7 Ekim 2026, Çarşamba · 22:19 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Devlet Bahçeli: Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının yeniden Sayın Erdoğan olması arzumuz ve talebimizdir

Sözlerine “Önemli iç ve dış gelişmelerin yaşanacağı yeni dönemin ülkemize, milletimize, siyaset ve demokrasi hayatımıza, aynı zamanda siyasi parti grupları ile sayın milletvekillerine hayırlı olmasını temenni ediyorum. T…

“Siyaset kurumuna düşen görev sorunların çözüm adresi olmaktır”

Şüphesiz Türkiye’nin demokrasi yolculuğu güneşli ve pürüzsüz yollarda gerçekleşmemiştir. Cumhuriyet dönemiyle birlikte Türk demokrasisi askeri darbelerle sınanmış ve her bir askeri darbe Türk demokrasisinde yaralı hafıza durakları oluşturmuştur. Türk siyasetinde darbeler, devlet kurumsallığının zayıflamasına, imkân ve fırsatların heba olmasına ve devletin yüksek politik hafızasının daralmasına, sebebiyet vermiş ancak, Türk milletinin demokrasiye sadakati eksilmemiş, bilakis daha da güçlenmiştir.

Parlamenter sistemin uygulandığı dönemde istikrarsız hükümetler, koalisyon kavgaları, siyasi kutuplaşma ve anlaşmazlıklar hızlı ve etkin kararlar alınmasına mâni olmuş, millet ve devlet hayatında pek çok çarpıklığı teşvik edip tetiklemiştir. Hatırlatmak isterim ki çok partili hayata geçilen 21 Temmuz 1946 ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin hukuken ve fiilen uygulamaya başlandığı 9 Temmuz 2018 tarihleri arasında 51 Cumhuriyet hükümeti kurulmuş, ortalama ömrü 1 yıl 5 ay olan kısa ömürlü hükümetler, koalisyon pazarlıkları ve belirsizliğin ortaya çıkardığı istikrarsızlık, Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmasına sebep olmuştur.

Bu bağlamda siyaset kurumuna düşen görev, sorunların çözüm adresi ve güçlü kurumsallığın teminatı olmaktır. Siyasi yelpazenin neresinde konumlanırsa konumlansın siyasi partiler, programları ve ideolojik yönelimleriyle siyasetin alanını genişletmek, toplum müştereklerinin zeminini güçlendirmek için vardır. Türk milletine hizmette birbiriyle yarışırken aynı zamanda demokratik kültürün olgunlaşması ve devletin yüksek politikalarının devamlılık sağlaması için iletişim ve mutabakat içerisinde olmak durumundadır. Bunları bilmek; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin mazisini, ruhunu ve davasını bilmek, yasama sorumluluğunun mahiyetini kavrayabilmektir.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

“Pergelimizin sabit ucu Ankara’dır”

Bu vesileyle, siyasi partilere ve Türk milletini temsil eden muhterem milletvekillerine yeni yasama yılı münasebetiyle şu hususları hatırlatmak isterim: İdeolojik koordinatlarımız farklı olsa da politik merkezimiz Türkiye’dir. Siyasi rekabet alanımız ne kadar geniş olsa da pergelimizin sabit ucu Ankara’dır. Siyasette yöntem olarak ayrışsak da yönümüz Türk İstiklali ve egemenliğidir. Siyasete farklı pencerelerden bakıyor olsak da gelecek ufkumuz müreffeh toplum, güçlü Türkiye’dir. Bu hatırlatmalarla birlikte, yeni yasama yılında siyasi partilerimizin “Hizmette rekabet, İstiklalde vahdet, İstikbalde gayret” içerisinde olmalarını temenni ediyorum.

“İl kongrelerimiz tamamlanmıştır”

Türk milletinin yüzyıla damgasını vuracağı Türk ve Türkiye yüzyılının başında, yirmi birinci yüzyılın ikinci çeyreğine girdiğimiz bir dönemde “Kardeşlik Kalbimizde, Gelecek Aklımızda” temasıyla 7 Mayıs 2026 tarihinde başlattığımız 15’inci Olağan Kurultay sürecimizde 4 Ekim 2026 itibariyle ilçe ve il kongrelerimiz tamamlanmıştır. İnancın ve itimadın tazelendiği, birlik ve beraberliğin güçlendiği, Partimizi büyütme heyecan, arzu ve kararlılığının coşkuya dönüştüğü her kongremiz toy havasında geçmiş, kaybedenin olmadığı kongrelerimizde ülkücü irade tecelli ederek Lider Ülke Türkiye hedefimizi gerçekleştirecek kadrolarımız seçilmiştir.

Kurultay sürecimiz “Olağan Büyük Kongremizle” tamamlanacak, Partimiz “aynı ülkü, değişmez irade ve sarsılmaz inançla” kutlu ülkülerine yürümeye devam edecektir. Bu vesileyle, ilçe ve il kongrelerimizde görev alan başkanlık divanı üyelerimize, merkez yönetim kurulu ve merkez disiplin kurulu üyelerimize, milletvekillerimize, il ve ilçe teşkilatlarımızın başkan ve yöneticileriyle tüm neferlerine en kalbi şükranlarımı sunuyor, yeni seçilen teşkilat mensuplarımıza üstün başarılar diliyorum.

Önümüzdeki dönem kalkınmanın ve yükselmenin önünde engel olan sorunların miyadını; Türkiye’de siyaset ve devlet hayatında kutlu bir merhalenin, yüksek bir mertebenin miladını teşkil etmektedir. Bunların başında Terörsüz Türkiye hedef ve politikalarına dair gelişmelerin yoğunlaşacağı yeni yasama yılı faaliyetleri ile yaklaşan milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve mahalli idare seçimleri gelmektedir.

Parti olarak bu dönemde program, politika, proje ve kadrolarımızla Türkiye’nin önünde açılacak huzur ve refah sayfalarının irfan mürekkebi, hakikat kalemi olacağımıza itimadım tamdır. Milletimizle kurduğumuz samimi ve köklü bağı daha da güçlendirerek her alanda üç hilali zirveye taşıyacağız. Bizim mücadelemiz vatanımızın her karışına, milletimizin her ferdine, milli varlığımızın her zerresine ve geleceğimize sahip çıkma mücadelesinde olanların yürüyüşüdür. Yolumuz, fitne ateşlerini sinesinde söndüren, tahrikleri akıl ve iman ile boğan, ihanete boyun eğmeyen ülkü neferlerinin yoludur.

“Yeni yasal düzenlemelerin yapılması en hayati konulardan birisi olacaktır”

40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallat edilen terör belasından kalıcı olarak kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir. Terör ve silah yerine; adaletin, siyasetin, demokrasinin, milli birlik ve bütünleşmenin hâkim olacağı, kardeşlik ve dayanışmanın kök salacağı, istikbalimizin yol haritasını birlikte çizeceğimiz bir zemindeyiz. Milletimizin kararı nettir. O da, bu topraklardan terörü bir daha yeşermemek üzere söküp atmak, milli birlik ve bütünleşmeyi güçlendirmektir.

Türkiye, yeni yasama yılıyla birlikte bir taraftan Terörsüz Türkiye hedefinin hukuki ve siyasi tabanının güçlendirilmesine; diğer taraftan demokratik standartların geliştirilmesi, hukuk devletinin kurumsal kapasitesinin artırılması ve toplumsal bütünleşmenin kalıcı hale getirilmesi ile sosyo-ekonomik şartların iyileştirilmesine yönelik çalışmalarla milletimizin beklentilerini karşılayacaktır. 7595 sayılı Kanun çerçevesinde oluşturulan komisyonların çalışması, kanunun yürürlüğe gireceği şartların oluşturulması, bunların takip ve tespiti, aynı zamanda da ihtiyaç duyulacak yeni yasal düzenlemelerin yapılması, önümüzde duran en hayati konulardan birisi olacaktır. Bunun yanında Türkiye’nin kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için biriken yapısal sorunların çözülmesi, güncel meselelerle birlikte köklü reform adımlarının atılmasını da gerektirmektedir. Bu nedenle önümüzdeki Meclis dönemini, kısır siyasi tartışmaların ötesinde, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli geleceğini şekillendirecek bir yapısal reform dönemi olacaktır.

“Kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia şeffaf biçimde soruşturulmalı”

Diğer yandan 3 Ekim 2026 tarihinde yaptığım detaylı açıklamada vurguladığım üzere Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir.

Demokratik siyasetin meşruiyeti hesap verebilirlikten ve kamu kurumlarına duyulan güvenden beslenmektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın ön koşulu da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzenidir. Bu nedenle yeni yasama yılında atılacak demokratik adımlarla kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeye dönük gayret ile yolsuzluk ve yozlaşmayı önleyecek girişimlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi ve eşgüdümle hayata geçirilmesi gerekmektedir.

“Adalet merkezi Ankara’dır”

Birleşmiş Milletler, insanlığın yaşadığı soykırımlara, emperyalist güçlerin güç mücadelelerinin dönüştüğü kaynak savaşlarına karşı evrensel insan hakları normları ve küresel adalet adına müdahale edememektedir. Milletlerin en üst düzeyde temsil edildiği bu kurum, ne yazık ki dünyanın içinde bulunduğu zorbalığa mukavemet edecek karar alıcı mekanizmadan yoksundur. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle “Dünya 5’ten büyüktür” ve dünya bu 5 devletin politik egolarına ve çıkarlarına mahkûm edilemeyecektir.

Türkiye, tarih boyunca insanlığa hizmet eden, adalet terazisini insanlığın âli menfaatleri ölçüsünde kuran, mazlum milletlerin sığınağıdır. “Nizâm-ı Âlem” davasıyla gittiği yerlere barış ve refah götüren huzur limanıdır. Bunun için diyoruz ki Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise, adalet merkezi Ankara’dır. Bu doğrultuda Türkiye, Birleşmiş Milletler bünyesinde insanlık değerlerini, hukuku ve adaleti esas alan bir reform anlayışıyla, mesuliyet duygusuna sahip ülkelere öncülük edebilecektir.

81’nci, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda İsrail’in eli kanlı başbakanı Netanyahu’nun genel kurula hitabı insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur. Maalesef, elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının insanlık ve ahlak dersi verme küstahlığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir. Diyorum ki; Hitlerin kendisini “insan hakları savunucusu”, Mussolini’nin kendisini “özgürlük havarisi”, Stalin’in ise “demokrat” olarak nitelendirmesi ne kadar gerçekçi ise Netanyahu’nun “Dünyanın en ahlaklı ordusuna sahibiz” demesi de “Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı tiran olarak nitelendirmesi” de o kadar gerçekçidir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Netahyahu’nun hezeyanları, esasında Batı’nın ikircikli ve samimiyetsiz politikalarının, iflas etmiş insani değerlerinin, emperyalizmin aynasında yansımasıdır.

“Bir İslam Barış Gücünün oluşturulması kaçınılmazdır”

Çok defa işaret ettiğimiz ve uyardığımız gibi İslam ülkelerinin İsrail karşısındaki tavır ve duruşlarını belirlemeleri ve açıkça ortaya koymaları şarttır. İsrail, bölge halkları ve dünyadaki bütün milletler için tehdittir. İsrail saldırganlığı, yayılmacılığı ve hukuk tanımazlığının önlenmesi ve bölgenin selameti için önerdiğimiz Kudüs İttifakı’nın yahut Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşmasının çerçevesinin genişletilmesiyle caydırıcı bir İslam Barış Gücünün oluşturulması kaçınılmazdır. Küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik düzeninin önemli bir dönüşüm yaşadığı, jeopolitik risklerin kalıcı bir nitelik kazanmasına yol açabilecek uzlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde; hukuku, barış ve adaleti esas alan duruşuyla sözüne güvenilen bir ülke olarak Türkiye’ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu da açıktır.

“Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi Türkiye’nin ve bölgemizin hayrına olacaktır”

Türkiye’nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesiyle mümkün olacaktır. Zira üçüncü dönem ülkemizde, bölgemizde ve dünyada birçok önemli gelişmeye gebedir ve öncelikli olarak bu zorlu süreci yönetecek dirayet ve tecrübeye ihtiyaç vardır. O tecrübe ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Cumhur İttifakı kurumsallığında Sayın Erdoğan’dadır.

Dünyanın içinde bulunduğu kaotik süreçte, bölgemizde cereyan eden belirsizliklerle dolu ortamda, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge yolunda tarihi adımların atıldığı bir dönemde, Türkiye’nin istikamet değiştirmeye ve hedeflerinden vazgeçmeye değil, sistemsel ve kurumsal olarak bütünüyle mevcut imkânlarını ve kaynaklarını sürdürmeye ihtiyacı vardır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın, bugüne kadar üstlendiği sorumluluk, ortaya koyduğu liderlik ve Türkiye’ye kazandırdığı stratejik kapasite dikkate alındığında kendisinin bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi Türkiye’nin ve bölgemizin hayrına olacaktır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanımız uygun gördüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi anayasal iradesini bu yönde ortaya koyduğu takdirde, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının yeniden Sayın Recep Tayyip Erdoğan olması arzumuz ve talebimizdir. Bunu mümkün kılacak hukuki, siyasi ve toplumsal zemin fazlasıyla vardır.

“Seçimlerin yenilenmesi” kararı alınmalıdır”

Anayasa’nın 116’ncı maddesinde yer alan “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir” hükmü, meclisin nitelikli çoğunlukla alacağı “seçimlerin yenilenmesi” kararıyla üçüncü dönem cumhurbaşkanlığı adaylığını mümkün kılmaktadır. Bu hükümler doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak düşüncemiz şudur:

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinde uygun zamanda ve azami mutabakatla “seçimlerin yenilenmesi” kararı alınmalıdır. Meclisin alacağı karar çerçevesinde yenilenecek seçimlerin yine 2028 yılı içinde yapılması istikrar ve öngörülebilirliği zedelemeyecek, sistem, ruhuna uygun işletilmiş olacaktır. Bu yönde bir iradenin tezahürüyle gereksiz tartışmalar bitecek, belirsizlikler ortadan kalkacak, ekonomik güven artacak, ülkemiz, attığı tarihi adımlarda doludizgin yoluna devam edebilecektir. Türkiye hasımlarının beklediği ve umduğu istikrarsızlık yaşanmamış, belirsizlik, kaos ve kargaşaya yatırım yapanların hesabı boşa çıkmış olacaktır. Burada şunun da altını çizmek gerekir ki; bizim meselemiz şahısların siyasî kariyeri değil, devletin devamlılığı, siyasetin istikrarı ve en nihayetinde “Lider Ülke Türkiye’nin” inşa ve ihyasıdır.

Partimiz, 2028’i bir seçim tarihi olarak görmenin ötesinde, Türkiye için büyük reformların hayata geçirileceği bir dönemin miladı olarak değerlendirmektedir. Bu çerçevede, hedef saptırmaya yönelik girişimler son bulmalı, adaylık netleşmeli, acımasız rekabet şartlarında dünya gerçekleriyle yüzleşilmelidir. Cumhurbaşkanıyla birlikte kuşkusuz ki Meclisteki milletvekili çoğunluğu da Cumhur İttifakında olmalı, denge ve denetleme mekanizmasının daha sağlıklı işleyebilmesi için Milliyetçi Hareket Partisi yasamada temsil gücünü mutlaka artırmalıdır. Çünkü MHP güçlü ise Türkiye güvende olacaktır. MHP güçlü ise milli birliğimiz ve kardeşliğimiz pekişecek, milletimiz huzur bulacaktır. Bu sebeple Yasamaya ilişkin hedefimiz nettir ve şunlardır:

Birincisi “Temsil gücüdür”.Bu çerçevede oy oranımızı artırmak, milletvekili sayımızı çoğaltmak, Türkiye’nin birinci partisi olmaktır.

İkincisi “Kurumsal güç”tür.Yasama organının kurumsal yapısı içinde, yönetim organlarında daha fazla görev almak, daha etkin hale gelmektir.

Üçüncüsü ise “Siyasal güç”tür. Bu şekilde yasama faaliyetlerinde ve politika belirlemede daha etkin ve belirleyici olmak, Partimizin stratejik hedeflerini, ekonomik ve sosyal politika önceliklerini hayata geçirmektir.

Bu çerçevede, Türkiye’nin şahlanışına tanıklık edecek önümüzdeki 5 yıllık dönemin siyasi formülünü şu şekilde ifade ediyorum:

“Yürütmede Erdoğan, Yasamada MHP; Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı”. Bu formül, yürütmenin güçlü olduğu kadar yasamanın da güçlü, denetleyici, üretken ve belirleyici olması gerektiğine ilişkin stratejimizin ve küresel güç olma azmimizin ifadesidir. Dünyanın belirsizliğe sürüklendiği bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacı istikrardır.

Independent Türkçe

DAHA FAZLA OKU

Hakkında daha ayrıntılı: MHP

DAHA FAZLA HABER OKU

Siyaset

Mersin'de Vahap Seçer ve 2 belediye başkanı tutuklandı

Siyaset

YENİ Parti, Anayasa Mahkemesi'ne "isim" savunmasını sundu

Siyaset

Eyüpsultan Belediye Başkanı Özmen dahil 13 kişi tutuklandı

Siyaset

Bayraklı Belediyesi'ne yönelik operasyon: 45 gözaltı

İlgili Haberler
Makroekonomi Fed tutanakları yayımlandı: Çoğunluk yeni faiz artışını destekliyor CNBC-e · 1 saat önce Borsa Fed tutanakları: Üyelerin çoğu yeni faiz artışını destekliyor Finans Gündem (ing) · 1 saat önce Borsa Rubio: ABD ile Avrupa arasındaki ittifak güçlenmeli Finans Gündem (ing) · 1 saat önce Borsa CHP'den istifa eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, AK Parti'ye katıldı İşin Detayı Borsa · 1 saat önce Makroekonomi FON ÖDEMELERİ NE ZAMAN BAŞLIYOR? Fon ödeme tarihleri ve ödemesi yapılacak fonlar: Hangi fonların ödemesi yapılacak? CNN Türk Ekonomi · 3 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.