Bir tarafta, 16 makro projeyle yola çıkıp 60’ın üzerinde projeyi hayata geçiren ve bunları yeni dönemde bir üst seviyeye taşımayı hedefleyen İbrahim Burkay var. Diğer tarafta ise Bursa Ticaret Borsası Başkanlığı dönemindeki icraatları üzerinden eleştiriler yöneltilse de kendi şirketi Matlı Holding’de büyümesini sürdüren, aynı zamanda Bursaspor’a verdiği ciddi destekle taraftarın da ilgisini çeken Özer Matlı bulunuyor. Seçim yarışı bugüne kadar büyük ölçüde centilmence ve seviyeli ilerlerken, son dönemde araya girip durumdan vazife çıkaran bazı isimler nedeniyle ortamın giderek gerildiğine tanık oluyoruz. Açılan sosyal medya hesapları üzerinden yapay zekâ destekli içeriklerle yürütülen tartışmalar, iş dünyasının alışık olmadığı bir seçim atmosferini ortaya çıkardı. BTSO Başkanı İbrahim Burkay, 12 yıllık görev süresince yaptığı çalışmaları ve yeni dönemde hayata geçirmeyi planladığı projeleri “2030 Vizyonu” başlığı altında kamuoyuyla paylaşırken, çok sayıda iş insanının uzun süredir beklediği KOBİ OSB konusunda da önemli bir müjde verdi. Özer Matlı ise “2040 Vizyonu” adı altında yeni dönemde gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği projeleri açıkladı.
İş dünyasının beklentisi adayları daha yakında tanıyıp projeleri ışığında oy kullanmak. Ama öyle olmadı. Bu süreçte adaylara desteğini açıklayan oda ve STK başkanlarının hedef tahtasına konulduğunu, sanayi ve ticaret odalarının ayrılmasının yeniden gündeme getirildiğini görüyoruz. Düne kadar methiyeler düzülen BTSO projeleri bir anda “tu kaka” ilan edilir oldu. Hatta TEKNOSAB, BESOB’un yıllardır tartışılan ve geleceği konusunda belirsizliklerin bulunduğu Çataltepe projesiyle kıyaslanmaya başlandı. Pes doğrusu! Yapmayın, bu kadar da olmaz. TEKNOSAB’da risk alarak yatırım yapan iş insanları zaten mevcut ekonomik şartlar içerisinde ciddi bir mücadele veriyor. Üstelik hâlâ önemli miktarda katılım payı ödemeleri söz konusu. Bu yatırımcılara bir de seçim tartışmaları üzerinden yüklenmenin kimseye faydası yok. Eğer TEKNOSAB’da, Bursa Business School’da ya da başka bir iştirak de yanlış işler yapıldığı düşünülüyorsa, bunların seçimden hemen önce değil, zamanında sorgulanması gerekmez miydi? Madem ortada yanlış olduğu düşünülen işler vardı, neden bugüne kadar gündeme getirilmedi? Devletin savcıları var, CİMER var, hukuk yolları var. Elinizde bilgi ve belge varsa bunları ilgili mercilere sunarsınız, hukuk önünde hesabını sorarsınız.
Başta da ifade ettiğim gibi, maalesef seçim ortamında kendisini öne çıkarmak isteyen bazı isimler sürecin bu noktaya gelmesine neden oldu. Oysa unutulmamalı ki 1 Ekim’de seçim bitecek. Ve bu camia, seçimden sonra yine birbirinin yüzüne bakacak. Bu nedenle kalan bir haftalık süreçte herkes içinde bulunduğu durumu ve kullandığı dili bir kez daha gözden geçirmeli. Seçim sonrasında aynı masalarda oturulacağı, aynı projeler için birlikte çalışılacağı unutulmamalı. Çünkü BTSO ve iştirakleri birer kurumdur. Devamlılık gerektirir. Umarım kalan kısa sürede aklıselim galip gelir ve Bursa iş dünyası daha fazla yara almadan bu süreç tamamlanır. Çünkü yaşanan tartışmaların ne Bursa’ya ne de ülke ekonomisine bir katkısı olacaktır. Geriye yalnızca küskünlükler, kırgınlıklar ve seçim sonrasında temizlenmesi zor izler kalır. Bursa iş dünyasının ihtiyacı olan şey kavga değil, seçimden sonra da birlikte çalışabilecek bir iklimdir.
Yorumlar (0)
Giriş yaparak yorum yazabilirsin.
İlk yorumu sen yaz.