İktisatçı Mahfi Eğilmez, şirketlerin döviz cinsinden borç taşımasının tek başına risk oluşturmadığını, asıl riskin döviz yükümlülüklerinin döviz gelirlerini aşmasıyla ortaya çıktığını belirtti. Eğilmez, kurda yaşanabilecek yükseliş karşısında şirketlerin borçlarını ödeme ve çevirme kapasitesinin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Güncellenme: 23.09.2026 16:02:00
Cumhuriyet/Ekonomi Servisi Takip Et:İktisatçı Mahfi Eğilmez, şirketlerin döviz cinsinden borç taşımasının tek başına risk oluşturmadığını, asıl riskin döviz yükümlülüklerinin döviz gelirlerini aşmasıyla ortaya çıktığını belirtti. Eğilmez, kurda yaşanabilecek yükseliş karşısında şirketlerin borçlarını ödeme ve çevirme kapasitesinin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
102 yıllık tarihiyle Türkiye’nin en güvenilir gazetesi. Tıkla ve favori kaynaklarına ekle
İktisatçı Mahfi Eğilmez, kişisel blogunda yayımladığı yazıda şirketlerin döviz açık pozisyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eğilmez, bir şirketin döviz cinsinden borç taşımasının tek başına risk oluşturmadığını, asıl riskin döviz yükümlülüklerinin döviz gelirlerini aşmasıyla ortaya çıktığını belirtti.
Bir şirketin 100 milyon dolarlık döviz borcuna karşılık 30 milyon dolar döviz geliri olması durumunda 70 milyon dolarlık net döviz açığı oluşacağını belirten Eğilmez, kur yükseldiğinde borcun Türk Lirası karşılığının artacağını ve gelirler aynı oranda yükselmezse şirket bilançosunun olumsuz etkilenebileceğini ifade etti.
'MAKROEKONOMİK RİSKE DÖNÜŞEBİLİR'
Eğilmez, tek bir şirket açısından yönetilebilir olabilecek döviz riskinin, çok sayıda şirketin aynı anda açık pozisyon taşıması halinde ekonomi genelinde makroekonomik riske dönüşebileceğini söyledi.
Kur artışlarının şirket bilançolarını bozabileceğine, kredi riskini yükseltebileceğine ve yatırımlarla istihdam üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çeken Eğilmez, Türkiye'nin 2001 krizinde benzer bir mekanizmanın etkilerini yaşadığını hatırlattı.
2001 KRİZİNDEKİ BANKACILIK RİSKİNİ HATIRLATTI
2001 krizinde bankacılık sektörünün döviz açık pozisyonunun önemli bir kırılganlık unsuru olduğunu belirten Eğilmez, BDDK verilerine göre bankaların döviz pozisyonu açığının 19 Şubat 2001 itibarıyla 15,2 milyar dolar olduğunu aktardı.
Dalgalı kur sistemine geçilmesinin ardından Türk Lirası’ndaki sert değer kaybının bankaların bilançolarını olumsuz etkilediğini belirten Eğilmez, yüksek faiz, likidite sıkıntıları ve bankacılık sektöründeki yapısal sorunların da krizin derinleşmesinde rol oynadığını ifade etti.
Eğilmez, 2001 krizinden çıkarılması gereken derslerden birini, döviz riskinin bilançolarda birikmesine rağmen kur şoklarıyla birlikte finansal sistem üzerinden ekonominin geneline yayılabilmesi olarak değerlendirdi.
REEL SEKTÖRÜN NET DÖVİZ AÇIĞI 210,8 MİLYAR DOLAR
Eğilmez, günümüzde bankacılık sisteminin 2001 döneminden farklı bir yapıya sahip olduğunu ancak bu kez reel sektör şirketlerinin döviz açık pozisyonunun dikkat çekici seviyeye ulaştığını belirtti.
TCMB'nin Temmuz 2026 verilerine göre reel sektör firmalarının 190,4 milyar dolarlık döviz varlığına karşılık 401,2 milyar dolar döviz yükümlülüğü bulunuyor. Buna göre sektörün net döviz pozisyonu açığı 210,8 milyar dolar seviyesinde.
'TEK BAŞINA KRİZ GÖSTERGESİ DEĞİL'
Eğilmez, 210,8 milyar dolarlık net açığın tek başına bir kriz göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Şirketlerin döviz gelirlerinin, ihracat performanslarının, döviz varlıklarının, borçların vadesinin ve kur riskinden korunmak için kullanılan araçların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Eğilmez, buna rağmen reel sektörün döviz açığının yakından takip edilmesi gereken bir gösterge olduğunu kaydetti.
Eğilmez'e göre temel risk, şirketlerin kurda yaşanabilecek yükseliş karşısında döviz cinsinden borçlarını çevirebilme ve ödeme kapasitesiyle ilgili.
İlgili Konular: #dolar #döviz #Mahfi Eğilmez
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.