Türkiye 24 Ocak 1980 yılında serbest piyasa ekonomisine geçtikten sonra yüksek enflasyon düşük mevduat faizleri eşliğinde mudilerin tasarrufları enflasyon karşısında hızla erimekteydi. Bu soruna çare olarak Banker Kastelli başta olmak üzere dolandırıcılar banka mevduat faizlerinden çok daha yüksek faiz oranları ile mevduat sertifikası ihraç etmekteydi. Resmi kayıtlarda 300 bin civarında vatandaşın olaydan mağdur olduğu geçmekteydi.
Türkiye, 90'lı yıllardaki en derin finansal krizini 1994 yılında yaşamıştır. 1994 öncesinde kamu kesimi faiz dışı harcamaları, kamu gelirlerinden daha fazla açık vermiş, kamu kesimi kazandığından daha fazlasını harcamıştır. Kamu borçlarının Merkez Bankası ile finanse edilmesi sonucunda Türkiye ilk defa çok yüksek (%100 üzeri) enflasyonu yaşamıştır.
Geçmişteki eski adı ile İMKB borsa şirketlerinde o dönemde iflaslar, usulsüz işlemler, manipülasyonlar yüzünden pek çok skandal yaşamıştır. Sermaye Piyasası`nda meydana gelen her olay yatırımcının güveninin biraz daha azalmasına yol açarken onbinlerce kişinin parası bir anda batmıştır. Bu skandalların mağduru olan yatırımcılar haklarını geri alabilmek için kendilerini uzun soluklu hukuk savaşlarının içinde bulmuştur. İMKB`de iflas eden 10 aracı kurumda 14 bin yatırımcının parası batmıştır. SPK 169 spekülatör hakkında dava açmış, ancak küçük yatırımcılar parasını kurtaramamıştır. Ve son olarak kamu otoritesinin yönetimine el koyduğu üç bankanın işlem sırasının kapanması yüzünden 36 bin yatırımcının 500 milyon dolar değerindeki hissesi sıfırlanmıştır.
2001 yılında yaşanan bankacılık krizinin ekonomik maliyeti yaklaşık 50 milyar dolara yakın düzeyde gerçekleşmişti. Bankalar arasında gecelik faizler %7.000 seviyesini aşarken 24 bankanın faaliyetine son verilmiştir.
2017'de Thodex ismiyle kurulan şirket, kuruluş zamanına göre Türkiye’nin dördüncü kripto para borsası aracısıydı. Türkiye’nin ilk Bitcoin ATM’sini kuran şirket, 2020'de ise, Türkiye’den global pazara açılan ilk kripto para borsası olmuştu. Yaklaşık 1.500 kişinin 1 milyar TL’si kripto para vurgu şeklinde hızla sanal dünyaya geçmişti.
2018 yılında kamuoyundaki lakabıyla bilinen Tosuncuk, Kuzey Kıbrıs'ta bulunan Çiftlik Bank adlı şirketi kurdu. İnternet üzerinden oynanan bir çiftlik oyununda satın alınan ve beslenen hayvanların Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde kurulan çiftliklerde üretim için kullanılacağı vaad edilmişti. Bu çiftliklerde üretildiği ileri sürülen ürünler de şirketin bayilerinde satılıyordu. Sistem üzerinden kısa süre içerisinde 132.222 Kişiden 1 Milyar 139 milyon TL toplanarak ponzi oyunu yaratılmıştı.
Şimdi de 17 Eylül 2026 itibarıyla SPK’nın almış olduğu karar uyarınca 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonuna tasfiye kararı verilmesi ile birlikte 455 bin 758 yatırımcının 18 milyar dolar civarındaki tasarrufu fon manipülasyonu olayına dahil oldu.
SPK’nın almış olduğu karar neticesinde geçen 2 haftalık sürece ilişkin olarak kısa bir değerlendirme yaparak sürecin bundan sonraki olası adımlarına yönelik hususları soru cevap şeklinde kısaca açıklamaya çalışacağım.
Fon tasfiye süreci nasıl işletilmektedir?
SPK tarafından 17 Eylül 2026 itibarıyla alınan karar uyarınca kamuoyuna açıklanan 131 fon ilgili tebliğdeki temerrüt nedeni uyarınca tasfiye sürecine girmiştir. Burada kurulun 17/09/2026 tarih 2026/61 sayılı bülten kararı uyarınca “ihbarlı fonlar için 17.09.2026 tarihinde saat 13:30’dan sonra iletilen katılma payı iade talimatları ile para piyasası fonları için izahnamede yer verilen gün sonu valör atlama saatinden sonra iletilen iade talimatları işbu tasfiye esasları kapsamındadır” açıklaması 28 Eylül 2026 tarihli basın duyurusu ile değiştirilmiştir.
Kurul yaptığı açıklamada “17.09.2026 tarih ve 2026/61 sayılı kurul bülteninde ilan edilen tasfiye usul ve esaslarının A/6 hükmünün uygulanması bakımından, 16.09.2026 tarih ve öncesinde TEFAS’a iletilmekle birlikte ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirelemeyen talimatlar da tasfiye kapsamındadır” şeklinde ilk aldığı karardan farklı bir uygulamaya imza atmıştır.
Büyük bir ihtimal ile aradan geçen 2 hafta neticesinde kurul tasfiye kararı alınan fonlarda 16 Eylül 13:30-17 Eylül 13:30 arasında görülen fon iade emirleriyle oluşan fon alacaklısı bakiyesinin yüksekliği sebebi ile böyle bir değişikliğe gitmek durumunda kalmıştır.
İlan edilen 6 aylık tasfiye süresi yatırımcılar açısından kritik bir dönemdir. Yatırımcıların haklarının azami ölçüde korunması, hakkaniyetli bir şekilde tasfiye süreci oluşturulan “fon koordinasyon kurulu” tarafından periyodik kamuoyu aydınlatmaları şeklinde şeffaf biçimde yürütülmelidir.
Fon portföyleri tasfiye süresi içerisinde nakde çevirilir. Yatırımcılara ödenecek olan miktarlar, ilk yatırdığı tutar değil, tasfiye sonucunda oluşan toplam net fon değeri üzerinden payları nispetinde olmaktadır.
Fon bazında net tasfiye bakiyeleri hesaplanmaktadır. Burada öncelikle fonların yükümlülükleri yani borçları ödenmektedir. Bu aşamada SPK’nın almış olduğu 17 Eylül 13:30 tarihli tasfiye kararı öncesindeki gün 16 Eylül 13:30 tarihli fon satım emri göndermiş ve merkezi kayıt kuruluşu e-yatırımcı sistemi içerisinde hesaplarında “PBLK” (pay blokajı) ibaresi gözükmekte olan yatırımcılar fonun ilk alacaklıları durumundadır.
SPK’nın tasfiye kapsamında yapmış olduğu değişiklik ilgili tarihler itibarıyla bu kapsamdaki yatırımcılar açısından 6362 sayılı SPK’nın 79. maddesindeki “Takas Kesinliği ve Rehin Hakkı” emredici düzenlemesi ile çelişkili bir durum ortaya çıkarmaktadır. Zira ilgili düzenleme “sermaye piyasası araçlarının takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemleri, merkezî takas kuruluşlarının üyelerinin faaliyetlerinin geçici ya da sürekli olarak durdurulması, idari ve adli merciler nezdinde tasfiye işlemlerine başlanması durumu da dâhil olmak üzere, geri alınamaz ve iptal edilemez.” şeklindedir.
Dolayısı ile kurul tarafından 2 hafta sonunda yapılan bu değişiklik önümüzdeki dönemde hukuki tartışmaların da zeminini oluşturması beklenebilir.
Neticede fonların net tasfiye bakiyeleri hesaplandıktan sonra yatırımcılara kalan fon bakiyeleri sahip oldukları payları oranında dağıtılacaktır.
Ayrıca fon varlıkları, portföy yönetim şirketlerinin mal varlığından ayrı tutulmaktadır.
Yatırımcılara ödemeler ne şekilde yapılabilir?
Burada en önemli konu hakkaniyet esasının korunmasıdır. Her bir fonun ilk kuruluş tarihinden fon tasfiyesi kararının verildiği 17 Eylül 2026 tarihine kadar zaman zarfında geriye gidilerek yatırımcıların yatırdıkları toplam paralardan çektikleri toplam paralar ve/veya hesaplarındaki en son portföy bakiye tutarı çıkartılmak suretiyle elde edilen “Haksız Kazanç” miktarı tespit edilmelidir.
Elde edilen haksız kazanç miktarları fon bazında “fon tazmin havuzu” şeklinde ayrı bir hesaba aktarılarak tasfiye süresince yatırımcılara geri ödenecek kaynağı oluşturmalıdır. Yurtdışında uygulanan “geri ödeme/clawback” yönteminin Türk hukuk sisteminde tanımlı olmaması nedeniyle özel bir yasa düzenlemesi ivedilikle yapılabilir.
Yatırımcılara yapılacak olan geri ödemelerde fon satım emri verenler için ilgili tarih veremeyen yatırımcılar için 17 Eylül 2026 tarihinden itibaren geri ödeme tarihine kadar geçecek olan zaman zarfında ilgili hesap bakiyelerine “Takasbank Gecelik Temerrüt Faizi” de işletilmesi gerekmektedir.
Geri ödemelerde 1-2 risk seviyesinde en düşük risk almış Para Piyasası Fon yatırımcıları öncelikli, 6-7 risk seviyesinde en yüksek risk almış Hisse Senedi Serbest Fon yatırımcıları daha sonra olmak üzere bir sıralama yapılmalıdır.
1 milyon TL gibi çeşitli miktarsal sınırlar üzerinden yatırımcılara geri ödeme önceliği tanımlamak adil bir seçenek olmayacaktır. Tasfiye bakiyesi 999 bin 999 TL olan bir yatırımcı 1 milyon 1 TL olan bir yatırımcıdan neden daha öncelikli olarak geri ödeme imkanına sahip olsun ki? Burada bakılması gereken tek kriter, yatırımcıların yapmış oldukları yatırım fonunun risklilik seviyesi ve tasfiye öncesi emir iletimi yapmış olması veya tasfiye aşamasına kalmış olup olmadığıdır.
Fon tazmin havuzu
Fon manipülasyonu ve piyasa dolandırıcılığı eylemlerine karışan ve mal varlıkları dondurulan tüzel ve gerçek kişilerden hesaplanacak haksız kazanç tutarlarının tahsil edilebilmesi için yurtiçi ve yurtdışına kaçırılan malvarlıklarının geri getirilmesi üzerine azami gayret gösterilmelidir.
Olağanüstü fon getirileri üzerinden yatırımcılardan kesilen fon yönetim ücretlerinin geriye dönük olarak hesaplanarak fon tazmin havuzuna aktarılması gerekmektedir. Aynı şekilde fon getirileri üzerinden kesilen yüksek stopaj oranlarının da hazine tarafından ilgili havuz hesabına iadesinin yapılması adil bir yöntem olacaktır.
Sonuç olarak 2 haftadır yaşanan olaylardan etkilenen yüzbinlerce yatırımcı bulunmaktadır. Olayın mali boyutu BİST’daki 626 hisse senedinin birçoğunu olumsuz yönde etkilemiştir. BİST.100 endeksi son 1 ay içerisinde %15 oranında değer kaybetmiş, BİST 100 dışı hisseler endeksi (XTUMY) %35’e yakın değer yitirmiş borsadaki şirketlerin piyasa değerleri 4 trilyon TL kadar gerilemiştir. BİST bünyesinde 6.7 milyon yatırımcının hisse senedi yatırımı bulunmaktadır.
Bireysel emeklilik sistemi (BES)’de otomatik katılım şeklinde 7.9 milyon katılımcının 160 milyar TL tutarında tasarrufu bulunmaktadır. Sistemde gönüllü olarak 10.4 milyon yatırımcının 2.4 trilyon TL olmak üzere toplam 18.3 milyon vatandaşın 2.6 trilyon TL tutarında tasarrufu yer almaktadır. Bu tasarrufların içerisinde %15-%25 oranlarında hisse senedi yatırımları bulunmaktadır. Borsadaki hisselerdeki değer kayıpları buradaki portföy değerlerini olumsuz yönde etkilemektedir.
Bu sebeple yaşanan talihsiz olayın ivedilikle kuyumcu hassasiyetinde incelenerek şeffaf ve adil bir şekilde sürecin yürütülerek gelecekte sermaye piyasasında bu tür olaylarla bir daha karşılaşılmaması için tüm sorumlulardan hesap sorularak sistemin sağlıklı işletilebilmesi üzere gerekli önlemlerin zamanında alınması gerekmektedir.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.