YAYINLAMA 29 Eylül 2026 10:35
GÜNCELLEME 29 Eylül 2026 10:41
Borsa İstanbul’da 574 hissenin değer kaybettiği ve yalnızca 54 hissenin ayakta kalabildiği sert düşüş gününün ardından değerlendirmelerde bulunan Dr. Nuri Sevgen, Wall Street’in ünlü 'Piyasalar kötü haberi satın alabilir ama belirsizlikten nefret eder' özdeyişini hatırlattı. Akademik risk yönetimi prensiplerine değinen Dr. Sevgen, riskin sistematik, sistematik olmayan ve sistemik risk olarak üçe ayrıldığını belirterek, şu an hem küresel hem de yerel piyasalarda öngörülemezlik seviyesinin son derece yüksek olduğuna dikkat çekti. Üst üste gelen denetim kararları, işlem sınırlamaları ve kurum yetkilerine dair belirsizliklerin yatırımcıda ciddi kafa karışıklığı ve tedirginlik yarattığını ifade etti.
"Yatırımcılar ve fonlar nakde geçme ihtiyacı duyuyor"
Taban olan 91 hisse senedinin tamamının fiyatı şişirilmiş ya da mali yapısı bozulmuş şirketler olmadığını belirten Dr. Sevgen, piyasada tam bir likidite sıkıntısının yaşandığını vurguladı. Yatırımcıların ve fonların nakde geçme ihtiyacı duyduğunu, kredi kullanan yatırımcıların teminat oranları düştükçe ellerindeki kaliteli hisseleri de satmak zorunda kaldıklarını söyledi. Dr. Sevgen, bu durumun Aselsan veya Türk Hava Yolları gibi piyasanın en güçlü şirketlerinde dahi kartopu etkisi yaratarak zincirleme bir satış baskısına yol açtığını kaydetti.
‘Ucuzun ucuzu var’: Alım yapmak için henüz erken
Piyasa genelinde 'Hisseler çok ucuz kaldı' düşüncesiyle hareket edilmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Sevgen, belirsizlik ortamında panik satışlarının fiyatlamayı mantık sınırlarının dışına çıkarabileceğini dile getirdi. Yatırımcının bugün aldığı hissenin yarın da gerileyebileceğini hatırlatarak 'Ucuzun ucuzu vardır' uyarısında bulundu ve piyasada net bir yön ve güven oluşana kadar borsada alım yönünde acele edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Küresel piyasalarda tahvil alarmı ve kriz emareleri
Sıkıntının yalnızca iç piyasa ile sınırlı kalmadığını, küresel ölçekte de ciddi bir çalkantı yaşandığını ifade eden Dr. Sevgen, ABD 2 yıllık, 10 yıllık ve 30 yıllık tahvil faizlerinin 2008 küresel finans krizinden bu yana görülen en yüksek seviyelere tırmandığına dikkat çekti. Tahvil piyasasındaki korku ve volatiliteyi ölçen MOVE endeksinin hızla yükseldiğini belirten Dr. Sevgen, ABD’deki yüksek borç stoku ve parasal sisteme olan güvensizlik nedeniyle altın ve gümüş dâhil tüm varlıklarda nakde dönüş baskısı yaşandığını aktardı.
Krizlerin iki temel nedeni: Likidite krizi ve vade uyumsuzluğu
Dr. Sevgen, 1994 ve 2001 Türkiye krizlerini anımsatarak finansal sistemlerde çöküşe likidite krizi ve vade uyumsuzluğunun yol açtığını belirtti. Nakit bulamayan veya borç-varlık vadelerini oturtamayan yapıların varlık satmak zorunda kaldığını söyleyen Dr. Sevgen, bu süreçte paranın adeta buharlaştığını ve kriz emarelerinin küresel piyasalarda yavaş yavaş belirdiğini ifade etti.
Çözüm reçetesi: Sürecin tek elden yönetilmesi ve güven tesis edilmesi
Piyasadaki paniğin ve bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi için acil adımlar atılması gerektiğini savunan Dr. Sevgen, farklı kurumlardan gelen çelişkili veya kafa karıştırıcı açıklamaların durumu zorlaştırdığını söyledi. Çözümün iletişimin ve yönlendirmenin tek elden, şeffaf ve güven verici bir şekilde yapılması olduğunu belirten Dr. Sevgen, yatırımcıya güven verildiği ve belirsizlik ortadan kaldırıldığı takdirde piyasaların normale döneceğini dile getirdi.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.