Yeni yasama yılının başlayacağı 1 Ekim öncesinde ihracat dünyasının gözü meclise ve açıklanması beklenen teşvik düzenlemelerine çevrildi. Yüksek maliyetler ve küresel rekabet baskısı altındaki imalatçı ihracatçılar, döviz dönüşümde desteğin yüzde 6 olacağını öngörürken, oranın yüzde 10’a çıkarılmasını talep ediyor.
25 Eylül 2026 00:00 Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!Nurdoğan A. ERGÜN
Yeni yasama döneminin başlamasına sayılı günler kala ekonomi yönetiminin ve meclisin en kritik gündem maddelerinden birini sektörel ve ihracat teşvikleri oluşturacak. Başta ihracatçıların döviz dönüşüm desteği olmak üzere özellikle imalatçı ihracatçıların gözü, 1 Ekim’de açıklanması beklenen yeni teşvik düzenlemelerinde.
Döviz dönüşümde yüzde 6’lık bir oran beklenirken, ortak talep, oranın en az yüzde 10’a yükseltilmesi yönünde. Dış ticaret fazlası veren ve emek yoğun çalışan sektörlerin temsilcileri, pozitif ayrımcılık yapılması çağrısında bulunurken, kimya, maden, elektrik-elektronik gibi sektör temsilcileri, tüm sektörlere aynı oranda destek verilmesi gerektiğini düşünüyor.
Ortak talep ise yüzde 10. 1 Ekim itibarıyla mevcut uygulamadaki döviz alımına ilişkin kısıtların yerine firmaların döviz pozisyonunu esas alan yeni bir modele de geçilecek. Buna göre, sektörlerin farklı döviz kullanım ihtiyaçlarının yanı sıra net döviz kazandırma kapasitelerinin, yarattıkları yerli katma değerin ve istihdam kapasitelerinin de dikkate alınması bekleniyor. 1 Ekim düzenlemesinde döviz dönüşüm desteğinin yanı sıra reeskont kredi faizlerinin düşürülmesi, SGK prim teşvikleri ve girdi maliyetlerini azaltacak vergi indirimleri de talep ediliyor.
“İki katına çıkacak” ne anlama geliyor?
Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yürütülen ve firmaların yurt dışı kaynaklı dövizlerinin Türk lirasına dönüşümünü destekleyen uygulama kapsamında, destek oranı ilk kez Ocak 2023 tarihinde yüzde 2’den yüzde 3’e yükseltildi. Ağustos 2024’te tekrar yüzde 2 olarak uygulanmaya başlanırken, bu yılın ağustos ayında yeniden yüzde 3’e çıkarıldı ve destek süresi 31 Ocak 2027 tarihine kadar uzatıldı. Geçtiğimiz haftalarda Ticaret Bakanı’nın oranın iki katına çıkacağı yönündeki bir açıklaması ise ihracatçı tarafında “Yüzde 2’nin iki katı mı, yoksa geçici oran yüzde 3’ün iki katı mı?” olacak sorununu gündeme getirirken, ağırlıklı beklenti yüzde 6 olacağı yönünde.
Öte yandan İstanbul Kimya ve Kimyevi Maddeler İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı İbrahim Vefa Aracı, “Döviz dönüşüm desteğinin uzatılmasını ve en az 2 puan daha yükseltilmesini bekliyoruz” derken, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Başkanı Metin Çekiç, pakette döviz dönüşüm desteğinde oranı yüzde 10 olarak talep ettiklerini belirterek, “Sektörel ayrım yapılması yönündeki taleplere katılmıyoruz. İhracata çalışan tüm sektörler için döviz dönüşümü kıymetli ve oranlar aynı olmalı” dedi.
“Sıcak paraya verilen desteğin yarısı ihracatçıya verilsin”
Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, beklenen yeni teşvik paketinde döviz dönüşüm desteğinin yüzde 10’a çıkarılması gerektiğini vurguladı. Kıvanç, özellikle hazır giyim ve emek yoğun alanlarda üretimin, istihdamın ve ihracatın korunması için acil adımlar atılması gerektiğine dikkat çekti. Döviz dönüşüm desteğinde yüzde 10 beklentilerinin sürdüğünü belirten Kıvanç, “Çin ihracatçısına yüzde 13 döviz dönüşüm desteği veriyor ve dünyanın en büyük döviz rezervine sahip.
Bizde ise carry trade ile gelen sıcak paraya yıllık yüzde 25- 30 net getiri sağlanıyor. Carry trade’e verilen paranın yüzde 50’si ihracatçımıza verilsin. Ülkede kalıcı döviz kalsın, üretim ve istihdam sağlansın” dedi. Yüzde 40-50 seviyesindeki faiz ortamında sanayicilik yapmanın imkânsız hale geldiğini dile getiren Kıvanç, sanayicinin tüm kazancını faize verdiğini, buna karşın faiz geliri elde eden tarafın avantajlı konumda olduğunu belirterek erken sanayisizleşme riskine işaret etti.
“Yeni teşvik paketi kritik önem taşıyor”
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Şişman, tekstil sektörünün yükselen işçilik, enerji, finansman ve ham madde maliyetleri nedeniyle küresel rekabetçilikte zorlandığını belirterek, sektörün dönüşümü ve üretimin korunması için güçlü destek mekanizmalarına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Şişman, mevcut yüzde 3 seviyesindeki döviz dönüşüm desteğinin emek yoğun sektörler için en az yüzde 10’a çıkarılması gerektiğini belirtti. Sağlanacak desteklerin karşılığının istihdamın korunması, yatırımların sürmesi ve ihracat gücünün pekişmesiyle verileceğini belirten Şişman, yeni teşvik paketinin sektör için kritik önem taşıdığını ifade etti.
“Destek verilirse 2027’de hızlı toparlanırız”
İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Paşahan, artan maliyetler ve düşük kur, yüksek faiz politikası nedeniyle sektörün küresel pazarlardaki rekabet gücünün zayıfladığını vurguladı. 2022 yılında 21,2 milyar dolarla rekor kıran hazır giyim ihracatının, 2025’te 16,8 milyar dolara gerilediğini belirten Paşahan, 2026 yılının ilk 8 ayında da yüzde 2,2’lik düşüşle yaklaşık 11 milyar dolarlık ihracat yapıldığını ve daralmanın sürdüğünü ifade etti.
2025 gibi zorlu bir yılda bile ülkeye 12,5 milyar dolar net döviz kazandıran sektöre pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini belirten Paşahan, “Dış ticaret fazlası veren hazır giyim gibi sektörlerde döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3’ten yüzde 10’a yükseltilmeli” dedi. Paşahan, talep ve beklentilerin karşılanması halinde sektörün 2027’de hızlı bir toparlanma sürecine gireceğini ve 2030 yılında yeniden eski gücüne kavuşacağını söyledi.
“Teşviklerde niceliğe değil rekabete odaklanılmalı”
“İhracatçı artık sadece pazar bulmakta değil, o pazarda rekabet edebilmekte zorlanıyor. Üretim, işçilik, enerji ve finansman maliyetlerindeki artış, özellikle imalatçı ihracatçımızın fiyat tutturmasını güçleştiriyor” diyen İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Özkan, bu nedenle yeni dönemde ihracat teşviklerinde artık nicelikten çok rekabet gücünü korumaya odaklanılması gerektiğini söyledi.
Üretim yapan, istihdam sağlayan ve ülkeye döviz kazandıran firmayı daha güçlü desteklemeden ihracat hedeflerini sürdürülebilir şekilde büyütmenin mümkün olmayacağını ifade eden Özkan, şöyle devam etti: “En somut beklentimiz, döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3’ten en az yüzde 5 olmak üzere çıkarılması. Ancak bu tek başına yeterli değil. Finansman maliyetlerini düşüren, enerji ve istihdam üzerindeki yükü azaltan, fuar ve tanıtım faaliyetlerini güçlendiren daha bütüncül bir destek mekanizmasına ihtiyacımız var..”
“İmalatçı ihracatçıyı koruyacak ilave teşviklere ihtiyaç var”
Döviz kurunda artışın enflasyonun gerisinde kalması, artan üretim maliyetleri ve yüksek finansman giderlerinin, imalatçı-ihracatçının rekabet gücünü ve kârlılığını ciddi ölçüde zayıflattığını söyleyen İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Başkanı Kazım Taycı, “Bu nedenle, döviz dönüşüm desteğinin en az yüzde 10 seviyesine yükseltilmesine, işletme sermayesini güçlendirecek, Ar-Ge, inovasyon ve yatırımlarını destekleyecek uygun faizli ve uzun vadeli finansman imkânlarının artırılmasına ihtiyaç var. Üretim ve istihdamın sürdürülebilirliği açısından işveren SGK primleri ile istihdam üzerindeki vergi yüklerinde imalatçı-ihracatçılara yönelik ilave teşviklerin hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor, bu ihracatçıyı korur” dedi.
“Oran artışı en kritik itici gücümüz olacak”
İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Teoman Durukan, “1 Ekim’de başlayacak yeni yasama döneminde; yüksek katma değer ve net döviz girdisi sağlayan su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörümüzün hammadde, enerji ve lojistik gibi yüksek girdi maliyetlerini dengeleyecek teşviklerin hayata geçirilmesini bekliyoruz. Üretim kapasitemizi korumak ve ihracatımızı artırmak adına döviz dönüşüm desteği oranının en az yüzde 6 seviyesine çıkarılması, sektörümüzün yeni dönem hedeflerine ulaşmasında en kritik itici güç olacak” diye konuştu.
“Eximbank finansmanı da erişilebilir olmalı”
İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Semih Ergüder, en önemli beklentilerini, rekabet gücünü artıracak güçlü ve kalıcı desteklerin hayata geçirilmesi şeklinde özetledi. Ergüder, “Özellikle döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3’ten en az yüzde 6’ya çıkarılması gerekiyor.
Kuruyemiş ve kuru meyve gibi hammadde maliyetleri yüksek, uluslararası rekabetin yoğun olduğu sektörlerde ihracatçının finansman maliyetleri ve kur baskısı her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Bu nedenle yalnızca döviz dönüşüm desteğinin artırılması değil, Eximbank finansmanının daha uygun maliyetli ve erişilebilir hale getirilmesi de kritik. Beklentimiz, yeni dönemde ihracatçının üzerindeki finansman yükünü azaltacak daha güçlü bir destek paketinin devreye alınması” ifadelerini kullandı.
“Kalıcı ve öngörülebilir düzenlemeler yapılmalı"
İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cevdet Çekok, “Yeni yasama döneminden en önemli beklentimiz, yaş meyve-sebze sektörünün üretimden ihracata uzanan tüm sürecini destekleyecek kalıcı ve öngörülebilir düzenlemelerin hayata geçirilmesi ” dedi.
Bu kapsamda, ihracat bedellerinin Türk lirasına dönüşümünde uygulanan mevcut yüzde 3 desteğin en az yüzde 6’ya çıkarılmasını talep eden Çekok, “Eximbank kredilerinin sektörün sezonluk yapısına uygun, düşük maliyetli ve erişilebilir hâle getirilmesini bekliyoruz. Ayrıca İGE AŞ kefalet mekanizmasının daha etkin çalıştırılması, ihracat desteklerinin ön finansman modeliyle sunulması ve başvuru ile ödeme süreçlerinin hızlandırılması önemli katkı sağlayacak” diye konuştu.
“Üretici ve ihracatçının rekabet gücü korunmalı”
Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkanı Ömer Karadeniz, yeni yasama döneminde ekonomi yönetimi ve TBMM’den üretici ile ihracatçının rekabet gücünü artıracak adımlar beklediklerini açıkladı. Türkiye’nin ihracat hedeflerine ulaşması için maliyet yapılarının iyileştirilmesi gerektiğini belirten Karadeniz, özellikle döviz dönüşüm desteğinin güçlendirilmesini talep etti.
Sektörde hammadde, enerji, finansmana erişim ve kur-enflasyon dengesinin doğrudan belirleyici olduğuna dikkat çeken Karadeniz, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kur riski yönetimi, vergi iadeleri ve finansmana erişim konularında Çin’deki gibi bütüncül bir destek modeli Türkiye'de de hayata geçirilmeli. Merkez Bankası’na yapılan döviz satışları karşılığında sağlanan desteğin artırılması firmalar üzerindeki maliyet baskısını hafifletecektir.”
“Üretimi güçlendirecek düzenlemeler bekliyoruz”
Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, imalat sanayiinin son 3,5 yıldır daraldığını ve ayakkabı sektörünün bu süreçten en fazla etkilenen alanların başında geldiğini belirtti. 2023 yılından bu yana sektörde yüzlerce fabrika ve atölyenin kapandığını söyleyen İçten, istihdamın yaklaşık yüzde 40’ının kaybedildiğine dikkat çekti.
İçten, sanayi üretiminin ekonomik bağımsızlık ve ulusal güvenlik açısından stratejik önem taşıdığını söyleyerek, “Ayakkabı gibi emek yoğun sektörlere pozitif ayrımcılık yapılarak döviz dönüşüm desteği yüzde 10’a çıkarılmalı” dedi. Ticaret Bakanlığı’nın mikrofiber suni deri ithalatında ilave gümrük vergisini sıfırlamasını olumlu karşıladıklarını belirten İçten, hammadde ve yan sanayide vergi muafiyeti bekledikleri 7-8 kalem malzemenin daha bulunduğunu, bu vergilerin kaldırılması halinde üretim maliyetlerinin en az yüzde 25 ucuzlayarak rekabet gücünün artacağını ifade etti.
“Prim oranı kadar uygulama koşulları da önemli”
Türkiye beyaz eşya sektörünün, sağladığı net döviz girdisi, yüksek katma değer ve yarattığı istihdamla ülke ekonomisinin amiral gemilerinden biri olduğunu söyleyen TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, sektördeki gerilemeye işaret ederek 2026’nın ilk 7 ayında ihracatın %19, üretimin %15, iç satışların %6 gerilediğini kaydetti. Şengül, şunları söyledi: “Bu gelişmeler, rekabet gücünü destekleyen mekanizmaların daha etkin ve erişilebilir hale gelmesini önemli kılıyor. Döviz dönüşüm desteği de bu araçlardan biri. Prim oranının artırılacağı yönündeki açıklamalar olumlu.
Ancak desteğin etkinliği açısından prim oranı kadar uygulama koşulları da önemli. 1 Ekim itibarıyla mevcut uygulamadaki döviz alımına ilişkin kısıtların yerine firmaların döviz pozisyonunu esas alan yeni bir modele geçilecek olması bu açıdan önemli bir değişiklik. Yeni sistemin uygulama koşulları belirlenirken sektörlerin farklı döviz kullanım ihtiyaçlarının yanı sıra net döviz kazandırma kapasitelerinin, yarattıkları yerli katma değerin ve istihdam kapasitelerinin de dikkate alınmasını önemsiyoruz. Beyaz eşya sektörü de yüksek net döviz kazandırma kapasitesi, güçlü yerli katma değeri ve yüksek istihdamıyla bu özellikleri taşıyan sektörlerden biri. Bu nedenle sektörümüzün yeni modelden etkin biçimde yararlanabilmesini bekliyoruz.”
Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.