M. Fatih Köprü Diğer Yazıları
Vergi Denetim Kurulundan yurt dışı kazançlara yakın takip
Geçtiğimiz ay sonunda bir duyuru yayınlayan Vergi Denetim Kurulu, yurt dışında elde edilen kazançların doğru ve tam olarak beyan edilmesine yönelik ‘Yurt dışı Kazançlar Gözetim Programı’nı başlattığını ilan etti.
11 Ekim 2026 | 09:20
Günümüzde devletlerin ekonomik faaliyetlere ilişkin bilgiye ulaşma kapasitesi, yalnızca ülke içindeki kayıt ve bildirimlerle sınırlı değil. Uluslararası bilgi değişimi mekanizmaları sayesinde mükelleflerin yurt dışındaki finansal hesaplarına ve belirli gelir unsurlarına ilişkin bilgiler de vergi idareleri arasında otomatik olarak paylaşılabiliyor.
Vergi Denetim Kurulu, geçtiğimiz ay sonunda bir duyuru yayınladı. Bu duyuruda, uluslararası bilgi değişimi kapsamında elde ettiği verileri risk analizleriyle birlikte değerlendirerek, yurt dışında elde edilen kazançların doğru ve tam olarak beyan edilmesine yönelik “Yurt dışı Kazançlar Gözetim Programı”nı başlattığını ilan etti.
Program kapsamında başta CRS (Common Reporting Standard – Ortak Raporlama Standardı) ve CbCR (Countryby-Country Reporting – Ülke Bazlı Raporlama) verileri olmak üzere uluslararası bilgi değişimi yoluyla elde edilen bilgileri, mükelleflerin beyanları, yurt içi veri kaynakları ve Risk Analiz Merkezi tarafından üretilen diğer analiz sonuçlarıyla birlikte değerlendirecekleri belirtiliyor.
CRS nedir?
Türkiye, OECD’nin uygulamaya koyduğu Ortak Raporlama Standardı’na (CRS) 2017 yılında imza koymuş ve raporlamalara ise 2018 yılında başlamıştı. CRS esasında, Türkiye’de yerleşik olup anlaşmaya taraf diğer ülkelerde banka / aracı kuruluş hesabı olan kişilere ait finansal bilgilerin belirli bir standartta Türk makamları ile paylaşılmasını sağlıyor. Aynı şekilde Türkiye’deki finansal kuruluşlar da anlaşmaya taraf diğer ülkelerde yerleşik olan müşterilerinin finansal bilgilerini o ülke makamlarıyla paylaşmış oluyorlar.
Bahsi geçen bilgi değişimi esasında bir talep doğrultusunda da yapılmıyor, uzun süredir ilgili ülkeler arasında otomatik olarak yapılıyor. Ancak son duyuruya kadar, bu verilerin sistematik bir gözetim programının konusu yapıldığına ilişkin kamuoyuna yansımış bir açıklama bulunmadığını söyleyebiliriz.
OECD’nin raporlarına göre 2025 yılı sonu itibarıyla bu standardı kabul ederek anlaşmaya taraf olan ülkelerin sayısı 120’den fazla. Dolayısıyla, Türkiye’de yerleşik olup anlaşmaya taraf ülkelerde banka hesapları bulunan kişilerin finansal bilgilerinin Türk vergi idaresiyle uzun yıllardır paylaşıldığını söyleyebiliriz. İsviçre, İngiltere, Almanya, Hollanda, Singapur, Lüksemburg, Malta, Birleşik Arap Emirlikleri gibi bankacılık sektörünün gelişmiş olduğu ve yatırımcıların tercih edebildiği ülkelerin bu anlaşmaya taraf olduklarını belirtmekte fayda var.
ABD ile bilgi değişimi-FATCA
Amerika Birleşik Devletleri’nin CRS listesinde yer almadığı görülüyor. ABD ile Türkiye arasında aynı amaç doğrultusunda imzalanmış FATCA adı verilen başka bir anlaşma olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla Türkiye ve ABD aynı şekilde, bir ülkede banka hesapları bulunan ancak diğer ülkede yerleşik olan kişilere ilişkin finansal bilgileri birbirleriyle paylaşıyorlar.
Eğer yurt dışında daha önce banka / aracı kuruluş nezdinde hesap açtırdıysanız veya zaten hesabınız mevcutsa, söz konusu kuruluş sizden hangi ülkede yerleşik olduğunuza ilişkin bildirimi, o ülkedeki adresinizi, vergi kimlik numaranızı mutlaka talep etmiş olmalı. Hatta bu talebi CRS / FATCA kapsamında ilettiğini de bildirmiştir. Dolayısıyla bankalar ve aracı kuruluşlar bu bilgileri kullanmak suretiyle finansal bilgilerinizi hangi ülke vergi idaresiyle paylaşılması gerektiğini belirliyorlar.
Hangi bilgiler paylaşılıyor?
Gelir İdaresi Başkanlığı’nca 2021 yılında yayımlanan rehberde CRS / FATCA kapsamında aşağıdaki bilgilerin paylaşıldığı belirtiliyor:
- Mükellefin adı-soyadı,
- Adresi,
- Yerleşik (mukim) olduğu ülke, Yerleşik (mukim) olunan ülkedeki vergi kimlik numarası,
- Hesabın yıl sonu bakiyesi,
- Yıl içinde hesaba ödenen faiz, temettü, hesapta tutulan finansal varlıkların satışından doğan gelirler gibi ödemelerin brüt tutarı.
Finansal kurumların, hesapların yıl sonu bakiyesi ve yıl içinde söz konusu hesaplara ödenen faiz, temettü, finansal varlıkların satışından doğan gelirlere ilişkin bilgileri paylaşıyor olmaları aslında doğrudan bir vergi denetimini mümkün hale getiriyor.
Risk analizlerinde kullanılan bilgiler
Geçtiğimiz eylül sonunda yayınlanan duyuruda VDK’nın uluslararası bilgi değişiminden elde ettiği yukarıdaki verileri doğrudan risk analizlerinin girdisi olarak kullanılacağı belirtiliyor. Bu kapsamda aşağıdaki hususlar birlikte analiz edilecektir:
- Yurt dışında elde edilen ancak Türkiye’de beyan edilmediği değerlendirilen gelir ve kazançlar,
- Yurt dışı finansal hesaplardan elde edilen faiz, temettü ve benzeri gelirler,
- Uluslararası şirket ve ortaklık yapıları üzerinden elde edilen kazançlar,
- Yurt dışı ekonomik faaliyetler ile Türkiye’deki gelir ve servet profili arasındaki uyumsuzluklar,
- Çok uluslu şirket yapılarında ülke bazlı gelir, kâr ve vergi dağılımındaki vergisel risk göstergeleri.
VDK tarafından, bu bilgilerle hem kişilerin yurt dışındaki bankalarda tuttukları varlıklarının yıl sonu bakiyeleri arasındaki değişimlerin, kişilerin yıllık gelir vergisi beyanlarıyla uyumlu olup olmadığına ilişkin kontrolleri; hem de raporlanan temettü, faiz ve finansal varlıkların satışından doğan gelirlere ilişkin tutarların yıllık beyana konu edilip edilmediğine ilişkin kontrolleri yapabilecektir.
Bu kontroller sonucunda risk tespit edilmesi durumunda ise mükelleflerden öncelikle açıklama talep edilerek, uluslararası veriler ile beyanlar arasındaki farklılığın nedeni ortaya konmaya çalışılacaktır.
Mükellefler ne yapmalı?
Vergi Denetim Kurulu tarafından yayımlanan duyuru ile Kurulun 2021 – 2025 dönemini mercek altına alacağı ve beyan dışı bırakılan yurt dışı kazançlara ilişkin gerekli incelemelerin yapılmasının amaçlandığı anlaşılıyor.
Yurt dışında banka hesabı olan, bu hesap aracılığıyla gelir elde etmiş / eden mükelleflerin Vergi Denetim Kurulu tarafından yapılacak bir çağrıyı beklemeden 2021 – 2025 dönemine ilişkin olarak elde ettikleri gelirleri ve yıllık beyanlarını gözden geçirmelerinin fayda sağlayacağını söyleyebiliriz.
Bu aşamada mükellefçe tespit edilen riskler mevcutsa, ilgili döneme ait yıllık gelir vergisi beyannamesinin pişmanlık müessesesi göz önünde bulundurularak düzeltilmesinin veya verilmesinin mümkün olabileceği ve bir vergi ziyaı cezası doğmaksızın vergi aslı, pişmanlık zammı ve usulsüzlük cezasının ödenmesi suretiyle riskin bertaraf edilmesi değerlendirilebilecektir.
Öte yandan, 4 Haziran 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun ile hayatımıza giren yeni “varlık barışı” uygulamasındaki şartların sağlanması durumunda, bu uygulamadan faydalanmanın değerlendirilmesi de başka bir alternatif yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.
2026 yılı ve sonraki dönemlerle ilgili olaraksa, yıllık gelir vergisi beyannamelerinin hazırlanması sırasında (2026 yılı gelir vergisi beyannameleri 31 Mart 2027’ye kadar verilecektir) yurt dışından elde edilen kazançların titizlikle ele alınması gözetim programı dahilinde yapılması olası çağrılar için de ilgili beyanların ve beyanlara esas olan bilgi ve belgelerin saklanması fayda sağlayacaktır.
M. Fatih KöprüDiğer Yazıları
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.