Altında rekorların ardından gelen sert düşüş, fiyatların nerede duracağı sorusunu gündeme taşıdı. ABD’de yükselen tahvil getirileri ve Fed’in faiz politikasına ilişkin belirsizlik altını baskılarken, Çin ve Polonya’nın öncülük ettiği merkez bankası alımları destek sağlıyor. Piyasada 4 bin dolar kritik eşik olarak öne çıkarken, düşüşün sona erdiğini gösterebilecek seviyeler de yakından izleniyor.
Damla Kaya 04 Ekim 2026 08:22 04 Ekim 2026 08:49 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Altın fiyatlarında eylül boyunca yaşanan yaklaşık yüzde 6'lık kayıp, düşüşün nerede duracağı sorusunu gündeme getirdi. ABD'de yükselen tahvil getirileri ve faiz belirsizliği fiyatları aşağı çekerken, Çin ve Polonya başta olmak üzere merkez bankalarının alımları 4 bin dolar seviyesini öne çıkarıyor.
Ocak 2026'da 5 bin 608,35 dolar civarıyla tarihi zirvesine ulaşan altın, son dönemde 4 bin 100-4 bin 200 dolar aralığına kadar geriledi. Böylece son yedi haftanın en düşük seviyesine inen değerli metalde, yatırımcıların dikkati ABD'den gelecek ekonomik verilere ve merkez bankalarının talebine çevrildi.
Yükselen faiz getirisi altının cazibesini azaltıyor
Düşüşün arkasındaki temel etkenlerden biri, ABD tahvil getirilerindeki yükseliş oldu. ABD'nin 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,3 civarında seyrederken, 30 yıllık tahvil getirileri de son yılların zirvelerine çıktı. Tahvillerin daha yüksek kazanç sunması, faiz getirisi sağlamayan altına yatırım yapmayı daha az cazip hâle getirdi.
Bu tabloya, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikasına ilişkin belirsizlik de eklendi. Fed'in yakından izlediği enflasyon göstergelerinden çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) endeksindeki yıllık artışın yüzde 3 civarında kalması, enflasyonla mücadelenin henüz tamamlanmadığına işaret ediyor.
Bazı Fed yetkililerinin gerekirse faizlerin artırılabileceği yönündeki açıklamaları da doları güçlendirerek altındaki gerilemeyi hızlandırdı.
Petrol fiyatları üzerinden gelen ek baskı
Faiz beklentilerini etkileyen bir diğer gelişme ise petrol piyasasındaki hareketlilik. ABD ile İran arasındaki görüşmelerde ilerleme sağlanamaması ve Hürmüz Boğazı çevresinde taşımacılık ile ihracata yönelik risklerin sürmesi, petrol fiyatlarında dalgalanmaya neden oluyor.
Jeopolitik gerilimler genellikle yatırımcıları güvenli liman olarak görülen altına yöneltiyor. Ancak yüksek petrol fiyatları enflasyon endişelerini artırıp tahvil getirilerini yukarı taşıdığında, bu talebin fiyatlar üzerindeki olumlu etkisi geri planda kalabiliyor.
Merkez bankalarının alımları düşüşü sınırlıyor
Altın üzerindeki bu baskıya karşılık, merkez bankalarının alımları uzun vadeli destek sunuyor. Çin ve Polonya'nın öncülük ettiği alımlarla, rezervlerde para birimlerine bağımlılığın azaltılması ve varlık çeşitliliğinin artırılması hedefleniyor.
Morgan Stanley gibi büyük finans kuruluşları, merkez bankalarının yanı sıra Asya'daki özel sektör talebinin de altını desteklediğine dikkat çekiyor. Bu nedenle 4 bin dolar seviyesi, fiyatların tutunabileceği önemli bir psikolojik ve teknik eşik olarak değerlendiriliyor.
Yüksek fiyatlar, altına yönelik talebin yapısını da değiştiriyor. Mücevher gibi yatırım dışı alımlar yavaşlarken, külçe, sikke ve borsa yatırım fonlarına (ETF) yönelen yatırım talebi piyasanın seyri açısından önemini koruyor.
Toparlanma için hangi seviyeler izleniyor?
Fiyat hareketlerine dayalı teknik değerlendirmelerde, 4 bin-4 bin 100 dolar aralığı temel destek bölgesi olarak takip ediliyor. Kısa vadeli düşüşün sona erdiğine dair güçlü bir işaret için ise altının yeniden 4 bin 250-4 bin 300 dolar bandının üzerine çıkarak bu seviyelerde kalması gerekiyor.
Altın piyasasında gözler, ABD'de 14 Ekim'de açıklanacak enflasyon verileri ile Fed'in 27–28 Ekim'de yapacağı toplantıya çevrildi. Enflasyonun seyri ve Fed'den gelecek mesajların, faiz beklentileri üzerinden altın fiyatlarında etkili olması bekleniyor.
Kaynak: HABER MERKEZİ
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.