9 Ekim 2026, Cuma · 14:52 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Anadolu Grubu '100 yıl sonra var olmanın' hesabını bugünden yapıyor

Anadolu Grubu '100 yıl sonra var olmanın' hesabını bugünden yapıyor

Önümüzdeki 10 yıl bütün işleri değiştirecek Su riski artık iş sürekliliği riski Büyümenin yeni ölçüsü: Dönüşebilmek Ekosistemimizi de dönüşümün parçası haline getirmeliyiz

İklim krizi; suya erişimden tarımsal üretime, tedarik zincirinden enerjiye kadar işin devamlılığını belirleyen temel risklerin başında geliyor. Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Süleyman Yazıcı bu nedenle başarıyı yalnızca finansal büyüklükle değil, dönüşüm kapasitesiyle tarif ediyor: “Kararlarımızı yalnızca ‘Bugün ne kazandırır?’ sorusuyla almıyoruz. ‘Bu işi 10, 20, 30 yıl sonra da sürdürebilecek miyiz?’ diye bakıyoruz.”

Bir gram daha az ambalaj, bir bardak daha az su, yüzde 1 daha az enerji… Tek başına bakıldığında küçük görünen rakamlar, milyarlarca ürün, binlerce mağaza ve milyonlarca tüketiciyle çarpıldığında bambaşka bir anlam kazanıyor. Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Süleyman Yazıcı’nın sürdürülebilirliğe yaklaşımının merkezinde de tam olarak bu “ölçek etkisi” var.

İklim krizi; tarımda üretim koşullarını, gıda ve içecekte suya erişimi, perakendede tedarik zincirini, otomotivde ise teknolojiyi değiştiriyor. Dolayısıyla sürdürülebilirlik, şirketler açısından çevresel hedeflerin ötesine geçerek işin devamlılığı ve rekabet gücü meselesine dönüşüyor.

75 yılı geride bırakan Grubun önündeki hedef yalnızca 100. yılı görmek değil. Yazıcı’nın ifadesiyle amaç, “100 yıl sonra da var olabilmek.” Bu bakış, Anadolu Grubu’nun 2035 vizyonunda büyümenin tanımını da değiştiriyor: Başarı artık yalnızca finansal büyüklükle değil; karbonu, suyu ve kaynak kullanımını ne kadar dönüştürebildiğiniz ve bu dönüşümü ekosisteminize ne ölçüde yayabildiğinizle de ölçülüyor. Yazıcı’nın yorumları şöyle:

Önümüzdeki 10 yıl bütün işleri değiştirecek

“Bizim temel bir hedefimiz var: Nesiller boyu sürdürülebilir olmak. 75. yılımızı geride bıraktık. Bizim için önemli olan yalnızca 100. yılımıza ulaşmak değil, 100 yıl sonra da var olabilmek. Önümüzdeki 10 yılda bütün işlerimizin dönüşeceğini öngörüyorum; ancak bunun niteliği sektörden sektöre farklı olacak. Tarım, gıda ve içecekte iklim riski doğrudan tedarik ve üretim sürekliliği meselesi. Perakendede dönüşüm, mağazaların enerji tüketiminden raftaki ürünün nasıl üretildiğine gıda kayıplarından tüketici tercihlerine kadar uzanıyor. Otomotivde ise elektrifikasyon ve mobilite teknolojileri belirleyici olacak. Gıda perakendeciliği ve içecek, işimizin yüzde 90’ından fazlasını oluşturuyor; dolayısıyla sürdürülebilir gıda ve su bizim için hayati. Anadolu Isuzu’da elektrikli araçların satışlarımızdaki payını önümüzdeki beş yılda yüzde 25’e çıkarmayı hedefliyoruz. CCI’da su verimliliği ve ambalaj, Migros’ta yenilenebilir enerji, sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği, Anadolu Etap’ta ise tarımsal üretimin iklim koşullarına dayanıklılığı öne çıkıyor. Önümüzdeki 10 yıl, bütün iş kollarında ‘işimizi daha az kaynak kullanarak, değişen koşullara daha dayanıklı ve gelecek nesillere taşınabilir şekilde nasıl yaparız?’ sorusuna cevap aradığımız bir dönem olacak.”

Su riski artık iş sürekliliği riski

“Ayak izimizi azaltmak gerekli ama artık tek başına yeterli değil. Yaptığımız işin olumlu bir etki oluşturmasına odaklanıyoruz. Suyu daha az kullanmak ilk adım; kullandığımız suyu doğaya ve topluma geri kazandırmak ise bir sonraki aşama. Toprağın, suyun ve çiftçinin üretim kapasitesini korumak da işimizin geleceğini korumak anlamına geliyor. Anadolu Grubu olarak 8 sektörde 20 ülkede 100’e yakın tesisimiz var. İçecek operasyonlarımızda 2025’te oluşan atığın yaklaşık yüzde 99’unu geri dönüştürdük, geri kazandık veya yeniden kullandık. Perakende işimizde özel markalı ürünlerimizin ambalajlarının yüzde 84’ünü geri dönüştürülebilir hale getirdik. Amaç, daha az kaynak kullanmaktan öte, kaynakların yaşam döngüsü içinde kalmasını ve etkimizin daha olumlu hale gelmesini sağlamak. Ana girdisi su olan içecek sektörünün en önemli önceliği, su kaynağının korunması. İçecek sektöründe su hem ürünün bir parçası hem de temel girdilerinden biri, dolayısıyla su riski, doğrudan iş sürekliliği riski. CCI Türkiye operasyonlarında bir litre ürün için kullanılan suyu 1,75 litreden 2025’te 1,53 litreye indirdik. Meşrubat operasyonlarımızda yaklaşık 814 milyon litre su tasarrufu sağladık. Su stresi yüksek havzalarda, kullanılan suyun doğaya geri kazandırılma oranı da yüzde 54,5 seviyesine ulaştı. Gıda sektöründe kullanılan her girdinin bir su maliyeti var ama fabrikayla sınırlı düşünemeyiz. Çiftçinin üretmeye devam edebilmesi için suyu verimli kullanması kadar bilgiye, finansmana ve pazara erişebilmesi de gerekiyor. Anadolu Efes operasyonlarında, 2025’te 107 bin ton arpa tedarik ederek tarıma yaklaşık 1,7 milyar TL katkı sağladık.”

Büyümenin yeni ölçüsü: Dönüşebilmek

“Önemli olan yalnızca ne kadar büyüdüğümüz değil, bu büyümeyi hangi kaynaklarla ve nasıl gerçekleştirdiğimiz, nasıl bir etki oluşturduğumuz olacak. Bu nedenle finansal sonuçların yanında karbon, su, kaynak verimliliği ve döngüsellik gibi göstergelere de bakıyoruz. Türkiye’deki kendi operasyonlarımızda; 2050’de net sıfıra ulaşarak karbon ayak izimizi dengeleyeceğiz, 2035’te içecek ambalajlarımızın yaşam döngüsünü tamamlayarak geri dönüştürülebilir malzemeler kullanacak ve piyasaya sunduğumuz ambalajların tamamını geri kazanacağız. Suyun geri kazanımına da odaklanıyoruz. Meşrubat üretiminde kullandığımız suyun yarıdan fazlasını doğaya geri kazandırıyor, kullandığımız suyun tamamına karşılık gelen değeri doğaya ve topluma geri kazandırma yönünde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kararlarımızı yalnızca ‘Bugün ne kazandırır?’ sorusuyla almıyoruz. ‘Bu işi 10, 20, 30 yıl sonra da sürdürebilecek miyiz?’ sorusuna odaklanıyoruz. Eğer, Anadolu Grubu’nun büyüklüğünü finansal büyüklüğünün yanında dönüşüm kapasitesiyle de tanımlayabiliyorsak, başarılı olmuşuz demektir. Bunun özeti şu: 2035 Vizyonumuzda sürdürülebilirlik yapımızı devam ettirmenin yanı sıra faaliyet gösterdiğimiz sektör ve ülkelerde dönüşümü desteklemek. Bizde küçük değişiklik diye bir şey yok. Bir gram daha az ambalaj, bir bardak daha az su, yüzde bir daha az enerji; bunu milyarlarca ürün, binlerce mağaza ve milyonlarca tüketiciyle çarptığınızda çok büyük bir etkiye dönüşüyor. 77. yılımızda da amacımız, bugünkü işlerimizi gelecek nesillere taşıyabilecek şekilde dönüştürerek 100 yıl sonra da var olmak.”

Ekosistemimizi de dönüşümün parçası haline getirmeliyiz

“Asıl etkiyi değer zincirimizle birlikte sağlayabiliriz. Bu büyüklükteki bir yapıda atılan her adım, tedarikçilerden çiftçilere, iş ortaklarından milyonlarca tüketiciye uzanan geniş bir ekosistemde karşılık buluyor. Migros bunun somut bir örneği. Türkiye genelinde 4 bine yakın mağaza ve 2,5 milyondan fazla günlük işlemi düşündüğünüzde, rafta yaptığınız bir değişikliğin etkisi milyonlarca tüketiciye ulaşabiliyor. Bugün, satın aldığımız yerli meyve ve sebzenin yaklaşık her dört kilosundan üçü, İyi Tarım Uygulamalı sertifikaya sahip. Tedarikçilerimizin kapasitesini geliştirmek ve tüketicinin sürdürülebilir tercihler yapmasını kolaylaştırmak gerekiyor. Hammaddeyi ne kadar kaynağına yakın bir mesafeden alırsanız çevresel ayak izi de o kadar azalır. 2025’te tedarik harcamalarımızın yaklaşık yüzde 76’sını yerel tedarikçilere yönlendirdik. Bu da ürettiğimiz değerin ekonomik bir dönüşüm aracı olduğunu gösteriyor. Büyük şirketlerin görevi kendi ayak izini küçültmekten daha geniş. Ekosistemimizi de dönüşümün parçası haline getirmeliyiz. Çünkü tedarikçiniz, müşteriniz, çalışanınız ve içinde faaliyet gösterdiğiniz toplum dönüşmüyorsa, şirket olarak tek başınıza ulaştığınız sonuç sınırlı kalır.”

İlgili Haberler
Makroekonomi Domates ihracatı 9 ayda 304 milyon doları aştı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Türkiye’nin doğal gaz ağı 257 bin kilometreyi aştı! Bakan Bayraktar yeni hedefi açıkladı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Kuru meyve ihracatından 9 ayda 1,1 milyar dolarlık gelir CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi PİYASADA EYLÜL TABLOSU: En çok hangi yatırım aracı kazandırdı? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Tarım ihracatında rekor: 9 ayda 27,1 milyar dolara ulaşıldı CNN Türk Ekonomi · az önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.