YAYINLAMA 06 Ekim 2026 07:30
GÜNCELLEME 06 Ekim 2026 08:54
Abone olEkonomi Masası’nda Eylül enflasyonunun yüzde 30’un altına gerilemesinin ardından TCMB’nin 22 Ekim’deki faiz kararı, fon krizinde yeni düzenlemeler, yatırım araçlarındaki sert ayrışma ve Merkez Bankası rezervlerindeki düşüş ele alındı. Programda ayrıca reel sektörün finansmana erişimi ve Hazine’nin borçlanma maliyetleri değerlendirildi.
Ekonomi Masası’nda Şenay Zeren ve Hakan Güldağ, günün ekonomi gündemini geniş bir çerçevede değerlendirdi. Yayına Ekonomi Gazetesi Parlamento Muhabiri Besli Karalar, Matrix Haber Araştırma Müdürü Neslihan Köroğlu ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz katıldı.
Enflasyon 57 ay sonra yüzde 30’un altında
TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları Eylül ayında aylık yüzde 1,84 arttı. Yıllık enflasyon ise Kasım 2021’den bu yana ilk kez yüzde 30’un altına geriledi.
Programda Eylül verisinin piyasa beklentilerinin altında kalmasının TCMB’nin 22 Ekim’deki faiz kararı açısından önemli olduğu vurgulandı. Hakan Güldağ, piyasada 100, 150 ve 200 baz puanlık faiz indirimi senaryolarının daha fazla konuşulmaya başladığını söyledi.
17 ekonomistin ortak beklentisi: Faiz indirimi güçlendi
Matrix Haber Araştırma Müdürü Neslihan Köroğlu, 17 ekonomistin yayımladığı rapor ve araştırma notlarının incelendiğini belirtti.
Köroğlu, kurumların büyük bölümünün Eylül enflasyonunun ardından 22 Ekim’de 100 baz puanlık faiz indirimi beklediğini, bazı kurumların ise 150 baz puanı ihtimal dahilinde gördüğünü söyledi.
Yıl sonu politika faizi beklentilerinin ağırlıklı olarak yüzde 35 civarında, yıl sonu enflasyon beklentilerinin ise yüzde 28,8 ile yüzde 30 arasında bulunduğunu aktardı.
Fon krizinde yeni yasal düzenleme geliyorAnkara gündemini aktaran Besli Karalar, fon krizine ilişkin yeni bir yasal düzenleme üzerinde çalışıldığını söyledi.
Külliyede hazırlanan taslak çalışmanın son aşamaya geldiğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulmasının beklendiğini belirten Karalar, fon krizinin Meclis ve ekonomi yönetiminin ana gündemlerinden biri olmaya devam ettiğini aktardı.
Programda 1 milyon TL’ye kadar yapılması planlanan ara ödemelerin nasıl hesaplanacağı, “net yatırım tutarı” ifadesinin hangi formüle göre belirleneceği ve ödeme takviminin henüz yeterince açık olmadığı da tartışıldı. Hakan Güldağ, resmi açıklamaların yetersiz kalmasının sosyal medyada dezenformasyon riskini artırdığına dikkat çekti.
Tasfiye kapsamındaki fonlarda 700 milyar TL’den fazla erimeProgramın haber akışında, tasfiye kararı alınan fonların varlık değerinin 15 Eylül’den bu yana yüzde 34,3 azalarak 652,3 milyar TL’ye gerilediği aktarıldı.
Alım satıma kapalı 103,7 milyar TL de hesaba katıldığında toplam büyüklüğün yaklaşık 756 milyar TL olduğu, 31 Ağustos’ta ise bu tutarın 1,47 trilyon TL seviyesinde bulunduğu belirtildi. EKO SES (2)
Üçüncü çeyreğin kazananı Bitcoin, kaybedeni Borsa İstanbulNeslihan Köroğlu’nun aktardığı verilere göre yatırım araçları üçüncü çeyrekte belirgin biçimde ayrıştı.
Bitcoin üçüncü çeyreği yaklaşık yüzde 43, Brent petrol yüzde 34, gram altın yüzde 9 ve gümüş yüzde 8 yükselişle tamamladı. Borsa İstanbul’da ise aynı dönemde yüzde 15’in üzerinde düşüş yaşandı.
24 sektör endeksinden yalnızca ikisi üçüncü çeyreği artıda kapatırken, ilk dokuz aylık dönemde de sadece 7 sektör pozitif performans gösterdi. Aracı kurumlar endeksindeki kayıp yaklaşık yüzde 46’ya ulaştı.
Halka arzlarda tablo zayıfHalka arz performansında da zayıf bir görünüm ortaya çıktı.
Üçüncü çeyrekte gerçekleştirilen 19 halka arzın yalnızca 4’ü dönem sonunda halka arz fiyatının üzerinde kaldı. İlk dokuz aylık dönemde 35 şirketten 13’ü pozitif, 22’si ise negatif performans sergiledi.
Büyüme beklentisi düştü, cari açık tahmini ikiye katlandı
Piyasa beklentilerindeki değişim de programın dikkat çeken bölümlerinden biri oldu.
2025 sonunda yüzde 4 seviyesinde bulunan 2026 büyüme beklentisinin üçüncü çeyrekte yüzde 3’e gerilediği, cari açık beklentisinin ise 26,9 milyar dolardan 52 milyar dolara yükseldiği belirtildi.
Aynı dönemde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 23’ten yüzde 29,5’e, politika faizi beklentisi de yaklaşık yüzde 29’dan yüzde 35’e çıktı.
Merkez Bankası rezervlerinde 6 haftada 21,2 milyar dolar düşüş
Programın ikinci bölümünde Merkez Bankası rezervleri gündeme geldi.
Ekonomistlerin bilanço verilerinden yaptığı hesaplamalara göre rezervlerdeki düşüşün altıncı haftaya taşındığı ve bu dönemde yaklaşık 21,2 milyar dolarlık kayıp yaşandığı belirtildi.
Hakan Güldağ, piyasada belirgin bir dövize hücum görülmemesine rağmen Merkez Bankası’nın döviz talebini rezervlerinden karşılıyor olabileceğini söyledi. Fonlardan çıkacak paranın yönünün ise hem kur hem de para politikası açısından yakından izleneceğini belirtti.
“Fon krizi enflasyonu da yavaşlatabilir”Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz, Eylül enflasyonunun beklentilerin altında kalmasını değerlendirirken fon krizinin talep üzerinde yarattığı yavaşlamaya dikkat çekti.
Yılmaz, fon krizinin ardından harcama eğilimindeki duraksamanın enflasyon artış hızını aşağı çekmiş olabileceğini ve bu etkinin Ekim ayında da görülebileceğini söyledi.
TCMB Ekim’de mi, Aralık’ta mı indirecek?Yılmaz, politika faizi ile enflasyon arasındaki yaklaşık 7 puanlık farkın Merkez Bankası açısından bir güvenlik tamponu oluşturduğunu belirtti.
Fon krizinde serbest kalacak paranın dövize yönelme ihtimali nedeniyle Merkez Bankası’nın temkinli davranması gerektiğini söyleyen Yılmaz, genel bir kredi gevşemesini riskli bulduğunu, buna karşılık selektif kredilerin daha erişilebilir hale getirilmesini desteklediğini ifade etti.
Yılmaz, faiz indiriminin Aralık ayına bırakılmasının daha mantıklı olabileceği görüşünü de dile getirdi.
Reel sektörde finansman sıkışıklığıYayında reel sektörün yüksek faiz ve krediye erişim sorunları da değerlendirildi.
Merkez Bankası’nın bazı kredi büyüme sınırlarını artırması ve yatırım taahhütlü avans kredilerinde destek mekanizmalarının devreye alınması, sıkışan reel sektöre sınırlı da olsa alan açma çabası olarak yorumlandı.
Hazine’de “mali yorgunluk” riskiProgramın sonunda Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz, yüksek faizlerin yalnızca özel sektörü değil Hazine’nin borçlanma maliyetlerini de artırdığına dikkat çekti.
Yılmaz, sürekli yüksek maliyetle borçlanmanın literatürde “mali yorgunluk” olarak tanımlandığını söyledi. 30 Eylül’de gerçekleştirilen sürdürülebilir tahvil ihracının yaklaşık yüzde 7,6 getiriyle yapılmasının Hazine açısından yüksek bir maliyet oluşturduğunu belirtti.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.