerji yaptırımları ve baskı düzeyi konusunda somut bir çatlak yarattı. Florida’daki heyet görüşmelerine Avrupa katılmış olsa da lider düzeyinde ABD’nin ayrı ekonomik adımı koordinasyonu zayıflattı. Bu, İran savaşı sırasında Avrupa’nın Hürmüz desteği vermemesi ve yük paylaşımı gerilimleriyle zaten var olan gerilimin üzerine ekleniyor.
Trump’ın bu tutumu, klasik "transactional (işlem odaklı) ve America First" yaklaşımı olarak tarif edilebilir: İç siyasi öncelikler (yakıt fiyatları, ara seçim) dış politika kararlarının zamanlamasını belirliyor. Müttefiklerden daha fazla yük beklenirken rakiplerle (Rusya) ekonomik çıkar söz konusuysa hızlı anlaşma yapmayı tercih ediliyor. Enerji, hem İran hem Ukrayna savaşında kısa vadeli fiyat yönetimi aracı hâline gelmiş durumda. Taktik dalgalanmalar (tehdit-anlaşma-erteleme) olsa da stratejik yön, ABD çıkarlarını maksimize etme ve yük paylaşımı üzerine kurulu.
Savaşın gerçek içeriği ve dönüşümü
Bu savaşın tanımı, savaşların gerçek içeriğinin neye dönüştüğünü açıklar: Klasik "zafer-yenilgi" ikilisinin yerini, çok katmanlı ve sürekli "durum değişikliği" mücadelelerinin aldığı bir aşamaya. Ukrayna savaşı (ve paralel olarak 2026 İran savaşı) artık öncelikle cephe hatlarında kara kazanımıyla tanımlanamıyor. Gerçek içerik; ekonomik kaldıraçlar, enerji altyapısı, iç siyasi takvimler, ittifak tutarlılığı, algı yönetimi ve asimetrik yıpratma araçlarının iç içe geçtiği bir hibrit-çok alanlı mücadele hâline geldi.
Savaş, "savaşın kendisi" ile "barışa giden yol" arasındaki çizginin bulanıklaştığını gösteriyor. ABD’nin Putin ile dizel tedariki üzerinde anlaşması ve bunun OFAC lisansı ile hayata geçirilmesi, ekonomik baskıyı seçici ve geri dönüşlü hâle getiriyor. Aynı anda Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik saldırıları "dünya sorunu" olarak çerçeveleniyor, Zelenski’ye "yeni lider" çağrısı yapılıyor ve Florida’daki heyet görüşmeleri sürüyor. Bu tablo, savaşın artık yalnızca askeri kuvvet kullanımıyla değil; enerji piyasaları, seçmen maliyeti, müttefik koordinasyonu ve liderlik meşruiyeti üzerinden de yürütüldüğünü ortaya koyuyor.
Rusya açısından ise askeri baskı ile ekonomik nefes alma imkânı birlikte kullanılıyor. Avrupa’nın yaptırımları sıkılaştırma ve Zelenski’ye destek tutumu ise ittifakın kendisinin de bir "savaş alanı" hâline geldiğini gösteriyor. Kuzey Akım tartışmaları, savaş sonrası enerji akışlarının bile pazarlık konusu olabileceğine işaret ediyor. Yani savaş, bitmediğinde bile ekonomik ve siyasi sonuçlar üretmeye devam ediyor.
Savaşlar, Clausewitz’çi "politikanın başka araçlarla devamı" formülünü aşarak politikanın, ekonominin, bilişsel alanın ve iç siyasetin eşzamanlı araçlarıyla yürütülen sürekli bir durum değişikliği sürecine dönüştü. Belirgin özellikler şunlar: Enerji ve ekonomik savaşın merkeziliği (rafineri saldırıları, dizel lisansları, yaptırım gevşetmeleri); paralel ve asimetrik hatlar (askeri yıpratma, heyet müzakeresi, lider düzeyinde barış yapıcılık ve algı çerçevesi); ittifak ve iç siyasetin savaş alanı olması; klasik zaferin zayıflaması. Net bir askeri son yerine kış öncesi enerji dayanıklılığı, ekonomik direnç, liderlik meşruiyeti ve ittifak tutarlılığı öne çıkıyor. "Zafer yok, durum değişikliği var" şeklindeki tezim bu tabloyla daha da belirginleşiyor.
Neler beklenir?
Kısa vadede dizel miktarlarının fiyatları anlamlı ölçüde düşürmesi beklenmiyor; Rus rafineri hasarları ve lojistik sınırlı. Kış öncesi Ukrayna’da enerji baskısı artabilir, Rusya saldırıları sürdürür. Diplomatik olarak üçlü format yavaş ilerler; ABD iç takvimi ve enerji önceliği müzakereleri etkilemeye devam eder. Avrupa yaptırımları sıkılaştırırken ABD-Avrupa koordinasyonu zayıflayabilir. Kuzey Akım gibi uzun vadeli projelerin yaptırımlar ve Almanya’nın reddi nedeniyle yakın vadede gerçekleşmesi zor görünüyor. Genel olarak "durum değişikliği" arayışı sürüyor ancak asimetri belirgin: Ekonomik kolaylaştırma ve liderlik eleştirisi ön planda, klasik zafer kavramı yerini yıpratma ve pazarlık dinamiğine bırakıyor.
Bu tablo, savaşın hem askeri hem ekonomik-bilişsel boyutlarını bir arada yönetmenin zorluğunu gösteriyor. Gelişmeler hızlı değişebilir; enerji fiyatları ve ittifak içi uyum önümüzdeki haftalarda belirleyici olacak.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: Rusya ukrayna savaşı
DAHA FAZLA HABER OKU
Prof. Dr. Ekrem Kalan Akademinin geleceği belirsizlikte: Araştırma görevliliği nereye gidiyor?
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.