YAYINLAMA 09 Ekim 2026 09:01
GÜNCELLEME 09 Ekim 2026 09:08
Piyasalarda yaşanan fon krizini değerlendiren Dr. Burcu Ünüvar, olayın henüz başında yapılan hesaplamaların oldukça iyimser olduğunu ve yalnızca birincil etkilere odaklanıldığını belirtti. Finansal piyasalarda bulaşıcılık riskinin her zaman mevcut olduğuna dikkat çeken Dr. Ünüvar; fonda parası olan birincil gruptan, etkilenen hisselere sahip ikincil gruba ve alacağını tahsil edemeyen üçüncül katmana kadar genişleyen etkiler toplamının sürecin zaman alacağını gösterdiğini vurguladı.
Atılan adımlarda siyasi bir sahipliğin bulunmasını son derece değerli bulduğunu ifade eden Dr. Ünüvar, yapılan düzenlemelerin hem yurt içinde hem de yurt dışında şeffaf ve kararlı bir iletişimle aktarılması gerektiğini dile getirdi.
"Fon tasfiyelerinde kamu kaynağı doğrudan kullanılamaz"
Fon tasfiyelerinde kamu kaynağının doğrudan kullanılmayacak olmasını değerlendiren Dr. Ünüvar, 2000 yılındaki bankacılık krizinde olduğu gibi kamunun bilançosuna giren doğrudan bir parasallaştırma veya kaynak aktarımı bulunmadığını belirtti.
Buna karşın sürecin iktisadi bir maliyet doğurmadığı anlamı çıkarılmaması gerektiğinin altını çizen Dr. Ünüvar, harcanamayan paranın vergisinin alınamaması ve bozulan şartlar nedeniyle vergi gelirlerinin azalması gibi önemli bir fırsat maliyeti ile karşı karşıya kalındığını kaydetti.
Büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı ve arz yönlü riskler
Krizin makroekonomik dengelere ve büyüme dinamiklerine olan etkisine değinen Dr. Ünüvar, harcanabilir gelirde ve servette yaşanan kayıpların büyümeyi ilk etapta aşağı yönlü etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Sürecin yalnızca tüketim talebi düşüşü üzerinden okunmaması gerekti uyarısında bulunan Dr. Ünüvar, özellikle KOBİ ölçeğindeki şirketlerde patron serveti ile şirket varlıklarının girift yapısı nedeniyle işletme sermayesi sıkıntısı ve arz yönlü sorunların baş gösterebileceğine işaret etti. Ayrıca hisse senetleri, fonlar ve altın fiyatlarındaki gerilemeyle birlikte şişen sanal servet etkisinin sönümlendiğini ve bunun da talebi baskıladığını ekledi.
Yabancı yatırımcı algısı ve kısa vadeli hikaye: Tahvil ve bono
Yabancı yatırımcıların Türkiye piyasalarına yaklaşımını yorumlayan Dr. Ünüvar, küresel fonların zaten bir süredir temkinli ve mesafeli bir duruş sergilediğini hatırlattı. Türkiye'ye akın akın bir yabancı sermaye girişi öngörmediğini belirten Dr. Ünüvar, yabancı yatırımcıların gelişmekte olan ülkeler sepetinde seçici hareket ettiğini kaydetti.
Kısa vadede Türkiye piyasalarındaki ana yabancı yatırımcı hikayesinin hisse senetlerinden ziyade tahvil ve bono tarafında şekilleneceğini düşündüğünü ifade eden Dr. Ünüvar, dezenflasyon süreci ve faiz indirim beklentilerinin bu alanı hareketlendirebileceğini belirtti.
TCMB faiz kararları ve enflasyon beklentileri
TCMB’nin faiz politikasına dair öngörülerini de paylaşan Dr. Ünüvar, piyasada faiz indirimi yönünde güçlü bir beklenti ve baskı oluştuğunu, ekim ayında gelebilecek olası bir indirimin sürpriz sayılmayacağını dile getirdi. Şahsi yaklaşım olarak şahin bir duruştan yana olduğunu ve indirimin ertelenmesini de makul karşılayacağını belirten Dr. Ünüvar, kritik noktanın faiz indirimlerinin patikası ve kurulacak iletişim olduğunu vurguladı.
Enflasyon tarafında düşüş trendinin devam edeceğini ancak Merkez Bankası’nın ara hedeflerine ulaşılmasının zor göründüğünü söyleyen Dr. Ünüvar; tarımsal emtia riskleri ve kamu harcamaları gibi etkenler nedeniyle 2027 yılının da zorlu geçeceğini, bu doğrultuda sıkı para politikasının kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.