YAYINLAMA 24 Eylül 2026 00:00
GÜNCELLEME 24 Eylül 2026 00:20
ABDULLAH SÖNMEZ / KÜTAHYA
Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) ile EKONOMİ Gazetesi iş birliğinde “KUTSO’nun 100. Yılında Sanayinin ve Ticaretinin Yol Haritası” paneli düzenlendi. KUTSO hizmet binasında gerçekleştirilen panelin açılış konuşmasını KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat gerçekleştirdi. EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ile EKONOMİ Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın konuşmacı olarak yer aldığı toplantıda; küresel ticarette değişen dengeler, Çin’in üretim gücü, Türkiye’nin sanayi politikası, finansman ve maliyet baskısı, Orta Vadeli Program, ihracat pazarları ve Kütahya ekonomisinin gelecek dönem yol haritası ele alındı. KUTSO yönetim kurulu üyeleri ile EKONOMİ Gazetesi Eskişehir Bölge Temsilcisi Ali Baş’ın katıldığı toplantıya bölge iş dünyası ve sanayicileri yoğun ilgi gösterdi.
“Asıl meselemiz Kütahya ekonomisini ikinci yüzyıla hazırlamak”
KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, odanın 100’üncü yılında Kütahya sanayisi ile ticaretinin geleceğini konuşmanın özel bir anlam taşıdığını söyledi. KUTSO’nun geride bıraktığı yüzyıl boyunca ekonomik krizlere, yüksek enflasyon dönemlerine, kur dalgalanmalarına, teknolojik dönüşümlere ve küresel ekonomide yaşanan büyük değişimlere tanıklık ettiğini belirten Güral Argat, tüm bu süreçlere rağmen kentte üretimin, ticaretin ve girişimciliğin devam ettiğini dile getirdi.
Güral Argat, “Bugün yalnızca önümüzdeki birkaç ayı konuşmuyoruz. Asıl meselemiz, Kütahya ekonomisinin ikinci yüzyılına nasıl hazırlanacağıdır. KUTSO’nun ilk yüzyılı, Kütahya’nın üretim tarihinin önemli bir parçası oldu. İkinci yüzyılın ise daha rekabetçi, ekonomik yapısı daha çeşitli, daha yüksek katma değer üreten ve dünyaya çok daha fazla açılan bir Kütahya’nın hikâyesi olmasını arzu ediyoruz. Bu hedefe ulaşabilmek için mevcut koşulları doğru okumalı, karşı karşıya olduğumuz risklerin yanında yeni gelişme alanlarını da belirlemeliyiz” dedi.
“Belirsizlik hareketsizliğin gerekçesi olamaz”
İş dünyasının zorlu bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Güral Argat, finansman koşullarının sıkılığını koruduğunu, maliyetlerin yüksek seyrettiğini ve iç talepteki yavaşlamanın işletmeler tarafından hissedildiğini aktardı. İhracat pazarlarında rekabetin sertleştiğini kaydeden Güral Argat, jeopolitik risklerin, enerji maliyetlerinin ve küresel ticarette yeniden yükselen korumacılığın sanayicinin önündeki belirsizlikleri artırdığını ifade etti.
Belirsizliğin yatırım, üretim ve dönüşüm kararlarının ertelenmesine neden olmaması gerektiğini vurgulayan Güral Argat, “Sanayi ve ticaret hiçbir zaman bütün değişkenlerin belli olduğu bir ortamda yapılmadı. İş erbabının mahareti, geleceği eksiksiz biçimde tahmin etmek değil, farklı geleceklere karşı hazırlıklı olabilmektir. Faizin ne zaman ve ne kadar ineceğini, kurun nereye gideceğini ve küresel talebin hangi hızla toparlanacağını elbette yakından takip edeceğiz. Ancak Kütahya’nın geleceğini yalnızca bu soruların cevaplarına bırakamayız. Belirsizliğin geçmesini beklemek yerine, belirsizliğe rağmen güçlenmek zorundayız” diye konuştu.
“Bilanço ve nakit akışı korunmalı”
Kütahya ekonomisinin önündeki görevleri dört ana başlık altında sıralayan Güral Argat, ilk olarak işletmelerin bilanço ve nakit akışlarını korumaları gerektiğini söyledi. İçinde bulunulan dönemde büyümenin yanında sağlıklı büyümenin de önem kazandığını ifade eden Güral Argat, şirketlerin finansman kararlarında, stok yönetiminde ve yatırım planlamasında daha seçici ve disiplinli hareket etmek zorunda olduğunu bildirdi. İşletmelerin yalnızca satış ve ciro artışına odaklanmasının yeterli olmayacağını belirten Güral Argat, finansman maliyetlerinin yükseldiği, talebin yavaşladığı ve ihracat pazarlarında rekabetin güçleştiği bir ortamda mali yapının dayanıklılığının öncelikli hale geldiğini kaydetti. Güral Argat, firmaların kısa vadeli gelişmelere göre değil, farklı ekonomik senaryoları dikkate alan bir anlayışla karar vermesinin önem taşıdığını dile getirdi.
“Teknoloji yatırımı ertelenmemeli”
İkinci temel başlığın verimlilik olduğuna işaret eden Güral Argat, maliyet baskısı nedeniyle teknoloji, dijitalleşme ve enerji verimliliği yatırımlarının ertelenmesinin uzun vadede işletmelerin rekabet gücünü zayıflatabileceğini söyledi. Zorlu dönemlerde firmaları rakiplerinden ayıracak unsurların bu yatırımlar olduğunu vurgulayan Güral Argat, daha az kaynak kullanarak daha yüksek katma değer üretmenin yollarının bulunması gerektiğini ifade etti.
Güral Argat, “Maliyetler yüksek diye teknoloji yatırımını, dijitalleşmeyi ve enerji verimliliğini ertelemek kolaydır. Oysa böyle dönemlerde bizi rakiplerimizden ayıracak olan tam da bu yatırımlardır. Firmalarımızın üretim süreçlerini gözden geçirmesi, kaynak kullanımını daha etkin hale getirmesi ve verimlilik artışını kalıcı bir işletme kültürüne dönüştürmesi gerekiyor. Kütahya’nın üretim kabiliyetini korurken teknolojik yetkinliğini de geliştirmesi, ikinci yüzyıldaki rekabet gücünün temelini oluşturacaktır” ifadelerini kullandı.
Kütahya ekonomisinde sektör ve pazar çeşitliliği artırılacak
Kütahya ekonomisinin tek pazara, tek müşteriye ve sınırlı sayıda sektöre bağımlılığını azaltması gerektiğini kaydeden Güral Argat, kentin güçlü bir üretim geleneğine sahip olduğunu dile getirdi. Seramik, cam, porselen, madencilik ve taş toprağa dayalı sanayilerde ciddi bir bilgi birikimi bulunduğunu belirten Güral Argat, bu güçlü yapının korunacağını ancak ikinci yüzyılda yalnızca mevcut sektörlerin büyümesinin yeterli olmayacağını söyledi.
Kütahya ekonomisinin hem derinleşmesi hem de çeşitlenmesi gerektiğini anlatan Güral Argat, “Mevcut sektörlerimiz sahip olduğumuz sanayi birikiminin temelini oluşturuyor. Bu gücü korumaya ve geliştirmeye devam edeceğiz. Ancak yeni dönemde tek müşteriye, tek pazara veya sınırlı sayıdaki üretim alanına bağlı kalmak işletmelerimizin kırılganlığını artırabilir. Yeni tedarik zincirlerine girmeyi, firmalarımızı farklı sektörlerle buluşturmayı, ihracat pazarlarımızı çeşitlendirmeyi ve Kütahya’nın üretim kabiliyetlerini geleceğin sektörlerine taşımayı son derece önemli buluyoruz” dedi.
Sağlık endüstrileri yeni gelişme alanı olabilir
Kentin yeni dönemde yönelmesi gereken sektörlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güral Argat; ileri malzemeler, otomotiv yan sanayii, savunma sanayiinin alt bileşenleri ve enerji teknolojilerinin Kütahya açısından önemli fırsatlar sunduğunu aktardı. Sağlık endüstrilerinin de yüksek katma değer ve nitelikli istihdam potansiyeliyle kentin yeni gelişme alanlarından biri olabileceğini belirtti.
Güral Argat, medikal ürünlerden sağlık teknolojilerine, sağlık hizmetlerini destekleyen üretim alanlarından yaşam bilimlerine kadar genişleyen bir ekonomik yapı bulunduğuna dikkat çekerek, Kütahya’daki üretim altyapısı ve sanayi kültürünün bu alanlarda değerlendirilebileceğini söyledi. Firmaların mevcut yetkinliklerinin yeni sektörlerin ihtiyaçlarıyla eşleştirilmesi gerektiğini ifade eden Güral Argat, KUTSO’nun işletmeleri farklı tedarik zincirleriyle buluşturmayı öncelikli çalışma alanlarından biri olarak gördüğünü kaydetti.
Kültürel miras ekonomik değere dönüşecek
Kütahya için bir diğer önemli gelişme alanının yaratıcı kültürel endüstriler olduğunu belirten Güral Argat, kentin seramikten çiniye, tasarımdan sanata uzanan güçlü bir kültürel üretim mirasına sahip olduğunu dile getirdi. Bu birikimin yalnızca korunması gereken kültürel bir değer olarak ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Güral Argat, mirasın tasarım, marka ve yaratıcı girişimcilikle ekonomik değer haline getirilebileceğini söyledi.
Güral Argat, “Kültürel üretim mirasımızı tasarım, marka, moda, dijital içerik, turizm ve yaratıcı girişimcilikle birleşen yeni bir ekonomik değer zincirinin başlangıç noktası olarak görmeliyiz. Kütahya’nın önündeki fırsat yalnızca daha fazla üretmek değildir. Tasarlamak, markalaşmak ve fikri katma değer yaratmak da bu sürecin önemli parçalarıdır. Geçmişten gelen üretim birikimimizi çağdaş tasarım ve yeni iş modelleriyle buluşturduğumuzda hem mevcut sektörlerimizi güçlendirebilir hem de yeni girişimlerin önünü açabiliriz” dedi.
“Büyüme birkaç büyük firmanın omuzlarında sürdürülemez”
Kütahya ekonomisinin yol haritasındaki en önemli başlığın birlikte hareket etmek olduğunu söyleyen Güral Argat, kentin büyümesinin yalnızca birkaç büyük işletmenin omuzlarında gerçekleştirilemeyeceğini ifade etti. Büyük şirketler, KOBİ’ler, organize sanayi bölgeleri, üniversiteler ve meslek kuruluşları arasında birbirini besleyen bir üretim ve yenilik ekosistemi kurulması gerektiğinin altını çizdi. Güral Argat, “Birbirimize yalnızca komşu değil; tedarikçi, müşteri, ortak ve çözüm ortağı olabilmeliyiz. Büyük işletmelerimizin oluşturduğu üretim gücünü KOBİ’lerimizin çevikliğiyle, üniversitelerimizin bilgi birikimiyle, organize sanayi bölgelerimizin altyapısıyla ve meslek kuruluşlarımızın koordinasyon kabiliyetiyle birleştirmek durumundayız. Kütahya’nın büyümesi birkaç büyük firmanın omuzlarında gerçekleşemez ve sürdürülemez. Kentteki bütün ekonomik aktörlerin birbirinden güç aldığı kalıcı bir yapı kurmamız gerekiyor” diye konuştu.
Faiz, kur ve küresel talep gibi işletmelerin doğrudan kontrol edemediği değişkenlerin yanında müdahale edebilecekleri geniş bir alan bulunduğunu belirten Güral Argat; daha fazla teknoloji kullanmanın, yeni pazarlara girmenin, yüksek katma değerli sektörlere açılmanın ve insan kaynağını geliştirmenin mümkün olduğunu söyledi. Kültürel mirasın yaratıcı ekonominin parçası haline getirilebileceğini kaydeden Güral Argat, Kütahya’daki işletmelerin birbirleriyle daha fazla ticaret yapmasının kent ekonomisine dayanıklılık kazandıracağını vurguladı.
Hakan Güldağ: Türkiye küresel rekabette üretim gücünü korumalı
EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, küresel ekonomide oyun kurallarının yeniden şekillendiği bir paradigma değişimi yaşandığını belirterek, "Çin'in oluşturduğu rekabet baskısına karşı Türkiye'deki üretim kapasitesinin zayıflamasına izin vermeyecek bir politika geliştirilmesi gerekiyor. Dünyada 1.800 ürünü 100'den fazla ülkeye sürekli ihraç edebilen altı ülkeden biriyiz. Ancak Türkiye'deki 480 bin sanayi işletmesinin 418 bini mikro ölçekli. Bu firmaların tek başına Ar-Ge ve inovasyon kapasitesi oluşturması mümkün değil. Kütahya'daki büyük ve piyasa yapıcı işletmeler, KOBİ'lerin tedarik zincirlerine katılması ve farklı sektörlere açılması açısından önemli bir fırsat sunuyor. Firmaların kümelenmesi, üniversiteler ve diğer kurumlarla ortak akıl geliştirmesi gerekiyor. Avrupa ile ihtiyaç odaklı iş birliklerini artırmalı; standart bir ürün üretip alıcı beklemek yerine müşterinin talebini belirleyen, lojistik maliyetlerini dikkate alan ve çözüm geliştiren bir modele geçmeliyiz" dedi.
Vahap Munyar: OVP'deki enflasyon hedefi daha gerçekçi görünüyor
EKONOMİ Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, Türkiye ekonomisinin 2018'den bu yana izlediği süreci ve Orta Vadeli Program'daki hedefleri değerlendirerek, "Pandemi döneminde işletmelerin uygun faizli kredilerle desteklenmesi ve fabrikaların mümkün olduğunca açık tutulması doğru kararlardı. Sanayicimiz bu dönemde önemli bir atılım yaptı, ihracatımız arttı. Ancak düşük faizli kredi alışkanlığının daha sonra ekonomi politikası haline getirilmesi ciddi sorunlara yol açtı. Yeni OVP'ye baktığımızda özellikle enflasyon hedeflerinin önceki dönemlere göre daha gerçekçi belirlendiğini görüyoruz. Gelecek yıl için daha önce yüzde 16 olarak açıklanan hedefin yüzde 20'ye çıkarılması, mevcut koşullara daha yakın bir yaklaşım ortaya koyuyor. Döviz kurunda kısa sürede çok büyük bir hareket beklenmemeli. Enflasyon hedeflendiği gibi yüzde 20'ler düzeyine gerilerse kurda da buna yakın ve kademeli bir artış görülebilir" diye konuştu.
"Dünkü modeller bugün çalışmıyor"
Dünya üretim ve ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye'nin sanayi stratejisini de yeniden ele alması gerektiğine dikkat çeken Güral Argat, Türkiye'nin bugüne kadar maliyet avantajı, lojistik gücü ve Avrupa Birliği ile ilişkileri sayesinde önemli bir ihracat fırsatı yakaladığını belirtti. Güral Argat, "Dünkü ekonomik model bugün artık çalışmıyor, dünyada bütün kitabın yeniden yazıldığı bir dönemdeyiz. Belki de Türkiye'nin yepyeni bir gözlükle yepyeni bir sanayi stratejisi kurması; ucuz iş gücünde ve düşük maliyetli üretimde ısrar etmemesi gerekiyor. Markasına, tasarımına ve mühendisliğine sahip olmalıyız, Ar-Ge'mizi geliştirmeliyiz. Katma değerli işleri Türkiye'de bırakıp üretim kabiliyetimizi dünyanın herhangi bir yerinde de koruyabilmeliyiz" değerlendirmesinde bulundu.
Güral Argat, Türkiye'nin küresel rekabet koşullarını değerlendirirken Çin'in ölçek ekonomisini ve ABD'nin yeni stratejilerini de dikkate alması gerektiğini vurgulayarak, "Çin'in ölçek ekonomisi bir gerçek. Bunu bilerek ve ABD'nin yeni stratejilerini de görerek, Türkiye kendi geliştirdiği yetkinlikler çerçevesinde nasıl bir sanayi stratejisi ortaya koyacağına karar vermeli. Nelere yatırım yapılacak, nelerden feragat edilecek?" dedi.
"Serbest ticaret anlaşmaları mevcut haliyle yeterli olmuyor"
Dünyada yükselen korumacı politikaların ticaret üzerinde yeni engeller oluşturduğuna da dikkat çeken Güral Argat, "Biz sanayimizi koruyacağız dediğimizde birileri de kendisini korumak isteyecek; dolayısıyla karşılıklı duvarlar örülecek. İhracatta bir tıkanmayı zaten yaşıyoruz. Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlarda serbest ticaret anlaşmalarının yeterli olmadığını görüyoruz. Bugün Afrika'ya mal satmaya çıkın; her ülke yüzde 15, yüzde 20, yüzde 30 gümrük vergisi koyuyor. Orta Doğu'da da ülkelerin büyük çoğunluğunda yüksek gümrük vergileriyle karşılaşıyoruz" diye konuştu.
Dünya ticaretindeki yeni dengelerin farklı iş birliklerini ve daha geniş bir pazar yaklaşımını gerekli kıldığını belirten Güral Argat, bazı ülkelerin bu dönüşümü yeni ticaret anlaşmalarıyla değerlendirdiğini söyledi.
Hindistan'ın Avrupa Birliği ile serbest ticaret anlaşması yönündeki adımını örnek gösteren Güral Argat, "Bunu avantaja çeviren ülkeler var; Hindistan, Avrupa Birliği ile serbest ticaret anlaşması yapıyor. Bizim de daha ufuk açıcı olmamız ve serbest ticaret anlaşmalarıyla geliştireceğimiz rekabet gücünü farklı pazarlara taşımamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.