Her hafta neredeyse bir bomba haberle uyanıyoruz güne.
Daha o yeni bombanın gündemini, ayrıntılarını tüketmeden çok kısa bir müddet sonra bir başka bomba, bir başka bomba, bir başka bomba daha patlıyor.
Son bir haftadır da fon rezaletini, borsa rezaletini, işte hisse senetlerindeki rezaletleri konuşuyoruz.
Bir eski bakan, AK Parti'nin en üst düzeyde yöneticisi olan bir kişi ve eşi, yüz yetmiş milyon yatırdıkları fonlardan, işte borsadan neyse, iki milyar yüz yetmiş milyon elde etmişler.
Korkunç bir rakam.
Ve ne kadar zamanda elde etmişler?
Öyle 50 senede, 60 senede değil.
4 ayda, 5 ayda, bilemediniz, 6 ayda bu parayı ceblerine koymuşlar.
Tabii ilk etaptaki tepki şu:
İşte çok büyük bir hırsız yakaladık.
Bakın ne büyük bir yolsuzluk.
İşte neler oluyor bu memlekette, kimsenin haberi yok.
Arkadaşlar, tabii ki evet, çok büyük bir hırsızlık yakalandı.
Hatta benim eşimin ilk tepkisi, haberleri birlikte izliyoruz.
İşte 2 milyar, yani eski parayla 2 katrilyon para götürmüş, deyince, “Yahu bırakın bu 2 katrilyonu, 2 milyarı neyse, bu ilk 170 milyonu nereden bulmuş?”
Yani hanımefendi doktor, eşi de maaşla çalışan birisi geçmiş yıllarda.
Peki o ilk 170 milyon nakit para nasıl bulunmuş?
Ve döndü bana, dedi ki: “Sen işte 45 yıllık mühendissin, müteahhitsin, baban, deden, dedenin babası, dedenin dedesi tüccar.
Bu 150, 200'ün içerisinde aile belki 10 sefer batmış çıkmış.
Sen en az 2-3 sefer mağdur olmuşsun.
Ve ben milletvekiliyken yaptığımız işlerde sıkıntıya düştük.
Yap-sat işleri, yani devlet işi yok bizde, 30, 32, 33 senedir yok.
Milletvekili maaşıma haciz geldi.
Ben o evrakı bir onur belgesi olarak saklıyorum.
Kardeşim diyor ki: ‘Ya herkese gösteriyorsun, niye gösteriyorsun?’
İşte ayıp biraz, hani küçük düşüyoruz.
Hayır kardeşim.
Çalmamışız, çırpmamışız.
O kadar sıkıntıya düşmüşüz ki ben milletvekiliyken ailemin mal varlığının yarısını kaybetmişim.
İşte bütün tapu daireleri ortada, tek tek gelinle almışız ve satmışız.
3 dönem milletvekiliyim döneminde.
O haciz niye gelmiş?
Sonra nasıl kalkmış?
Allah'a çok şükür, bugün itibariyle de kimseye 1 lira, 1 dolar, 1 euro borcum yok.
Kredim de yok.
Çektiğim, aldığım, verdiğim.”
E peki, işte eşimin bana sorduğu bu.
“Yahu senin milletvekili maaşına bile haciz gelmişken milletvekilliğinde ve biz aile olarak mal varlığımızın en az yarısını kaybetmişken bu hanımefendi 170 milyon TL'yi nakit olarak nasıl bulmuş? Sen bugüne kadar 70 milyon nakit para eline değmedi.”
He, ondan sonra da işte 2 katrilyona, 2 milyara çıkmış zaten. Milyar, katrilyon, trilyar, trilyon; bunların telaffuzunu unuttuk yani.
Tabii, hadise, tekrar şimdi başa dönüyorum.
Hadise bir büyük hırsız yakalamak değil.
Evet, bir büyük hırsız yakalandı.
Ama dönün bakın, işte şimdi arka arkaya bombalar patlıyor.
Onlarca, yüzlerce, binlerce böyle ne yazık ki büyük hırsız var.
Peki bu sistem nasıl kuruldu?
İşte esas, esas mesele bu.
Hani Yahudi tarihinde, mitolojisinde biliyorsunuz, bir günah keçisi meselesi var.
İşte bir günah keçisini seçiyorlar, onu uçurumdan atıyorlar ve iş bitiyor.
Bütün günahların bedelini 1 kişi ödüyor.
Burada da bir kadın, kocası bir adam, hadi bunları alalım, recmedelim, taşlayalım.
Mallarına, müdürlerine el koyalım, diskalifiye edelim.
Peki mesele bu kadar basit mi?
1 sefer bu operasyonlar nasıl yapılabildi?
Arkadaşlar, 1. sorun bu.
Şu an Türkiye öyle bir noktaya geldi ki işte sevgili hemşerim Mehmet Şimşek, böyle karşı köylüyüz biz.
Midyat'la Gercüş'te köylerimiz birbirinden gözüküyor.
Ailece tanışıyoruz büyükleriyle.
Şu an öyle bir korku saldık ki içimize.
İşte yurt dışında okuyan kızıma aylık harçlık yollarken yazıyorum IBAN'a, kızıma harçlık.
2 bin pound, 3 bin pound, 5 bin pound, neyse en fazla yollayacağım para bu.
Türkiye için de en ufak bir şey aldığımız vakit, tabii biraz da karikatürize etti arkadaşlar, simitçiye, börekçiye IBAN'dan para çıkarırken 1.000 lira, 2.000 lira yazıyoruz net.
Öyle bir korku var.
E peki, sevgili hemşerim, sen bizim canımızı çıkardın ama sen ne yapıyordun, Sayın Mehmet Şimşek?
E vallahi, 2025'in, 2025 yılında işte bir uyarıda bulunmuş.
Borsada, fonlarda, bilmem nerede, sermaye piyasasında sıkıntılı durumlar var.
Yahu sen komşunun oğlu musun?
Vallahi işte ey zabıta, komşum sokağa çöp döktü, gel al.
Sen bu işten 1. derecede sorumlusun.
BDDK, bilmem ne, KDV, bilmem ne, borsa, bilmem üç harfli, beş harfli, yedi harfli, onlarca kurum var.
Ne yapıyordunuz?
Bu sistem böyle bir şeye nasıl müsaade etti?
Esas mesele bu yani.
Ve bu kadar sorumlu, bu kadar aydır, bu kadar yıldır yatıyor ve Allah bilir ne paralar, ne servetler gitti.
İşte 18 milyar dolar diyen var, 28 milyar dolar diyen var, buharlaşmış.
İşçinin, emeklinin ağladığı, sokaklara döküldüğü, sokakta intihar ettiği bir dönemde 28 milyar dolar, 38 milyar dolar ortada yok.
Yani bu şu an mevzu olan kadın ve kocası tabii ki hesap verecekler.
Ha bir de işte hükümet sözcüsü Ömer Çelik açıklama yapıyor veya AK Parti sözcüsü, tam görevini bilmiyorum.
İşte efendim, istifası, görevden affı Sayın Cumhurbaşkanı tarafından kabul edildi.
Yahu ne affı, ne bir şeyi? Tutup kulağından milletin önünden dışarıya atacaksın.
Yani bu kadar siyasi kibar bir üslubun zamanı mı şimdi?
Ve değerli arkadaşlar, öyle bir noktadayız ki artık tekrar söylüyorum.
1. mevzu, sistem nasıl bu hale geldi?
2. mevzu. Bu kadar yetkili, görevli... Tabii Adalet Bakanı yeni geldi şimdi, onun şahsında Adalet, yani şimdiki Adalet Bakanı'nı suçlamıyorum.
Hatta olay belki onun döneminde patladı.
Üzerine gidiliyor ama bu kadar Adalet Bakanı nerede?
Bu kadar AK Parti yetkilisi nerede?
İşte Melih Gökçek'le Bülent Arınç polemiğinde Bülent Arınç çıktı.
İşte Melih Gökçek Ankara'yı parça parça sattı.
E sattı, satmadı, ayrı bir mevzu.
Sattıysa sen sebze halinde komisyoncu muydun o dönemde?
Sen başbakan yardımcısıydın.
Kaç dönem bakanlık yaptın?
Bir tek suç duyurusunda bulundun mu?
Görev başındayken.
Üzerine gittin mi?
Ben milletvekiliyken kendi partimin aleyhinde, yani BDP'nin, HDP'nin Diyarbakır'daki Kırklar Dağı rezaletiyle ilgili Meclis araştırma önergesi verdim, verebildim.
32 senedir hiçbir devlet ihalesi olmamasına rağmen, HDP'li belediyelerde bir tek imar değişikliğim olmamasına rağmen, yüzlerce, binlerce rezil, alçak, şerefsiz, bana TOKİ'den ihaleler alıyor, AK Parti'den alıyor diye iftirada bulundular.
Kendi hırsızlıklarını, kendi yolsuzluklarını anlatmadılar.
Üstünü örtmeye çalıştılar, bana hakaret ettiler.
Eee ey Bülent Arınç, sen de böyle bir suç duyurusunda bulundun mu?
Veya işte borsada bu rezaletler oldu, fonlarda böyle rezaletler oldu.
Bankalarda büyük krediler alındı, batırıldı.
Bir tek suç duyurusunda bulundunuz mu?
Olayın üzerine gittiniz mi?
Cemre Çiçek de dahildir buna.
Yani siyasi hayatında bu tip yolsuzluklarda bulunmamış bir kişi olarak bilinir Sayın Cemil Çiçek.
E peki Sayın Cemil Çiçek, siz Adalet Bakanlığı yaptınız.
Meclis Başkanlığı yaptınız, partinin en üst görevleri.
Yani bugün, “Ya işte bunlar olmaz, devlete yakışmaz.
İşte bunların üzerine gidilmeli.”
Siz gittiniz mi?
Bir vaka anlatın.
Deyin ki şöyle bir yolsuzluk oldu.
Ben üzerine gittim ve çıkardım.
Görevden geldim.
Onun için bugün yetkililerin tamamı suçlu.
En üstten en alta kadar.
Yani 1 kişiyi kurban ederek bir kısmeti, işte bilmem ne, nasıl oldu?
Olur mu böyle bir şey?
Vurun!
Tamam, vurun, vurun ama dönün.
Daha vurulacak 10 binler var.
Bu rezaletin üstü örtülemez.
Sistem mutlaka arınmalı ve bir de halkımıza birkaç şey söylemek lazım.
O hırsızlar... Yahu halkın, bakın, burada 500 bin mağdur var diyorlar.
Bunu 2 milyona, 3 milyona çıkaranlar var.
Peki siz hangi akılla 1 milyonun 10 milyon olacak diye bu fonlara girdiniz?
E siz de hırsızlık yapmak istemişsiniz.
Yani bu mağdur olanları kastediyorum.
Siz de hırsızlık yapmak istemişsiniz.
Siz de haksız kazanç elde etmek istemişsiniz yani. Maalesef halkımızın da, tabii bütün namuslu, dürüst insanları tenzih ederim.
Yani eski Isparta'da olduğu gibi, hani hırsızlık yakalanmadığı müddetçe meşruydu.
Yunanistan'da, Isparta'dan, eski Isparta'da.
E bugün de öyle.
Yani yakalanmayacağını bilse maalesef milyonlar hırsızlık peşinde.
Milyonlar haksız kazanç peşinde.
Lüks çantalar, arabalar, evler, yatlar, katlar.
Nereden geliyor bunlar?
İşte halkımıza da söylüyorum ben, tekrar söylüyorum, yani büyük namuslu çoğunluğu tenzih ediyorum, ayırıyorum.
Ama bu kadar kısa yoldan zengin olma peşindeyseniz siz de hırsızsınız.
Siz de hırsızlık peşindesiniz.
Zaten bunların büyük bir kısmı şöyle diyor, yani hırsıza kızmıyor, diyor ki: “Ben niye çalamıyorum?”
İşte filan kes şu kadar para götürmüş, ben niye çalamıyorum?
2, eğer sen çalıyorsan, yani amcası, dayısı, yeğeni, biri bu yolsuzlukların için niye kızıyor ona?
Diyor ki: “Bana da ver.
Oradan hisse vermem.”
Onun için toplum olarak da, sistem olarak da, düzen olarak da ve en başta devlet yetkilileri olarak da bir arınma içerisine girmezsek, işte 1 kişiyi al, tekrar söylüyorum, 3., 4. sefer taşla, recmet, hadi vicdanı rahatladı, yoluna devam et.
Böyle kolaylık olmaz.
Bu işler Almanya'da niye olmuyor?
İsveç'te niye olmuyor?
Danimarka'da niye olmuyor?
Olamıyor.
Yani Allah onları çok akıllı, çok zeki, çok namuslu yaratmış da bizi hırsız yaratmış.
Böyle bir şey yok yani.
Evet, maalesef tuz kokmak üzere.
© The Independentturkish
Hakkında daha ayrıntılı: fonBorsayolsuzlukaltan tan
DAHA FAZLA HABER OKU
Mine Ataman Neden Yeni Zelanda 50 dolara Türkiye sudan ucuza bal satıyor
Gürsel Tokmakoğlu Süper zeka eşiği: Beyaz Saray'da tarif, tempo ve meşruiyet
Dr. Osman Gazi Kandemir İki büyük savaş ortasında Avrupa'nın sınavı
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.