YAYIN TARİHİ, 24 Eylül 2026 16:30
- Güçlü ABD verileri, şahin Fed ve yükselen tahvil faizleri doları yeniden güçlendirdi. Yıl başından bu yana yüzde 6 yükselen dolar, ABD Hazinesi’nin döviz ve tahvil piyasalarındaki müdahalelerinin etkinliğini de tartışmaya açtı.
Güçlü ABD ekonomik verileri, şahin ABD Merkez Bankası (Fed) ve yükselen tahvil getirilerinin desteğiyle doların yükselişi ivme kazandı.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekonomi, iş dünyası, piyasalar ile ilgili en güvenilir ve en detaylı haberlere en hızlı şekilde ulaşın. + EkleDolar endeksi geçen yıl yüzde 10 gerileyerek 2017'den bu yana en kötü yıllık performansını göstermiş ve bu yıl da düşüşünü sürdürmesi beklenmişti. Endeks ocak sonunda dört yılın en düşük seviyesine kadar geriledi.
Ancak dolar daha sonra yönünü değiştirdi ve o tarihten bu yana yaklaşık yüzde 6 yükseldi. Reuters köşe yazarı Jamie McGeever'ın analizine göre, para birimindeki yükselişin devam etmesi olası görünüyor.
HSBC analistleri de çarşamba günü yaptıkları değerlendirmede doların artık “değer kaybı” endişesinden kurtulduğunu belirtti.
“Doların değer kaybı” hikayesi zayıflıyor
Doların son dönemdeki yükselişi, geçen yıl piyasaların gündemine giren “doların değer kaybı” anlatısını da zayıflatıyor.
Yabancı yatırımcıların dolardan uzaklaşacağı beklentisinin gerçekleşmemesi, ABD yönetimi açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak güçlü dolar, Trump yönetiminin bazı temel ekonomik hedefleriyle de çelişiyor.
ABD yönetiminin Amerikan imalatını canlandırma ve yüksek ticaret açığını azaltma hedefleri, daha rekabetçi bir kur seviyesini gerektiriyor. Bunun yanı sıra doların yükselişinde etkili olan tahvil faizlerindeki artış, ABD Hazinesi'nin borçlanma maliyetlerini düşürme hedefinin tam tersine işaret ediyor.
Gözler ABD Hazinesi'nin müdahalelerinde
Dolar ve tahvil getirilerindeki hareket, Hazine Bakanı Scott Bessent'in bu yıl döviz ve tahvil piyasalarına yönelik müdahalelerinin ne kadar etkili olduğunu da gündeme taşıdı.
ABD Hazinesi, temmuz sonunda Japon yetkililerle birlikte yen karşısında hızla güçlenen doları sakinleştirmek için harekete geçti.
Bessent yaklaşık üç hafta sonra ise uzun vadeli ABD borçlanma maliyetlerine odaklandı ve Hazine'nin planlanan uzun vadeli tahvil geri alımlarının büyüklüğünü artıracağını açıkladı. Piyasa katılımcılarının büyük bölümü bu adımı uzun vadeli tahvil getirilerini düşürme çabası olarak değerlendirdi.
Bessent daha önce bu adımları savunurken, piyasalara ilişkin sahip olduğu bilgi avantajına dikkat çekerek yatırımcıların kendisine karşı pozisyon alabileceğini söylemişti.
Yen yeniden 160 seviyesine yaklaştı
Ancak Reuters'a göre yatırımcıların Bessent'in politikalarına karşı pozisyon aldığı görülüyor.
Japon yeni, dolar karşısında yeniden 160 seviyesine yaklaşarak daha önce müdahale bölgesi olarak görülen seviyelere geri döndü.
Aynı dönemde uzun vadeli ABD Hazine tahvillerinin getirileri de 22 yılın en yüksek seviyesine çıktı.
Bu gelişmeler, yaklaşık 30 trilyon dolarlık ABD Hazine piyasası ve günlük işlem hacmi 10 trilyon dolara ulaşan küresel döviz piyasasında hükümetlerin sınırlı müdahalelerle kalıcı sonuç elde etmesinin ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor.
Büyük müdahaleler tarih boyunca daha etkili oldu
Reuters analizine göre geçmişte başarılı olan piyasa müdahalelerinin ortak noktalarından biri, büyük ölçekli ve çoğu zaman çok taraflı olmalarıydı.
1985'te dünyanın önde gelen merkez bankalarının aşırı değerlenen doları zayıflatmak amacıyla gerçekleştirdiği Plaza Anlaşması, doların sert biçimde değer kaybetmesine yol açtı. İki yıl sonra ise Louvre Anlaşması ile bu düşüşün yavaşlatılması hedeflendi.
Benzer şekilde, 2000 yılında avroyu desteklemek amacıyla gerçekleştirilen koordineli müdahaleler de para biriminin tarihindeki en düşük seviyelerden toparlanmasına katkı sağladı.
Tahvil getirilerini yönetmek amacıyla kullanılan niceliksel genişleme politikalarında da benzer şekilde büyük ölçek önemli oldu. Japonya Merkez Bankası ve Fed'in uyguladığı programlar trilyonlarca dolarlık ve yenlik likidite sağlanmasını gerektirdi.
“Doları satmanın önündeki engel faiz farkları”
Standard Chartered'dan Steven Englander, doların yükselişindeki temel değişime dikkat çekti.
Englander'a göre yılın başında doların önündeki en büyük engel “değer kaybı” korkusuyken, bugün doları satmanın önündeki en önemli unsur ABD'deki cazip nominal ve reel faiz farkları.
Doların yılın başındaki dört yıllık dip seviyesinden hızlı biçimde toparlanmasıyla birlikte “doların değer kaybı” anlatısı da zayıfladı.
Reuters analizine göre piyasanın odağında artık doların değer kaybı ihtimalinden çok, ABD tahvillerinin sunduğu yüksek getiriler bulunuyor.
ABD Hazinesi'nin piyasaları yönlendirme çabaları ise doların güçlenmesi ve uzun vadeli tahvil faizlerinin yükselmeye devam etmesiyle yeni bir sınavla karşı karşıya.
POPÜLER HABERLERBir borsa şirketinde daha kayyum kararı: Yönetim TMSF'ye geçti
29 şirket borsada kendi paylarını aldı: İşte hisse geri alım yapan şirketler
SPK'dan fon açıklaması: 131 fondaki yatırımcı sayısı belli oldu
28 şirket borsada kendi paylarını aldı: İşte hisse geri alım yapan şirketler
Axios öne sürdü: Trump'tan Gazze için 2,45 milyar dolarlık iyileştirme planı
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.