1 Ekim 2026, Perşembe · 12:32 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

1973 ve bugünün petrol krizleri arasındaki fark: Bu kez motorin ve doğal gazı vuruyor

2026'daki petrol arz kesintileri, günlük kayıp miktarı açısından 1973-74 krizini üçe katladı. Ancak stratejik rezervler, alternatif üretim ve enerji verimliliği sayesinde dünya şoku daha iyi absorbe ederken, krizin bu ke…

YAYIN TARİHİ, 01 Ekim 2026 10:51 GÜNCELLEME, 01 Ekim 2026 10:59

2026'daki petrol arz kesintileri, günlük kayıp miktarı açısından 1973-74 krizini üçe katladı. Ancak stratejik rezervler, alternatif üretim ve enerji verimliliği sayesinde dünya şoku daha iyi absorbe ederken, krizin bu kez navlun, motorin, jet yakıtı ve doğal gaz maliyetlerini de artırdığı aktarıldı.

Londra merkezli Al Majalla'nın analizine göre yarım asırdan fazla süre önce petrol üretimini azaltma ve ihracatı durdurma kararı, sanayileşmiş ekonomileri kaosa sürüklemek ve üreticilerle tüketiciler arasındaki güç ve servet dengesini değiştirmek için yeterliydi.

Bugün ise petrol musluğunun açılıp kapanmasının, varilin kaderini tek başına belirlemediği aktarıldı.

Petrol sahası çalışıyor, depolama tankı dolu ve alıcı ödeme yapmaya hazır olsa bile petrolün güvenli bir boğazdan geçmesi, alternatif bir boru hattına, yükleme yapabilecek bir limana, sigortalı bir tankere ve kesintisiz çalışabilecek bir rafineriye ihtiyacı bulunuyor.

Analize göre söz konusu durum, 1973 ve 2026 krizleri arasındaki temel farkı ortaya koyduğu aktarıldı.

1973'te Arap üreticiler siyasi bir kararla arzı azalttı. 2026'da ise Körfez ülkeleri, deniz taşımacılığında aksamalara ve kritik altyapı ile ulaşım güzergahlarına yönelik saldırılara yol açan devam eden ABD-İran savaşı karşısında petrol akışını sürdürmeye çalışıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), mevcut deniz taşımacılığı aksaklığının günlük kayıplar açısından petrol piyasası tarihindeki en büyük kesinti olduğunu belirtti.

14 milyon varili aşan arz kayıpları

Krizin en yoğun döneminde arz kayıpları günlük 14 milyon varili aştı. Bu miktarın, 2026 yılı için öngörülen küresel petrol talebinin yaklaşık yüzde 13,6'sına denk geldiği belirtildi.

Buna karşılık, 1973-74 Arap petrol ambargosu nedeniyle hedef ülkelerdeki kayıplar günlük yaklaşık 4,5 milyon varil düzeyinde kaldı. Buna göre 2026'daki şok, kaybedilen günlük varil miktarı açısından 1973 ambargosunun zirvesinden üç katından daha büyük oldu.

Ancak analizde göre fiyatlar aynı oranda yükselmedi. 1973'te petrolün varil fiyatı ambargo öncesindeki yaklaşık 2,90 dolardan Ocak 1974'te 11,65 dolara çıktı ve neredeyse dört katına yükseldi.

Buna karşılık mevcut krizde Brent petrolün varil fiyatı savaşın arifesinde 72,48 dolardan nisanda 126 doların üzerine çıkarak yaklaşık yüzde 74 arttı. Siyasi gerilimlerin azalmasıyla gerileyen fiyatlar, her askeri tırmanışta yeniden yükseldi.

Suudi Arabistan'ın petrol ihracatındaki toparlanmanın fiyatları bir miktar aşağı çekmesinin ardından Brent, 22 Ancak fiyatlar aynı oranda yükselmedi. 1973'te petrolün varil fiyatı ambargo öncesindeki yaklaşık 2,90 dolardan Ocak 1974'te 11,65 dolara çıktı ve neredeyse dört katına yükseldi. Buna karşılık mevcut krizde Brent petrolün varil fiyatı savaşın arifesinde 72,48 dolardan nisanda 126 doların üzerine çıkarak yaklaşık yüzde 74 arttı. Siyasi gerilimlerin azalmasıyla gerileyen fiyatlar, her askeri tırmanışta yeniden yükseldi. Suudi Arabistan'ın petrol ihracatındaki toparlanmanın fiyatları bir miktar aşağı çekmesinin ardından Brent, 22 Eylül'de varil başına yaklaşık 100 dolardan işlem gördü. Analize göre söz konusu seviyenin savaş öncesine göre yaklaşık yüzde 38 daha yüksek olduğu aktarıldı.

Al Majalla'ya göre bu durumun, bugünkü şokun daha az tehlikeli olduğu anlamına gelmediği aktarıldı.

Aksine dünya, stratejik petrol rezervleri, Orta Doğu dışındaki üretim kapasitesi ve ekonomik büyümeye kıyasla daha az petrol tüketen ekonomiler sayesinde şoku daha iyi absorbe edebiliyor. Körfez üreticileri de petrol akışlarını hızlı biçimde farklı güzergahlara yönlendirebildiklerini gösterdi.

Analize göre gerçekte bugün fiyat artışlarının temelinde yalnızca petrol fiyatları değil, sigorta, gemiden gemiye petrol transferleri, motorin, jet yakıtı, doğal gaz ve gübre maliyetlerindeki yükseliş bulunuyor.

Bu nedenle ham petrol fiyatları gerilese bile enerji ve taşımacılık maliyetleri yüksek kalabiliyor.

Üreticiler güçlerini nasıl kullandı?

Analizden edinilen bilgilere göre 17 Ekim 1973'te Arap petrol ihracatçısı ülkeler, üretimi yüzde 5 azaltma kararı aldı. Bunu, 1973 petrol krizi olarak anılan süreçte aylık ilave kesintiler izledi. Kararın, ABD'nin 1967 savaşında İsrail'e verdiği desteğe misilleme amacı taşıdığı belirtildi. Söz konusu savaşın ardından İsrail, Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi'ni işgal etmişti. Ambargo Washington'a karşı Mart 1974'e kadar sürdü.

Ancak petrol fiyatlarındaki patlamanın tek nedeni ambargo değildi. Piyasa savaş öncesinde zaten son derece sıkıydı ve kullanılabilir üretim kapasitesi yalnızca yaklaşık yüzde 1 seviyesindeydi.

ABD, kendi petrol sahalarının üretimi hızlı şekilde artırma kapasitesini kaybetmesinin ardından ihtiyacının üçte birinden fazlasını ithal ediyordu. Aynı dönemde büyük Batılı petrol şirketlerinin etkisi azalırken doların zayıflaması ve Bretton Woods sisteminin çökmesi, fiyatlar ve gelirler üzerindeki anlaşmazlıkları derinleştirdi.

Dolayısıyla ambargonun, zaten gerilim altında olan bir piyasaya geldiği vurgulandı.

Kesintilerin gerçek hacminin çok ötesine geçen etkiler ortaya çıktı. Yetersiz bilgi, petrol kargoları için rekabet ve yeni kesintiler yaşanacağı korkusu hem endişeyi hem de fiyatları artırdı.

Bugünkü fiyat artışlarının nedeni petrol fiyatlarının kendisi değil; sigorta, gemiden gemiye transfer, motorin, jet yakıtı, doğal gaz ve gübre maliyetlerindeki yükseliş.

Habere göre 1973 krizi, Arap üreticilerin küresel ekonomideki konumunu da değiştirdi. Üreticiler artık yalnızca kaynaklarını çıkaran yabancı şirketlerden ücret ve vergi toplayan ülkeler değildi.

Petrol üretimi, fiyatlandırması ve sektörün mülkiyeti üzerinde giderek daha fazla söz sahibi oldular.

Yüksek fiyatlar Körfez ülkeleri, Irak, Libya ve Cezayir'e büyük miktarda gelir sağladı. Bu kaynaklar yolların, limanların, havalimanlarının, enerji santrallerinin, okulların ve hastanelerin yanı sıra kentleşme, konut projeleri ve kamu hizmetlerinin finansmanında kullanıldı. Petrol sektörünün tamamen veya kısmen ulusal hükümetlerin mülkiyetine geçirilmesi de hız kazandı.

Habere göre etkiler petrol üretmeyen Arap ülkelerine de yayıldı. Körfez'deki kalkınma projeleri iş gücüne olan talebi artırırken Mısır, Ürdün, Lübnan, Suriye, Yemen, Sudan ve Mağrip ülkelerinden milyonlarca işçinin Körfez'e göç etmesine yol açtı. Bu işçilerin ülkelerine gönderdiği dövizler ile Körfez ülkelerinin yardımları ve yatırımları, söz konusu ülkelerde önemli döviz ve ekonomik faaliyet kaynakları haline geldi.

Ancak habere göre kazanımlar eşit dağılmadı. Arap petrol ithalatçısı ülkeler daha yüksek enerji, taşımacılık ve gıda faturalarıyla karşı karşıya kalırken üretici ülkeler hızla büyüyen gelirleri yönetmek ve daha fazla mal, iş gücü ve hizmet ithal etmek zorunda kaldı.

Buna rağmen, Al Majalla analizine göre genel sonuç açıktı: Petrol, Arap ülkelerine kaynaklarının hangi koşullarda işletileceğini belirleme konusunda daha fazla güç kazandırdı ve geniş kapsamlı bir ekonomik ve sosyal modernleşme sürecinin önünü açtı.

Dayanıklılık sınanıyor

Mevcut krizde bir üreticinin konumunun artık yalnızca sahip olduğu rezervlerin veya üretim kapasitesinin büyüklüğüyle ölçülmediği belirtildi. Sistemin tamamının dayanıklılığının da önem taşıdığı aktarıldı. Haberde, "En iyi konumdaki üreticiler; petrol sahaları, depolama tesisleri, rafineriler ve birden fazla limanı bir arada bulunduran ve bir güzergah kesintiye uğradığında kargoları başka rotalara yönlendirebilen ülkeler olarak öne çıktı" ifadeleri kullanıldı.

Suudi Arabistan'ın bunun açık bir örneğini oluşturduğu belirtildi. Doğu Eyaleti'ndeki petrol sahalarından Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı'na uzanan boru hattı, Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkları aşmak için kullanıldı ve bazı dönemlerde günlük 4-5 milyon varil petrol taşıdı. Boru hattı, ihracat güzergahlarının çeşitlendirilmesine yönelik uzun vadeli yatırımların stratejik değerini ortaya koydu.

Eylül ayında çok sayıda pompa istasyonu saldırıların hedefi olduğunda Saudi Aramco, bölgesel stoklardan ve lojistik düzenlemelerden yararlanarak sevkiyatları yeniden dağıttı ve Körfez limanlarından yüklemeleri artırdı. 20 Eylül'de Ras Tanura'da yedi süper tankere yaklaşık 14 milyon varil petrol yüklendi.

Hürmüz Boğazı'ndan geçen ham petrol akışı daha sonra bir hafta boyunca günlük yaklaşık 2,9 milyon varile yükseldi. Ağustosta bu miktar yaklaşık 700 bin varildi. Artış, piyasalardaki güveni yeniden sağladı ve Brent petrolün 100 doların altına gerilemesine yardımcı oldu.

Umman'ın Sohar Limanı açıklarında gemiden gemiye petrol transferleri de arttı. Bu yöntemde tankerlerin, Ras Tanura dahil Körfez limanlarından ham petrol yüklediği belirtildi. Hürmüz Boğazı'ndan geçtikleri ve denizde başka tankerlere petrol transfer ettikleri vurgulandu. Bu tankerlerin daha sonra yükü Asya pazarlarına taşıdığı aktarıldı.

Habere göre bu yöntem boğazdan geçişi güvenli hale getirmiyor. Nitekim Suudi Arabistan ham petrolü taşıyan tankerler daha önce saldırıya uğradı. Ancak yöntem, Körfez'e giren yabancı gemilerin sayısını ve yüksek riskli bölgede geçirdikleri süreyi azaltıyor. Bu yöntemle taşınan petrol miktarı ağustosta günlük 1,4 milyon varilden eylülde yaklaşık 2,5 milyon varile yükseldi.

Sınırlı bir acil durum önlemi olarak başlayan uygulama, daha sıkı seyir ve güvenlik koşulları altında ihracatın sürdürülmesine yardımcı olan bir lojistik ağına dönüştü.

Bu alternatiflerin maliyetinin ise yüksek olduğu aktarıldı. Körfez-Asya arasındaki bazı referans rotalarda navlun ücretleri, rotaya ve karşılaştırma noktasına bağlı olarak savaş öncesindeki yaklaşık 2-6 dolar seviyesine kıyasla varil başına 30 doların üzerine çıktı.

Buna rağmen bu gelişmeler, Körfez üreticilerinin olağanüstü baskı altında karşılık verebilme kapasitesini gösteriyor. Asıl sınav petrolün mevcut olup olmadığı değil, müşteri taahhütlerini mümkün olduğunca korurken petrolün taşınma haritasının birkaç hafta içinde yeniden çizilip çizilemeyeceğiydi.

Kriz, bir varilin piyasa fiyatının tek başına petrol gelirlerini belirlemediğini gösterdi. Alternatif güzergahlara, pazarlara yakın depolama tesislerine ve birden fazla kıyıda limanlara sahip üreticiler, ihracatı sürdürme ve yüksek fiyatlardan yararlanma konusunda daha avantajlı durumda.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve diğer Körfez ülkeleri onlarca yıl içinde oluşturdukları boru hatları, büyük limanlar, gelişmiş rafineriler, depolama ağları ve uluslararası ticaret operasyonları sayesinde önemli avantajlara sahip.

Avrupa bu kez daha hazırlıklı

Habere göre Avrupa, 1973 krizine ithal petrole yüksek oranda bağımlı ve büyük miktarda enerji tüketen sanayi ekonomileriyle girdi. Kısa süre içinde araç kullanımı, hız limitleri ve ısınmaya yönelik kısıtlamalar getirildi. Bazı günlerde araç kullanımının neredeyse tamamen durdurulması ve yakıt karne sistemi gibi uygulamalar hayata geçirildi.

Asıl etki ekonomide görüldü. Pahalı enerji, İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan hızlı büyüme döneminin sona ermesine katkıda bulundu ve Avrupa'yı enflasyon, işsizlik ve durgunluğun bir arada görüldüğü bir sürece itti.

Bununla birlikte kriz, Kuzey Denizi'ndeki petrol arama faaliyetlerinin genişlemesini teşvik etti, nükleer enerji programlarını hızlandırdı, otomobillerin ve fabrikaların enerji verimliliğini artırdı ve Uluslararası Enerji Ajansı ile acil durum petrol stoklarının oluşturulmasına öncülük etti.

Bu nedenle Avrupa'nın bugün daha hazırlıklı durumda olduğu aktarıldı. Petrolün enerji karmasındaki payı daha düşükken nükleer ve yenilenebilir enerjinin, petrolün elektrik üretimindeki kullanımını sınırladığı belirtildi.

Ancak kıta, Rus gazının kaybedilmesinin yarattığı şokun ardından düşük büyüme ve yüksek borçla bu krize girdi.

Avrupa'nın toptan doğal gaz fiyatları yıllık bazda yüzde 140'tan fazla yükselirken Euro Bölgesi'nde enflasyon yüzde 3'ü aştı. Dolayısıyla Avrupa'nın, fiziksel arzın toptan kesintiye uğramasına karşı daha az kırılgan olsa da yüksek sanayi ve taşımacılık maliyetleri ile daha sıkı para politikasına karşı hassasiyetini koruduğu vurgulandı.

Kaynak: CNBC-e
İlgili Haberler
Makroekonomi Faiz artışı bankalara yarayabilir: UBS'den Avrupa için dikkat çeken öngörü CNBC-e · 5 dk önce Borsa Çin'de yakıt ihracatına kısıtlama getirildi Ekonomim · 26 dk önce Makroekonomi TEİAŞ’tan santrallere milyonluk destek: Liste belli oldu Yeni Şafak Ekonomi · 39 dk önce Makroekonomi 5 ilde petrol ve doğalgaz adımı! TPAO'ya dev saha için" tam yetki" verildi Star Ekonomi · 1 saat önce Makroekonomi Brent petrolde hareketli saatler: 100 dolar yeniden aşıldı Cumhuriyet Ekonomi · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.