5 Ekim 2026, Pazartesi · 17:42 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD) 75 yaşında

İlaç sektörünün kolektif hafızası Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD) bu yıl 75 yaşında. TİSD, yerli ilaç sanayisinin gelişimine yön veren, ortak aklı güçlendiren, sürdürülebilir sağlık politikalarının şekillenmesine ve i…

İlaç sektörünün kolektif hafızası Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD) bu yıl 75 yaşında. TİSD, yerli ilaç sanayisinin gelişimine yön veren, ortak aklı güçlendiren, sürdürülebilir sağlık politikalarının şekillenmesine ve ilaca erişimde devamlılığın sağlanmasına katkı sağlayan çalışmalarıyla 75 yıldır sektörün referans noktası olmanın gururunu yaşıyor.

Ekonomist 05 Ekim 2026 | 15:02

İnsan ömrünün uzaması, kronik hastalıkların yaygınlaşması ve biyoteknolojideki gelişmeler, ilacı yalnızca bir tedavi aracı olmaktan çıkararak ülkelerin kalkınma politikalarının stratejik bir unsuru haline getiriyor.

Yüksek Ar-Ge kapasitesi, ileri teknolojiye dayalı üretimi ve nitelikli insan kaynağıyla ilaç sektörü; sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğine, ekonomik dayanıklılığa ve toplumsal refaha önemli katkılar sunuyor. Küresel salgınlar ve tedarik zincirlerindeki kırılmalar ise kesintisiz ilaç erişimi için güçlü üretim kapasitesi, bilimsel alt yapı, ileri teknoloji yatırımları ve sürdürülebilir bir ekosistemin gerekliliğini ortaya koyuyor.

İlaç sektörünün geçirdiği dönüşüm, bilgi birikiminin, iş birliği kültürünün ve ortak vizyonun güçlendirilmesini de beraberinde getiriyor. Türkiye ilaç sanayisinin ilk sektörel örgütlenmelerinden biri olarak 1951 yılında kurulan Türkiye Tıbbi Müstahzar Sanayii ve Laboratuvarları Cemiyeti’nin misyonunu sürdüren Türkiye İlaç Sanayicileri Derneği (TİSD), bu ortak zeminin oluşmasına katkı sağlayan köklü bir kurum olarak öne çıkıyor.
Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD) Başkanı Hasan Ulusoy, 75. yıl vesilesiyle yaptığı değerlendirmede halihazırda 1,9 trilyon dolara ulaşan dünya ilaç pazarında 19. sırada bulunan Türkiye’nin sürdürülebilir ilaç politikalarının oluşumuna katkı sağlayacak, biyoteknoloji ekosistemini güçlendirecek ve ilaç sanayisini küresel ölçekte daha rekabetçi bir konuma taşıyacak ortak bir vizyonun gelişmesine katkı sunmayı öncelikli vazifeleri olarak gördüklerini kaydetti.

Bugün yıllık 535 milyar TL ve 2,7 milyar kutu büyüklüğüne ulaşan Türkiye ilaç pazarının ancak ve ancak yüksek teknolojiye dayalı üretimle küresel ölçekte söz sahibi olabileceğine inandıklarının altını önemle çizen Hasan Ulusoy, TİSD'in çalışmalarının odak noktasının da ilaç sanayisinin yatırım iştahını artıran, üretim kapasitesini destekleyen sürdürülebilir bir finansal yapıya kavuşmasını sağlamak olduğunu belirtti.

"Yalnızca üretmek yeterli değil; küresel rekabette uzun soluklu değer yaratabilecek bir yapı da inşa etmek zorundayız"

İlaç sanayisinin bugün bilimsel gelişmenin, teknolojik ilerlemenin ve ekonomik rekabet gücünün de merkezinde yer aldığını belirten Hasan Ulusoy, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:

"Türkiye, son 25 yılda sağlık hizmetlerine erişim, üretim altyapısı ve ilaç sanayisinin gelişimi açısından çok önemli bir aşama kaydetti. Bugün uluslararası kalite standartlarında üretim yapan tesislerimiz, yetişmiş insan kaynağımız ve köklü sanayi kültürümüz geleceğin rekabetinde bir adım öne geçmek için güçlü bir başlangıç zemini sunuyor. Yaklaşık 12 milyar doların üzerindeki iç pazara sahip olan Türkiye'nin ilaç ihracatının 2025'te %9,3 artışla 2,51 milyar dolara ulaşması ve 2015-2025 döneminde %128,7 büyümesi, sahip olduğumuz kapasitenin küresel pazarlardaki karşılığını ortaya koyuyor. 2025 yılı sonunda ilaç ithalatımızın yaklaşık %17,4 artışla 7,3 milyar dolara yükselmesi de katma değeri yüksek üretim kapasitesini büyütme noktasında daha gidecek daha çok yolumuz olduğunu gösteriyor. Zira küresel sağlık ekosistemi yeni bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Biyoteknoloji, hücresel tedaviler, yapay zekâ destekli ilaç geliştirme süreçleri ve dijital sağlık uygulamaları, sektörün geleceğini yeniden şekillendiriyor. Bu dönüşüm, yeni teknolojilere yatırım yapmanın yanı sıra araştırma altyapısını, insan kaynağını ve kurumlar arasındaki iş birliğini de aynı hedef doğrultusunda geliştirebilmeyi gerektiriyor. Türkiye bu değişimi doğru okuyabilecek bilgi birikimine ve üretim kültürüne sahip fakat bu süreçte öncü kimliğini koruyabilmesi için finansal sürdürülebilirlik de şart. Halihazırda kutu bazında yalnızca yaklaşık %1,8'lik yüksek maliyetli ilaç grubu toplam ilaç bütçesinin yaklaşık %20'sini oluşturuyor ve bu ürünlerin yaklaşık %98'i ithal ediliyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde üretim kapasitemizi yalnızca miktar olarak değil, yüksek teknoloji ve yüksek katma değer açısından da büyütmemiz gerektiğini açık biçimde gösteriyor. Zira hepimiz biliyoruz ki kaynaklarımız sınırlı ve bu sınırlı kaynakları en etkin şekilde kullanmalıyız. Bunun için de stratejik planlamalarımızı bugünden oluşturmalı ve ivedilikle tüm paydaşları sürece dahil etmeliyiz.
Unutmamalıyız ki finansal sürdürülebilirlik, geleceğin tedavi yöntemlerini geliştirme yarışında öne geçebilmenin yanında mevcut ihracat kapasitemizi büyütebilmek açısından da hayati önem taşıyor. Hele ki dünyanın büyük çok uluslu şirketleriyle rekabet ettiğiniz bir ortamda güçlü bir finansal yapı; yeni pazarlara açılabilmenin, bu pazarlarda kalıcı bir varlık gösterebilmenin ve küresel ölçekte rekabet gücünü sürdürebilmenin temel koşullarından biri hâline geliyor. Bu nedenle yalnızca üretmek yeterli değil; küresel rekabette uzun soluklu değer üretebilecek bir yapı inşa etmek zorundayız."

“Sektörün ileri teknolojilere yatırım yapabilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırabilmesi için öngörülebilir, istikrarlı ve bütüncül politikalara ihtiyaç var”

Küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı bu dönemde Türkiye'nin üretim kabiliyeti ve jeostratejik konumuyla da global rekabette büyük bir avantaja sahip olduğunu dile getiren Hasan Ulusoy, “Türkiye; dünyanın en doğusundan en batısına kadar geniş bir coğrafyada güvenilir bir üretim merkezi olabilecek güçlü bir altyapıya, sanayi birikimine ve yüksek üretim kapasitesine sahip. İlaçta en güçlü alternatif tedarik merkezi olabilecek ülkelerden biriyiz. Bu potansiyelin etkin biçimde değerlendirilmesi, ihracatımızın sürdürülebilir şekilde büyümesini sağlamanın ötesinde, ülkemizin küresel sağlık ekosistemindeki stratejik konumunu da güçlendirecektir. Ancak sektörün üretim kapasitesinin sürdürülebilir biçimde geliştirmesi, ileri teknolojilere yatırım yapabilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırabilmesi için öngörülebilir, istikrarlı ve bütüncül politikalara ihtiyaç var. Çünkü ilaç sanayisi doğası gereği geliştirme süreçleri yıllara yayılan, yüksek Ar-Ge ve ileri teknoloji altyapısı yatırımları gerektiren ama her şeyden önemlisi uzun vadeli stratejik planlamalara ihtiyaç duyan bir sektör. Tam da bu nedenle, Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD) olarak, sektörümüzün uzun vadeli rekabet gücünü destekleyecek, yatırım ortamını güçlendirecek ve yenilikçi üretimi teşvik edecek iş birliklerinin ve bütüncül politikaların geliştirilmesini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Türkiye'nin ilaç alanındaki rekabet gücünün artırılmasının; kamu, akademi, özel sektör ve bilim dünyasının aynı vizyon doğrultusunda hareket ettiği güçlü bir ekosistemin varlığıyla mümkün olacağı gerçeğinden hareketle, TİSD olarak 75 yıldır üstlendiğimiz en önemli sorumluluklardan biri de sektörümüzün farklı paydaşları arasında ortak aklı geliştirmek oldu. Zira biliyoruz ki yapıcı bir iş birliği kültürünü geliştiren, sektörün tüm paydaşlarını ortak hedefler etrafında buluşturan, bilimsel bilgi üretimini teşvik eden ve yüksek katma değerli üretimi destekleyen her adım, ülkemizin sağlık alanındaki bağımsızlığını ve küresel rekabet gücünü daha da ileri taşıyacaktır.
Çünkü ilaç sektörü yalnızca bugünün sağlık ihtiyaçlarını karşılayan bir sanayi kolu değildir. Aynı zamanda ekonomik değer oluşturan ve toplumların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen stratejik bir kalkınma unsurudur. TİSD olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de 75 yıllık deneyimimizden aldığımız güçle, bilgiyi, üretimi ve yenilikçiliği ortak bir vizyon etrafında buluşturan her girişimi desteklemeye; Türk ilaç sanayisinin sürdürülebilir gelişimine katkı sunmaya ve ülkemizin sağlık alanındaki geleceğine değer katmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.

İlgili Haberler
Makroekonomi Fon ödemeleri nasıl olacak? CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Türkiye'nin fındık ihracatından ilk ayda 192 milyon dolarlık gelir CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Kalkınma Yolu'nda enerji hedefi: Yıllık 80 milyar dolarlık ekonomik büyüklük CNN Türk Ekonomi · az önce Makroekonomi Yapay zekaya "ahlak" verme çabaları tartışma yarattı Independent Türkçe · 15 dk önce Makroekonomi Rusya’nın enerji gelirlerinde dikkat çeken düşüş: 9 ayda yüzde 17,2 azaldı Yeni Şafak Ekonomi · 15 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.