Birileri "Hisseler şişirilmeye devam edecek abi, şu kadar süre sistemde kal" demeden kimse orada kalmaz.
Birileri "Hadi abi, şimdi tam zamanı, sat hisseleri" demeden kimse satıp gitmez.
"Hadi abi" ifadesini özellikle kullandım.
Çünkü bu hitap şekli, birbirini iyi tanıyan, derin ilişkileri olan kişiler arasında kullanılır.
Yani fon vurgununda, sistemin içinde birbirleriyle samimi bağlantısı olmayanlar, azıcık paradan devasa paralar kazanamaz.
"Çok az miktarda bir parayla bin katı parayı nasıl kazanıyorlar?" sorusu sıklıkla soruldu.
Bu soruya ben de kendi sorumla katkıda bulunayım.
Operasyonun merkezindeki yapılardan biri olan Tera Holding’e bağlı 4 şirketin piyasa değeri 9 milyar liraydı.
Ama görüyoruz ki sadece 1 yıl sonra bu 4 şirketin piyasa değeri tam 69 kat artmış ve 9 milyardan 620 milyar liraya çıkmış.
Bu 4 şirket, 1 yılda nasıl olur da 69 kat değer kazanır?
Ticaret yok, yatırım yok.
O zaman ne var?
Onlar akıllı, bizler salak mıyız?
Dolandırıcılığın diğer adı fon mu oldu?
Fon vurgununda 131 fonda 455 bin yatırımcı mağdur olmuş.
Umarım paralarını alırlar, ama biz yine sorular sormaya devam edelim.
Türkiye’de yaklaşık 17 milyon emekli var ve bunun 5,5 milyonu en düşük emekli maaşı alıyor.
Peki 455 bin fon mağduru arasında kaç emekli var?
Türkiye’de 11 milyondan fazla asgari ücretli var.
Peki 455 bin fon mağduru arasında kaç asgari ücretli var?
Türkiye’de yoksulluk riski altında 25 milyon kişi var.
Peki 455 bin fon mağduru arasında yoksulluk riski altında olan kaç kişi var?
Yani 86 milyon nüfus içinde, paralı ve risk alıp fonlara para yatıracak insan sayısı sadece 455 bin miymiş?
Ya da 50 bin TL yatıranla 50 milyon TL yatıranı aynı kefeye mi koyuyoruz?
Daha fazla kazanmak için fonlara para yatıran 455 bin kişinin zararı, inşallah 17 milyon emekliye, 11 milyon asgari ücretliye ve yoksulluk riski altındaki 25 milyon kişiye ödetilmez.
"Zararı devlet karşılasın" söylemini kimse duymak istemez.
Birçok uzman, "Merak etmeyin, öyle bir şey olmayacak, mağdurların parasını Hazine ödemeyecek" yorumlarını yapıyor.
Peki gerçekten öyle mi olacak?
Fon vurgununda gözlerin çevrildiği kurum, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) oldu.
Çünkü yatırım piyasasını denetleyecek, izleyecek olan kurum SPK’dır.
Öyleyse, "SPK görevini yaptı mı?"
Bunun için şimdiden kesin bir hükme varmak zor.
Ancak SPK’dan kaynaklanan eksiklikler, olumsuzluklar olduğuna ilişkin ciddi endişeler var.
Herkesin sorduğu sorular şunlar:
SPK bir şeylerin doğru gitmediğini gördü mü?
Gördüyse tedbirleri aldı mı?
Eğer kötü gidişatı gördü ve önlemleri almadıysa, o zaman bu, idarenin hatası olur.
İşte o vakit bu durum bizi doğrudan Anayasa’ya götürür.
Anayasa’nın 125. maddesi açıkça şunu söylüyor:
İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.
SPK devletin bir kurumu olduğuna göre, idareden kaynaklanan zarar, ilgili Anayasa maddesi nedeniyle devlet tarafından karşılanacaktır sonucuna varılacaktır.
Yine de şu soruları bir köşede tutalım:
Dudak uçuklatan 826 milyar TL’den bahsedilse de hâlâ daha net miktarını tam bilemediğimiz bu zararın kaynağı, sorumlusu kim?
Buradaki zarar, "yatırım riskinden" mi doğdu?
Yoksa "idarenin hatasından mı?"
Görüldüğü üzere her soru yeni soruları doğuruyor.
Bunların yanıtları bende, bizde, sizde değil, ilgili kurumlardadır.
Yine de kimse sakın ve sakın 455 bin 758 fon mağdurunun parasını ödemek için Hazine’yi işaret etmesin.
Zarar, vurgunu yapanlara ödetilsin.
Çünkü Hazine’deki para vatandaşların vergileriyle ortaya çıkmıştır ve sahibi de millettir, 86 milyondur.
Anayasa’ya uymak, saygı göstermek sadece vatandaşların değil, öncelikle idarenin görevidir.
Bu nedenle Anayasa’nın 73. maddesindeki "Vergiler kamu giderlerini karşılamak üzere ödenir" uyarısını da hatırlatmakta yarar var.
AK Parti’nin önemli isimlerinden Fatma Betül Sayan Kaya’nın ve Finansal Piyasalardan sorumlu Maliye Bakan Yardımcısının damadının adlarının fon skandalına karışması, eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin fon alışverişi işine girmese de şirketlerinin birkaç milyar TL zarar ettiğini açıklaması İktidar kanadında ciddi tartışmalara ve sıkıntılara yol açtı.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 4 Kasım 2025’teki, "Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz, bu alanda düzenleme eksikliği var" şeklindeki uyarısı neden dikkate alınmadı?
Ortaya çıkan manzara gösteriyor ki birileri, birilerinin göz yummasıyla, desteğiyle büyük bir vurgun yapmış.
Neyse ki vurgunun boyutları Türkiye ekonomisinde yıkım yaratacak seviyeye ulaşmadan harekete geçilmiş.
Ama yine de fon vurgununun siyasi faturası iktidara çıkacaktır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: fonBorsaANAYASAgürbüz evren
DAHA FAZLA HABER OKU
Mehmet Niyazi Tanılır Kaybolan şehir isimleri
Dr. Osman Gazi Kandemir Hindistan'ın İsrail politikasında iki farklı dil
Behçet Darğın "Okumak İstiyorum"
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.