28 Eylül 2026, Pazartesi · 02:16 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Özgür Özel'den iktidara öneri: Fon krizinin çözümü için ortak masa kurulmalı

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, fon krizinde sorunun muhalefetle birlikte ortak akıl ve eşgüdüm içinde çözülmesi için ortak bir masa kurulması önerisinde bulundu. Özel, “Mesele bu kadar kritik ve bu kadar çok boyutl…

YAYINLAMA 28 Eylül 2026 00:00

GÜNCELLEME 28 Eylül 2026 00:07

Ekonomim haberlerini Google'da daha sık görün Ekonomim'i tercih ettiğiniz kaynaklara ekleyerek nitelikli haberlere daha kolay ulaşın.

Takip Et

MARUF BUZCUGİL - CANAN SAKARYA / HÜSEYİN GÖKÇE - ANKARA

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, EKONOMİ’nin sorularını şöyle yanıtladı:

Uzun süredir sahadasınız, vatandaş cephesinde enflasyon ve hayat pahalılığı, diğer taraftan KOBİ’ler ve sanayicilerin finansmana erişim başta olmak üzere bir dizi sorun gündeme getiriliyor, sahadan tespitleriniz nelerdir çözüm için ne öneriyorsunuz?

Kasım 2023'te yaklaşık bundan 3 yıl önce, önceki partimizde göreve gelirken vatandaşın sorunlarını masa başında konuşmayacağımızı daima sahada olacağımızı söylemiştik. Hem 19 Mart darbesi sonrası İstanbul’da yoğun mitingler yaptık. Bunlar tepki mitingleriydi ve ekonomi öne çıkmıyordu. Anadolu’ya geçtiğimizde ise ekonominin payı yüzde 80’e çıktı.

Arkadaşlarımıza “il ve ilçelere gideceksiniz, esnafla, KOBİ’lerle, büyük ölçekli işletmelerle, OSB yönetimleriyle, esnaf odalarıyla, sanayi ticaret odalarıyla, ticaret borsalarıyla bir araya gelip hem sektörel hem ilinize özgü sorunları toplayıp onların da çözüm önerilerini bize ileteceksiniz” dedik.

Bunun yanında şimdi Ekonomi Eşgüdüm Konseyi olarak nitelendirdiğimiz Türkiye'de hemen hepsi kamuoyu tarafından da çok yakından bilinen, takip edilen 11 ekonomist arkadaşımız ziyaretler gerçekleştirdi. Bursa, Kocaeli, Gebze, Tekirdağ, Çorlu, Kayseri, Kars'a yaptığımız ziyaretler var, oralarda hem sorunları hem onların çözüm beklentilerini dinliyoruz. Ben bizim parti programımız hakkında bilgi veriyorum. Oradan da çok önemli geri dönüşler alıyoruz. Soruları da uzmanlık alanlarına göre arkadaşlarımız yanıtlıyorlar.

“Asgari ücret alana düşük, verene yüksek”

Burada bir kere üzerinde çok ortaklaşılan sıkıntılar var. İki büyük açmaz direkt göze çarpıyor. Bir tanesi asgari ücret meselesi. Bilhassa tekstil, dericilik, ev tekstili gibi alanlarda asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Çünkü dışarıyla kıyaslandığı ülke Mısır olunca, Afrika ülkeleri olunca dolar bazında başka bir noktaya geliyor. İkincisi, döviz kuru. Bu da normalde bizler için yüksek ama ihracatçı için katlanılamaz düzeyde düşük. Kar etmek bir yana kendini döndürmekten alıkoyuyor. Para kazanamayınca yatırım erteleniyor. Yatırım ertelenince teknoloji geriliyor veya ihtiyaç duyulan büyüme kapasite artışı sağlanamıyor ya da kapasite korunamıyor. Bu sefer yurt dışında pazar kaybıyla karşı karşıya geliyor. Bu da istihdamı vuruyor, işsizliğe dönüşüyor. Bu iki büyük açmaz her yerde ortak sorun. En başta Devlet Planlama Teşkilatını önce ismen ortadan kaldırdılar. Eleştirilere de dediler ki; “Kalkınma Bakanlığı bünyesinde devam edecek” sonra o işlevi de kaybettirildi. Şu an Türkiye'de aranan elemanın sorunu tamamen bir planlama sorunu.

Asgari ücret verene yüksek alana düşük dediniz nedir öneriniz? Bölgesel asgari ücreti doğru buluyor musunuz?

Elbette sektörel ya da bölgesel asgari ücretin sakıncaları, emek dünyasının buna itirazları çok önemli. Ama belli alanları korurken, bakarken örneğin oralarda sosyal güvenlik destek primlerinin devlet tarafından karşılanması, sosyal güvenlik desteklerinin verilmesi ve gelen prim tahsilatının belli sektörlere doğrudan teşvik olarak aktarılması gibi sektörleri koruyucu bir takım tedbirler almak lazım.

Bölgesel asgari ücret tartışmalarındaki rezervlere hak veriyoruz ama sektörlere yönelik piyasa da istihdamı korumaya yönelik teşvikler lazım. Biz onu ‘alan için 39 veren için 29 bin lira asgari ücret öneriyoruz’ diyerek formüle etmiştik. Bunun Anadolu'daki KOBİ’lerde çok büyük bir karşılığı olduğunu görüyoruz. Çünkü şöyle söylüyor, “Ben verdiğim asgari ücretten utanıyorum. Ama verirken de elim titriyor’ diyor. Asgari ücret artsın ama yük bizim sırtımızdan alınsın diye bakıyorlar.

“Gıda enflasyonu da planlama eksikliğinden kaynaklı”

Gıda enflasyonunda da en önemli sorunlarından bir tanesi planlama meselesi, doğru ürüne yönlendirmek için doğru teşviklerin verilmemesi, yanlış zamanda ithalat izinlerinin verilmesi, bilhassa gümrük vergilerinin güya o alanda fiyatı regüle etmek için tam hasat zamanı kaldırılması sıkıntı yaratıyor. Sektör sektör, ürün ürün bakarsanız mesela Yalova'da kivi üreticisi diyor ki; “Kiviyi tam 80-90 liradan satacağız ve para kazanacağız. O sırada İran'dan 40 liraya kalitesi düşük kivi geliyor. Kars'a gidiyorsunuz, et ithalatına verilen izin bizi mahvetti fiyatlar düştü” diyor. Manisa'da üzüm üreticisi geçen sene sattığının üçte biri fiyata üzüm satmak zorunda kalıyor. O gün için fiyatı düşürüyor, tüketiciyi rahatlatıyor gibi görünüyor ama üretici şikayet ediyor. Her şeyin başında planlamama sorunu ortaya çıkıyor.

“Selektif kredilerde siyasi kayırmacılık”

Bir de zaman zaman selektif kredi diye hep söyledikleri, iyi bir ekonomi yönetiminde kredilerin doğru yerle buluşturulması diye teoride konuşulan meselede, kredilerin siyasi saiklerle yönlendirildikleri, krediye ulaşma konusunda kayırmacılıkların yapıldığı gibi şikayetleri de duyuyoruz. Bu ortak sorunlarda finans ve işletme yanında yüksek girdi maliyetleri enerji maliyetleri, tahsilat süreçleri yatırım iştahını zayıflatıyor.

“30 yıllık birikimi 3 yılda harcayanlar yatırım yapamıyor”

Özellikle tahsilat sorunları ve kurdaki düşüklük yani maliyetine çalışma. “Pazarımı, işçimi, fabrikamı kaybetmemek için 30 yıllık birikimimi 3 yıldır harcıyorum, sırf ayakta kalmak için” diyorlar. “Ama bu sefer de yatırım yapamıyorum, teknoloji çok hızlı değişiyor, teknoloji yatırımını yapamadığımız için oyunun dışında kalmaya başladık” diyorlar. İşte sanayisizleşme meselesinde işin önemli bir boyutu bu. Yani sahada iş dönüp dolaşıp aynı yere gidiyor. Hep doğru zamanda doğru planlama yapılmaması.

Bu dile getirdiğiniz sorunların üstesinden nasıl gelmeyi düşünüyorsunuz? Planlama ile mi başlayacaksınız?

Devlet Planlama Teşkilatı gibi Türkiye Planlama Kurumu'nu kuracağız. Türkiye Planlama Kurumu baştan aşağıya devlet planlama teşkilatının ruhuyla ama çağın gereklerine uygun olarak hem yüksek teknolojiyi kullanarak yapay zekanın olanaklarıyla aylar yıllar sürecek analizleri, çok hızlı yapabilecek çağdaş bir devlet planlama teşkilatını, Türkiye Planlama Kurumu'nu oluşturmak birinci hedefimiz. İkincisi hem tarımda hem yatırımda doğru hedeflere doğru yönlendirme yapmak için kamunun burada rol alması, inisiyatif kullanması gerekiyor. Özellikle Türkiye'nin tekstil meselesine ayrı bir yerden yaklaşmak gerekiyor.

Finansmanla ilgili KOBİ’lerin sıkıntısı var, gelir dağılımı bozuldu, ekonomide kaynak dönüşümünü nasıl yaratmayı, kaynağı nereden sağlamayı planlıyorsunuz?

Bir kere çok adaletsiz bir vergi düzeni var. Dolaylı vergilerin yüzde 64 düzeyinde olduğu bir yerde ne toplumsal refahtan ne vergi adaletinden söz etmek mümkün değil. Dört sütun üzerinde yükselecek bir adalet kavramına ihtiyaç var. Bunlardan bir tanesi hiç şüphe yok ki yargı adaleti. Buna tabii ekonomi açısından baktığımızda hukuki öngörülebilirlik, herkes açısından hukuk güvencesi ve memlekette yatırım yapacak kişinin önünü görmesi.

Türkiye'de 47 yıl sonra ana muhalefet partisi birinci parti oldu, ekonominin yüzde 84'üne dokunacak belediyeleri kazandı. O günden sonra operasyonlar başladı. En son o kazanan yönetimi değiştirdiler. Yerine işte mutlak butlan getirdiler. Bunlar yargı kararı ama doğrudan ekonomiyi etkileyen kararlar. Siyasi saiklerle yapılan tutuklamalara tanık üretmek için insanların şirketlerine el koyuyorlar. Eğer itirafçı olursan mal varlığını iade ederiz diyorlar. Şimdi bunların hepsine bakıldığında Türkiye'ye kim gelecek? Parasını sokacak, Türk parasına çevirecek, fabrika için arsa alacak, bina yapacak, borçlanacak, eleman bulacak. Türkiye'de yatırım yapacak.

Dört sütun üzerinde yükselen, sosyal adaleti sağlayacak, vergi adaletini sağlayacak, gelir dağılımını adil yapacak ve bunların hepsinin içinde olmazsa olmaz belki de en ortadaki taşıyıcı kolon olarak bir hukuk devletinin yeniden inşa edilmesi önemli.

Düşük enflasyon için siyasi iradenin huzur vermesi lazım

17 milyon emekli var, bunlar her sene bütçeyi bekliyor. İşte ne kadar zam olacak, ne olacak? Bunu toptan çözecek bir öneriniz var mı? Bunun dışında enflasyon ana meselemiz nasıl indireceksiniz?

Enflasyon maalesef bu dünya tarihinin en büyük servet transferine dönüştü. Hepimizin cebindeki para belli bir kesimin cebine aktarıldı ve bir seçim kazanmak uğruna, Türkiye yüksek enflasyonla tanıştı. Bizim bu yüksek enflasyonla nasıl mücadele edileceğini bilen konusunda çok iyi yetişmiş kadrolarımız var. Türkiye'de enflasyonla mücadele konusunda dünyanın yaptığı doğrulan yapma konusunda liyakatli kadrolar var ve göreve hazır. Ama siyasi iradenin bir huzur vermesi, önünü açması, rahat vermesi lazım. Mehmet Şimşek'in gelip uygulamaya başladığı birçok yönüyle eleştirilebilecek ama belli bir süre için anti-enflasyonist program noktasında tam sonuç almaya yönelik göstergeler varken 19 Mart darbesi geldi ve işte dünya kadar rezerv yakıldı. Maalesef Mehmet Şimşek'te bu rezervler bu günler için biriktirildi diyerek darbenin finansörü olarak işin finans boyutunu üstlenmiş oldu.

Enflasyonda şöyle bir ikileme giriliyor. Diyorlar ki; biz bu enflasyonla mücadele programını uygularsak kısa dönemde ekonomi küçülür. Önümüzde seçim var. Onun için tedricen daha yüksek bir enflasyonu devam etmeyi göze alıyoruz. Hep böyle oldu bugüne kadar. Siz bu siyasi basireti gösterebilecek misiniz? Yani siyasi kaygıları bırakarak, enflasyonun daha hızlı düşmesine izin verecek misiniz?

Siyasi tercihlerle, iktidarda kalmak için yaptıkları bir takım yanlışlarla Türkiye'nin CDS'i yükseldi, o dönemde sadece devletin değil herkesin borçlanmasında risk primi bir maliyet olarak geldi. Halen daha onun bedelini hep birlikte ödüyoruz. O maliyetlerin her bir tanesinin bir fiyatlanması var. O fiyatlanmanın karşılığı enflasyon. Ama biz iktidar olduğumuzda, birincisi Türkiye'de hukuki öngörülebilirliğin olmadığı riskler ortadan kalkacak. Yargıya siyasi baskı ortadan kalkacak. Birinci hedefi Avrupa Birliği'ne tam üyelik olan bir iktidar gelecek. Biz dünyaya demokrasi, istikrar, kalkınma ve güvenilir bir ekonomi vadediyor olacağız. Bunun getireceği katkı çok büyük olacak. Dünya piyasaları, iç piyasadaki yatırımcılar, tüm ekonomi çevreleri, finans çevreleri bir kredi açacak, O krediyi doğru kullanmak ve heba etmemek çok çok önemli.

"Bizim iktidarımızda fon krizi olmazdı"

Siz iktidarda olsanız bu fon krizini nasıl yönetirdiniz? Bir yasa teklifi de Meclise sundunuz, fon soruşturmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz iktidarda olsaydık böyle bir fon krizi olmazdı. Belli bir süredir bu piyasalardaki manipülasyonlara, bu tip kötü niyetli organizasyonlara karşı zaten hükümet uyarılıyordu. Uyarılar bir yıldır çok açık ortadayken düzenlemeleri Ağustos ayına kadar bıraktılar ve bu iyi niyetli bir bırakma değildi. Esas olarak bu düzenlemelerle artık oyunu eskisi gibi oynayamayacaklarını gördüler. Bu kurdukları, var ettikleri, köpürttükleri, büyüttükleri fonu vatandaşın sırtına bıraktılar ve kaçtılar. Doğru piyasa düzenlemelerini yapmak lazım. 2008 yılında Amerika'da bu yaşandı ve Amerika buna karşı tedbiri aldı.

Biz bir kanun teklifi verdik, teklifin esası Madoff krizini Amerika'nın çözdüğü gibi. Şimdi bu kapalı dönemde bu fon büyüyor, büyüyor, büyüyor. Türkiye'deki fon herhâlde 940 kat büyümüş kapalı dönemde. Bir efsane olarak da işte bu fon yönetim şirketleri konuşuluyor. Maalesef burada işin iki yönüyle de en çok bu işin mağdurlarının AK Parti'ye yakın seçmen olduğu söyleniyor, faiz yerine diğer yatırım araçlarına yönelen bir seçmen olarak söyleniyor. Bunu da anlıyoruz ve bu da çok üzüntü verici. Seçmen, böyle bir duyguyla yöneldiği fonda dolandırıldı. Bu asrın dolandırıcılığı. Siyasetten isimlerle anılan fon yöneticileri var. Kendileri için yerli ve milli bir ponzi alanı tanımlamışlar ve orada kendi kendilerine şakalaşa şakalaşa milletin geleceğini kararttılar. Madoff 'ta yapıldığı gibi geriye gitmek lazım. Kapalı dönemde kim kazandı? Açık dönemde kim kazandı? Kim ne para koydu, ne kadar koydu? Herkese koyduğu parayı geri verip, orada elde ettiği fahiş karları tahsil edip, fona koyup, ondan sonra fona yatırım yapanlara bölüştürmek lazım. Bu Madoff krizi Amerika'da bu şekilde çözüldü. İki şey oldu. Bir, mağduriyet minimize edildi. İki, benzer facialar, felaketler yaşanmamaya başladı. Çünkü yanına kar kalmayacağını biliyor artık oradaki yatırımcı. Bu konuda Sayın Ümit Özlale'nin imzasıyla 11 ekonomist arkadaşın 4 gündür çalıştıkları 15 maddelik bir kanun teklifini Meclise sunduk. Bütün partilerin incelemesine sunuyoruz. Biz bu kanun teklifini diğer partilerle görüşeceğiz. Kabul edilmesi noktasında 1 Ekim günü Meclis açıldıktan sonra ilk geçirilecek kanun olarak görüşülmesini önereceğiz. Bizim teklifimiz hemen gündeme gelip kanunlaştırılabilir.

Kaynak: Ekonomim
İlgili Haberler
Borsa İcra dosyalarında usulsüzlük iddiası: 4 şüpheli tutuklandı Ekonomim · 39 dk önce Borsa BİM 2 EKİM 2026 AKTÜEL KATALOĞU YAYINLANDI: BİM'de Bu Hafta Neler İndirimde? 2 Ekim BİM Aktüel Ürünler Kataloğu CNN Türk Para · 44 dk önce Borsa İrlanda Milli Futbol Takımı İsrail'in milli marşı okunurken topluca yere baktı Ekonomim · 48 dk önce Borsa Trump'tan harita paylaşımı: Hürmüz Boğazı'na yeni isim verdi Ekonomim · 54 dk önce Borsa Son dakika Tedbir kararlarının ardından Astor Enerji’den (ASTOR) açıklama Ekonomim · 1 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.