6 Ekim 2026, Salı · 11:36 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

İstanbul’un yeni rekabet alanı: Regülasyonu inovasyonun parçası yapmak

İstanbul’un yeni rekabet alanı: Regülasyonu inovasyonun parçası yapmak

Bir şehrin küresel girişimcilik merkezi olması için artık yalnızca iyi girişimcilere, yatırım fonlarına, teknoparklara ve hızlandırma programlarına sahip olması yetmiyor. Teknoloji geliştikçe girişimcilerin karşısına önemli bir konu daha çıkıyor: Regülasyon.

Yapay zekâyla kredi skorlama yapan bir fintek, hastalık teşhis eden bir sağlık girişimi ya da otonom araç geliştiren bir şirket için bazen temel soru “Bu ürünü geliştirebilir miyiz?” değil, “Bunu hangi kurallar altında gerçek kullanıcılarla deneyebiliriz?” oluyor.

İstanbul Kalkınma Ajansı’nın yayımladığı “Regülatif Sandbox Mekanizmaları: Uluslararası Örnekler ve Türk Hukuku Kapsamında Uygulanabilirlik Önerileri” raporu bu meseleye odaklanıyor. Çalışma, literatür taramasının yanında 20 paydaşla yapılan görüşmeler ve fintek ile sağlık teknolojilerinde 27 paydaşın katıldığı odak toplantılarıyla desteklenmiş.

Sandbox’ın arkasındaki fikir basit: Yeni bir teknoloji ortaya çıktığında hemen yasaklamak ya da bütün piyasa için yeni mevzuat hazırlamak yerine, önce kontrollü biçimde test etmek ve sonuçlarından öğrenmek.

İlk önemli örneklerden biri İngiltere’de FCA (Finansal Denetim Otoritesi) tarafından geliştirildi. Ardından Singapur, Avustralya, Abu Dabi ve Dubai gibi merkezler kendi modellerini oluşturdu. Başlangıçta daha çok fintek için kullanılan yaklaşım zamanla enerji, sağlık, veri ve yapay zekâya yayıldı.

Sandbox, kuralların olmadığı bir serbest bölge değil. Süre, kullanıcı sayısı ve işlem hacmi sınırlandırılıyor; tüketici ve veri güvenliği korunuyor. Bazı yükümlülükler gerektiğinde geçici ve kontrollü şekilde farklı uygulanabiliyor.

Türkiye için fırsatlar

Raporun güçlü taraflarından biri Türkiye için tek ve büyük bir sandbox önermemesi. Fintek, sağlık teknolojileri, enerji teknolojileri ile yapay zekâ ve veri koruma alanlarında tematik pilotlarla başlanmasını; merkezi koordinasyon ile sektörel düzenleyici kurumların birlikte çalışmasını öneriyor.

Bu doğru bir yaklaşım. Ancak İstanbul’un küresel girişimcilik rekabeti açısından bir adım daha ileri gidebiliriz. İstanbul’u yeni teknolojilerin güvenli ve hızlı biçimde test edilebildiği şehirlerden biri hâline getirebiliriz.

Dünyada bunun örnekleri var. Güney Kore’de Smart City Regulatory Sandbox kapsamında otonom ulaşım, robot, drone ve akıllı şehir çözümleri gerçek şehir ortamında deneniyor. İngiltere’de FCA’nın bazı programları regülasyon desteğini mentorluk ve yatırımcı erişimiyle birleştiriyor. Endonezya’da ise girişimler hızlandırma programından sandbox’a, oradan uygulama aşamasına ilerleyebiliyor.

İstanbul bu yaklaşımları kendi ihtiyaçlarına göre bir araya getirebilir mi?

İlk adım, İstanbul Düzenleyici İnovasyon Merkezi benzeri bir yapı olabilir. Yeni bir düzenleyici kurumdan değil, girişimciyle mevcut kamu kurumları arasında çalışan bir “tek kapı”dan bahsediyorum. Girişim buraya geldiğinde hangi mevzuata tabi olduğunu, hangi kurumlarla çalışması gerektiğini ve gerçekten sandbox’a ihtiyacı olup olmadığını hızlıca öğrenebilmeli. Rapor da her inovasyonun sandbox gerektirmediğini, bazı durumlarda rehberlik ve ön başvurunun yeterli olabileceğini vurguluyor.

Sandbox’ları girişim hızlandırma programlarıyla ilişkilendirmek de mümkün. Fintek ve dijital kimlik, yapay zekâ ve fiziksel yapay zekâ, kentsel mobilite, iklim ve enerji başlangıç için uygun alanlar olabilir. Programa giren girişim sadece regülasyon desteği almamalı; yatırımcı ve kurumsal müşteriyle buluşmalı, gerekiyorsa İstanbul’da gerçek bir pilot uygulama yapabilmeli.

Özellikle mobilite, otonom araçlar, drone, robotik ve akıllı şehir teknolojilerinde İstanbul’un kendisi büyük bir test alanına dönüşebilir. Belirli bölgeler, kampüsler veya güzergâhlar kontrollü denemelere açılabilir.

En önemli eksik halka ise satın alma tarafı. Bir girişim sandbox sürecini başarıyla tamamladığında elinde yalnızca bir test raporu kalmamalı. Başarılı çözümlerin kamu kurumlarında veya büyük şirketlerde pilot uygulamaya, ardından satın almaya ulaşması kolaylaştırılmalı. Böylece hızlandırma programında başlayan süreç ilk müşteriye, yatırıma ve uluslararası pazarlara kadar devam edebilir.

İstanbul’un büyük bir pazarı, güçlü finans sektörü, üniversiteleri, teknoparkları, sanayisi ve teknoloji insan kaynağı var. Bunların yanına hızlı, öngörülebilir ve teknolojiyle birlikte öğrenen bir regülasyon anlayışı eklenirse şehrin uluslararası girişimcilere sunduğu değer de güçlenir.

İstanbul’un girişimcilere verdiği mesaj belki de şu kadar basit olabilir: Teknolojini burada geliştir, burada test et, ilk müşterini burada bul ve dünyaya İstanbul’dan açıl.

Sandbox meselesine yalnızca bir hukuk düzenlemesi olarak değil, İstanbul’un küresel girişimcilik rekabetinin araçlarından biri olarak baktığımızda önemli fırsatları fark ediyoruz.

İlgili Haberler
Makroekonomi "Fon" ödemesi hangi formülle olacak? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Bakan Bayraktar duyurdu! Güneş ve rüzgâr enerjisinde üretim rekoru kırıldı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Azerbaycan'ın en büyük ilaç üretim tesisi açıldı CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Ticaret Bakanlığı 9 ayda 2,6 milyar lira ceza kesti CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Yargıtay'dan yetim maaşında emsal karar CNN Türk Ekonomi · az önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.