26 Eylül 2026, Cumartesi · 11:52 Piyasalar Kapalı
borsapanel.com Borsanın nabzı, tek panelde.
Abone Ol

Tehdidin ve gündemin kayması: Durumun değişmesi

Amerika, İsrail ve İran arasındaki savaş, yaklaşık 7 aydır süren bir çatışmanın ardından, ABD'de 3 Kasım 2026 ara seçimine girilmesiyle birlikte tempo kaybetmiş görünüyor. Bu, barış değil; takvim. Trump'ın BM Genel Kurul…


İki çözülmemiş düğüm: Hürmüz ve nükleer madde

Masa kurulmuş, memorandum imzalanmış, sonra çökmüştür. Haziran'daki 14 maddelik çerçeve, 60 günlük müzakere penceresini açmış; Hürmüz'ün açılması, ablukanın kalkması, yaptırımların takvime bağlanması ve zenginleştirilmiş uranyum stokunun tasfiyesi gibi başlıkları ertelemiştir. Pencere kapanmış, ablukalar ve sınırlı vuruşlar geri gelmiştir. Bugün masada duran iki mesele hâlâ aynıdır: Hürmüz Boğazı'nın fiilî statüsü ve nükleer malzemenin akıbeti. Trump'ın "anlaşma ya da imha" ikilemi bu iki düğüme bağlıdır. İran ise "güç dilini kabul etmeden müzakere" çizgisini korumaktadır. Kürsüde söylenenler, kulislerdeki dolaylı temasları iptal etmemiştir; Witkoff–Kushner hattı ile Arakçı heyetinin New York'taki görüşmesi bunun kanıtıdır. Temas vardır. Çözüm yoktur.


Ekonomik savaş durmuyor; İran ayakta kalmayı zafer diye anlatıyor

Amerika'nın ablukası, yaptırımları ve "ekonomik dışlama" kampanyası devam etmektedir. Bunlar yok sayılamaz. İran ekonomisi daralmakta, riyal tarihî dip seviyelerde seyretmekte, enflasyon yüksek kalmakta, yakıt ve döviz sıkışması içeride gerilimi büyütmektedir. IMF projeksiyonları derin bir resesyonu işaret eder. Buna rağmen Tahran'ın dünyaya verdiği mesaj doğaldır: Yıkılmadık, vatanı koruduk, Amerika'yı yendik. Bu söylem, askerî olarak "zafer" iddiası değildir; rejim sürekliliğinin propaganda dilidir. Pezeşkiyan'ın BM'de "diz çökmedik" demesi, (haklı olarak) Minab okul görüntülerini göstermesi ve "terörün mağduru biziz" çizgisi, içerideki sıkışmayı dışarıya direnç olarak anlatma çabasıdır. Stratejik gerçeklik başka yerdedir: İran yıkılmamıştır, fakat ekonomik ve toplumsal maliyet birikmektedir. Birikim, henüz rejim kırılması üretmemiştir. Bu, "hiçbir şey yapılmıyor" anlamına gelmez. Ekonomik harp sürer.


Tehdidin kayması: Körfez'den Kızıldeniz'e, Hürmüz'den Husi'ye

Asıl yön değişikliği İran anakarasında değil, çevresindedir. Hürmüz'ün kısmen tıkandığı bir ortamda enerji ve ticaret koridoru doğu-batı hattına, yani Kızıldeniz–Babülmendep–Yanbu eksenine kaymıştır. Bu kayma, Suudi Arabistan'ı merkeze almıştır. Husi hareketi, Yemen'in Kızıldeniz kıyısını ve stratejik adaları ele geçirerek hem Körfez hem Kızıldeniz'i aynı tehdit çemberine sokmuştur. Suudi enerji tesislerine, güney şehirlerine, Yanbu'ya ve hatta Mekke hava sahasına yönelik saldırılar, konuyu "İran'a karşı savaş" olmaktan çıkarıp "Körfez güvenlik mimarisi"ne taşımıştır. İsrail ve Amerika seçim takvimine yönelirken İran yaralarını sarıyor; vekil unsur ise Suudi Arabistan'ı hedef alarak savaşı üçüncü bir alana yayıyor. Riyad bu noktada yalnızca kendini savunmuyor; petrol-gaz akışı ve küresel ticaretin sürekliliği bakımından sorumluluk üstlenmek zorunda kalıyor. Bu, tercih değil, coğrafyanın dayattığı yüklemedir.


Mekke Anlaşması masada

7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzalanan Suudi Arabistan–Türkiye–Pakistan ortak savunma düzenlemesi, "birine saldırı hepsine saldırıdır" hükmüyle kâğıt üzerinde duruyordu. Husi tırmanışı bu hükmü test etmeye başladı. BM Genel Kurulu kulisinde 3 dışişleri bakanının New York'ta bir araya gelmesi ve genelkurmay başkanlarının acil toplantısının kararlaştırılması, anlaşmanın hızlandığını gösterir. Mekke, ABD şemsiyesini de iptal etmez. Fakat Hürmüz tıkandığında ve Kızıldeniz ikinci cephe olduğunda, enerji koridorunu savunan 3 başkentin ortak caydırıcılık arayışı anlamlıdır. Türkiye'nin burada rolü "hamaset ortaklığı" değildir; Boğazlar, Doğu Akdeniz, savunma sanayii ve diplomatik arabuluculuk kapasitesinin aynı masaya oturmasıdır. Anlaşma henüz tam kurumlaşmamış, üzerinde çalışmalar sürmektedir. Testi yeni başlamıştır.


BM Genel Kurulu: Kürsü gürültüsü, kulis diplomasisi

Dünya gündemi bir anda New York'a kilitlendi. Savaşan taraflar kürsüden konuştu. Trump "anlaşma ya da imha" dedi; İran "diz çökmeyiz, güç dilini kabul etmeyiz" dedi; Netanyahu salonu boşaltan delegasyonlara rağmen kendince İran ve Gazze hattını savundu. Türkiye hem BM reformunu hem Filistin dosyasını hem Hürmüz'ün açılması ihtiyacını dile getirdi. New York'ta Türk Evi yine aktif kullanıldı. Hepsine bakıldığında soralım: BM'de sonuç değişti mi? Hayır. Genel Kurul karar üretmez; meşruiyet ve algı üretir. Asıl iş, ikili ve çok taraflı görüşmelerde yürüdü. Trump'ın ülkeleri bir masa etrafında toplaması, İran ve vekil unsurlar, Suudi durumu, İsrail–Gazze–Filistin başlıklarının aynı haftaya yığılması tesadüf değildir. Kürsüde herkes kendi iç kamuoyuna konuştu. Kulislerde ise Hürmüz, yaptırım takvimi ve ateşkes fiyatı konuşuldu. Bu ikilik, 5. kuşak savaşın doğal görünümüdür: Söz başka, pazarlık başka.


Daha dikkat çekici tablo: Şi BM'ye değil, Trump'ın evine geldi

Çin devlet başkanının Genel Kurul'a katılmaması, buna karşılık Trump'ın davetlisi olarak Washington'da bulunması, BM haftasının asıl jeopolitik fotoğrafıdır. 3 günlük resmî ziyaret, dostane görüntüler, devlet ziyafet sofrası, teknoloji ve finans şirketlerinin sahiplerinin aynı masada yer alması, ticaret ateşkesinin yalnızca 2 ay uzatılması… Görüntü sıcak, içerik ince. Tayvan, yapay zekâ, İran savaşı ve Ukrayna kapalı kapılar ardında geçti; kamuoyuna panda ve granit kaldı. Bu, büyük güç rekabetinin "şova bağlanmış yönetilebilir gerilim" hâlidir. Çin'in Hürmüz ve İran hattındaki dolaylı ağırlığı, Washington'un Tahran'a uyguladığı ekonomik kuşatmanın etkinliğini doğrudan etkiler. Şi'nin New York'ta değil Beyaz Saray'da olması, BM sisteminin kriz yönetemediği bir dönemde asıl pazarlığın iki büyük ekonomi arasında kurulduğunu gösterir.


Sonuç değişmedi; durum değişti

Savaşın çözülmemiş iki sorunu duruyor: Hürmüz ve nükleer madde. Amerika seçim öncesi zamanı kendi lehine fiyatlamak istiyor; İran aynı zamanı rejim sürekliliği ve vekil unsurlara kaydırılmış baskı için kullanıyor. Körfez'deki ağırlık merkezi Suudi Arabistan'a, tehdit ise Husi hattı üzerinden Kızıldeniz'e kaydı. Mekke Anlaşması bu kaymanın kurumsal cevabı olma yoluna girdi. BM kürsüsü hakikati ilan etmedi; tarafların anlatısını kayıt altına aldı. Trump–Şi tablosu ise asıl güç dengesinin hâlâ büyükler arasında kurulduğunu hatırlattı.

Tezim şu: Klasik zafer yoktur, stratejik durum değişikliği vardır. Şimdi ölçülecek olan, Hürmüz'ün fiilen açılıp açılmayacağı, nükleer stokun denetlenebilir bir formüle bağlanıp bağlanamayacağı ve Husi tırmanışının Mekke üçlüsünü fiilî caydırıcılığa geçirip geçirmeyeceğidir. Seçim takvimi bu 3 soruyu erteleyebilir; iptal edemez.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

Hakkında daha ayrıntılı: DONALD TRUMPŞİ CİNPİNGABDÇİNHÜRMÜZ BOĞAZI

DAHA FAZLA HABER OKU

ÇEVRE

TÜRKİYE'DEN SESLER

Prof. Dr. Mustafa Öztürk Adana Seyhan'da sulama kanalında mikroplastik ve kimyasal atık kirliliği

TÜRKİYE'DEN SESLER

Dr. Osman Gazi Kandemir Deniz harbi nereye gidiyor? Çin'in yeni hamlesi ne anlatıyor?

TÜRKİYE'DEN SESLER

Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz Küreselleşmeyi kim yönetiyor? Musk, Acemoğlu ve Berlin'den yükselen yeni ses

röportaj

TÜRKİYE'DEN SESLER

Zeynep Karaca Oğulcan Kütük: Bazen ülkenin senden uzaklaştığını hissedebiliyorsun

İlgili Haberler
Borsa İran'dan 7 günlük ateşkes teklifi, Trump'tan ret: Gözler kasım ayına çevrildi Ekonomim · 2 saat önce Borsa Trump İran'ın teklifini reddetti Finans Gündem (ing) · 2 saat önce Makroekonomi Trump'ın ekonomi sınavında "5" rakamı! 'Bir kabus haline geliyor' CNBC-e · 2 saat önce Makroekonomi WSJ: Trump, İran'ın 7 günlük ateşkes teklifini reddetti Ekonomist · 2 saat önce Borsa İran, Hürmüz Boğazı teklifine ABD'den resmi yanıt bekliyor Foreks · 2 saat önce

Yorumlar (0)

Giriş yaparak yorum yazabilirsin.

İlk yorumu sen yaz.