YAYINLAMA 06 Ekim 2026 00:00
GÜNCELLEME 06 Ekim 2026 00:33
“Dönüşüm Enerjisi” konulu oturumda TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Onur Ünlü ve Pekintaş Yönetim Kurulu Başkanı Özhan Olcay yer aldı.
Artan elektrik talebi köklü dönüşüm gerektiriyor
TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Onur Ünlü: "Türkiye’nin yıllık elektrik tüketimi yaklaşık 360 terawatt/saat. Kurulu gücümüzün yüzde 63’ü yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor. Ancak toplam tüketimimizin yüzde 44-45’ini yenilenebilirden karşılayabiliyoruz. Önümüzdeki dönemde elektrik ihtiyacımız çok daha fazla artacak. Bu nedenle yalnızca yeni santraller kurmayı değil, enerji sisteminin tamamını dönüştürmeyi konuşmamız gerekiyor. Elektrifikasyonla bu payın yüzde 35’e çıkarılması hedefleniyor. Fosil yakıt kullanan ekipmanların yerini elektrikle çalışan sistemler alacak. Buna elektrikli araçlar da ekleniyor. Ağustos sonu itibarıyla satılan araçların yüzde 18,1’i elektrikli. 2035’e kadar yollarda 10 milyon elektrikli araç olması bekleniyor. Bu da yaklaşık 25 terawatt/saat ilave elektrik tüketimi demek.
Kentsel dönüşüm de talebi etkileyecek. Yeni standartlarla binaların enerji ihtiyacını azaltmayı ve enerjinin bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı amaçlıyoruz. Bütün bunları hesaba kattığımızda, bugün 360 terawatsaat olan elektrik tüketimimizin 2035’te 670 terawatt/saate ulaşması kuvvetle muhtemel. Yani neredeyse iki katına çıkmasından söz ediyoruz. Bu ihtiyacı karşılamak için yenilenebilir enerji yatırımları tek başına yeterli değil. Dağıtım hatlarını, trafoları ve dağıtım merkezlerini dönüştürmemiz; talep tarafı katılımını ve atık ısıyı değerlendirmemiz gerekiyor. Güneş ve rüzgârda 2035 hedefimiz 120 gigawatt. Mevcut hedefe ulaşabilmek için her yıl yaklaşık 8,5 gigawatt’lık güneş ve rüzgâr yatırımı yapmalıyız. Dolayısıyla üretim kapasitesini artırırken altyapıyı da aynı hızla hazırlamalıyız."
Tedarik emniyeti maliyetten daha önemli hale gelecek
Pekintaş Yönetim Kurulu Başkanı Özhan Olcay: "Güneş enerjisinde maliyet düşüyor, verimlilik artıyor. 2005-2010 döneminde 1 megavatlık santralin kurulumu yaklaşık 6 milyon Euro'ydu. Bugün bu maliyet onda birine kadar geriledi. Türkiye’nin neredeyse tamamı güneşten elektrik üretmeye uygun. Bu kaynağı en verimli şekilde kullanmalıyız. Ancak bunu yaparken üretimi de Türkiye’de gerçekleştirmemiz gerekiyor. 2013’te güneş paneli üretimine başladığımızda fabrikamızın kapasitesi 10 megavattı. 320 vatlık paneller üretiyorduk. Bir gün 100 panel ürettik ve bunu kutladık. Bugün fabrikamızda günde 10 bin adet 630 vatlık panel üretiyoruz. Fakat Çin’den hücre getirip panel üretirsek bu bir montaj faaliyeti oluyor. Hücreyi de üretmeliyiz ki ithalatı azaltan, ihracata yönelen bir üretimden söz edebilelim. Çin’le fiyat ve ölçek üzerinden mücadele etmek kolay değil. Karşımızda yalnızca bir şirket değil, Çin devleti var. Ancak ABD ile Çin arasındaki rekabetten avantaj elde edebiliriz. Türkiye’nin konumunu, Amerika ve Avrupa’ya açılan bir ihracat kapısı olarak değerlendirebiliriz. Biz de büyük bir hücre üreticisine giderek Türkiye’de ortak üretim teklif ettik. Azınlık ortaklığıyla ileri teknolojiyi Türkiye’ye getirmek üzere çalıştık. Hücre yatırımını 5 Nisan itibarıyla devreye aldık. Hem iç pazara hem dış pazara üretim yaparak ithalatı azaltmayı ve ihracatı artırmayı amaçlıyoruz.
Güneşte üretim ile depolamayı birlikte düşünmeliyiz. İhtiyacımızın olmadığı saatlerde üretilen enerjiyi depolayıp gerektiğinde kullanabilirsek güneşin payını artırabiliriz. Üretim ve depolamayı bütünleşik bir sistem halinde yönetmek avantajımızı büyütecek. Herkes yatırımının kaç yılda döneceğini hesaplıyor. Bunlar önemli ama kritik bir nokta daha var: Tedarik emniyeti, tedarik maliyetinden daha önemli hale gelecek. Kendi kaynaklarımızla enerji tedarikimizi güvenceye almak en rekabetçi adımlardan biri."
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.