YAYINLAMA 30 Eylül 2026 08:47
GÜNCELLEME 30 Eylül 2026 08:48
Analiz, hava kirliliğinin yalnızca yerel bir sorun olmadığını, atmosferik koşullar nedeniyle binlerce kilometre uzaklıktaki bölgeleri de etkileyebildiğini ortaya koydu.
Sadece yüzde 5'i "iyi" seviyede hava soludu
Avrupa Birliği Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki CAMS tarafından hazırlanan raporda, yer seviyesindeki ozonun sağlık ve çevre açısından önemli bir tehdit oluşturduğu belirtildi.
Güneş ışığı ve yüksek sıcaklıkların etkisiyle bazı kirleticilerin kimyasal tepkimeye girmesi sonucu oluşan yer seviyesindeki ozon; insan sağlığının yanı sıra ekosistemleri ve tarımsal üretimi de olumsuz etkileyebiliyor.
Verilere göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 40'ı tehlikeli ozon seviyelerine maruz kalırken, yalnızca yüzde 5'i Dünya Sağlık Örgütü'nün kılavuzlarında "iyi" olarak değerlendirilen seviyelerde ozona maruz kaldı.
En fazla etkilenen bölge Asya
Ozon kirliliğinin en yoğun hissedildiği bölge Asya oldu. Avrupa ve Kuzey Amerika ise Asya'nın ardından geldi.
Asya'da sanayi ve ulaşım kaynaklı emisyonların yanı sıra doğal kaynaklardan yayılan öncül kirleticiler, yılın ilk 8 ayında ozon seviyelerinin yükselmesine katkıda bulundu.
Kıta nüfusunun yaklaşık yüzde 60'ı aşırı yüksek ozon seviyelerine maruz kaldı.
Avrupa'da sıcak hava dalgaları etkili oldu
Avrupa'da da tablo dikkat çekici boyutlara ulaştı. Kıta nüfusunun yaklaşık yarısı, bu yıl "kötü" ve "çok kötü" olarak sınıflandırılan ozon seviyeleriyle karşı karşıya kaldı.
Avrupa'da art arda yaşanan sıcak hava dalgalarının yaz aylarında ozon maruziyetini artırdığı belirtildi. Uzmanlara göre bu durum, iklim değişikliği kaynaklı aşırı hava olayları ile hava kalitesi arasındaki ilişkinin giderek güçlendiğini gösteriyor.
Orman yangınları Kuzey Amerika'yı vurdu
Kuzey Amerika'da ise yüksek ozon seviyelerinde 2026 yılında yaşanan aşırı orman yangınlarının önemli rol oynadığı belirtildi.
Yangınlardan atmosfere yayılan ve ozon oluşumuna katkıda bulunan kirleticiler nedeniyle kıta nüfusunun üçte ikisinden fazlası "kötü" veya "aşırı kötü" seviyelerde ozona maruz kaldı.
"Hava kirliliği sınır tanımıyor"
ECMWF Genel Direktörü Florian Pappenberger, analiz sonuçlarının hava kirliliğinin ülkelerin sınırlarıyla sınırlı kalmadığını gösterdiğini söyledi.
Orman yangını dumanı, ozon ve çöl tozunun binlerce kilometre yol kat ederek kaynağından çok uzaktaki toplulukları etkileyebildiğini belirten Pappenberger, iklim değişikliği, hava kalitesi ve halk sağlığının birbirine bağlı sorunlar olduğunu vurguladı.
Pappenberger, Birleşmiş Milletler iklim zirvesi COP31'e hazırlık sürecinde bu bulguların küresel ölçekte koordineli adımların önemini ortaya koyduğunu ifade etti.
"Soluduğumuz havanın kimyası değişiyor"
CAMS Direktörü Laurence Rouil ise ozon kirliliğinin atmosfer, iklim, sağlık, ekosistemler ve geçim kaynakları arasındaki bağlantıyı açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti.
Rouil, hava kirliliği ve iklim değişikliğinin solunan havanın kimyasını değiştirdiğini, ekosistemlerin sağlığını etkilediğini ve tarımsal üretim kapasitesi üzerinde sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Orman yangını dumanı, biyokütle yakımı kaynaklı emisyonlar ve Sahra tozu gibi kirleticilerin binlerce kilometre taşınabildiğine dikkat çeken Rouil, iklim politikalarıyla birlikte hava kalitesinin korunması için küresel ölçekte bilimsel verilere dayalı adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.