5 Ekim 2026, Pazartesi · 01:23 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Yapay Zeka'da lider olan şirketler rakiplerine 7 katı geçen fark atıyor

PwC'nin "Türkiye'nin Küresel Rekabetçilik Seyri" çalışması, yapay zekâdan dış yatırıma, sanayinin kârlılığından iş gücü maliyetlerine kadar Türkiye'nin rekabet gücünün değişen dinamiklerini ortaya koydu. Raporda YZ'ye en…

YAYINLAMA 05 Ekim 2026 00:00

GÜNCELLEME 05 Ekim 2026 00:04

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın.

Takip Et

Bu yıl 5’incisi düzenlenen Dönüşen Liderlik Zirvesi’nde PwC tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Küresel Rekabetçilik Seyri” araştırmasının sonuçları paylaşıldı. PwC Türkiye Ülke Kıdemli Ortağı Cenk Ulu ve PwC Türkiye Müşteri ve Endüstri Grupları Lideri Cihan Harman’ın değerlendirdiği çalışma; teknolojik dönüşüm, doğrudan yabancı yatırımlar, sanayinin rekabet gücü, iş gücü maliyetleri, ihracat ve yeşil dönüşüm başlıklarında Türkiye’nin küresel rekabetteki konumuna ışık tuttu.

Son 10 yılda pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı, tedarik zinciri krizleri, Çin’in yükselişi, üretken yapay zekâ, ticaret savaşları ve Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin küresel ekonominin yönünü değiştirdiğine dikkat çekilen çalışmada, rekabetçiliğin artık yalnızca üretim maliyetleri üzerinden okunamayacağı ortaya kondu. PwC’ye göre yapay zekânın getirdiği verimlilik ile iklim kaynaklı kısıtların ve diğer küresel dinamiklerin etkileşimi şirketler açısından inovasyonu zorunlu hale getiriyor.

Yapay zekâ getirilerinin yüzde 74’ünü az sayıda şirket alıyor

Sonuçları değerlendiren PwC Türkiye Ülke Kıdemli Ortağı Cenk Ulu, Türkiye’nin küresel rekabetçiliği üzerine üç yıldır çalıştıklarını belirterek, “2030 projeksiyonumuzda iki mega trend öne çıkıyor: Teknoloji/yapay zekâ ve iklim. İyimser senaryoda yapay zekânın toplam endüstrilerin büyüklüğüne yüzde 14 pozitif katkı yapacağı, iklim düzenlemelerinin ise yatırımlar nedeniyle yüzde 3,3 negatif etki yaratacağı öngörülüyor. Net etki yüzde 11 büyüme” dedi.

Yapay zekâ yatırımlarında şirketler arasındaki ayrışmaya dikkat çeken Ulu, yapay zekâya en hazır şirketlerin diğer şirketlere göre yapay zekâ kaynaklı finansal performansta 7,2 kat daha yüksek sonuç elde ettiğini belirtti. Araştırmaya göre şirketlerin küçük bir bölümü yapay zekâ yatırımlarından elde edilen getirinin yüzde 74’ünü alıyor. PwC’nin AI Performance Study çalışması, bu farkta yalnızca yapay zekâ kullanımının değil; strateji, yatırım, iş gücü, veri ve teknoloji, yönetişim ve inovasyon gibi alanlardaki yetkinliklerin de belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Yapay zekâ becerileri de hızla değiştiriyor

Yapay zekânın şirket performansı kadar iş gücü piyasasını da dönüştürdüğüne dikkat çekilen sunumda, yapay zekâdan en fazla etkilenen şirketlerde iş gücü verimliliğindeki artışın yüzde 40 daha yüksek olduğu belirtildi. Yapay zekâ etkisinin yüksek olduğu işlerde ihtiyaç duyulan beceriler 2,5 kat daha hızlı değişirken, empati, muhakeme ve yaratıcılık gibi insana özgü becerileri gerektiren görevler de 2,5 kat daha hızlı artıyor. Yapay zekâ etkisinin yüksek olduğu giriş seviyesi pozisyonlarda liderlik gibi daha kıdemli rollerle ilişkilendirilen becerilerin talep edilme olasılığı ise 7 kat yükseliyor.

Yurt dışı yatırımda ilk motivasyon yeni pazarlara girmek

Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırım ile Türk şirketlerinin yurt dışına yaptığı yatırımlarda yaşanan değişim oldu. PwC çalışmasına göre 12 aylık yıllıklandırılmış doğrudan yabancı yatırım girişleri tarihsel olarak düşük seviyelerde seyrederken, Türkiye’den yurt dışına yapılan yatırımlar Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların üzerine çıkmaya başladı. Türk şirketlerinin yurt dışı yatırımlarındaki memnuniyet oranı yüzde 73 seviyesinde bulunuyor. Şirketlerin yurt dışına çıkışında yüzde 28 ile “yeni pazarlara girmek” ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 17 ile döviz geliri elde etmek, yüzde 16 ile müşteriye fiziksel yakınlık, yüzde 14 ile diğer stratejik hedefler ve yüzde 13 ile maliyet, vergi ve teşvikler üzerinden rekabet avantajı sağlamak izliyor. Önümüzdeki üç yılda yeni yatırım için Avrupa öne çıkarken ABD/Kanada, Avrasya, Orta Doğu ve Afrika da hedef bölgeler arasında bulunuyor.

Türkiye’ye gelen ve ülkeden çıkan yatırım arasındaki değişime dikkat çeken Cenk Ulu, “Türkiye’ye gelen yabancı doğrudan yatırım ile Türkiye’den çıkan yatırım dengesinde son 15 yılda ilk kez eksiye düşüldü. Türk firmalarının yurt dışı yatırımlarındaki memnuniyet oranı yüzde 73 seviyesinde” diye konuştu. Ulu, Türkiye’de CEO’ların tehdit algısında ise enflasyon, jeopolitik gerilimler ve makroekonomik çalkantıların ilk sıralarda bulunduğunu kaydetti.

Sanayide kâr marjı yüzde 20’nin altına indi

PwC’nin çalışması Türkiye’nin rekabetçiliği açısından sanayi cephesindeki baskıya da dikkat çekti. Sunumdaki verilere göre BIST Sınai Endeksi şirketlerinde brüt kâr marjı son yıllarda gerilerken, 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 20’nin altına indi. Sanayinin toplam istihdam içindeki payı da 2021’de yüzde 21,7 seviyesinden 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 19,7’ye geriledi. Çalışmada sanayinin GSYH içindeki payındaki aşağı yönlü seyir ile ihracat miktarındaki zayıflama da maliyet baskısının sanayici ve ihracatçı şirketlerin rekabet gücü üzerindeki etkisinin göstergeleri arasında sıralandı.

Türkiye rekabetçilikte 53’üncü sırada

PwC, Türkiye’nin rekabet gücünü Romanya ve Polonya ile iş gücü maliyeti, enflasyon, lojistik, işsizlik ve kurumsal yönetişim göstergeleri üzerinden de karşılaştırdı. Çalışmaya göre 2026 itibarıyla aylık brüt asgari ücret Türkiye’de 720 dolar, Romanya’da 960 dolar ve Polonya’da 1.245 dolar seviyesinde bulunuyor. Buna karşın Türkiye yüzde 31,5’lik enflasyonla iki rakibinden belirgin biçimde ayrışıyor. IMD Dünya Rekabetçilik Endeksi’nde Türkiye 53’üncü, Romanya 49’uncu, Polonya ise 41’inci sırada yer alıyor.

Lojistik Performans Endeksi’nde Türkiye 38’inci sırayla Romanya’nın önünde ancak Polonya’nın gerisinde bulunurken, çalışmada kurumsal güvenilirlik ve yönetişim göstergesinde Türkiye “düşük/Ba3”, Romanya “orta/Baa3”, Polonya ise “yüksek/A2” kategorisinde gösterildi. Böylece Türkiye ücret maliyetinde rakiplerine göre avantajını korusa da enflasyon, rekabetçilik ve kurumsal göstergelerde baskı altında bulunuyor.

Küresel rekabetçilikte bir basamak yükseldi

Türkiye’nin ihracat rekabetçiliğinde ise daha dirençli bir görünüm ortaya çıktı. Araştırmaya göre Türkiye, en çok ihraç ettiği 10 ürün grubunda küresel rekabetçilik sıralamasında 2016-2020 döneminden 2021-2025 dönemine geçişte bir basamak yükselirken, en büyük 10 ihracat pazarındaki göreceli konumunu korudu.

Doğrudan yabancı yatırım çekiciliği açısından Türkiye’nin karşılaştırıldığı 10 rakip ülke içinde de konumunu koruduğu görüldü. Türkiye, 2016-2020 ve 2021-2025 dönemlerinde beşinci sırada yer alırken, küresel doğrudan yabancı yatırımlardan aldığı pay yüzde 0,7’den yüzde 0,8’e yükseldi. Aynı dönemde Meksika, Polonya ve Kolombiya paylarını artırırken Hindistan’ın payında gerileme yaşandı.

“Türkiye’nin rekabetçiliğinde beş trend belirleyici”

PwC Türkiye Müşteri ve Endüstri Grupları Lideri Cihan Harman ise Türkiye’nin küresel rekabetçilikte yatay bir seyir izlediğini belirterek, yeniden güçlü yabancı yatırım çekebilmek ve yurt içindeki tasarrufları yatırıma yönlendirebilmek için kapsamlı adımlara ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Harman, “Türkiye’nin tekrar ciddi miktarda rekabet için yabancı yatırım çekmek ve yastık altında birikimi bulunan yatırımcıyı motive etmek için ciddi bir çalışma yapması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

Türkiye’nin rekabetçiliğini önümüzdeki dönemde beş temel eğilimin şekillendireceğini belirten Harman, bunları yeşil yatırımlar ve uluslararası düzenlemeler; dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekâ; katma değerli üretim ve sanayide yenilikler; ticaret politikaları ve jeopolitik riskler ile küresel arz fazlası ve fiyat rekabeti olarak sıraladı.

Regülasyonlara uyum pazardaki konumu belirleyecek

Korumacılığın özellikle Avrupa’da giderek güçlendiğini vurgulayan Harman, “Made in Europe ve menşe kuralları firmalarımızın takip ettiği en önemli başlıklar. Yeni regülasyonların yansımaları ve bu alandaki refleksler mevcut pazarlardaki konumunuzu kısa ve orta vadede belirleyecek unsurlar arasında yer alıyor” dedi. Kasım ayında gerçekleştirilecek COP31 süreci, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve Yeşil Mutabakat’ın özellikle ihracatçı şirketler açısından yakından izlenmesi gerektiğini kaydeden Harman, bu düzenlemelerin küresel rekabetin yönünü belirleyeceğini ifade etti.

Kaynak: Ekonomim
İlgili Haberler
Makroekonomi OpenAI eski çalışanı yapay zeka güvenliği konusunda uyardı Haber.com Ekonomi · 4 saat önce Makroekonomi ChatGPT alışverişte çığır açıyor: Kıyafetleri artık üzerinizde deneyebileceksiniz! CNBC-e · 4 saat önce Makroekonomi Musk'tan Trump'ın “süper zekâ” çıkışına destek: SpaceXAI'nin adı değişiyor CNBC-e · 4 saat önce Makroekonomi OpenAI'de güvenlik krizi mi? Eski çalışanından çarpıcı eleştiri CNBC-e · 5 saat önce Borsa Kritik madende arz tehlikesi Borsanın Gündemi · 8 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.