Göç ve Diaspora Vakfı ile Filistin İletişim ve İlişkiler Forumu Türkiye Şubesi tarafından Fatih Belediyesi Neslişah Sultan Kültür Merkezi'nde düzenlenen programa çok sayıda vakıf üyesi katıldı.
Programda Gazze'den katılan Filistin İletişim ve İlişkiler Platformu Kadın Birimi Müdürü Nahide Fukaha Arapça konuşma yaptı. Fukaha'nın konuşmasını, Filistin İletişim ve İlişkiler Platformu Genel Koordinatörü ve Türkiye Şube Başkanı Fatma Feyza Yeter Türkçeye çevirdi.
Programda, 7 Ekim sonrasında Gazze'de yaşanan insani krizin yanı sıra Batı Şeria ve Kudüs'te Filistinlilerin karşı karşıya kaldığı saldırılar, yerleşimci şiddeti, topraklara el konulması, ev yıkımları ve hareket kısıtlamaları gündeme getirildi.
"Gözler Gazze'ye çevrilirken Batı Şeria'da başka bir gerçeklik var"
Fukaha'nın konuşmasının ardından Filistin'deki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yeter, Filistin denildiğinde bütün dünyanın dikkatinin Gazze'ye çevrildiğini söyledi.
Gazze'de Filistinlilere ait yapıların yıkılmasına, insanların öldürülmesine ve ağır insani koşullara tanıklık edildiğini belirten Yeter, Gazze'de yaşananların Batı Şeria ve Kudüs'teki gelişmelerin önüne geçtiğini ifade etti.
Yeter, Gazze'deki durumla meşgul olunurken Batı Şeria ve Kudüs'te farklı bir sürecin ilerlediğini savundu.
Ancak İsrail işgali bizi Gazze'deki insani durumla meşgul ederken, Batı Şeria ve Kudüs'te her geçen gün değişen başka bir gerçeklik daha var. Batı Şeria'da yaşananlar birbirinden bağımsız olaylardan değildir. Aksine bu, sessiz bir savaş ve başka türden bir soykırımdır.
Yeter, Batı Şeria'da yerleşimcilerin Filistinlilerin evlerine saldırdığını, bazı evleri içindeki insanlarla birlikte ve zeytin ağaçlarını ateşe verdiğini söyledi.
Bölgeleri birbirinden ayıran İsrail kontrol noktalarının Filistinlilerin günlük yaşamını etkilediğini belirten Yeter, tutuklamaların da sürdüğünü ifade etti.
Yeter, Filistinli tutukluların sayısının 7 bini aştığını öne sürerek, Batı Şeria'daki gelişmelerin medya tarafından yeterince takip edilemediğini savundu.
Bütün bunlar, medya kapsamının yokluğu içerisinde gerçekleşiyor. İsrail işgali, medya mensuplarının herhangi bir haber yayınlamasını engelliyor. Onları baskı ve kötü muameleye maruz bırakıyor ve medya kuruluşlarının ofislerini kapatıyor.
"7 bin 758'i aşan yerleşimci saldırısı"
Yeter, Batı Şeria'da topraklara el konulması, evlerin yıkılması, Filistinli toplulukların yerlerinden edilmesi ve hareket kısıtlamalarının giderek daha belirgin hale geldiğini söyledi.
Birleşmiş Milletler verilerine atıfta bulunan Yeter, 2026'nın başından eylül ayının ortasına kadar yaralanmaya veya mülklerin zarar görmesine yol açan yerleşimci saldırılarının 7 bin 758'i aştığını ve bu saldırıların 275 Filistinli topluluğu etkilediğini belirtti. Bu rakamlar etkinlikte Yeter tarafından aktarıldı.
Yeter, Batı Şeria'da yaşananların Kudüs'ün doğusundaki E1 projesiyle bağlantılı olduğunu savundu.
E1 bölgesindeki yerleşim planı, 2026 boyunca uluslararası alanda da tartışma konusu oldu. İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Hollanda ve Norveç, ağustos ayında projenin Batı Şeria'yı bölerek Filistin topraklarının bütünlüğüne zarar vereceği gerekçesiyle tepki göstermişti.
İsrail'in E1 projesi için açtığı ihalenin süresi ise eylül sonunda, 27 Ekim'de yapılması planlanan seçimlerin sonrasına uzatıldı.
"Filistin'de zulmün adresi değişiyor"
Yeter'in konuşmasının ardından Göç ve Diaspora Vakfı Kadın Diasporası İletişim Başkanı **Ayşe Müzeyyen Taşçı** basın açıklamasını yaptı.
Taşçı, açıklamanın başlığını oluşturan ifadeyle Filistin'de yaşananları Gazze ve Batı Şeria üzerinden birlikte ele aldı.
Filistin'de zulmün adresi değişiyor; fakat acının adı değişmiyor.
Gazze'de insanların bombaların altında yaşam mücadelesi verdiğini belirten Taşçı, Batı Şeria ve Kudüs'te de Filistinlilerin kuşatılmış ve giderek daralan bir yaşam alanına itildiğini söyledi.
Taşçı, Gazze'de evlerin, hastanelerin, okulların ve sığınakların yıkıldığını; çocukların, kadınların ve sivillerin hayatını kaybettiğini; insanların açlık, susuzluk, hastalık ve güvensizlikle karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Ateşkesin ardından yaşananlara da değinen Taşçı, İsrail'in saldırı ve bombardımanlarını sürdürdüğünü savunarak ateşkesin sivillerin korunduğu ve insani yardımın engelsiz biçimde ulaştığı kalıcı bir duruma dönüşmesi gerektiğini söyledi.
Ateşkes, İsrail'in saldırılarının gölgesinde kalan bir söz değil; saldırıların tamamen sona erdiği, sivillerin korunduğu ve insani yardımın engelsiz ulaştığı kalıcı bir gerçekliğe dönüşmelidir.
"Gazze'de çocukların çocukluğu çalınıyor"
Taşçı, basın açıklamasında Gazze'de çocukların durumuna da geniş yer verdi.
Çocukların yalnızca bombardıman ve silahlı saldırılarla değil, açlık, susuzluk, hastalık, yıkılmış evler ve güvensiz barınma koşullarıyla da mücadele ettiğini söyleyen Taşçı, savaşın çocukların geleceği üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Gazze'de çocukların çocukluğu çalınıyor.
Bir çocuğun evini kaybetmesinin aynı zamanda okulunu, okulunu kaybetmesinin ise geleceğe dair hayallerini kaybetmesi anlamına gelebileceğini belirten Taşçı, savaşın çocukların yalnızca bugününü değil, geleceğini de etkilediğini söyledi.
Taşçı, "Bir çocuk için su, yalnızca su değildir. Su hayattır" derken, savaşın geride bıraktığı enkazın da yalnızca beton yığınından ibaret olmadığını, yıkılan her yapının bir ailenin hayatı anlamına geldiğini ifade etti.
Sağlık çalışanları ve gazeteciler de gündemde
Basın açıklamasında sağlık çalışanları ve gazetecilerin durumuna da dikkat çekildi.
Taşçı, insan hayatını kurtarmaya çalışan sağlık çalışanlarının öldürülmesinin yalnızca bir insanlık dramı olmadığını, uluslararası insancıl hukukun korunması açısından da ağır bir mesele olduğunu söyledi.
Gazetecilerin ise Gazze'de yaşananları dünyaya aktarmak için hayatlarını ortaya koyduğunu belirten Taşçı, gazetecilerin yalnızca haber yapmadığını, dünyanın görmediğini göstermeye ve duymadığını duyurmaya çalıştığını ifade etti.
Taşçı, gazetecilerin susturulmasının gerçeğin tanıklığını da susturmak anlamına geleceğini savundu.
"Gazze de Filistin'dir, Batı Şeria da Filistin'dir, Kudüs de Filistin'dir"
Basın açıklamasında Gazze'nin yanı sıra Batı Şeria ve Kudüs'te sivillerin korunması, insani yardımın önündeki engellerin kaldırılması ve su, gıda, ilaç ile barınmaya erişimin güvence altına alınması çağrısı yapıldı.
Filistinlilerin özgür, güvenli ve onurlu bir hayat hakkının tanınması gerektiği belirtilen açıklamada, Filistin meselesinin yalnızca Gazze'den ibaret olmadığı vurgulandı.
Gazze de Filistin'dir. Batı Şeria da Filistin'dir. Kudüs de Filistin'dir.
Programın sonunda uluslararası topluma somut adımlar atma çağrısı yapılırken, açıklama "Gazze'de katliama son", "Batı Şeria'da işgale ve zulme son", "Kudüs'te hak ihlallerine son", "Çocuklar ölmesin", "Sağlıkçılar öldürülmesin" ve "Gazeteciler susturulmasın" ifadeleriyle sona erdi.
Taşçı son bölümde, "Filistin halkı yalnız değildir" mesajını verirken, programın sloganı ise "Gazze'de katliam, Batı Şeria'da işgal. Filistin tek yürek, dünya vicdanıyla ayağa kalkmalı" oldu.
Independent Türkçe
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: GAZZEFilistin
DAHA FAZLA HABER OKU
Özgür Özel: Erdoğan'ın atadıkları fon vurgununun tam göbeğinde
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.