Küresel tahvil faizleri çok yıllık zirvelere çıkarken borsalarda beklenen sert satış henüz gelmedi. Asya piyasaları güne yükselişle başlarken Avrupa ve ABD vadeli endeksleri de artıda. Ancak güçlü dolar, yüksek petrol fiyatları ve artan borçlanma maliyetleri gelişen piyasalar için baskıyı artırıyor.
Murat Ali Oral 30 Eylül 2026 07:09 30 Eylül 2026 07:15 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Küresel piyasalarda eylül ayının son işlem gününde tahvil ve hisse senedi piyasaları arasındaki dikkat çekici ayrışma sürüyor. ABD’den Avrupa ve Japonya’ya kadar devlet tahvili faizleri uzun yılların en yüksek seviyelerine yaklaşırken küresel borsalar, artan finansman maliyetlerine rağmen büyük ölçüde direniyor.
Asya borsaları 30 Eylül sabahına ağırlıklı olarak yükselişle başlarken Avrupa ve ABD vadeli endekslerinde de pozitif seyir görülüyor. Piyasalar bir taraftan güçlü şirket kârları ve yapay zekâ yatırımlarından destek bulurken diğer taraftan yüksek faiz, petrol fiyatları ve güçlü doların oluşturduğu baskıyla karşı karşıya.
Asya yükseldi, Avrupa ve ABD vadelileri artıda
Asya-Pasifik piyasaları eylül ayının son işlem gününde tahvil piyasasındaki satışlara rağmen pozitif bir görünüm sergiledi. Japonya dışındaki Asya-Pasifik hisselerini izleyen MSCI endeksi sabah işlemlerinde yüzde 0,2 yükselirken Japonya’da Nikkei 225 yüzde 0,9 değer kazandı. Güney Kore’de Kospi de ayı güçlü kapatmaya hazırlanıyor.
Avrupa tarafında vadeli endeksler güne pozitif başlangıca işaret ediyor. Euro Stoxx 50 ve Alman DAX vadeli işlemleri yaklaşık yüzde 0,5, İngiliz FTSE vadeli endeksi ise yaklaşık yüzde 0,4 artıda seyrediyor.
ABD vadeli endekslerinde de yön yukarı. S&P 500 vadeli kontratları yaklaşık yüzde 0,16, Nasdaq vadeli işlemleri yüzde 0,13 artıda bulunuyor. Bu görünüm, ABD tahvil faizlerinin yüksek seyrine rağmen yatırımcıların hisse piyasasından henüz sert biçimde çıkmadığını gösteriyor.
Wall Street tarafında önceki seansta Dow Jones yüzde 0,26, S&P 500 yüzde 0,17 ve Nasdaq yüzde 0,08 gerilemişti. Buna rağmen vadeli taraftaki toparlanma, eylülün son işlem gününde risk iştahının tamamen kaybolmadığına işaret ediyor.
Tahvil faizleri borsaların önündeki en büyük risk

Borsalardaki sakin görünümün tersine küresel tahvil piyasasında eylül oldukça sert geçti.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi Asya işlemlerinde yüzde 5,2383 civarında bulunurken 2007'den bu yana görülen en yüksek seviyelere yakın seyrediyor. Gösterge faiz eylül ayı boyunca yaklaşık 50 baz puan yükseldi.
ABD'nin iki yıllık tahvil faizi ise yüzde 4,89 civarında bulunuyor. Fed cephesinden gelen daha temkinli mesajlar kısa vadeli tahvillerde bir miktar rahatlama sağlasa da iki yıllık faiz de eylül boyunca 50 baz puanın üzerinde yükseldi.
Sorun yalnız ABD ile sınırlı değil. Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi 17 yılın, Fransa'nın tahvil faizi ise 18 yılın en yüksek seviyelerine çıktı. Japonya'da da uzun vadeli tahvil faizleri onlarca yılın zirvelerine yakın seyrediyor.
Tahvil fiyatlarının düşmesi ve faizlerin yükselmesi, şirketlerden devletlere kadar ekonominin tamamında borçlanma maliyetini artırıyor. Bu nedenle tahvil piyasasındaki hareket, yalnız sabit getirili yatırımcıların değil hisse senedi yatırımcılarının da yakından izlediği temel risklerden biri haline geldi.
Yüksek faiz özellikle yüksek borç taşıyan şirketler ile gelecekteki büyüme beklentileri üzerinden yüksek değerlemelere ulaşan hisseler için daha büyük baskı yaratabiliyor.
Yapay zekâ ve şirket kârları borsalara kalkan oldu
Küresel borsaların tahvil faizlerindeki sert yükselişe rağmen ayakta kalmasının arkasındaki temel nedenlerden biri güçlü şirket kârları.
Küresel ekonominin beklenenden daha dirençli kalması, şirket gelirlerini desteklerken yapay zekâ altyapısına yönelik büyük yatırım dalgası özellikle teknoloji hisselerine güçlü destek sağlıyor.
Bu ayrışma Avrupa'da da açık biçimde görülüyor. STOXX 600 önceki seansı yüzde 0,1 kayıpla tamamlarken Avrupa teknoloji hisseleri yüzde 2,5 yükselerek yaklaşık bir ayın en yüksek seviyesine çıktı.
Yüksek tahvil faizlerine rağmen teknoloji hisselerine yönelik talebin devam etmesi, yatırımcıların yapay zekâ yatırımlarının şirket gelirlerini artıracağı beklentisini henüz terk etmediğini gösteriyor.
Asya'da da benzer bir eğilim var. Bölgede yapay zekâ çipleri, veri merkezleri ve enerji altyapısına yönelik yatırımlar sermaye piyasalarını destekliyor. Asya-Pasifik şirketlerinin bu yıl hisse ve dönüştürülebilir tahvil ihraçlarıyla topladığı kaynak 327,1 milyar dolara ulaştı. Bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 53 artış anlamına geliyor.
Teknoloji ve yapay zekâ altyapısıyla bağlantılı şirketler tek başına 125,8 milyar dolarlık kaynak sağladı.
Ancak yüksek faiz ortamının uzun süre devam etmesi halinde bu denge de sınanabilir. Veri merkezleri ve yapay zekâ altyapısı için yüz milyarlarca dolarlık yatırım planlayan şirketlerin finansman maliyetinin yükselmesi, teknoloji rallisinin önündeki önemli risklerden biri olmaya devam ediyor.
Güçlü dolar gelişen piyasaların üzerindeki baskıyı artırıyor
Tahvil faizlerindeki yükseliş doların da güçlenmesine yol açıyor. Dolar eylül ayını yaklaşık yüzde 2 değer kazancıyla tamamlamaya hazırlanıyor.
Euro 1,1336 dolar civarında işlem görürken eylül boyunca yaklaşık yüzde 2,4 değer kaybetti. Sterlin de aylık bazda benzer ölçekte geriledi.
Yüksek ABD tahvil getirileri, uluslararası yatırımcı açısından dolar cinsi varlıkların cazibesini artırırken gelişen ülke piyasaları açısından sermaye çıkışı riskini yükseltiyor.
Bu durum Türkiye gibi gelişen ekonomiler açısından da önemli. ABD tahvil faizlerinin yüksek kalması ve doların güçlenmesi, küresel fonların gelişen piyasa hisse ve tahvillerine yönelmesi için daha yüksek getiri talep etmesine neden olabiliyor. Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi ise enerji ithalatçısı ekonomiler açısından ikinci bir baskı oluşturuyor.
Brent petrol sabah işlemlerinde yeniden 103 dolar civarında seyrediyor. Petrolün yüksek seviyelerde kalması küresel enflasyon riskini artırırken merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği beklentisini güçlendiriyor.
Böylece küresel borsalar aynı anda üç önemli sınavla karşı karşıya bulunuyor: yüksek tahvil faizleri, güçlü dolar ve pahalı enerji.
Şimdilik güçlü şirket kârları ve yapay zekâ yatırımları bu baskıyı dengeliyor. Ancak tahvil faizlerinin uzun süre yüzde 5'in üzerinde kalması halinde küresel borsaların eylül ayında gösterdiği direncin son çeyrekte yeniden sınanması beklenebilir.
Kaynak: HABER MERKEZİ
borsa
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.