5 Ekim 2026, Pazartesi · 01:25 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

İç piyasada talep durunca, külçeler yurt dışına gitti

Türkiye mücevherat sektöründe ağustos ve eylül aylarında ihracat külçe altın kaynaklı olarak rekora koştu. Ancak, bu sıçramanın geçici bir arbitraj hareketinden ibaret olduğu ve işlenmiş mücevherdeki pazar kayıplarını ör…

İç piyasada talep durunca, külçeler yurt dışına gitti

Türkiye mücevherat sektöründe ağustos ve eylül aylarında ihracat külçe altın kaynaklı olarak rekora koştu. Ancak, bu sıçramanın geçici bir arbitraj hareketinden ibaret olduğu ve işlenmiş mücevherdeki pazar kayıplarını örtmediği belirtiliyor. Altına uygulanan kota ise sektörün ana gündem maddesi olmaya devam ediyor.

05 Ekim 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Nurdoğan A. ERGÜN
nurdogan.arslan@dunya.com

Türkiye’nin mücevherat ih­racatında ibre, son iki ay­da hızlı yükselmeye başla­dı. Yılın ilk 7 ayını ihracatta yüzde 27,4’lük bir kayıpla kapatan mü­cevherat sektörü, ağustos ayın­da yaşanan yüzde 174,7’lik artı­şın ardından eylül ayında da yüz­de 203,3’lük yükseliş ile rekora imza attı. Böylece ilk 7 aylık ka­yıp yüzde 60-70 tolere edilmiş ol­du. Ancak her ne kadar ihracat ar­tışı rakamsal kayıplara bir nebze ilaç olsa da yükselişin külçe ih­racatından gelmesi, sektörü çok memnun eden bir durum değil. Çünkü asıl katma değeri sağlayan mücevher ihracatında pazar ka­yıpları devam ediyor.

“Artış kalıcı değil, bize mücevher lazım”

Mücevher İhracatçıları Bir­liği (MİB) Başkanı Mustafa Öz­can, son iki ayda altın ihracatın­da yaşanan ani ve yüksek artışın arkasındaki piyasa dinamikleri­ni değerlendirdi. Özcan, ihracat­taki sıçramanın sanılanın aksi­ne işlenmiş mücevherden değil, iç piyasada talebi düşen külçe al­tından kaynaklandığını açıkladı. Özcan’a göre, iç piyasadaki altın talebinin aniden kesilmesi piyasa marjlarını altüst etti. Özcan, sü­reci tetikleyen gelişmeleri şöyle sıraladı: “Daha önce kota ve aşı­rı iç talep nedeniyle Türkiye’de­ki altın fiyatı dünya piyasalarının üzerindeydi yani artı marj vardı. İç talebin düşmesiyle Türkiye’de­ki altın dünya fiya­tının altına indi ya­ni eksi marj oldu. İç piyasa ile dış piyasa arasındaki kg başı­na fiyat farkı bir ara 1.000–1.500 dolara kadar yükseldi. Tür­kiye’de altının ucuzla­ması, elinde külçe altın tutanları bunu yurt dı­şına satmaya yöneltti.” Son iki aydaki rekor ih­racat artışının sektörel açıdan yanıltıcı olmama­sı gerektiğine dikkat çeken Özcan, “Külçe ihracatı top­lam rakamlarımızı artıya ge­çirmiş olsa da mücevher tarafı­na bir etkisi yok. Bizim için esas olan külçe değil, kg başına 4 bin 500 dolar işçilik ve katma değer bırakan mücevher ihracatı. Kül­çe ihracatı geçici bir arbitraj ha­reketi, kalıcı sektörel büyümeyi temsil etmez” uyarısı yaptı. Külçe altın ihracatıyla birlikte iç piyasa­daki altın arzının dengelendiği­ni ve fiyat farkının yeniden 100– 150 dolar seviyelerine geriledi­ğini kaydeden Özcan, “Bu marjın kapanmasıyla birlikte külçe ihra­catındaki hızlı artış da yavaşlama trendine girdi” dedi.

“30 milyar doları kaçırıyoruz”

Öte yandan MİB Başkanı Mus­tafa Özcan, piyasada ithalatın dur­duğunu ve ağırlıklı olarak ihraca­tın başladığını belirterek altın ko­tasının mevcut durumda hiçbir işlevinin kalmadığını söyledi. Öz­can, “Şu an ithalat yok, ağırlıklı ih­racat var. Dolayısıyla kotaya zaten ihtiyaç kalmadı. Kota miktarını 11 tondan 14 tona çıkardılar ama bu da çözmüyor. Çünkü uluslararası büyük mağaza zincirleri çok bü­yük montanlı alımlar yapıyor ve özel denetimlerle ilerliyorlar. Bize yılbaşı siparişi geçerken ‘1 ay son­ra ne olacağınız belli değil, kota yü­zünden bu ürünü bana zamanında teslim edip edemeyeceğiniz belir­siz’ diyerek sözleşmeleri iptal edi­yorlar” ifadelerini kullandı. Kota­nın kaldırılması gerektiğini söy­leyen Özcan, uygulamanın son 3 yılda ülke ekonomisine fayda sağ­lamadığını ve aksine piyasayı boz­duğunu savundu. Özcan’a göre, ko­tanın varlığı küresel alıcılar nez­dinde bir belirsizlik ve risk unsuru oluşturuyor, Türk firmalarının ge­leceğe dönük sipariş almasını en­gelliyor. Özcan, “Geçtiğimiz 3 yıla baktığımız zaman kotanın ithala­tı düşürmeye hiçbir faydası olma­dı. Aksine çok ciddi usulsüzlüklere ve yolsuzluklara neden oldu. Zaten devletimiz de üzerine düşüp gere­ğini yaptı. Ancak bu mekanizma ülke için çalışan, fayda sağlayan bir sistem değil” yorumunu yaptı. Mücevherat sektörünün 2025 yı­lında 13.4 milyar dolarlık ihracat yaptığını hatırlatan Mustafa Öz­can, “Eğer ki bu kota olmasaydı biz rahat bir şekilde 30 milyar dolarla­rı yakalamıştık” diye konuştu.

“130 kilo altın gümrükte 20 gün bekledi”

Altın kotasının uygulanmaya başlamasının ardından gümrük mevzuatlarında gidilen aşırı sıkı­laşmanın ihracatçıya ağır darbe vurduğunu belirten Özcan, güm­rüklerde yaşanan bürokratik ge­cikmeler yüzünden Türk firma­larının uluslararası müşterileri­ni kaybetme noktasına geldiğini söyledi. Kotanın ardından başla­yan usulsüzlükleri engellemek için devletin gümrüklerde dene­timleri artırdığını ancak bu duru­mun mevzuatı kilitlediğini söy­leyen Özcan, yaşanan bir örneği şöyle anlattı: “Kotanın araya gir­mesi mekanizmayı inanılmaz bozdu. Devlet usulsüzlüklerden kaynaklı gümrük mevzuatların­da öyle bir sıkılaşmaya gitti ki... En son 130 kilo mücevher ihraca­tı yapan bir firmamızın ürünü 20 günde gümrükten çıkamadı. Nor­malde yarım günde gümrükten çıkartabildiğimiz ürünü şu an 20 günde çıkartamıyoruz.”

“Rakibimiz artık İtalya değil, Endonezya oluyor”

Kotanın ve mevzuatların Türkiye için küresel tedarik zincirinde yarattığı tahribatlara dikkat çeken İstanbul Sanayi Odası Kuyumculuk Meslek Komitesi Başkanı ve MİB Başkan Yardımcısı Fatih Kemahlı, “Uluslararası markaların yönetim kurulları, kotası olan ülkelerden ve Türkiye’den alımları kısma kararı alıyor. Satın almacılar yeni ürün/ koleksiyon geliştirmek yerine sadece eski ürünlerin tekrar siparişlerini giriyorlar. Yeni ürün süreci kesilince sadece bir sezon değil, en az 2 yılı birden kaybediyorsunuz. Bu da sektör için kritik zaman olan son çeyrekte yılbaşı siparişler için önemli bir kayıp demek. Diğer yandan müşteri bize kendi altınını işleyip takı yapmamız için gönderiyor. Ancak 40 kilo limiti var. Müşteriye niye 80 kilo gönderemediğini açıklayamıyoruz. 40 kiloyu bitirip gümrükten çıkaracaksın ki ikinci 40 kilo gelsin. Bu durum hem zaman kaybı yaratıyor hem lojistik maliyetini artırıyor. Sabit kur, artan işçilik ve yüksek hammadde maliyetleri yüzünden rekabetçi fiyat veremiyoruz. Müşterilerimiz Endonezya’daki firmalara ihracat yapmayı öğretti. Artık rakibimiz İtalya değil, Endonezya” dedi.

Külçe ihracatında hızlı artış

Ağustos sonu itibariyle elde edilen 5,35 milyar dolarlık ihracatın 2,5 milyar doları altın takı, 1,808 milyar doları altın külçe, 557 milyon doları gümüş külçe, 101 milyon doları pırlantalı takı, 84 milyon doları gümüş takı, 256 milyon doları diğer mücevher ve değerli taşlardan oluşuyor.

“100 kilo altını olan 8 yılda 84 kilosunu kaybetti”

Altın esaslı muhasebe” eksikliğine dikkat çeken Mustafa Özcan, 2018'de 100 kilo altını olan bir işletmenin, TL bazlı muhasebe ve vergi yüzünden 2026'ya gelindiğinde varlığının %84’ünü vergi olarak ödediğini ve elinde 16 kilo kaldığını söyledi. Yapının sektörü kilitlediğini vurgulayan Özcan, şöyle dedi: “Böyle bir sistemde kayıt dışılığı önlemenizin, sektöre yatırım çekmenizin ya da altını ekonomiye kazandırmanızın imkanı yok. Altın esaslı muhasebeyi getirmezseniz yastık altı hedeflerini unutmalıyız. Türkiye’de altın 3.500 ton sanılıyor, şu an 560 tonlardayız. Bu miktar çıktığında dünyada ilk 3'e gireriz.”

“Yatırımlar kaçıyor, Kuyumcukent boşaldı”

Kota ve sonrasında artan denetimlerle yaşanan belirsizlikler ve imaj kaybıyla yerli ve yabancı üreticilerin Türkiye’den ayrılmaya başladığını söyleyen Mustafa Özcan, “2023’e kadar Kuyumcukent’in yüzde 25’i MENA bölgesinden gelen iş yerleriyle doluydu ve Türkiye’ye çok ciddi miktarda altın getirmişlerdi. Kota geldikten sonra bugün Kuyumcukent’te o yatırımcıların hiçbiri kalmadı. Sadece yabancılar değil, kendi üreticilerimiz de işi bırakıyor, imalatını Dubai’ye taşıyan da var, kapısına kilit vuran da” dedi. Mevzuat sıkılaşmasının ve usulsüzlük haberlerinin küresel pazarda Türkiye imajını zedelediğine de dikkat çeken Özcan, Hong Kong Fuarı’nda yaşadığı bir diyaloğu şöyle anlattı: “Hong Kong Fuarı’nda Hintli bir alıcı gelip bize ‘Ben Türkiye’ye gelmem, orada herkese operasyon yapılıyor’ dedi.

Kaynak: Dünya Gazetesi
İlgili Haberler
Borsa Bosna Hersek'te seçimler: Üç üye zaferini ilan etti Ekonomim · 44 dk önce Makroekonomi Bosna Hersek seçimlerinde ilk sonuçlar: Üç üyelikte de önde giden isimler belli oldu CNBC-e · 1 saat önce Borsa Çin bankalarında büyük temizlik! Ekonomim · 1 saat önce Borsa Savunma ve havacılıktan rekor sinyalleri alınıyor! Ekonomim · 1 saat önce Borsa Mansur Yavaş, Vahap Seçer için Mersin’e gidecek Ekonomim · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.