28 Eylül 2026, Pazartesi · 13:21 Piyasalar Açık
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

DESA’nın yeni sayfasında Toskana ve biyomalzeme var: 'Olmazı oldurmak…'

DESA’nın yeni sayfasında Toskana ve biyomalzeme var: 'Olmazı oldurmak…'

DESA’nın 54 yıllık yolculuğunu anlatan kitabın adı, “Olmazı Oldurmak - Deri Modasında Dünya Markası Olma Yolunda Desa’nın İlham Veren Hikayesi.”

Milano’da DESA CEO’su Burak Çelet’i dinlerken, ardından Toskana’nın küçük kasabası Poppi’deki Desa fabrikasını gezerken bu başlık sık sık aklıma geldi. Çünkü bazen bir şirketin hikâyesini rakamlardan çok, izlediği yol anlatıyor.

1972’de Türkiye’de yola çıkan bir deri markasının, yarım asır sonra Toskana’da dünyanın en büyük markaları için “Made in Italy” üretim yapan bir fabrika kurması, bu fabrikada Türkiye’de yetiştirdiği ustaların çalışıyor olması ve Milano Moda Haftası sırasında dünyanın moda ve lüks sektörüne yön veren isimlerle aynı platformda yer alması…

Aslında “olmazı oldurmak” tam da böyle bir şey…

Burak Çelet, 21-22 Eylül’de Milano’nun simge yapılarından Torre Velasca’da düzenlenen Milano Fashion Global Summit’te konuşmacıydı. Bu yıl 25’incisi gerçekleştirilen zirvenin teması da DESA’nın hikâyesiyle ilginç biçimde örtüşüyordu: “Roads and Roots” -Yollar ve Kökler.

Zirvede Ermenegildo Zegna, Antoine Arnault, Moncler Yönetim Kurulu Başkanı Remo Ruff ini gibi küresel lüks sektörünün önemli isimleri vardı. Burak Çelet ise “Global Market Overview” oturumunda değişen tüketici dinamiklerini, tedarik zincirindeki dönüşümü ve küreselleşirken kökleri korumanın önemini anlattı.

Moda devlerinin stratejik çözüm ortağı

Milano’daki konuşmasında Burak Çelet’in üzerinde durduğu konulardan biri, küreselleşirken kökleri korumaktı. Çelet, “Kurulduğumuz ilk günden bu yana Türk deri işleme sanatını ve tasarım gücünü dünyaya tanıtmayı kendimize misyon edindik” derken, bugün gelinen noktayı şöyle tanımlıyor: “Tekirdağ Çorlu, Düzce ve İstanbul Sefaköy’deki fabrikalarımızın yanı sıra, İtalya Poppi tesisimizle dünya moda devlerinin en stratejik çözüm ortağı konumunda bulunuyoruz. DESA, Türkiye’nin İtalya’ya gerçekleştirdiği saraciye ve deri mamulleri ihracatının yüzde 50’den fazlasını tek başına gerçekleştiriyor ve üretiminin yüzde 70’i İtalya’ya ihraç ediyor.”

Bu sözlerin sahadaki karşılığını, Milano’dan sonra Toskana’ya, DESA’nın Poppi’deki fabrikasına gidince görmek mümkün. DESA, dünya markalarıyla iş birliklerini geliştirmek, deri çanta ve saraciye ürünlerinde üretim ve satış hacmini büyütmek amacıyla 2022’nin ikinci yarısında Toskana’da yatırım kararı aldı. Casentino Vadisi’nde, Arezzo’ya bağlı Poppi’de bulunan tesis, 5 dönümlük arazi üzerinde yaklaşık bin 900 metrekare kapalı alana sahip. Satın alma süreci Mart 2023’te tamamlanan fabrika bugün hem Ar-Ge hem de üretim merkezi olarak faaliyet gösteriyor. Poppi’de kalıp oluşturma ve prototiplemeden bitmiş deri çanta ve küçük saraciye ürünlerine kadar üretimin tüm aşamaları aynı çatı altında gerçekleştiriliyor. Endüstri 4.0 uyumlu dikiş, işleme, kesim ve yapıştırma makineleriyle başta İtalyan ve Fransız lüks markaları olmak üzere Avrupa pazarı için yüksek katma değerli üretim yapılıyor.

Dünyanın en güçlü lüks moda ekosisteminin içinde

Aslında Poppi yatırımının anlamı fabrikanın metrekaresinden çok daha büyük. Çünkü İtalya, DESA’nın son 20 yıldır ana ihracat pazarı. Toskana ise yüzlerce yıllık deri zanaatkârlığının merkezi. Dolayısıyla burada üretim yapmak müşteriye yakınlaşmak kadar, dünyanın en güçlü lüks moda ekosistemlerinden birinin içine girmek anlamına geliyor. Poppi aynı zamanda DESA’ya ürün geliştirme süreçlerini hızlandırma ve “Made in Italy” üretim kabiliyeti kazandırıyor.

Deriden gelen 54 yıllık bilgiyi derinin ötesine taşımak

Burak Çelet sadece Milano’daki konuşmasında sadece Poppi fabrikasından değil, aynı zamanda sektörün geleceğini belirleyebilecek bir adımdan da bahsetti. Bu adım aslında, bir deri şirketi açısından ilk bakışta oldukça anlamlı: Yeni nesil biyomalzeme. Sürecin anlamlı bir diğer tarafı ise, ABD’de faaliyet gösteren bir Türk start-up’la birlikte ilerlemesi. Çelet şu bilgileri veriyor: “Bu yeni malzeme yolculuğunun arkasında Türk girişimci Ece Gözen’in kurduğu biyoteknoloji girişimi Gözen var. İstanbul ve San Francisco merkezli olarak gelişen Gözen, hayvansal deri ve fosil bazlı sentetik malzemelere alternatif biyomalzemeler geliştiriyor. 2025 sonunda Gozen Bioworks ve Gozen Institute ile yeni nesil biyomalzemelerin geliştirilmesi, üretilmesi ve küresel pazarlarda ticarileştirilmesi amacıyla ortak girişim için mutabakat zaptı imzaladı. İş birliğinin merkezinde nano-selüloz bazlı Lunaform bulunuyor. Yeni malzeme, DESA’nın mevcut tabakhane ve üretim altyapısında işlenebiliyor. Malzemenin üretimi yaklaşık yedi gün sürüyor. Her üretim tepsisinden yaklaşık 1,1 metrekare, her üretim odasından ise yaklaşık 55 metrekare malzeme elde ediliyor. Şu anda pilot ölçekte çalışan beş üretim odasının haftalık kapasitesi yaklaşık 275 metrekare. Yıllık kapasite 15 bin metrekare seviyesinde. Sistemin modüler olması ise talep arttıkça kapasitenin büyütülmesine imkân veriyor. Uzun vadeli hedef, mevcut alanı daha büyük ölçekli bir biyofabrikasyon tesisine dönüştürmek.”

Bir dünya markası olmanın yolu yalnızca daha fazla ülkeye ihracat yapmaktan geçmiyor. Doğru ekosistemin içinde olmak, üretim bilgisini korumak ve bir yandan da bugünkü işinizi gelecekte değiştirebilecek teknolojiye yatırım yapmak gerekiyor. DESA için “Olmazı Oldurmak”ın bundan sonraki bölümü çoktan yazılmaya başlamış: Milano’da küresel lüksün masasına oturmak, Toskana’da üretmek ve deriden gelen 54 yıllık bilgiyi derinin ötesine taşımak…

Dönüşüm sadece yeni malzemeden ibaret değil

DESA’nın Lunaform ile yeni nesil biyomalzemelere yönelmesi, şirketin sürdürülebilirlik tarafında attığı daha geniş adımların da bir parçası. Şirket, bir yandan derinin geleceğine alternatif malzemeler üzerinden bakarken, diğer yandan mevcut üretimin çevresel etkisini azaltmaya çalışıyor. 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’na göre Çorlu’daki LWG Gold sertifikalı tabakhanede üretimin yüzde 90’ında yenilenebilir enerji kullanılıyor. Şirket, 2024’ü baz alarak Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını 2030’a kadar yüzde 15 azaltmayı hedefliyor. Sürdürülebilirlik yol haritasında yönetişim, çevre ve sosyal alanlarda 29 proje bulunurken; su stresi, aşırı hava olayları ve taşkın gibi fiziksel iklim riskleri de üretim tesisleri bazında izleniyor.

İlgili Haberler
Makroekonomi 28 Eylül 2026 akaryakıt fiyatları: Benzin ve motorine zam var mı? Yeni Asır Ekonomi · 22 dk önce Makroekonomi Nuh'un Gemisi araştırmalarında dikkat çeken sonuç: 3 kat fazla çıktı Ekonomist · 23 dk önce Makroekonomi Taşınmaz satışlarında Güvenli Ödeme Sistemi’nin zorunlu başlangıç tarihi değişti İşin Detayı Ekonomi · 24 dk önce Makroekonomi Yumaklı: Buğdayda 24,5 milyon ton üretim bekliyoruz Ekonomi Gazetesi · 28 dk önce Makroekonomi Tezgahlar o balıkla dolup taşıyor... Tanesi 100 TL Sabah Ekonomi · 29 dk önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.